Bu Blogda Ara
8 Kasım 2010 Pazartesi
30 Ekim 2010 Cumartesi
Cenap Şahabettin ve Tevfik Fikret
Birkaç arkadaş oturmuş konuşuyorlardı, edebiyatı ve siyaseti tartışıyorlardı, konu Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın sanatçılarla ve edebiyatçılarla yaptıkları toplantılardı...
Birinin aklına Hüseyin Baş’ın esprisi geldi, Hüseyin Baş, Adalet Ağaoğlu’nun Cumhurbaşkanı’nın davetine katıldığını duyunca “Adalet yerini bulmuş!” demişti de...
* * *
Bir “yandaş”tan söz edilince “Tıpkı Cenap Şahabettin gibi” dediler.
Niye, ne benzerliği var?
Cenap Şahabettin şairdi, yazardı, Askeri Tıbbiye mezunu doktordu...
Bir özelliği daha vardır ki kişiliğini biçimlerdi, Şükran Kurdakul onun için “Hem küçük burjuvaziyi, hem Osmanlı ahlakını örnek alabilecek nitelikleri kimliğinde birleştirme ustalığını başarabilmiştir” derdi.
İktidarda İttihat Terakki partisi vardı, Cenap Şahabettin partinin önde gelenlerine övgü yağdırır, inkılabın kalbi Talat, pazusu Enver’dir diye övgüler düzer. İpek ticareti yaparken “evet Cenap Şahabettin’in tüccarlığı da vardır, bugünkü benzerleri gibi.” Şam’da kendisine ücretsiz vagon verilmesini emreden Cemal Paşa ise, Cenap Şahabettin’e göre “Kadife içinde çelik bir yumruk”tur.
* * *
Ama ne zamanki Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle çıkacağımızı anlayınca, Cenap Şahabettin’in atış hedefi de değişir, önce Meclis’e, sonra ittihatçı liderlerde hakarete varan saldırılara başlar.
Anadolu Milli direnişine de karşıdır, ama önce söyleyemez, kılıf arar “milli edebiyat” akımını yerden yere vurur “Türkçe kökenli kelimeleri ağzına almaktan bile utanmaktadır.” Ali Kemal’in Peyam gazetesinin yazarlarındandır, Bursa’yı savunmak için canlarını ortaya koyanlara hiç utanmadan saldırır: “İlkbaharda Bursa ovasını bir savaş alanı yapmak Yarabbi! Bu çılgın teşebbüs, güzelliğe, tabiatın hukukuna, zemine ve semaya, hepsine karşı çıkmak ahmak bir cinayettir.”
Cenap Şahabettin’in Milli Mücadele’ye bakışı budur.
* * *
Sonra...
Kurtuluş Savaşı kazanıldığında kendisini “hakir bir şair” diye tanıtır, af diler.
“Milliler” ve “devrimciler” de onu affederler, Ali Kemal’in akıbeti ise linç edilmektir.
Artık eline devrimci kalemini alıp “Gazi hazretleri”nin meziyetlerini belirtip “ebedi, şanlı inkılap kartalı” diye yazmanın zamanı gelmiştir.
* * *
Uzun süre tartıştılar, benzettiler, ‘günümüzün Cenap Şahabettin’i kim?’ diye...
Biri “Kim?” diye sormak yetmez?” dedi.
“Kimler demek gerek!”
* * *
Cenap Şahabettin’in yaşadığı dönemde bir şair daha vardır: İttihat ve Terakki iktidarına karşıdır, belki de ilk defa ekonomik hak ve özgürlüklerden yoksun olan halka, kâğıt üzerinde tanınan özgürlüğün bir anlamı olmadığını anlar ve “Hanı Yağma“yı yazar:
“Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Hesap, nesep, şeref, şatafat, oyun, düğün, konak, saray
Bütün sizin efendiler, konak, saray, gelin, alay
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...”
Ve bunların geleceğini söyler.
“Bu harmanın sonu gelir, kapıştırın gider ayak!“
Ya bunlara katlananların?“Yandaşlık yapanlara söylenecek laf yok mudur?“
Olmaz mı?
Tevfik Fikret onlara da der ki:
“Senden de bir hesap arar ati-i müşteki!“
Yani gelecek kuşaklar, senden bugünlerin hesabını soracaktır.
Birinin aklına Hüseyin Baş’ın esprisi geldi, Hüseyin Baş, Adalet Ağaoğlu’nun Cumhurbaşkanı’nın davetine katıldığını duyunca “Adalet yerini bulmuş!” demişti de...
* * *
Bir “yandaş”tan söz edilince “Tıpkı Cenap Şahabettin gibi” dediler.
Niye, ne benzerliği var?
Cenap Şahabettin şairdi, yazardı, Askeri Tıbbiye mezunu doktordu...
Bir özelliği daha vardır ki kişiliğini biçimlerdi, Şükran Kurdakul onun için “Hem küçük burjuvaziyi, hem Osmanlı ahlakını örnek alabilecek nitelikleri kimliğinde birleştirme ustalığını başarabilmiştir” derdi.
İktidarda İttihat Terakki partisi vardı, Cenap Şahabettin partinin önde gelenlerine övgü yağdırır, inkılabın kalbi Talat, pazusu Enver’dir diye övgüler düzer. İpek ticareti yaparken “evet Cenap Şahabettin’in tüccarlığı da vardır, bugünkü benzerleri gibi.” Şam’da kendisine ücretsiz vagon verilmesini emreden Cemal Paşa ise, Cenap Şahabettin’e göre “Kadife içinde çelik bir yumruk”tur.
* * *
Ama ne zamanki Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle çıkacağımızı anlayınca, Cenap Şahabettin’in atış hedefi de değişir, önce Meclis’e, sonra ittihatçı liderlerde hakarete varan saldırılara başlar.
Anadolu Milli direnişine de karşıdır, ama önce söyleyemez, kılıf arar “milli edebiyat” akımını yerden yere vurur “Türkçe kökenli kelimeleri ağzına almaktan bile utanmaktadır.” Ali Kemal’in Peyam gazetesinin yazarlarındandır, Bursa’yı savunmak için canlarını ortaya koyanlara hiç utanmadan saldırır: “İlkbaharda Bursa ovasını bir savaş alanı yapmak Yarabbi! Bu çılgın teşebbüs, güzelliğe, tabiatın hukukuna, zemine ve semaya, hepsine karşı çıkmak ahmak bir cinayettir.”
Cenap Şahabettin’in Milli Mücadele’ye bakışı budur.
* * *
Sonra...
Kurtuluş Savaşı kazanıldığında kendisini “hakir bir şair” diye tanıtır, af diler.
“Milliler” ve “devrimciler” de onu affederler, Ali Kemal’in akıbeti ise linç edilmektir.
Artık eline devrimci kalemini alıp “Gazi hazretleri”nin meziyetlerini belirtip “ebedi, şanlı inkılap kartalı” diye yazmanın zamanı gelmiştir.
* * *
Uzun süre tartıştılar, benzettiler, ‘günümüzün Cenap Şahabettin’i kim?’ diye...
Biri “Kim?” diye sormak yetmez?” dedi.
“Kimler demek gerek!”
* * *
Cenap Şahabettin’in yaşadığı dönemde bir şair daha vardır: İttihat ve Terakki iktidarına karşıdır, belki de ilk defa ekonomik hak ve özgürlüklerden yoksun olan halka, kâğıt üzerinde tanınan özgürlüğün bir anlamı olmadığını anlar ve “Hanı Yağma“yı yazar:
“Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Hesap, nesep, şeref, şatafat, oyun, düğün, konak, saray
Bütün sizin efendiler, konak, saray, gelin, alay
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...”
Ve bunların geleceğini söyler.
“Bu harmanın sonu gelir, kapıştırın gider ayak!“
Ya bunlara katlananların?“Yandaşlık yapanlara söylenecek laf yok mudur?“
Olmaz mı?
Tevfik Fikret onlara da der ki:
“Senden de bir hesap arar ati-i müşteki!“
Yani gelecek kuşaklar, senden bugünlerin hesabını soracaktır.
29 Ekim 2010 Cuma
29 EKİM *YILMAZ ÖZDİL
29 Ekim
Konstantin...
Yunan Kralı’ydı.
Kayzer’in kız kardeşiyle evliydi; Alman İmparatoru’nun hem eniştesi, hem kuklasıydı. Kayzer ne derse onu yaptığı için, İngilizlerin yanında yer almadı. İngilizler baktı ki, bu kuklayla olmuyor, başka kukla buldular. “Efendi gibi çekil, yoksa seni devirip, Venizelos’u başa geçireceğiz” dediler.
Buldukları kukla, Venizelos değildi aslında...
Kral’ın küçük oğlu Aleksandros’tu.
*
Konstantin tırstı.
Kendisi gibi Alman kuklası olan büyük oğlunu da yanına aldı, Almanya’ya sığındı.
*
Aleksandros hayırlı evlattı!
Babasını yolcu etti...
Tahta geçti.
*
Lay lay lom bi arkadaştı.
Tahtın yaşayan iki vârisi varken, kral olma ihtimali bulunmadığı için, piyangodan kral olana kadar Yunanistan’a uğramıyor, Oxford’da okuduğu için İngiltere’de yaşıyor, tenis oynuyor, futbol maçlarına gidiyor, otomobil yarıştırıyor, para saçıyor, kızlarla gününü gün ediyordu.
*
Kafaya tacı taktılar.
İplerini Venizelos’a verdiler.
*
Venizelos, İngilizlerle işi bağlamıştı, “Takıl bana, seni İzmir’de krallar gibi yaşatıcam” dedi, tuttu kolundan bu kazmayı, İzmir’i işgal ettirdi. İngilizler Venizelos’u kullanıyor, Venizelos İngilizleri kullanıyordu. Anadolu’da gözü yoktu, n’aapsın çorak toprakları, patlıcan ekecek değildi herhalde, hiç acelesi de yoktu, gözü İstanbul’daydı. Osmanlı paketlendikten sonra, kurşun bile sıkmadan oturduğu Ege’nin ve ardından İstanbul’un tapusunu alma niyetindeydi.
*
Bizim İngiliz kuklası padişah, Mustafa Kemal’e idam fermanı çıkardığında... Öbür kukla Aleksandros, sarayında, sevgili köpeği Fritz ile oynuyordu; bi de maymunu vardı, Moritz.
*
Maymun Moritz, köpek Fritz’i kıskandı, saldırdı, Kral araya girdi, ayırmaya çalıştı, maymun dolmuş iyice tabii, bu saatten sonra kralını tanımam dedi, Kral’a da girişti... Kral’ın yüzü gözü haşat oldu, kan revan... Maymun köpeği öldürdü, askerler de maymunu vurdu.
*
Gel gör ki, kan zehirlenmesi olmuştu, İzmir’i işgal emrini veren kukla, bağıra bağıra öldü.
*
Konstantin, maymuna dua ederek, eskisinden güçlü şekilde geri geldi, tahta oturdu. Hadi bakalım, Venizelos topladı bavulu, İngiltere’ye sığındı. İngilizler mecburen, üç maymunu oynadı, tahttan indirdikleri Konstantin’in tahta oturmasına ses çıkaramadı. Üstelik, dünya savaşı bitmişti, Almanlar ayvayı yemişti, dolayısıyla, artık Konstantin’i de kendi çıkarları için maymuncuk olarak kullanabilirlerdi. Pek beğendiler bu fikirlerini...
Şampanya patlattılar.
*
Gel gör ki, maymun sayesinde tahta dönen Konstantin, maymun iştahlıydı, masada paylaşımı beklemedi, kendini başkomutan ilan etti, “mahvoluruz” diyen subaylarını dinlemedi, kahraman edasıyla Anadolu’ya saldırdı.
*
Mustafa Kemal, işte bu hatalı hamleyi bekliyordu... İzmir’e ve İstanbul’a yerleşmiş, durarak savunma yapacak olan işgal güçlerini söküp atmak zordu. Hiç tanımadıkları Ege coğrafyasına yayılan Yunan ordusunu, salam gibi dilim dilim doğrayacağını biliyordu. Öyle yaptı. Önce durdurdu, sonra süvarileriyle aralarına girerek, birbirleriyle bağlarını kopardı, sırtı boşta kalan paniğe kapıldı, İzmir’e doğru kaçmaya başladı...
Hoş gelişler ola, ittirdi, denize döktü.
*
Kukla mucidi ve suçu başkasına yıkma uzmanı Winston Churchill, şu tespiti yapmak zorunda kaldı: “Bir maymun çırmığı, İstanbul’u kaybetmemize ve 250 bin insanın ölümüne mal oldu!”
Siz siz olun... Bedelini kanla-canla ödediğimiz cumhuriyetimize sahip çıkın, aman diim, devlet katında maymun barındırmayın.
İŞTE ATATÜRK'ÜN GERÇEK SESİ
İŞTE ATATÜRK'ÜN GERÇEK SESİ
Atatürk'ün restore edilen görüntüleriyle ilk kez duyacağınız gerçek sesi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirilen "Osmanlı İmparatorluğu, Cumhuriyetin İlk Yılları ve Atatürk'e ait yazar tabanlı filmlerin restorasyon" projesinin tanıtımı yapıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay "Bu kayıtlar uzun süreden bu yana üniversitede duruyormuş sonra bunların restore edilmesi konusundan bir anlaşma yapma ihtiyacı doğdu. Telif Hakları Sinema TV Genel Müdürlüğümüzle üniversitemiz arasında böyle bir işbirliği ortaya çıktı" şeklinde konuştu. Günay, "Toplumun geçenlerde çok ilgisini çekti. Atatürk'ün gerçek sesine ulaşıldı diye. Doğru. Yani biz Atatürk'ü 10. Yıl Nutk'unda o tiz sesle dinlemeye alışmışız. Halbuki hepimizin ses tonuna benzeyen ortalama bir ses tonuyla meclise hitabı var " diye konuştu. (Pınar ÇITAK KOYGUN-Tahsin LALE/DHA)
Atatürk'ün restore edilen görüntüleriyle ilk kez duyacağınız gerçek sesi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirilen "Osmanlı İmparatorluğu, Cumhuriyetin İlk Yılları ve Atatürk'e ait yazar tabanlı filmlerin restorasyon" projesinin tanıtımı yapıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay "Bu kayıtlar uzun süreden bu yana üniversitede duruyormuş sonra bunların restore edilmesi konusundan bir anlaşma yapma ihtiyacı doğdu. Telif Hakları Sinema TV Genel Müdürlüğümüzle üniversitemiz arasında böyle bir işbirliği ortaya çıktı" şeklinde konuştu. Günay, "Toplumun geçenlerde çok ilgisini çekti. Atatürk'ün gerçek sesine ulaşıldı diye. Doğru. Yani biz Atatürk'ü 10. Yıl Nutk'unda o tiz sesle dinlemeye alışmışız. Halbuki hepimizin ses tonuna benzeyen ortalama bir ses tonuyla meclise hitabı var " diye konuştu. (Pınar ÇITAK KOYGUN-Tahsin LALE/DHA)
26 Ekim 2010 Salı
nietzsche şöyle buyurur:
nietzsche şöyle buyurur:
"cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi, hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. sadece seçim yaptığını zanneder. cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır! böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve madrabaz hainlerdir!"
------
e.akyol
"cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi, hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. sadece seçim yaptığını zanneder. cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır! böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve madrabaz hainlerdir!"
------
e.akyol
20 Ekim 2010 Çarşamba
Christian ile Bettina..20/10/2010 yılmaz özdil
Christian ile BettinaAlmanya Cumhurbaşkanı geldi.
*
Dindar bi ailenin çocuğuydu.
“Hıristiyan” adını koydular ona.
Babası zampara çıktı.
Henüz bebekken, anasını boşadı.
Annesi başkasıyla evlendi.
Üvey baba şerefsiz evladıydı.
16 yaşındayken, annesi öldü.
Üvey babası sokağa attı.
Öz babası da yanına almadı.
*
Büyüdü, hukuk okudu.
Okul arkadaşıyla evlendi.
Kızları oldu.
Örnek babaydı.
Siyasete atıldı.
Aşağı Saksonya Başbakanı oldu.
*
Başbakanken, Afrika’ya resmi ziyarete gitti, oradayken, kendisinden 15 yaş küçük Bettina’yla tanıştı. Üniversitede gazetecilik okumuştu ama, gazetecilik yapmıyor, bir lastik şirketinin basın danışmanlığını yapıyordu Bettina... O vesileyle katılmıştı Afrika gezisine.
*
Bi safari...
Bettina hamile kaldı!
*
Koyu dindar, “Hıristiyan” adını taşıyan, üstelik “Hıristiyan” Demokrat Parti’nin mensubu olan “muhafazakâr” Başbakan, evliyken, evlilik dışı ilişkiye girmişti yani...
Babasının yaptığını yaptı, kızının anası 18 yıllık eşini şak diye boşadı, hamile bıraktığı Bettina’yla evlendi.
*
Buyrun buradan yakın...
Evli Başbakan’dan hamile kalıp, Başbakan’ın yuvasını yıkan fingirdek Bettina’nın bi tane de oğlu olduğu ortaya çıktı iyi mi!
*
Hiç evlenmemişti halbuki... 18’ine gelince ailesinden ayrılmış, ayrı eve çıkmış, evlilik dışı çocuk doğurmuş, sonra, oğlunun babasından ayrılmıştı. Hareketli kızdı. Gece hayatını seviyordu. Arkadaşları, sarı saçları ve 1.80’lik boyuyla Brigitte Nielsen’e benzetiyordu.
*
Başbakan eşi olunca, röportaj verdi, “Hayatımı yönlendirmek için kimseyi bekleyemem, kimseye danışmam, kimseye bağımlı olmam” dedi... “Bende böyle şekerim, yerseniz” demek istedi.
*
Hep bakımlı. Ojesiz gezmiyor. Marka tutkunu. Ayakkabı hastası... Arkadaşlarına ayakkabı hediye etmesiyle tanınıyor. Gamsız... Kameraların önünde dudak dudağa öpüşmekten çekinmiyor. Kahkahaları meşhur. Klasik müzikten daralıyor, Madonna, Elton John konserlerini kaçırmıyor, U2 hayranı... Eskiden, gece kulüplerinde dans gösterilerine bile katılmış.
*
İki dövmesi var. Biri sağ kolunda, anahtar deliği etrafında alevler figürü...
Öbürünün yeri bilinmiyor!
Kimi sırtında diyor, kimi kalçasında.
Çatalda olduğunu iddia edenler var.
*
Uzatmayayım, eşi Cumhurbaşkanı seçilince, Almanya’nın gelmiş geçmiş en genç ve ilk dövmeli first lady’si oldu bu çılgın kız... Doğurdu, bir oğlu daha oldu.
*
Ve, şimdi Türkiye’de...
*
Ufak tefek mırın kırın edenler var ama, Alman halkı onunla gurur duyuyor. “Cumhurbaşkanı ot gibi adamdı, hayatına renk kattı” diyorlar. Sarkozy’nin eşi Carla Bruni’yle, Obama’nın eşi Michelle’le kıyaslıyorlar Bettina’yı... Hatta, Die Zeit gazetesi, “Askerlerimizin dolaplarına resmini asmak isteyeceği bir first leydimiz var” yorumunu bile yaptı. Seviyorlar onu.
*
Çünkü...
Yok efendim, evlilik dışı ilişkisi olmuş, vay efendim, first leydinin kolunda dövmesi varmış da, ulu orta öpüşüyormuş filan, orasıyla ilgilenmiyorlar. “Özel hayatıdır, kimseyi alakadar etmez” diyorlar.
*
Zaten, Almanya’nın muhafazakâr başbakanı Angela Merkel’in de soyadı Merkel değil aslında... İlk eşinin soyadı ama, orasıyla da kimse ilgilenmiyor. “Bizi ırgalamaz” diyorlar.
*
Gelin görün ki...
*
Aynı Almanya Cumhurbaşkanı, aynı Bettina yüzünden büyük bi skandala karıştı... Az daha siyasi hayatı bitecekti!
*
Peki niye?
*
Çünkü...
Henüz başbakanken, Bettina’yla birlikte, Florida’ya Noel tatiline gitti. Kendi cebinden ödeyerek, özel havayolu şirketi Air Berlin’den bilet almıştı. Tesadüf bu ya, tatile gitmeden önce, bir kokteylde Air Berlin’in yönetim kurulu başkanıyla karşılaştı Bettina... “Air Berlin’in hizmetini beğeniyoruz, hatta tatilimize sizin uçağınızla gidiyoruz” dedi. Sohbet sırasında, ekonomi sınıfı bilet aldıkları ortaya çıktı. Air Berlin’in yönetim kurulu başkanı jest yaptı, daha rahat uçsunlar diye, ekonomi sınıfı biletleri, business’a çevirdi. Uçtular.
*
Bi döndüler kardeşim...
Gazetelerde manşet!
*
Almanya ayağa kalkmıştı. Kanun gereği, siyasetçinin 10 euro’dan fazla hediye alması yasaktı. Bu ne rezaletti. Resmen rüşvetti. Hannover Savcısı şıırrak diye soruşturma açtı.
*
Bizim Christian, ebelek gübelek yapmadı, şerefsiz basın demedi, savcıyı da ideolojik davranmakla suçlamadı, çıktı, Alman halkından özür diledi, “Hata yaptım, haberim bile yoktu ama, uçakta karşılaştığım emrivakiye itiraz etmeliydim, suçluyum, özür dilerim” dedi. Çıkardı cebinden, takır takır, bilet farkını ödedi. Böylece, savcı da soruşturmayı geri çekti.
*
Pürüzsüz “siyasi hayatı”ndaki ilk ve son skandal bu oldu.
*
Özetle.
Alman halkı, kimin kimi becerdiğiyle ilgilenmiyor, Alman halkını becermeye kalkan var mı, onunla ilgileniyor...
Yüz yirmi yedi bin iki yüz seksen beş sene var Almanya olmamıza.
19 Ekim 2010 Salı
HSYK filan yılmaz özdil
HSYK filan
HSYK seçimleri yapıldı...
Seyrediyorum televizyonda, genç bir savcı, oy vermek için sırasını bekliyor, kucağında 5-6 yaşındaki kızı, meğer eşi de hâkimmiş, haliyle o da oy kullanmaya gelmiş, hâkim anne çıkacak, savcı baba girecek, “Çocuğu bırakacak kimsemiz olmadığı için beraberimizde getirdik” diyor.
*
Beyşehir.
Hacıakif Mahallesi.
Kapıda ambulans.
Üç katlı apartmanın giriş dairesinden battaniyeye sarılı cansız bir beden çıkarıyor polisler, suratları allak bullak... Savcı nezaret ediyor, neler görmüş o güne kadar ama, bu başka, duygusal olarak darmadağın... Battaniyenin içinde bir kız çocuğu var çünkü.
*
Tavana asmış kendini.
*
Bakıyorlar sağa sola.
Öğrenci kimliği...
Henüz 14 yaşında.
*
Bekliyorlar biraz, ne gelen var eve, ne giden... “Annesinin arkadaşıyım” diye telefon eden bir kadının ihbarıyla geldikleri adreste, cenazenin sahibini arıyorlar. Kadını buluyorlar. “Annesi nerede?” diye soruyorlar... 10 gün önceki fuhuş operasyonunda içeri tıkıldığı ortaya çıkıyor.
*
Ya babası?
*
Anneyi tanıyan kadın, babayı tanımıyor, “Ana-kız yaşıyorlardı” diyor. Komşulara soruyorlar. Bilen yok. Zaten 15 gün önce taşınmışlar, tüm bildikleri bu... Ev kiralık. Ev sahibi bulunuyor. “Kadınla adam geldi, evliyiz dediler, adam eczacı kalfasıymış, parada anlaştık, verdim” diyor. Eczacı kalfası denilen adamı soruşturuyorlar... Kocası değil. Eczacı da değil. O da içerde. Aynı operasyondan.
*
Son çare muhtar... Muhtara gidiliyor. Evet, 15 gün önce taşınmışlar ama, ana-kız kayıtlı, adam yok, Aksaray’dan gelmişler Beyşehir’e, Aksaray’daki eski adresi veriyor muhtar... Aksaray’a soruluyor. Dram büyüyor. Babası, dört sene önce birini öldürmüş, cezaevinde yatıyor.
*
Üstelik, baba öz baba değil... Canına kıyan kızın, gayrimeşru ilişkinin meyvesi olduğu, annesinin bu adamla evlendiği, adamın da kızı nüfusuna geçirdiği ortaya çıkıyor.
*
Okula soruluyor. Öğretmenlerin başından aşağı kaynar su dökülüyor. Çünkü, ne ananın içeri tıkıldığından haberleri var, ne babadan, ne de kızcağızın kendini astığından... Yeni öğrenci, derslerinde başarılı, yürüyerek gelip gidiyor, yalnız; tüm bildikleri ev adresi.
*
Ana içerde.
Babalık içerde.
Ana yıllar önce reddedilmiş, akraba yok, varsa da, nerede olduklarını bilen yok.
*
Kız tek başına... Morgda.
*
Beyşehir Belediyesi yıkatıyor talihsiz körpenin bedenini, götürüp, Merkez Çarşı Camii’nin musalla taşına koyuyor. Öğle namazından çıkan cemaat kılıyor hiç tanımadıkları hemşerilerinin namazını, âdetten ya, haklarını helal ediyorlar... Alıyorlar omuzlara tabutu, cenaze arabasına yüklüyorlar, onlar da götürüp şehir mezarlığına defnediyor.
*
Böylece, kim olduğu bilinmeden, o güne kadar hiç merak edilmeden, oradan oraya savrulan... Kalabalıklar içinde tek başına yaşadığı 14 senelik ömründe, sanırım ilk kez “adresi” oluyor.
*
155 ada.
27 numara.
*
Koca koca yazarlar demokrasi,hak-hukuk filan gibi koca koca laflar döşenirken yazmak istedim, başka seçeneği kalmayan, tavana asılı küçük kızı.
*
Bırakacak kimsesi olmadığı için kendi çocuğunu kucaklayıp “adalet oylaması”na getiren ana-babalar okusun diye yazmak istedim... Karar verirken, başkalarının çocuklarını da kucaklasınlar diye.
*
Yoksa, senden olan senden olmayan’ların listesini manşetlere assan n’olur asmasan n’olur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Para - borsaile ilgili herşey
sitene html kodları
HTML KODLARI SEÇ BEĞEN
- Sitene Direkt Okunan Süper Fıkra Koy
- Sitene Fıkra Menüsü Koy Ekle
- Güncel Dış haberleri Sitene Ekle
- Sitene Şans Oyunları Sonuçları
- Efekt
- Sitenede Çıkınca Mesaj Verilsin
- Tüm Sayfayı Soldan Sağa Kaydırma
- Resim Slayt
- Haber Kodu Sitene Hber Koy
- Sitende Jennifer Lopez - Get Right Çalsın
- Sitende Beyonce - Naughty Girl Çalsın
- Sitende Celine Dion - My Heart Will Go On (tıtanıc) Çalsın
- Sitende Eminem - Mocking Bird Çalsın
- Sitende Eminem Ass Like That Çalsın
- Sitende Sean Paul - We'll Be Burning Çalsın
- Sitende 50 Cent - Just A Lil Bit Çalsın
- Sitene Canlı TV Ve Radyo Ekleyin
- Sitene Takvim Ekle
- Gelişmiş Arama Motoru
- bilgi.com un Web Arama Motoru
- bilgi.com un Video Arama Motoru
- Google Arama Motorunu Sitene Koy
- Sitene Yahoo Arama Motorunu Ekle
- Sitene LiveSearch Arama Motorunu Koy
- Giriş Sayfası Yapma Kodu
- Sitende Türkçe Tarih Olsun
- Kayarak Açılan Sayfa
- 24 Saat Müzik Kaliteli Radyo
- Sayfanıza Sihay Baloncuk Yağsın
- Sitenize Sağ Tuş Engeli Koyma
- Resmin Kodu
- Resmin Kodu 2
- Resmin Kodu 3
- Boyuna Haber Kodu
- Siteni Animasyonlu Bir Şekilde Aç
- Sitene Canlı Radyo Koy
- Sitende 20 Tane Oyun Yayınla
- Sitene Başka 20 Tane Oyun Koy
- Dünya nın En Çok Ziyaret Edilen Türkçe Web Siteleri Kodu
- Sitene Dünyanı En Çok Ziyaret Edilen Sitelerinin Listesini Koy
- Google ı Sitenin İçine Koy
- Bilgisayara Göz Atma Kodu
- Sitene Kutucuk Koy
- Button Kodu
- Giris Sayfası Yapma Kodu
- Linke Gelince Altta ve Üstte Çizgileri Oluşuyor!
- Döviz Kurları
- Devletim.com Listesi
- Sitene Video Oyun Animasyon
- 8 Tane Güncel Oyun
- Günlük Burç
- Güncel Teknoloji Haberleri
- Sitene Güncel Magazin Haberleri
- Matrix Arka Plan Efekti
- Sayfa Her Yenilendiğinde Arka Planın Rengi Değişir
- Uzay Arka Plan
- Buttonun Üstüne Gelince Kaçıyor
- Mause Efekti Mausenin Etrafında Renkli Pullar Dönüyor
- Mause Arkasından Renkli Renkli Simler Bırakıyor
- Sitene Dıgıtal Saat Koy
- Sitene Açılan Menü Ekleyin
- Resim Efektleri Resme Tıkla Uçsun
- Sitenizde Kilo Hesaplayıcınız Olsun
- Sitenize Gazeteler Köşesi
- Tüm İllerin Hava Durmuları
- Süper Haber Listesi Kodu
- Sitenize TV Dde Bugün Menüsü
- Siten İçin Süper Bir Arama Motoru
- Güncel İnternet Haberleri
- Hergün Güncellenen Spor Haberleri
- Efekt
- Sitenede Çıkınca Mesaj Verilsin
- Tüm Sayfayı Soldan Sağa Kaydırma
- Resim Slayt
- Haber Kodu Sitene Hber Koy
Yabancı Kaynaklar
| <CNN (ABD) New York Times (ABD) Usa Today (ABD) Washington Post (ABD) Der Spiegel (Almanya) Die Welt (Almanya) The Australian (Avustralya) Le Soir (Belçika) Jornais do Brasil (Brezilya) China Online (Çin) Lemonde (Frana) Liberation (Fransa) Dernieres Nouvelles d'Alsace (Fransa) Tous les journaux (Fransa) The Sun (İngiltere) Guardian (İngiltere) Periodicos (İspanya) Giornale (İtalya) Corriere Della Sera (İtalya) Japan Times (Japonya) Ahram (Mısır) Dawn (Pakistan) Jornais Portugueses |
Akşam Gazetesi
Birgün Gazetesi
Bugün Gazetesi
Cumhuriyet Gazetesi
Evrensel Gazetesi
Güneş Gazetesi
Halka ve Olaylara Tercüman
Hürriyet Gazetesi
Kurultay
Milli Gazete
Milliyet Gazetesi
Ortadoğu Gazetesi
Radikal Gazetesi
Sabah Gazetesi
Star Gazetesi
Şok Gazetesi
Takvim Gazetesi
Türkiye Gazetesi
Vakit Gazetesi
Vatan Gazetesi
Yeni Asya Gazetesi
Yeniçağ Gazetesi
Yeni Mesaj Gazetesi
Yeni Şafak Gazetesi
Zaman Gazetesi







