Bu Blogda Ara
2 Ağustos 2008 Cumartesi
18 Haziran 2008 Çarşamba
iranda kadın olmak/iran manzaraları/Trafik değil ahlak kontrolü
16 Haziran 2008 Pazartesi
Budur...Yılmaz ÖZDİL
Yusuf... İzmirli.
Lise mezunu.
İşsiz.
Bir kontör harcadı.
Var Mısın Yok Musun'a katıldı.
Son 2'ye 50 ve 200 bin liralık kutularla girdi... 105 bin liralık teklifi reddetti.
Risk aldı.
Kutusundan 200 bin lira çıktı.
Köşeyi döndü.
*
Yusuf... İzmirli.
Lise mezunu.
Öğrenci.
Ailesi 50 bin lira harcadı.
Yarın ÖSS'ye katılacak.
Son 2'ye dershane ve özel dersle girdi.
Boşver, askere git, tekstil atölyesinde kayıtdışı çalışırsın teklifini reddetti.
Risk aldı.
Kazanırsa, 4 senesi var.
Mezun olduktan sonra işe girmeyi başarırsa, anca asgari ücret alacak, yemese içmese, bir kuruşunu bile harcamasa, 200 bin lirayı toparlaması kaba hesap 33 sene falan sürecek.
*
Yusuf... İzmirli.
Lise mezunu.
İşsiz.
Bir kontör harcadı.
Desti İzdivaç'a katıldı.
Son 2'ye bir dul ve evde kalmış bir kızla girdi... Dulun ölen babasından maaşı var.
Kapatma davası değil, İran operasyonu yigit bulut /yorum -analiz
Sevgili dostlar, bu tezi daha önce de sizlere aktarmış ve iddianın açılımında “Türk halkının, yükselen şeriat tehlikesi” eşliğinde, en zoru yaşadıktan sonra, İran’a yönelik bir ABD operasyonuna daha açık destek vereceğini belirtmiştim...
Hâlâ aynı düşüncedeyim; amaç “Türkiye’de bir İslam Devleti kurdurmak” değil, Türk halkına “en kötüyü” gösterip, bu tehlikeyi İran ile “özdeşleştirdikten” sonra, Türkiye’yi “yeni yolda” kullanmak... Bu arada bir not düşeyim; var olan ekonomik trend ABD’nin kesinlikle İran’a saldırmasını gerektiriyor...
Peki bütün bunların “başlık” ile daha net alakasını nasıl kurabiliriz?
Onu da arz edeceğim fakat ilk etapta sizlere Pentagon’a sunulan ve Siyasi işlerden sorumlu savunma müsteşarlığının “RAND CORPORATION’a” hazırlattığı rapordan bazı cümleleri aktarmak istiyorum. Alıntıyı dün VATAN Gazetesi’nde çıkan internet “metninden” yapıyorum...
Ne diyor Amerikalılar? Mesaj çok açık, aynen aktarıyorum;
“...AK Parti’nin başarısının İslami kökleri olan siyasi hareketin gücü’nü gösterdiği savunulan raporda, Refah ve Fazilet gibi selef partilerden çok farklı olduğu belirtiliyor. Raporda, AB yolunda diğer dinlere ait azınlıkların haklarını da içeren reformlar yapıldığına dikkat çekiliyor... RAND raporunda önümüzdeki 10 yılda Türkiye için dört ana muhtemel senaryodan söz ediliyor: AKP’nin ılımlı, AB eğilimli bir yol izlemesi, sinsi İslamlaşma, AKP’nin yargı tarafından kapatılması ve askerî darbe... Rapora göre, AKP kapatılmazsa ve iktidarda kalırsa, laikçileri tahrik edecek ve laik-dindar dengesini değiştirecek icraatlar yönünde bastırma hususunda ‘daha ihtiyatlı’ olacak... Kemalist idareci sınıfın Türkiye’de hâlâ ‘büyük oranda hakim’ olduğu kaydedilen raporda, siyasette dinin kabul edilir rolünü tanımlayan çizgileri aşan herhangi bir hükümet, siyasi gerilime sebebiyet verecek ve muhtemelen askerî müdahaleyi tahrik edecektir...”
Peki bütün bunlardan sonar ana başlığa döner ve sorarsak; İran operasyonu, AKP’nin kapatılma davasından neden daha önemli?
Maddeler halinde aktarayım;
* Varolan ekonomik yapı gereği ABD, ekonomiyi ayakta tutmak için İran’a saldırmak zorunda... Girilen askeri-sanayi kompleks yolundan dönüş yok...
* İran’a saldırı için “Türkiye’nin desteği şart” ve ikinci bir Irak “olayı” ABD tarafından göze alınamaz...
* Erdoğan’lı AKP ile “İran olma yolunda kendini” zorda hisseden Türk Halkı, İran operasyonuna daha net destek verme noktasına itiliyor...
* İran operasyonu olacaksa; ya Erdoğansız bir AKP veya “raporda da geçen” başka seçenekler “tez-antitez” döngüsünde gündeme gelebilir...
* Türkiye’de rejimin geleceği bile ABD’nin İran’a yapacağı bir operasyonda “nasıl daha rahat” edebileceğine bağlı olarak, Amerika tarafından “zorlanacaktır”...
Sevgili dostlar, uzun lafın kısası; her seçenekte bana göre kaybeden tek bir kişi olacak; Erdoğan... Bu yazıyı kesin saklayın, bugün Erdoğan’ın yanında olanların nasıl “alternatif” veya “akil adam” pozunda “ortaya döküleceklerini” göreceksiniz... Yazılabilecek kalıp içinde bu kadar yazabildim...
Sonuç: Erdoğan’ın danışmanları mutlaka vardır, oyunun nereye döndüğünü görüyorlardır ama bir de ben yazayım; bütün oyun “Erdoğansız” bir AKP, olmazsa “Amerika’nın kendini garanti altına alacağı” başka “senaryolara” dönüyor... Ve iddia ediyorum; Türkiye’de siyasetteki gelişmeleri hatta siyaset yapıp yapamayacağımızı dahi İran operasyonunun kaderi belirleyecek...
Yedinci yüzyılda Çin’de yaşayan Lao Tzu, Taoizm adlı yaşam felsefesinin kurucusu ve bunun en kutsal kitabı olan Tao Te Ching’in yazarıdır.
Taoizm müritlerine doğal ve yalın bir hayat tarzı önerir ve doğanın akışına karşı çıkmamayı tavsiye eder.
Tao Te Ching şiir şeklinde yazılmıştır. Benim akıl olarak vermek istediğim şiirin numarası 126’dır. İngilizceden kendi çevirimle, şöyle diyor:
İnsan dünyaya geldiğinde yumuşak ve esnektir,
İnsan öldüğünde sert ve katıdır,
Bitkiler canlı iken yumuşak ve körpedir,
Bitkiler öldüklerinde çürük ve kurudurlar.
Demek ki sert ve bükülmez olan ölüme aittir,
Yumuşak ve esnek olan hayata aittir.
Sert ve kudretli olanlar yere çakılır,
Mütevazı ve yumuşak olanlar yükseklere çıkar.
12 Haziran 2008 Perşembe
Turkey sends Switzerland sliding out of Euro 2008
By Mike Collett
BASEL (Reuters) - Turkey sent co-hosts Switzerland sliding out of Euro 2008 in the cruelest possible way on Wednesday when a stoppage time goal from Arda Turan secured a 2-1 victory in an enthralling Group A match at St Jakob Park.
The Swiss fans were just about to applaud a draw that would have kept their team in contention when Arda curled in a shot that took a deflection off defender Patrick Mueller and flew past goalkeeper Diego Benaglio for the winning goal.
The result also means Portugal, who earlier beat Czech Republic 3-1, became the first team to reach the quarter-finals. They are top of the group with six points ahead of the Czechs and Turkey on three with the Swiss bottom with no points.
The victory was a measure of revenge for the Turks because the last time they met Switzerland, in a World Cup qualifying playoff in 2005 in Istanbul, the Swiss went through on the away goals rule and the match ended in a touchline brawl.
"It's a wonderful feeling," said Turkey coach Fatih Terim. "The players need it for their confidence and I congratulate them on their incredible efforts.
"The three points give us a lot of hope for the last match (against Czech Republic on Sunday). We're still here and still playing. This is the beginning of the Euros for us."
BIG DISAPPOINTMENT
Switzerland coach Koebi Kuhn added: "It's a very, very big disappointment. The whole country is probably as disappointed as the team. You hope for so much and go all out. But at the end of the day it's not enough. That's football."Arda's goal, which came from a superb counter-attacking move after the Swiss had a chance to go 2-1 ahead themselves, keeps Turkey afloat in the tournament after torrential rain had reduced the pitch to a quagmire in the first half.
A 30-minute downpour that began soon after kickoff made conditions in the first half almost unplayable as the increasingly rain-sodden surface became dotted with puddles.
For a few minutes it looked as if the match might have to be abandoned, but the worst of the rain passed by halftime and the pitch improved in the second period.
Switzerland had taken the lead in the 32nd minute with a goal that owed as much to the conditions as to the quick thinking of forward Eren Derdiyok.
Forced out wide he hit a low cross into the box that eluded goalkeeper Volkan Demirel, and bounced in and out of a puddle before falling for Hakan Yakin who poked it into an empty net.
Turkey equalized after 57 minutes when substitute Semih Senturk outjumped Swiss skipper Ludovic Magnin to reach Nihat Kahveci's cross and power an unstoppable header past Benaglio.
The second half was evenly balanced and Volkan had to make a fine double save from Yakin and Swiss substitute Ricardo Cabanas late on before Arda collected a superb pass from Tuncay Sanli before cutting inside to score from the edge of the area.
(Editing by Ken Ferris)
12 Mayıs 2008 Pazartesi
Açıklıyorum; MHP’li miyim yoksa Selanikli mi? Yiğit Bulutyorum analiz
| Birçok farklı tepki aldım. Özellikle “ulusal duruşa” karşı olup, “küreselleşen dünyada, eriyen Türkiye” isteyenler, “ulusal bir ekonomik duruşun gereğini” bir türlü kabul etmek istemediler. Geçmişte “duruşumu beğenmeyenlerden” birçok ilginç mesaj aldım. En çok ilgimi çekenler genelde “bana yakıştırılan siyasi parti yakınlıkları” üzerineydi. Bazı arkadaşlara göre bu fikirleri savunan şu partiden olmalıydı. Hatta “Sarışın adamsın, sen zaten Türk olamazsın, Türkiye’yi savunmak sana mı kaldı?” diyenler bile oldu. Bunlara o dönemde aşağıdakine benzer bir yazı da yazdım. Son 3 gün içinde bu ilginç mesajlardan bir tane daha aldım, yazan dostumuz şöyle diyordu; “Yiğit Bey, ulusalcılık, milli konular, küreselleşmeye karşı Türkiye gibi kavramlara değinen siz, lütfen nereli olduğunuzu açıklayın... İshak Alaton’u da eleştirmişsiniz ama ben sizi TV’de gördüm fiziğiniz aynı bir Selanikli, acaba sabetay mısınız!” Sevgili dostlar, gülelim mi, ağlayalım mı! Arkadaş şunu soruyor; “Kardeşim, sen belki kök olarak Türk bile değilsin, nedir senin bu ulusalcı diretmen?” Sevgili dostlar, siz ne dersiniz; acaba ben MHP’li miyim, ulusalcı mıyım yoksa Selanikli miyim? İlk önce mesajı yazana cevap yazalım; “Sevgili kardeşim, bir ulustan olmayı, bir millete sahip çıkmanın referansını hâlâ ‘ırk’ta, kanda, bölgede’ ararsan, bu etnik ve ırkçı ayrımcılığı Türk olmanın şartı sayarsan; senin Hitler’den hiçbir farkın kalmaz... Bu noktada şunu da belirteyim. Ben, birilerinin söylediği gibi “Türkiyeli” falan da değilim. Ben öz be öz Türküm...” Peki ben bu gerçeği nasıl bu kadar kesin olarak biliyorum, bin yıllık soy kütüğüm mü elimde? Türk olduğum gerçeğini bildiğim referans noktam; ne ırkım, ne kanım, ne de doğduğum bölge... Bu gerçeği bildiğim referans noktam; Ulu Önder Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken özüne kattığı maya olan; ‘Ne mutlu Türküm diyene’ sözü... Dikkat ederseniz; ‘Ne mutlu Türk olana, Türk kanıyla doğana’ dememiş. Ne mutlu Türküm diyene demiş. Uzun lafın kısası; Bu ülkede yaşayan hiç kimsenin diğerinden daha fazla Türk olmaya hakkı ve yetkisi yok... Ermeni, Kürt, Çerkez, Boşnak, Musevi, Hristiyan, Rum, Türk... Kökü ne olursa olsun, ‘Türküm’ diyen her vatandaşımız ‘ulusal bilince de, Türkiye’ye de’ diğerleri kadar sahip çıkma hakkına her zaman sahiptir...’ Sevgili dostlar, bu yazıyı, yukarıdaki saplantılı zihniyete cevap vermek, Türk olmayı ‘Türkiyeli olmak’ ile değiştirmek isteyenlere karşı olduğum için ve en önemlisi bu kavramları ortaya atanların Atatürk’ün öngörüsünü anlamadıklarını haykırmak için yazdım. ‘Türkiyeli olmak’ gibi, ‘İkinci Cumhuriyet’ gibi sanal kavramlara ihtiyacımız yok... Aradığımız her şey Türk devrimini yaratan doktrinin içinde, yüzyıllar sonrasını kapsayacak şekilde var. Bakmasını bilenler, ihtiyaçları olanları orada bulacaklar... Sonuç: Yukarıdaki mesaja; “nereli olduğumu, kim olduğumu” yazarak da cevap verip, “İşte ben buyum, öz be öz ırk olarak da Türküm” diyebilirdim... Fakat bu cevap, bu tartışmaları başlatmak isteyenlerin istediği, açıklamayı soy mantığıyla “özdeşleştirip-aklileştiren” bir cevap olurdu ve onların istedikleri tuzağa düşmüş olurdum... Son söz: Bu ülkede kimsenin kimseden fazla Türk olmaya hakkı yoktur... Burası Türkiye Cumhuriyeti’dir ve burada yaşayıp “Ne mutlu Türküm diyene diyebilen” herkes TÜRKTÜR... Türk olmanın kriterini anlamayıp “kafatası arayanlar da, Türkiyeli gibi abuk subuk yollara” sapanlar da, bu ülkeyi kuran ana tezi ıskalayanlardır... Umarım bir an önce “Ne mutlu Türküm diyene” sözünün içindeki büyük tezi anlayabiliriz... **********
Riskleri azaltma fırsatı..Mehmet Uğur CİVELEK / ARKA PLAN |
6 Mayıs 2008 Salı
Atatürk o vekili trenden kovmuş
Bu olayı aktaran Dumlupınar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu, Atatürk'ün, gammazcı vekil hakkında, "Bu adam namaz kılmayı kendi aklınca suç görüyor." dediğini söylüyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınladığı aylık Diyanet dergisinin nisan sayısında 'Atatürk, Din ve Din Adamları' konusu işlendi. Atatürk'ün din konusundaki düşünceleri ve uygulamaları, resmî dairelerde namaz kılanları ve bu kurumlarda mescit bulunduğunu gammazlayanlara en güzel cevabı veriyor.
Dosyayı hazırlayan Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu, Atatürk'ün din ve lâiklik hakkındaki görüşlerinin 'en az bilinen ve en çok istismar edilen' yönü olduğunu söylüyor.
Yazıda Atatürk'ün din adamlarına ve dinî vecibelerini yerine getirenlere karşı son derece saygılı olduğu yaşanmış bir örnekle anlatılıyor. Prof. Dr. Sarıkoyuncu'nun anlattığına göre olay şöyle gerçekleşiyor:
Atatürk, 1930 yılında Fevzi Çakmak'la birlikte trenle yurt gezisine çıkar. Kompartımanında ülke sorunlarını konuşurlarken bir milletvekili içeri girip, Atatürk'ün kulağına bir şeyler söyler. Atatürk'ün kaşları çatılır, Fevzi Paşa'ya dönerek, "Paşam, lütfen beni takip ediniz, arkadaşlar bir haber getirdi, inceleyelim." der. Hep birlikte diğer vagona geçtiklerinde yüksek rütbeli bir subayın kanepe üzerinde namaz kıldığını görürler. Atatürk, mareşale dönerek şöyle der:
"Paşam, bu adamın (gammazcıyı işaret ediyor) biraz evvel kulağıma gizli bir şeyler söylediğini gördünüz. Bu adam muhafız kıtasına mensup yüksek rütbeli bir subayın namaz kıldığını gammazladı. Bu adam namaz kılmayı kendi aklınca suç görüyor. Durumu size göstermek için buraya kadar zahmet ettim." Atatürk ilk istasyonda milletvekilini trenden indirir ve gelecek dönem milletvekili seçilmesini de engeller.
Mükremin Albayrak/Zaman
4 Mayıs 2008 Pazar
versohaber.com Verso Siyasi Araştırmalar Merkezi'nin analizleri
"KAPATMA DAVASININ İLK PERDESİ BİTMEDEN ÇANKAYA KÖŞKÜ; İKİNCİ PERDEYİ AÇMIŞTIR.
AKP ÇEVRELERİ, ERDOĞAN’IN YERİNE KİMİN BAŞBAKAN ATANACAĞINI ARAMAYA BAŞLADILAR.
CUMHURBAŞKANI KİME BAŞBAKANLIK GÖREVİ VERİRSE O PARTİYE BAŞKAN OLUR.”
“ERHAN GÖKSEL’ in 27 NİSAN 2008’ de FLASH TV’ de YILMAZ TUNCA’ nın SUNDUĞU 5. ‘GERÇEK GELECEK’ PROGRAMI”
“Okuma alışkanlığı olmayan hiç bir ülkede bilimsel gelişme olmaz.”
“Rusya’ya rağmen ülkemizden boru hattı geçmesi, hayaldir.”
“Başbakan Sabah ihalesinin ertesinde eleştiriler üzerine Meclis Grubunda AKP’yi eleştiren medyaya; “sizi de mi satın almamızı istiyorsunuz” diyerek, göz dağı vermiştir.”
“Kamu malı satılırken kamu bankalarından kredi almak etik değildir ve dünyada hiçbir ülkede böyle bir gerçek yoktur.”
“Halk bankası bugüne kadar tek kişiye en yüksek kredi olarak 125 milyon dolar verdik derken; tek kişi olarak Çalık Grubuna 375 milyon dolar krediyi nasıl vermiştir?”
“Bugün dünyada faizler bu kadar yükselmişken, Vakıfbank, Çalık için verdiği krediyi aynı koşullarla kendisi bulabilir mi?
“Sabah - Atv satışında aslında ihale olmuş sayılmaz, tek alıcı vardır.”
“Medya Türkiye’yi hep yönetmek istedi; yönetemeyince de İktidarı paylaşmak istedi.”
“Başbakan Kartel’in üzerine giderse halkın kendisini destekleyeceğinin farkında.”
“Başbakan “Kapatma Davası” ilerledikçe Kartel’in üzerine geleceğini biliyor ve Kartel’den önce davranacak gözüküyor.”
“Hükümetin Yaşar Büyükanıt Paşa’nın görev süresini uzatarak İlker Başbuğ Paşa’yı emekli etmek istemesinin temel nedeni neydi?”
“Karamehmet’i Medya’da batırmak için beş yıldır uğraşan Kartel’dir.”
“1995’de Cudi dağında helikopterle uçurularak kendilerini Kuzey Irak’ta sanarak yazı yazan gazeteciler kim di?”
“Medya’da iki tür “kirli” insan var; bunlar ya cahildirler ya da bilgilerini menfaatleri için kullanırlar.”
“Son altı günde 11 şehit verdik; medya için haber değeri bile olmadı.”
“ABD Genel Kurmay Başkanı “İran’a askeri operasyonu değerlendiriyoruz” dedi; Küresel Sermaye bu haberin Türk Medyası’nda yer almasına engel oldu.”
“İsrail ile Türkiye arasında bir politika olduğu gerçek değildir.”
“İsrail’in Golan’dan çekilmesi İsrail açısından imkansızdır. Çünkü; Golan’ı elde tutan tüm İsrail’e hakim olur.”
“Şam ile Washington’u aynı kefeye koymak stratejik olarak akıl alır değildir.”
“İsrail, iç demokrasisi en gelişmiş devlettir, ancak, demokrasisi sadece Yahudiler içindir.”
“Türkiye Ortadoğu Dış Politikasında “avantacılığa” soyundu.”
“Başbakan’ın madem o kadar Suriye üstünde etkisi var; o zaman Hatay ovasını besleyen Asi nehrinin kesilen suyunu artırsın.”
“Abdullah Gül’ün yakınları; “Gül yanından ayrıldı, Başbakan bu işi götüremiyor lafları yayıyorlar”.
“Atatürk’ün Hatay’da yaptığını, şimdi de Kürtler Kerkük’te bize yapacaklar.”
“Bu coğrafyada varlığımızı TSK’ne borçluyuz.”
“Türk Halkından gerçekler kaçırılıyor; “Zap Kampı” Türkiye sınırına 14 km uzaktadır.”
“Ecevit, İsrail’e “soykırım suçlaması” yaptı 2001 krizini kucağında buldu.”
“Bugün Partiler dışarıdan yardımı; dolaylı olarak “yandaşlarına destek” olarak alıyorlar. Bu dış destekler Partileri destekleyen vakıflara, gazetecilere, sivil kuruluşlara yağıyor.”
“Bu ülkeyi ayakta tutan değerler yabancılar tarafından sistematik olarak yok ediliyor.”
“Başbakan’ın “ayaklar baş olursa kıyamet kopar” sözüyle haddini aşmıştır. Kendi geldiği yeri unutmuş gözükmektedir.”
“DİSK Başkanının “Biz ayaktakımı olarak cevap vereceğiz” diyerek işçileri “ayaktakımı” kabul etmesidir. İşçi temsilcisi olarak sen “ayaktakımı” lafını kabul edersen; seni “ayaktakımı yerine koyacak” çok adam bulursun.”
“Körfez ülkelerinden alınan kimi krediler “kara para” aklamak içindir.”
“Kartel kimi CHP’nin başına geçirmek istiyor.”
“İş Bankasının verdiği her kredide CHP’nin 4 üyesinin imzası vardır ve bu nedenle Kartel kendi yöneteceği lideri CHP başına geçirmek istemektedir.”
“Hanefi Avcı ve Sabri Uzun’u ekarte edenler, Ergenekon operasyonuyla Başbakan Erdoğan’ı polisleştirmek isteyenlerdi.”
“Başbakan’a muhbirlik yapanlar, Bizzat bu kişileri ekarte edenlerdir.”
“Sabri Uzun’u “Fethullahçı” diye Genel Kurmay’a şikayet edenler, emniyet içindeki Fethullahçı Polisler’di.”
“Çete suçu minimum 13.5 yıl ceza gerektirir. Bakalım Ergenekoncular adi suçlu olarak 13.5 yıldan az mı ceza alacaklar, yoksa çeteden daha fazla mı?”
“Ergenekon Operasyonu’nu yöneten kimi polisler Başbakan Erdoğan’ı korkutarak teslim almak istiyorlar.”
“AKP kapatılır ve Başbakan yasaklanırsa; bağımsız aday olamaz. Olacağını söyleyerek Başbakan’ı kendi çevresi yanıltmakta ve tuzağa sürüklemektedir.”
29 Nisan 2008 Salı
TanrI zar atmaz Einstein
De Moivre, “Olasılık Teorisi”nin temellerini atmakla kalmıyor; matematiği zarlar ve oyunlarla açıklıyordu. Moivre, kitabında şansın aslında yanılsama olduğunu, gelişigüzel gibi görünen her şeyin fiziksel bir nedeni olduğunu iddia eder
TanrI zar atmaz
700’lerin başında, Londra’da, yaşayan Abraham De Moivre adındaki bir matematikçi, kumarbazlar için olasılıklar hesaplayarak geçimini sağlamış. Yaklaşık on yıl bu işi yaptıktan sonra, teorilerini Şans Doktrinleri isimli, 52 sayfalık küçük bir kitapta toplayan De Moivre, “Olasılık Teorisi”nin temellerini atmakla kalmıyor; matematiği zarlar ve oyunlarla açıklıyordu. Moivre, kitabında şansın aslında yanılsama olduğunu, gelişigüzel gibi görünen her şeyin fiziksel bir nedeni olduğunu iddia eder.
Nobel ödüllü fizikçi Wolfgan Pauli gibi pek çok fizikçinin “Tanrı’nın ayırdığını hiçbir kul bir araya getiremez” diye suçladığı Einstein, parçaları birleştirmeye çalışıyordu. (fizikçiler genellikle birşeyi en küçük parçasına kadar ayırmaya uğraşırlar). Kuşkusuz Eisntein, “evrenle kumar oynanmayacağını” biliyordu. “Tanrı zar atmaz” sözleriyle evrenin olağanüstü bir düzenle var olduğuna inandığını söylüyor; ama yine de, “Kozmik Teori” ile temel kuvveti, kütle çekimini, elektromanyetizmayı, iki nükleer kuvveti birleştirip, evrendeki tüm kuvvetleri küçük bir denkleme sığdırarak, “Tanrı’nın zihnini okumayı” umuyordu. Her sabah uyandığında güne; “Eğer Tanrı olsaydım, evreni, bizi yöneten fizik yasalarını nasıl yaratırdım?”diye başlayan Einstein, hiçbir şeyin ışık hızını geçemeyeceğine inanıyordu, tesadüflerin bile... “Tanrı’nın evrenle kumar oynadığına inanmam” sözü ile atomaltı parçacıkların hareketlerini öngören kuantum teorisine hep mesafeli durdu. Kuantum mekaniği henüz emekleme aşamasındaydı.
BİLİMİN GELDİĞİ SON NOKTA
“Sen bir çiçeği ezemezsin / Bir yıldızı rahatsız etmeden” sözü doğru olabilir miydi? Birbirlerine uzak nesneler, görünürde aralarında hiçbir bağ olmasa da birbirlerinden etkileniyorlar mıydı? Uzmanlar uzun süre, bölünebilirlik ve yerellilik ilkesini kabul ettiler yani, “Eğer iki sistem bir zaman periyodu içinde birbirlerinden dinamik olarak soyutlanmışlarsa, birinci sistem üzerindeki ölçüm, ikinci sistem üzerinde gerçek bir değişiklik yapamaz” ya da Einstein’in savunduğu “hiçbir etki ışık hızından daha hızlı yayılamaz.” 1964’te İskoç fizikçi John Bell, oluşturduğu kuramla Einstein’ın belirsizlik ilkesini ve hiçbirşeyin ışıktan hızlı olamayacağı tezini çürüttü. Saklı değişkenler vardı, elektronların, atomaltı parçacıkların, fotonların dünyasanda mekânsız bağlantılar gerçekliğin kendisinin de mekânsız olduğunu kanıtlıyordu.
Paul Davis, “Bilim İnsanı Tanrı’ya yaklaştıran en güvenli yolllardan biridir”diyor . Kimileri için tersi de geçerli olsa, araştırmalar sonucu bulunan çok sıfırlı sayılar, sonsuz uyum hatta uyumsuzluklar arasındaki denge pek çok kişi için Tanrı’nın varlığının ispatı. Bilimin geldiği, geleceği son noktanın, insan bilincinin kavrayabileceği son nokta olması ne kadar trajik değil mi? Fizik, kimya, matematik, biyoloji ya da aklınıza gelebilecek herhangi bir bilim dalı aslında insanın bilinmeyeni anlama çabasındaki yetersizliğinin de ispatı gibi. İnsan küçük, evren büyük, üstelik adım başı kara delik, bir adım ötesi boşluk. Üstelik, en temel saydığımız bilimsel verilerin çoğu doğrudan yapılan deneylerle elde edilemiyor. Dünün bilimsel doğruları, bugünün bilimsel yanlışları olabiliyor. Yanlış çoğu zaman başka bir yanlışla yer değiştirerek bilimin arka bahçesine gömülüyor. Bilim güneşin ateşini nabzını tutmadan ölçer. Yıldızlara gitmeden, uzaydaki gazların cinsini ve oranını tahmin eder. Bilimsel kuramları ispatlayacak sonuçlar ortaya çıkmazsa, henüz bu konuda yeterince çalışılmadığı gerekçesi ile her şey açıklanabiliyor. Geçmişinde “yalancı tanrı rolü”nü oynamaya çalışan bilim, bugün yaşadığı kuantum sıçramanın ardından günah çıkaracağı gerçek “Yaratıcı”yı, “her şeyin Teorisi”nin üstündeki “Üst aklı” arıyor. Dün, Tanrı’nın varlığını sorgulayan bilimsel metodlar, bugün gelişmiş fizik ve kozmoloji bilgileri eşliğinde insanüstü bir gücün varlığına dair eski inancı desteklemek için kullanılıyor.
DENETİMSİZ GÜÇLER
Einstein’a göre, hepimiz çok uzaklardan çalınan, görülmeyen bir kavaldan gelen gizemli ezgiyle dans etmekteydik; “her şey, bir sinek için de, bir yıldız için de, bizim üzerinde denetim kuramadığımız güçler tarafından belirlenmiştir. İnsanlar da, sebzeler de kozmik toz da bu gücün etkisindedir.” Bu bilimin henüz evrenin belli gerçeklerini ölçebilecek güçte olmadığına inanan determinist akımın da anafikriydi; “Hiçbir şey nedensiz değildir, her şeyin bir sebebin sonucu olarak ortaya çıkar fakat biz bu ‘Asıl sebebi’ bilemeyiz.” Einstein kuantum mekaniğinin olasılıkları sonuç gibi sunmasına itiraz ediyordu. Yine de herkes kendi “olasılık” hesaplarına göre oyuna katılıyor. Bilimsel çalışmalar bazen sonu bilinmeyen bir kumara dönüşebiliyor. Rakamlar arttıkça, ihtimaller ve açılımlar zenginleşiyor.
İstatistikçi bahisleri
Sermayeniz aklınız ve sayılarsa oyuna girmeden bütün ihtimalleri göz önüne almaya çalışırsınız. Ya, zaten oyunda iseniz ve varoluşa ilişkin düşünceleriniz koca bir yanılgıysa, sonunda sizi cehennemin dibine yollayacak bir ihtimale “bütün servetinizi” koymak ister miydiniz? Adam Fawer, istatistik ve işletme okumuş bir yazar. Şimdilik yalnızca ülkemizde 22 baskı yapan, Olasılıksız’ı, Alev Alatlı’nın Schrödinger’in Kedisi’ni hatırlamadan okumak mümkün değil. Alatlı, 1999’da ülkemize kuantum ve olasılık teorisi ile yazılmış ilk romanı hediye etmişti. İki yazar da roman kurgusuyla, modern fiziği harmanlıyor, felsefe ve entrik unsurlarla birleştirerek kuantum evrenin işleyişini anlatıyorlar. İki bilimsel kitap da Einstein’ın tezini, kuantum dünyasının olasılık denizine atıyor. Yalnızca Alatlı pek çok yönden Fawer’dan daha başarılı.
Tanrı’dan bahsetmeden evrenin başlangıcını açıklamanın imkânsız olduğuna inanan, Stephen Hawking, “Benim çalışmalarım bilim ve din arasındaki bir çizgide bulunuyor ama ben bu çizginin bilimsel yanında kalmayı deniyorum” diyor. Bilim, dini argümanlarla tartışılmaya başlanınca felsefeye yaklaşsa da “Yaratılış”a ait bilimsel meraklar ister istemez pek çok araştırmacıyı bu yöne çekiyor.
KAYNAKÇA
1- Abraham De Moivre, The Doctrine of Chances,
Londra, 1712
2- Şair Francis Thompson’un “The Mistress of Vision” isimli şiirinden
3- J.C. Polkinghorne, The Quantum World, Londra, 1984,s.73
4- The Accidental Universe, Paul Davies, Cambridge, 1982
5- Olasılıksız, Adam Fawer, April y., 22 bs., 2007
6- Shrodinger’in Kedisi, Alev Alatlı, (1. Kitap Kabus 1999),
( 2. Kitap Rüya 2001) Alfa yay.
Nalan Yıldız
25 Nisan 2008 Cuma
'Ayak'lar 'baş'ı dinlemiyor /radikal manset/mateserajans
| |
| 1977'deki olaylı 1 Mayıs'tan sonraki yıl işçiler son kez Taksim'e çıkabilmişti. İstanbul Valiliği'nin bu yıl da izin verilmeyeceğini açıklamasına karşın, sendikalar ve birçok sivil toplum örgütü Taksim Meydanı'na çıkmakta kararlı. |
25/04/2008 (1494 kişi okudu)
İSMAİL SAYMAZ (Arşivi)
İSTANBUL - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Ayakların baş olduğu yerde kıyamet kopar" sözleriyle karşı çıkmasına karşın, sendikalar ve meslek örgütleri 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlayacak.Tarihsel adıyla, 1 Mayıs İşçi Bayramı'nda, Bakanlar Kurulu kararıyla da 'Emek ve Dayanışma Günü'nde Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederayonu (DİSK) ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Taksim Meydanı'na üç koldan gelecek. Şişli'de DİSK, Dolmabahçe'de Türk-İş ve Şişhane'de KESK pankartları arkasında buluşacak yaklaşık 75 sendika, meslek örgütü, siyasi parti ve dernek, meydana doğru yürüyecek. Üç konfederasyonun oluşturduğu Tertip Komitesi, "Ayakların başı yönettiği yerde kıyamet kopar" diyen Başbakan'a da sürpriz bir dövizle yanıt verecek. Komitenin 1 Mayıs kutlamasına ilişkin hazırladığı plandan bazı başlıklar şöyle:
Büyütmek için tıklayınız |
Para - borsaile ilgili herşey
sitene html kodları
HTML KODLARI SEÇ BEĞEN
- Sitene Direkt Okunan Süper Fıkra Koy
- Sitene Fıkra Menüsü Koy Ekle
- Güncel Dış haberleri Sitene Ekle
- Sitene Şans Oyunları Sonuçları
- Efekt
- Sitenede Çıkınca Mesaj Verilsin
- Tüm Sayfayı Soldan Sağa Kaydırma
- Resim Slayt
- Haber Kodu Sitene Hber Koy
- Sitende Jennifer Lopez - Get Right Çalsın
- Sitende Beyonce - Naughty Girl Çalsın
- Sitende Celine Dion - My Heart Will Go On (tıtanıc) Çalsın
- Sitende Eminem - Mocking Bird Çalsın
- Sitende Eminem Ass Like That Çalsın
- Sitende Sean Paul - We'll Be Burning Çalsın
- Sitende 50 Cent - Just A Lil Bit Çalsın
- Sitene Canlı TV Ve Radyo Ekleyin
- Sitene Takvim Ekle
- Gelişmiş Arama Motoru
- bilgi.com un Web Arama Motoru
- bilgi.com un Video Arama Motoru
- Google Arama Motorunu Sitene Koy
- Sitene Yahoo Arama Motorunu Ekle
- Sitene LiveSearch Arama Motorunu Koy
- Giriş Sayfası Yapma Kodu
- Sitende Türkçe Tarih Olsun
- Kayarak Açılan Sayfa
- 24 Saat Müzik Kaliteli Radyo
- Sayfanıza Sihay Baloncuk Yağsın
- Sitenize Sağ Tuş Engeli Koyma
- Resmin Kodu
- Resmin Kodu 2
- Resmin Kodu 3
- Boyuna Haber Kodu
- Siteni Animasyonlu Bir Şekilde Aç
- Sitene Canlı Radyo Koy
- Sitende 20 Tane Oyun Yayınla
- Sitene Başka 20 Tane Oyun Koy
- Dünya nın En Çok Ziyaret Edilen Türkçe Web Siteleri Kodu
- Sitene Dünyanı En Çok Ziyaret Edilen Sitelerinin Listesini Koy
- Google ı Sitenin İçine Koy
- Bilgisayara Göz Atma Kodu
- Sitene Kutucuk Koy
- Button Kodu
- Giris Sayfası Yapma Kodu
- Linke Gelince Altta ve Üstte Çizgileri Oluşuyor!
- Döviz Kurları
- Devletim.com Listesi
- Sitene Video Oyun Animasyon
- 8 Tane Güncel Oyun
- Günlük Burç
- Güncel Teknoloji Haberleri
- Sitene Güncel Magazin Haberleri
- Matrix Arka Plan Efekti
- Sayfa Her Yenilendiğinde Arka Planın Rengi Değişir
- Uzay Arka Plan
- Buttonun Üstüne Gelince Kaçıyor
- Mause Efekti Mausenin Etrafında Renkli Pullar Dönüyor
- Mause Arkasından Renkli Renkli Simler Bırakıyor
- Sitene Dıgıtal Saat Koy
- Sitene Açılan Menü Ekleyin
- Resim Efektleri Resme Tıkla Uçsun
- Sitenizde Kilo Hesaplayıcınız Olsun
- Sitenize Gazeteler Köşesi
- Tüm İllerin Hava Durmuları
- Süper Haber Listesi Kodu
- Sitenize TV Dde Bugün Menüsü
- Siten İçin Süper Bir Arama Motoru
- Güncel İnternet Haberleri
- Hergün Güncellenen Spor Haberleri
- Efekt
- Sitenede Çıkınca Mesaj Verilsin
- Tüm Sayfayı Soldan Sağa Kaydırma
- Resim Slayt
- Haber Kodu Sitene Hber Koy
Yabancı Kaynaklar
| <CNN (ABD) New York Times (ABD) Usa Today (ABD) Washington Post (ABD) Der Spiegel (Almanya) Die Welt (Almanya) The Australian (Avustralya) Le Soir (Belçika) Jornais do Brasil (Brezilya) China Online (Çin) Lemonde (Frana) Liberation (Fransa) Dernieres Nouvelles d'Alsace (Fransa) Tous les journaux (Fransa) The Sun (İngiltere) Guardian (İngiltere) Periodicos (İspanya) Giornale (İtalya) Corriere Della Sera (İtalya) Japan Times (Japonya) Ahram (Mısır) Dawn (Pakistan) Jornais Portugueses |
