Bu Blogda Ara

23 Aralık 2007 Pazar

Okay Gönensin /Şeref nedir?�

Öğrencileri bilge K�ya şöyle bir soru sordu:
�Şeref nedir?�
Bilge K. biraz düşündü, sonra konuştu:
* �Şeref, varlığı, mevcut olmadığı takdirde akla gelen şeylerdendir. Bu yüzden varlığını tespit etmek her zaman kolay değildir. Ama yokluğu çok kolay görülüp hissedilir.�
Öğrenciler sordu:
�Şerefin varlığını ya da yokluğunu kim görür? İnsanın kendisi mi, yoksa başkaları mı?�
Bilge K. cevap verdi:
* �Önce kendisi görür. Ayna icat edildiğinden beri, insan aynada sadece kendi yüzünü değil şerefi olup olmadığını da görmektedir. Önce kendisi görür, sonra başkaları.�
Öğrencileri sordu:
�Dil ile şerefin ilişkisi ne ölçüdedir?�
* �Çok büyük ölçüdedir� diye cevap verdi bilge K: �Dil ne kadar fazla kıvrılıp bükülür, çıkarlar için ne kadar yamulabilir, dün söylediği ile bugün söylediği birbirinin ne kadar tersi olursa şeref de o kadar uzakta kalır.�
Öğrencileri sordu:
�Şerefini kaybetmiş insan ilk bakışta nasıl anlaşılır?�
Bilge K. cevap verdi:
n �Gözlerinden anlaşılır. Gözleri başkalarına doğru dürüst bakamaz. Dilinin söyledikleri ile gözlerinin söyledikleri uyuşmaz.�
Öğrencileri sordu:
�Şerefsiz kişi için nasıl bir tanım yapabilirsiniz?�
Bilge K. cevap verdi:
* �Her şerefsizin tanımı ayrıdır. Bazı şerefsizler babasından, ailesinden, geçmişinden utanır. Bazı şerefsizler bütün hayatlarını küçük çıkarlar üzerine kurar. Bazı şerefsizler kendilerini bütün diğer şerefsizlerden daha üstün zanneder. Bazı şerefsizler de önlerine çıkan her insana şerefsiz diye saldırarak kendi şerefsizliğini gizlemeye çalışır.�
Öğrencileri sordu:
�Şerefsizlerin en şerefsizi ya da en az şerefsizi var mıdır? Böyle bir sıralama yapılabilir mi?�
Bilge K. cevap verdi:
* �Hayır. Şerefsiz şerefsizdir. Küçüğü büyüğü, azı çoğu olmaz. Ama şerefsizin toplumdaki rütbesi ne kadar büyükse; bir ağa ise, bir bey ise, zengin ise, şerefsizliğiyle diğer insanlara o kadar daha fazla zarar verebilir.�
Öğrenciler başlarını sallarken Bilge K. onların gözlerine bakarak meseleyi anlayıp anlamadıklarını görmek istedi. İçlerinden biri gözlerini kaçırdı.

Yiğit Bulut

Olmayan AB yolumuzda hangi noktadayız?

Son günlerde okuyorsunuz �Sarkozy şunu dedi, Merkel bunu dedi, Portekiz yardım etti�... Sevgili dostlar, bırakalım �kim ne dedi, ne yaptı� ve �kafa karıştırıp hâlâ AB yolunda ilerlediğimizi� iddia edenlerin �seslerinin çok çıktığı� şu günlerde; gelin bakalım �hangi noktadayız?� İlk etapta bir soru soralım; �Başbakan Erdoğan�ın son yıllarda ağzından hiç düşürmediği hatta �Ek protokolü imzalamayın� dediğimizde, bizim gibi düşünenlere cevaben �İmzalarız, amacımız win-win� dediği, büyük stratejiye ne oldu? Hani atılan imza ile herkes kazanacaktı? Hani Avrupa �yazılı� güvence vermese de �sözlü� güvence vermişti! Hani bu imza �Rumları devredışı bırakacaktı?� Gelinen noktada sadece kazanan bir taraf var. Kimler mi? Uluslararası anlaşmalara rağmen Türkiye�nin 60 yıllık AB sürecini kendilerini �Kıbrıs Cumhuriyeti� olarak tanıma detayına endekslemeyi başaran Kıbrıs Rum yönetimi... İlk tespit sonrası kaldığımız yerden devam edelim...
Sevgili dostlar, o günlerde �Avrupa�ya altın gol� attık diye televizyonları patlatanlar kısacası �altın golcüler� konudan hiç bahsetmez oldu. TV�ler bomboş. Nereye gitti bu arkadaşlar? Hepsi futbolu bırakmış olabilir mi? Onlar değil ama �futbol� onları bıraktı. Ellerinde �pazarlayacakları�, halkı kandıracakları �malzeme� kalmadı. Son günlerde kafa kaldırmayı deniyorlar ama nafile! Peki hukuken olaya bakarsak; hangi noktadayız? Maddeler halinde sizlere aktarmak istiyorum;
n AB ile müzakerelerde �tarama süreci ve müzakere süreci� kamuoyunda birbirine karıştı ve �hâlâ müzakere edilmiş� Türkiye�nin AB standartlarına uyduğuna dair �onaylanmış� tek bir başlık dahi yok..
* Son alınan resmi kararla �başlayamayan müzakereler� askıya alındı. Askıya alınan başlıklar �malların serbest dolaşımı, taşımacılık, gümrük birliği, tarım, balıkçılık, dış ilişkiler, mali hizmetler ve iş kurma hakkı.�
* Başlıkların çok büyük önemi var. Bu başlıkları çıkardığınızda �tam üyelik süreci� Chirac�ın �ortaya attığı� imtiyazlı üyelik sürecine dönüşüyor. Veya Sarkozy�nin �bizi ittiği� yeni �açılıma�.
* Alınan son kararlarda çok önemli bir detay daha var; �Hangi başlık açılırsa açılsın, Türkler Rum tarafını Kıbrıs olarak tescil etmezse, o başlık kapanmaz.�
* AB aynı kararla �Türkiye�nin limanlarını açıp açmayacağına dair� gözlem süresi koydu ve 2007, 2008, 2009�da �rapor yazılacağını� belirtti. Bunun anlamı çok açık. Üç yıllık bir süre için an azından �ilerleme� yok.
* Sarkozy ve Merkel, �Türkiye�nin AB üyelik sürecinin� imtiyazlı ortaklık şeklinde olabileceği konusunda anlaştı. Merkel, bu anlaşmayı �partisinin yazılı sözü� yaptı.
Sonuç 1: Resmi olmayan sözler ile �halklar� uyutulmaya çalışılsa bile �resmi belgeleri incelediğimde� karşıma Türk halkından saklanan gerçek çıkıyor; Türkiye için �tam üyelik ve katılım� süreci �bitti�... Bazıları �hayır� dese bile gerçek bu...
Sonuç 2: Diyelim bitmedi, zorla devam edecek. Size küçük bir detay vereyim; �müzakerenin ilerlemesi, Türkiye�nin Rumları �Kıbrıs Cumhuriyeti� olarak tescil edip, tanımasına bağlandı. Türkiye�nin 60 yıllık Avrupa serüveni� Rumlar�ın �tanınmasına endekslendi ve politik anlamda �tarihin en ağır yenilgilerinden� birini aldı. Rumlar insaf etmezse �ilerleme yok!�
Son söz: �Avrupa projesi� diye bir şey yok. Bana inanıyorsanız, size şerefimle bütün resmi belgeleri incelemiş biri olarak söylüyorum; Avrupa, Türkiye ile, bu gerçeği bilen siyasetçi-yazar-enteller de Türk halkı ile dalga geçiyor. O dönemde AB ile �win-win� veya �altın gol� diyen bütün �entel-dantel-siyasetçi� arkadaşlara sesleniyorum; cesaretiniz varsa, gelin gerçekleri istediğiniz televizyon kanalında tartışalım. Vurayım yüzünüze resmi belgeleri...

21 Aralık 2007 Cuma

“Turkish Delight”

Sarayın Lokumcusu Hacı Bekir
1777’lerde saray efradını sıraya sokan Hacı Bekir’in lokumu 100 yıl önce bir yabancı tarafından İngiltere’ye götürüldü. “Turkish Delight” böylece tüm dünyada tanındı.

Eski ve yeni Hacı Bekir

Osmanlı’nın Şekercibaşısı Hacı bekir aslen Kastamonulu. Ancak şekerciliğe İstanbul’da çıraklıkla adım atıyor. Çıraklık, kalfalık derken, 1777 yılında kendi dükkanını açmasıyla ustalık dönemi başlıyor.

Dükkanını açtığı günlerde en ünlü şekerleme lokum ve akideymiş. Yapımında bal ve pekmez kullanılıyormuş.

Bahçekapı’daki “dar cepheli dükkan”da (Bugünkü Milli Piyango İdaresi’nın tam karşısı) satılan Türk lokumlarının en iyisi, Prens Misbah Haydar’ın “Arabesk” adlı kitabında yazdığına göre; kaymak katmanlarıyla yapılan ya da şam fıstıklı ve fındıklı olanıymış.

Misbah Haydar, kitabında Avrupalı’nın talihsizliğine değinmeden de geçmiyor: “Ne var ki bu lokumların en iyilerini ancak birkaç Avrupalı tatmıştır.”

Hacı Bekir’in kaymaklı lokumunun tadı gerçekten övgüye değer. Öyle bir tat ki bu, II. Murat kendisi için yapılan binbir çeşit şekerleme önüne gelince içinden Hacı Bekir’i seçiyor.

Hacı Bekir lokumlarından hoşlanan sadece padişahlar değil. Şekerlemelerinin ün salmasında, prenslerin, yazarların ya da ressamların etkisi de var. Rum yazar Maria Yordanidu, “Loksandra” adlı romanında, çocukluğunun İstanbul’undaki Hacı Bekir’den şöyle söz ediyor: “Nefesin muhalebi ve gül şerbeti kokuyor ve narin boynun Hacı Bekir lokumu gibi, senin her sözün revani tatlısı gibi tatlı ve ballı, Ayvansaray lokması gibi mis kokulu.”

Hacı Bekir’in bugünkü sahibi Doğan Şahin. Aslında bugün de düne göre değişen bir şey yok. Şahin’in ifadesine göre sadece Padişahların yerini milletvekilleri almış. Bir de artık “müdavimleri” olan yabancılar.

Bu “müdavimliğin” hikayesi de ilginç. Yüz yıl kadar önce Hacı Bekir’in dükkanını ziyaret eden ve lokumlarını çok beğenen bir turist, İngiltere’ye bir kutu lokum götürünce, “Turkish Delight” dünya çapında ün kazanmış.

Eski rağbet hâla var Hacı Bekir’e... Ancak eski tatlardan bazıları eksik. Örneğin, üzeri şekerle kaplı batırma fondan, kuru şekerlemeler, meyveli karamelalar ya da portakal kabuğu.

9 Aralık 2007 Pazar

engüzel pazartesi fıkraları,

Ütü

SARIŞIN yanmış iki kulağıyla doktora gider. Doktor:

- Kulaklarına ne oldu?

Sarışın:

- Ütü yapıyordum ve telefon çaldı. Ben de telefon diye ütüyü koydum kulağıma...

Doktor:

- Peki öteki kulağına ne oldu?

Sarışın:

- Lanet olası tekrar aradı!..

---------------------------

Ayda 500 YTL

ASKERDEN yeni dönen ve iş arayan delikanlı, gazetede iş ilanı okur. Büyük bir müzikhol, striptizci kızlar için diplomalı bir masajcı arıyor. Hemen bildirilen adrese gider ve kendini tanıtır.

- Efendim. Aradığınız bütün vasıflara sahibim. Bunlar da diplomalarım. Eğer kabul ederseniz hemen striptizci kızlara masaj yapmaya başlayabilirim.

Yetkili kişi, diplomalarını inceler ve sorar:

- Ayda 500 YTL kabul mü?

Delikanlı, acınacak bir yüz ifadesiyle;

- Efendim, uzun zamandır işsizim. Mümkünse biraz indirin, bu kadar parayı her ay veremem...

Taktik

HIZLI bir çapkın, arkadaşına taktik veriyordu.

- Güzel bir kadına, duyacağı bir şekilde "Kendini beğenmiş sen de!..", çirkin kadına ise "Güzel ama, zavallının bundan haberi yok" diye laf attın mı, ikisi de avucunun içine düşer.

Sosyal Güvenlik Yasası ve kadınlar

SOSYAL güvenlik yasa tasarısı, mevcut şekliyle yasalaşırsa, kadınları çok üzeceğe benziyor. Örneğin;

- Kocası ölen kadın çalışmıyorsa, "dul aylığı"nın yüzde 75 oranında, çalışıyorsa yüzde 25 eksiltilerek, yüzde 50 oranında bağlanması öngörülüyor.

Bu da "Yeni yasada, çalışan kadınlar cezalandırılıyor" tepkisine neden oluyor...

- SSK’lının dul eşine aylık bağlanabilmesindeki 900 günlük prim ödeme koşulu, 1.800 güne çıkartılıp, dul kalan kadınlar mağdur ediliyor.

- Yürürlükteki mevzuata göre, inek doğum yaptığında 80 YTL’den başlayan ve 104 YTL’yi bulan bir yardım yapılıyor. Kadın doğum yaptığında ise, yapılacak yardım 58 YTL!..

Bu da "Yeni yasada, kadının inek kadar değeri yok" şeklinde yorumlara neden oluyor.

Dünyayı kadınlar yönetseydi

Alışveriş bir spor türü olurdu.

Erkekler namuslu görünerek "kısmet" beklerdi.

Kadının ideal kilosu 20 kg. artardı.

Erkekler oturup, kadının ne istediğini ve onu nasıl kendine bağlayacağı gibi sorunları çözmeye çalışırdı.

Dergilerde mayolu erkek resimleri olurdu.

Erkekler "Sen artık beni sevmiyorsun" diye ağlardı.

Erkekler buluşup karısını metresinden koparmak için büyücüye giderdi.

Kocasını öldüren kadınlar "Kadınlığıma dil uzattı hakim bey" diye ceza indirimi isterdi.

Cinsel ilişki kuran erkeğin namusu kirlenirdi.

KADIN VE ERKEK

Bir kadın olmadan yaşanmayacağı doğru değildir.

Bir kadın olmadan yaşanmış olunmaz sadece...

Karl Kraus

Kadın, kocasını daha az sevmeli ama daha çok anlamalı,

Erkek, karısını daha çok sevmeli ama anlamaya çalışmamalıdır.

Oscar Wilde

Kadınlar, sevmedikleri adama asla acımazlar.

Alexandre Dumas

ÖĞRENCİLİK VE TATLI YALANLAR

Derslerim çok iyi anne.

Bu Hoca bana kafayı taktı.

Vallahi hayatımda hiç kopya çekmedim Hocam.

Aslında sorular çok kolaydı.

Anne, bu akşam arkadaşlara ders çalışmaya gideceğim.

DÖRT DURUM

Taş atıldıktan sonra,

Söz ağızdan çıktıktan sonra,

Fırsat kaçtıktan sonra,

Zaman geçtikten sonra,

Telafi edilemez.

------------------

EVLİLİK VE YILLAR

Evliliğin ilk yılında, adam konuşur kadın dinler.

İkinci yılında, kadın konuşur adam dinler.

Üçüncü yılında, her ikisi de konuşur, komşular dinler.

-------------

İyiler asla düşmansız olamaz.

Alessandro Manzoni

28 Kasım 2007 Çarşamba

ÇiziYORUM - Ercan AKYOL

ÇiziYORUM - Ercan AKYOL

PİRAMİTLERİN GİZEMİ/mısır

Dünyaın bir çok yerinde insanoğlu pramitler inşaa etmiş... Mısır'da, Çin'de, Meksika'da ve Bolivya'da insan yapımı piremitler vardır. Ancak piramit denince bir çok insanın aklıa Mısır'ın Gize Vadisi'ndeki 3 büyük piramit gelir. Keops, Kefren ve Mikerinos.... Keops piramidi her biri yaklaşık 2 ile 10 ton arasında değişen yaklaşık 3 milyon adet taş bloktan yapılmıştır. Önce bir kent yapılmış taş bloklar taşınmış ve yığılmıştır. Yüzeyin düzleştirilmesi için uzun zaman çalışıldığı sanılıyor. Mikerinos piramidindeki taşların tamamının yaklaşık 4,880,000 ton olduğu hesaplanıyor.



Taş blokların nasıl yerleştirildiği henüz anlaşılmış değil çeşitli kuramlar üretilmektedir. Bir kurama göre yapılan spiral bir rampadan çıkarılan taş bloklar üst üste konuyordu.Rampa çamur kaplanıyor sulanıyor ve taş bloklar itilerek kaydırılabiliyordu. Diğer bir kurama göre taş bloklar dev manivelalarla kaldırılıyordu. Tarihçi Herodot'a göre, ağır granit blokları, piramidin üst bölümlerine çıkarmak için 925 metre boyunda, 19 metre genişlikte bir rampa yapılmıştır. Sadece bu rampanın yapılması bile 10 yıl sürmüştür.


Sakkara'daki ve Gize'deki günümüze kalan kanıtlar (özellikle de tamamlanmamış piramitlerden) taş blokları piramitler üzerindeki nihai yerlerine kaldırmak için en az beş farklı rampa sisteminin kullanıldığını göstermektedir. En kolay ve en aşikâr yöntem doğrusal rampadır (Sakkara'da 3. Hanedan'ın Sekhemkhet piramitinde kullanılmış olabilir). Ancak genelde bu rampalar için gereken genişlik, bunların seyrek olarak kullanılmış olduğu anlamına gelir. Piramitin bir yüzünde dar basamaklardan oluşan merdiven rampası ise diğerlerinden daha dik bir açı gerektirecektir. Bu tipin izleri Sinki, Meidum, Gize, Ebu Ghurob ve Lisht'te bulunmuştur. Belki de I. -Anasatasi'nin 19. Hanedan papirüsünde anlatılan sarmal rampaya başlıca itiraz bunun neyin üzerine dayanacağı ve piramitin büyük bir kısmı sarıldığı takdirde düzeltme hesaplarının ve kontrollerin nasıl yapılacağı sorusudur. Piramitin bir yüzünde zigzaglı bir yol basamak piramitlerinin yapımında en etkili yol olacaksa da, Sakkara, Sinki ve Meidum basamaklı piramitlerinde bunun kullanıldığını gösteren bir ize rastlanılmamıştır.
İç rampa izleri Ebusir'de Sahure, Niuserre ve Neferirkare'de ve Sakkara'daki Pepi H'de görülmektedir ama iç doldurulduktan sonra yine de bir tür dış rampa gerekecekti. Piramitin içinin teraslı olmasının piramitin kenarında basamak basamak daha küçük rampalar dizisinin kullanılmasını daha uygun yapacağı iddia edilmiştir.
-Bugünün uzunluk ölçüsü olan metrik sistemin birimi metredir. Yani kutuptan ekvatora kadarki meridyen uzunluğunun on milyonda biridir. Bu ölçü Fransızlar tarafından, Mısır işgalinden kısa süre önce ortaya çıkarılmıştır. Piramidin ölçüsü olarak kullanılan kübit ise, eski Mısırlıların kullandığı ölçüdür ve Fransızlann biriminden binlerce yıl önce bulunmuş bir birimdir. Bir kübit'in uzunluğu bir metreye çok yakın olmakla birlikte, metreden daha dakik bir birimdir. Çünkü bu ölçü herhangi bir meridyen çevresine değil, kutup ekseninin uzunluğuna göre hesaplanmıştır. Meridyen uzunlukları, dünya çevresine göre değişebilmektedir.


Büyük Piramid'in Mısır kübit'ine göre alınmış bazı ölçüleri, yerküre hakkında, dünyanın güneş sistemindeki yeri hakkında, sonradan, unutulup modern çağda yeniden keşfedilmiş bir hayli bilginin var olduğunu göstermektedir. Bu bilgiler ancak matematik olarak ifade edilebilmektedir. Piramidin çevresi, bir yıl içindeki gün sayısını (365.24) göstermektedir. Bu çevrenin iki katı, Ekvator'da bir boylam derecesinin bir dakikasına eşittir. Eğik kenar üzerinden, tabandan doruğa 'kadar olan uzunluk. bir paralel derecesinin altıyüzde biridir. Çevreyi yüksekliğin iki katına böldüğümüz zaman, (pi) sayısı olan 3.1416'yı bulmaktayız (Bu rakam, eski Yunanlılann bulduğu pi sayısından, yani 3.1428'den çok daha gerçektir)

Piramidin ağırlığı 10 üzeri 15‘le çarpıldığında, dünyanın yaklaşık ağırlığını vermektedir. Dünyanın kutup ekseni, doğrultusunu günden güne değiştirmekte ve böylelikle her 2,200 yılda güneşin arkasına yeni bir burcun gelmesine olanak vermektedir. ilk durumuna ancak 25.827 yıl sonra varmaktadır. Bu sayı da, 25.826.6 olarak piramidde ortaya çıkmaktadır. Bu sayıyı veren, taban köşegenlerinin toplamıdır. Büyük piramidin içinde Firavun odasının boyutlan, iki temel Pisagor üçgeninin eşidir: 2.5:3. ve 3.4.5. Oysa piramit, Pisagor'dan binlerce yıl önce yapılmıştır. Bu verilen ölçülerin, piramidin ölçü rastlantılarından yalnızca küçük bir kısmıdır.Yapımında sadece 4000 kişi çalışmıştır
--
Piramitlerin içinde sut birkaç gün süreyle taze kalır ve daha sonra hiç bozulmadan yoğurt haline gelir.

Bitkiler piramitin içinde daha çabuk büyür.

- Piramit’in içine bırakılmış su beş hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılır.

Eskiden ölüler kumda açılmış ve içine bir örtü serilmiş olan çukurlara gömülüyorlardı. Fakat etraftaki çakallar, vahşi hayvanlar veya bir kum fırtınası nedeniyle ölü bedenler tekrar açığa çıkıyordu. Bu yüzden zengin halk kendilerine daha kalıcı mezarlar yapmaya karar verdi. Mısır'daki Birinci Hanedan döneminde krallar ve asiller, modern Arapların "mastaba" dediği mezarları inşa etmeye başladılar. Bunlar esasında toprağın altına inşa edilen yaşam evleri idi. En üste çamur tuğlalardan yapılmış ve beyaza boyalı bir yapı konuyordu. Eskiden ölünün yanına konan eşyalar burada korunuyor ve çok görkemli bir şekilde dekore ediliyordu.. Daha sonraki hanedanlar döneminde mezarı hırsızlardan korumak amacıyla ölüler odaların birinden geçilip toprağın epeyce altına inilerek girilen bir hücreye gömülmeye başlandı..
Sonraki devirlerde mastabaların popülerliği devam ediyordu, ancak krallar için yeni bir mezar modeli ortaya çıkmıştı. Buna piramit deniyordu. Bugün gördüğümüz piramitlerin çoğunda yalnız ve aşınmış bir görünüm vardır. En güzelleri ve en önce yapılmış olanları Kral Zoser'in Sakkara�da yaptırdığı Step Piramididir (M.Ö.2700)..

Bu piramidin dizaynı daha sonraki devirlerde halkın tanrı olarak tapındığı vezir Imhotep tarafından yapılmıştır. Imhotep, aslında matematik, mimari ve tıbbın babası olduğu iddia edilmektedir. Ayrıca takvimi de icat etmiştir.

Piramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğuna hakkında bir bilgi yoktur.Araştırmacıların çoğu ya içinde kayboldu yada aynı yerde birkaç tur attılar fakat içlerini göremediler

Piramitlerin içi yazın soğuk,kışın sıcak olur.

23 Kasım 2007 Cuma

MURPHY`NİN ALTIN KURALI

1 - Ters gitme olasılığı taşıyan birşey ters gidecektir.
2 - İşler beklenenden daha uzun zaman alır.
PUHU MODİFİKASYONU: Tamamlanma tarihi ile ilgili beklentilerin planlamada kazandığı ciddiyet arttıkça gecikmede büyür.
3 - Eğer birşey birden fazla ters gitme olasılığı taşıyorsa size en fazla zararı dokunacak kombinasyon oluşur.
PUHU: Eğer birşey birden fazla ters gitme olasılığı taşıyorsa; size en fazla zararı dokunacak kombinasyonun bilincindeyseniz ve buna karşı tedbirlerinizi aldıysanız, bu tedbirler sizin için daha zararlı bir kombinasyonu gerçekleştirir.
4 - Eğer bir işte bir terslik olması için x sayıda farklı yol varsa ve siz işe başlamadan önce x sayıda tedbir aldiysaniz x+1 terslik siz işi bitirmek üzere iken ortaya çıkar.
5 - Olaylar kendi haline bırakıldığında kötüden daha kötüye doğru gider.
PUHU: Kötüden daha kötüye gidecek olaylara yapılan müdahale en kötüye ulaşma hızını arttırır.
6 - İşinizin tüm aşamalarını planlayıp birinci aşama ile işe başladığınızda, birinci aşamadan önce tamamlanmış olması gereken bir aşama ortaya çıkar.
PUHU: Bu aşama hala plana entegre edilebilir gibi görünür. Bu entegrasyon yanlız tüm planı mahfetmekle kalmaz, ana hedeflerin iptalinide beraberinde getirir.
7 - Problemlere getirilen Çözümler yeni problemler yaratır.
PUHU: Problemlere getirilen çözümler ilk problemlerden daha kötü problemler getirir.
8 - Hiç birşey kimsenin bir daha bozamayacağı bir seviyeye dek mükemmelleştirilemez. Çünkü böyle bir seviye yoktur ve aptallar en basit şeyleri bozma konusunda son derece yaratıcıdırlar.
PUHU: Bir şeyi hiç kimsenin bozamayacağı bir seviye ye dek mükemmelleştirmek için nedenli düşünürseniz aptalların da o işi bozmak için yaratıcılıkları o denli artar.
9 - Doğa hata ve eksikten yanadır.
PUHU: Doğanın hata ve eksik yaratmak için sonsuz kaynağı vardır.
10 - Doğa olumsuz sonuçları korur ve müdahalesini olumsuz sonuç lehine yapar.
PUHU: Doğa olumlu sonuçları engellemek için vardır.
11 - Herşey simultanet Sırasız-Düzensiz olarak ters gider.
PUHU: Herşey size hangisinin daha fazla zararı dokunacağına bağlı olarak simultane veya peş peşe ters gider.
CHRISHOLM MODİFİKASYONU: Bundan daha kötüsü olamaz dediğiniz andan itibaren işler daha kötüye gider.
12 - Durum iyiye gitmeye başladığında mutlaka unuttuğumuz veya gözden kaçırdığımız bir nokta vardır.
13 - Hiçbir şey kalıcılık kadar geçici değildir.
14 - İşinizi ne kadar iyi yaparsanız yapın, mutlaka sonuçlara modifikasyon getirecek bir amiriniz bulunacaktır.
MATSH KANUNU: Berbat bir son, sonsuz bir berbatlıklar dizisinden daha iyidir.
HOOK KANUNU: Aradığınız herhangi bir şeyi son baktığınız yerde bulursunuz.
GYLME FORMÜLÜ: Başarının sırrı samimiyettir. Bunu taklit ettiğiniz anda başardınız demektir.
LIERMAN KANUNU: Herkes yalan söyler, fakat bu önemli değildir çünkü kimse dinlemez.
EVANS VE BJORN KANUNU: Kötü giden şey ne olursa olsun,bunun böyle olacağını bilen biri mutlaka vardır.
GINSBERG TEOREMİ: Kazanamazsın, berabere kalamazsın, hatta oyunu terk edemezsin.
O'TOOLE AKSİOMU: Bir çocuk yeterli değildir. İki çocuk çok fazladır.
MURPHY'NİN ÖĞRENCİLER İÇİN KANUNU: Bir öğretmen öğrencilerin öğretilen dersten başka yapacak işleri olmadığını varsayar.
PUHU'NUN PARK YERİ BULMA KANUNU: Park etmek için hemen bulup beğenmediğiniz ve park etmediğiniz yerin park edilebilecek tek yer olduğunu fırsat kaçtıktan sonra park etmek için hemen bulup beğenmediğiniz halde park ettiğiniz yerin, park edilebilecek yerlerin en kötüsü olduğunu gideceğiniz binaya ulaştıktan sonra anlarsınız.
JONES'UN TELEVİZYON KANUNU: Görülmeye değer tek program yayından kaldırılır.
15 - Tecrübe ihtiyacınız geçtikten sonra edinilir.
16 - Çekici, güzel ve sizden hoşlanabilecek bir kadınla tanışma olasılığınız;
a-yanınızda karınız varken,
b-yanınızda sizden daha yakışıklı bir arkadaşınız varken,
c-yanınızda sizden daha zengin bir arkadaşınız varken artar.
17 - Şöhret geçebilir ama unutulmuşluk kalıcıdır.
CANSIZLIĞIN HAREKETLİLİĞİ YASASI: Bütün cansız cisimler sadece ayaklarınıza dolaşmaya yetecek kadar hareket eder.
MURPHY'NİN DÜNYA GÖRÜŞÜ: Ne olursa olsun gülümse, çünkü yarın bugünden kötü olacaktır.
PUHU'NUN DÜNYA GÖRÜŞÜ: Ne olursa olsun ağlama, çünkü göz yaşlarına asıl yarın ihtiyacın olacaktır.
STENDERUP KANUNU: Ne kadar geride kalırsanız, yetişmek için o kadar çok vaktiniz olur.
CONNER KANUNU: Gizli kalması gereken belge fotokopi makinasında unutulur.
HELL KANUNU: Bir kütle suya batırıldığında telefon çalar.
18 - Zamanı gelmiş bir hata kadar kaçınılmaz hiçbirşey yoktur.
19 - Gerçek hiçbir problemin çözümü yoktur.
20 -
MURPHY`NİN ALTIN KURALI: Altını bulan kuralı koyar.
21 - Herhangi bir cisim kendisine en çok zarar verecek biçimde yere düşecektir. Bunu yasayı tamamlayıcı eklerle açıklayalım:
a - üzerine yağ sürülmüş bir ekmek diliminin yağlı yüzünün üstüne düşme olasılığı alttaki halının değeri ile doğru orantılıdır,
b - yere düşecek ilk, belkide tek parça en pahalı parça olacaktır,
c - eşyalar yere her zaman dik açıyla düşerler,
d - düşürülen her parça avadanlık,atölyenin en ulaşılmaz köşesine dek yuvarlanacaktır,
e - ve siz onu ararken ayağınıza ilk çarpan şey de o alacaktır;
f - tezgahtan düşen küçük parçaların bulunma olasılığı parçanın büyüklüğü ile doğru orantılı, sizin işi tamamlama süreniz ile ters orantılıdır.
TIME





























Activities

TIME


Activities
November 2007
M T W T F S S
2930311 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 1 2
This month

Para - borsaile ilgili herşey

sitene html kodları

HTML KODLARI SEÇ BEĞEN

arama motoruna ücretsiz kayıt

URL Submitter - URL Kay�t
Google AllTheWeb BuildTurkey
InfoTiger Rediff ScrubTheWeb
EntireWeb ExactSeek Splatsearch
WhatUseek TrueSearch GigaBlast
-------------------------------------------------------------

ARAMA MOTORLARINA DİREK KAYIT

URL KAYDET. 1. http://search.yahoo.com/info/submit.html Yahoo! Search 2. http://search.msn.com/docs/submit.aspx?FORM=WSDD2 MSN 3. http://www.google.com/intl/en/addurl.html Google 4. http://www.about.com/gi/pages/homehc.htm#c4 About 5. http://www.dmoz.org/add.html Open Directory 6. http://www.accoona.com/submit.html Accoona 7. http://www.exactseek.com/add.html ExactSeek 8. http://www.scrubtheweb.com/addurl.html ScrubTheWeb 9. http://www.snap.com/about/site.php?last_link_type=about Snap 10. http://www.searchsight.com/submit.htm SearchSight 11. http://www.searchit.com/addurl.htm SearchIt 12. http://www.buzzle.com/suggest_basic2.asp Buzzle 13. http://www.entireweb.com/free_submission/ EntireWeb 14. http://www.whatuseek.com/addurl-secondary.shtml What U Seek 15. http://www.ezilon.com/ezilon_url_submission.htm Ezilon 16. http://www.gimpsy.com/gimpsy/searche...check_free.php Gimpsy 17. http://www.dirone.com/add_link_m.php dirOne 18. http://www.websquash.com/cgi-bin/sea...l?Mode=AnonAdd WebSquash 19. http://www.abilogic.com/how-to-suggest-a-site.php AbiLogic 20. http://addurl.amfibi.com/ Amfibi 21. http://www.01webdirectory.com/submit.htm 01WebDirectory 22. http://www.netinsert.com/en/insert.html NetInsert 23. http://www.mavicanet.com/ MavicaNET 24. http://www.searchhippo.com/addlink.php SearchHippo 25. http://www.worldsiteindex.com/ World Site Index 26. http://www.dailyorbit.com/add.htm DailyOrbit 27. http://www.nationaldirectory.com/addurl/ NationalDirectory 28. http://www.tygo.com/websites/FreeSubmitURL.aspx TYGO 29. http://www.mixcat.com/addurl.php MixCat 30. http://www.aeiwi.com/submit.html Aeiwi 31. http://www.illumirate.com/add_your_site_exp.cfm IllumiRate 32. http://www.infotiger.com/addurl.html Info Tiger 33. http://www.towersearch.com/addurl.php TowerSearch 34. http://www.splatsearch.com/submit.html SplatSearch 35. http://www.subjex.net/submit_url.html Subjex 36. http://www.qango.com/dir/addurl.html Qango 37. http://www.zeezo.com/Listings/New.aspx Zeezo 38. http://www.canlinks.net/addalink/ CanLinks 39. http://www.webbieworld.com/signup.asp WebbieWorld 40. http://www.searchking.com/add_new.htm SearchKing 41. http://www.amray.com/cgi/amray/addurl.cgi AMRAY 42. http://www.go4.it/listing.asp Go4.it 43. http://www.cipinet.com/addurl.html Cipinet 44. http://www.hedir.com/submit-help.html Hedir 45. http://www.walhello.com/addlinkgl.html Walhello 46. http://www.linketeria.com/submitsite.htm Linketeria 47. http://www.claymont.com/login/login.asp?img=y Claymont 48. http://www.jdgo.com/add.html JDGO 49. http://www.spheri.com/tc143as.php?sid=0 Sphericom 50. http://www.kaspie.com/web.html Kaspie