Bu Blogda Ara
20 Aralık 2012 Perşembe
12 Aralık 2012 Çarşamba
Nietzsche# #Salomenin hikayesi
Salome'nin Hikayesi
Dudaklarında acı bir tat var. Bu, kanın tadı mı?"Ölü dudaklar hiç kımıldamazken,
Salome onun da cevabını verecektir:"Hayır, belki de aşkın tadıdır..."
BUNDAN 2 bin yıl önce Galile'de, yerin epey altında bir zindanın ağır kapısı açıldı.
İçeride sakalları epey uzamış, yorgun bir adam zincire vurulmuş yatıyordu.Açılan kapıdan içeri genç bir kız girdi.
Zindanda zincire vurulmuş adam, dinler tarihine "Vaftizci Yahya" diye geçecek olan çok ünlü bir kişiydi.Galile'de,
daha İsa'nın adı duyulmadan önce herkese onun geleceğini haber veren kişiydi."Mesih geliyor ve hepinizi kurtaracak" diyerek buna inananları vaftiz ediyordu.
Onu ziyarete gelen genç kız ise Kral Hirodes'in yeğeni Salome'dir.Salome,
zindandaki bu ünlü erkeği çok merak etmiş ve gizlice görmeye gelmiştir.
Gördüğü an o erkeğe áşık olur.Vaftizci Yahya ise ona hiç karşılık vermez.
"Dışarı Babil'in kızı. Tanrı'nın seçilmiş kuluna sakın yaklaşma" diye bağırır ve onu kovar.
Salome ise onu şiddetle arzulamaktadır."Bırak, hiç olmazsa bir kere dudağını öpeyim" der.
Yahya aynı öfkeyle cevap verir:"Asla; Sodom'un kızı; asla..."İstediği erkeği öpemeyen Salome,
reddedilmenin verdiği öfkeyle oradan çıkar.Bu reddediliş,
birkaç saat sonra, insanlık tarihinin görebileceği en tutkulu kadın intikamına yol açacaktır.
Reddedilen bir kadının nelere kadir olduğunu, bütün erkeklere gösteren müthiş bir intikam...
* * *
O akşam sarayın üst katlarında büyük bir ziyafet vardır.
Kral Hirodes, Roma temsilcilerinin de katıldığı bir ziyafetle yaş gününü kutlayacaktır.
Hirodes, bir süre önce üvey kardeşi Herod Philip'i öldürmüş, onun eşiyle evlenmiştir.
Evlendiği kadının Salome adlı çok güzel bir kızı vardır.
Geç saatlerde içkinin etkisiyle kendinden geçen Kral Hirodes,
Salome'den önünde dans etmesini ister.Salome reddeder.Genç kızın güzelliğinin etkisiyle kontrolünü iyice kaybeden kral,
ona akıl almaz vaatlerde bulunur.Hatta ülkenin yarısını vereceğini söyler.Salome sonunda kabul eder.Ayakkabılarını çıkarır,
yedi tüle sarınır ve dans etmeye başlar.Dansın her bölümünde tüllerden birini atar.
Sonunda üzerinde tek tül kalır ve biraz daha dans ettikten sonra onu da atar.İnsanlık tarihinin belki de en ünlü striptizi yapılmıştır.
Kral bir süre bu muhteşem genç kızı seyreder ve "Dile benden ne dilersen" der.
Derin ve meraklı bir sessizlik salona iner.Gözler Salome'ye döner.Genç kız,
iktidarının doruğa ulaştığı bu anı büyük bir hazla uzatır.Annesine bakar.
Misafirleri küçümseyen gözlerle süzer.Etrafındakilere böcek muamelesi yapan gözler,
sonunda aynı umursamazlık ve emin ifadeyle krala döner:"Bana gümüş bir tepside Vaftizci Yahya'nın başını getirin...
"Meraklı sessizlik bir anda endişeli mırıltılara dönüşür.Kral korkar. Bir din adamının başını almayı istemez.
Salome ise gövdesinin erkekte yarattığı zaafı zafere çevirmekte kararlıdır.Şehvetin esir aldığı kralın yapabileceği bir şey kalmamıştır.
Emir verilir. Vaftizci Yahya'nın kanlı başı gümüş bir tepsi içinde getirilip Salome'nin önüne konur.Salome,
üç dört saat önce kendisini reddeden erkeğin başını eline alır ve onunla konuşmaya başlar:"Tutkumu ne seller, ne büyük denizler söndürebilir.
Bir prensestim, beni aşağıladın. İffetliydim, damarlarımı ateşe verdin.Aşkın gizemi, ölümün gizeminden daha büyük.
"Sonra oradakilerin hayret dolu bakışlarına hiç aldırmadan, reddeden erkeğin kesik başını kendine doğru çeker ve ağzından öper.
İntikam ayini şu cümlelerle bitecektir:"Dudaklarında acı bir tat var. Bu, kanın tadı mı?"Ölü dudaklar hiç kımıldamazken,
Salome onun da cevabını verecektir:"Hayır, belki de aşkın tadıdır..."
Nietzsche'nin Salome için yazdığı sanılan şiir;
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Cenneti de gördüm cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm pes etmeyi de
Bazıları seyrederken hayatı en önden
Kendime bir sahne buldum oynadım
Öyle bir rol vermişler ki
Okudum okudum anlamadım
Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım hem güldüm halime
Sonra dedim ki 'söz ver kendine'
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken
tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan; anladım...
F.NIETZSCHE
30 Nisan 2011 Cumartesi
İstanbul’a Kıymak......Bekir Coşkun/Cumhuriyet
30 Nisan 2011 Cumartesi,e Bekir Coşkun yazıları tarafından eklendi
İlk tanıdığımda hâlâ güzeldi...
Ve âşık olmuştum İstanbul’a...
Uzak Anadolu köşesinden gelmiş utangaç gence, tepelerini sere serpe gösterirken, onu ti’ye alarak kahkahalar atıyordu...
*
Zaman geçti...
Her geleni mutlu etmekten, her geleni kucağına almaktan ve simsarlar tarafından hovardalara satılmaktan bitkin düşmüştü...
Bacağında zampara siyasetçilerin, hoyrat müteahhitlerin, görgüsüz zenginlerin diş izleri vardı...
Sırtında kömür, kum, çakıl tüccarlarının bıçak yaraları...
Ormanımsı saçları yer yer açılmış, çelik çubuklara dönüşmüştü...
Eski güzelliğinden eser kalmamış, boğazında sahte taşlardan iki gerdanlık...
Güzel yüzünde silüetini bozan sivilceler, çıbanlar...
Ten kokusunun yerine, burunları düşüren kötü bir parfüm kokusu...
*
Eski sevgililerini anlatıyordu kahkahalar atarak, sarhoş olduğunda:
“İlk Mehmet aldı beni...
“Mehmet kim?..”
“Fatih...”
“......!”
“Büyük topu vardı...”
“.......!”
“Nice sultanlar, paşalar, devlet adamları koynuma girdiler sonraları... Süleyman Bey vardı Isparta eşrafından, şu boğazımdaki kolyeyi o taktı... Şunu da tombul sevgili Turgut Bey ‘bu hakikisi’ diye taktı boynuma, sahte çıktı...”
Kimi zaman ağladı:
“Ucuz ucuza sattılar beni... Köylüler bile ayakkabılarını kapının önünde çıkartıp çıkartıp geldiler, gece kondular her yanıma...”
Kimi zaman sildi akan rimelini:
“İmam nikâhı yaptı...”
“Kim?..”
“Şu badem bıyık...”
“.......!”
“Sonra taşlarımı, broşlarımı, kemerlerimi çalıp sattı...”
*
Ona şu çılgın kuma projesini söyleyemedim...
*
Çünkü ben bir zamanlar âşık olmuştum İstanbul’a...
Çok güzeldi...
Bazı zamanlar yine de gidip dizinin dibine oturmak, sonra koynunda kıvrılıp uyumak gelir içimden, geçmiş günlerin anısına...
Siz ona kıysanız da, kıymasanız da...
Bekir Coşkun/Cumhuriyet
10 Şubat 2011 Perşembe
Müjdat Gezen: Birinin kral çıplak demesi gerekiyordu

CANLI YAYINDA KÜTAHYALI'YLA KAVGA
Gezen, en sert tartışmasını da telefonla katıldığı 'Ters Cephe' programında Rasim Ozan Kütahyalı'yla yaptı. Canlı yayında Kütahyalı ile Gezen arasındaki kavga büyüdükçe büyüdü. Gezen'in programa bağlanmadan önce ''O saçlı çocuğu susturun yoksa taksiye atlayıp gelirim. Ben sustururum'' dediği de ortaya çıkınca kavga daha da alevlendi..
SÖZCÜ'YE DEĞERLENDİRDİ
Ünlü komedyen, hakkında çıkan haber ve iddiaları, tüm yaşananları Sözcü gazetesine değerlendirdi. Müjdat Gezen'in röportajı Sözcü gazetesinde yarın yayınlanacak. Ancak Sözcü, Gezen'in yaptığı açıklamaları kısa başlıklarla bugünkü sayısında ana sayfadan verdi..
İşte Gezen'in açıklamalarından kısa başlıklar.. * Ben kimseye aptal demem. Aziz Nesin'in dediğini aktardım.
*Diyelim ki AKP'li seçmenin yüzde 60'ına 'aptal' demişim. Onlar kendini savunamaz mı? Niye AKP'li yöneticiler savunuyor, seçmenlerine 'siz aptalsınız' mı demek istiyorlar?
*AKP'nin 16.3 milyon oyu var. Peki geri kalan halk değil mi?
*Birilerinin "Kral çıplak" demesi lazımdı. Onu da ben söylüyorum

9 Şubat 2011 Çarşamba
Göbeğini kaşıyan adam...Bekir COŞKUN ( hürriyet)
Göbeğini kaşıyan adam..
.Bekir COŞKUN ( hürriyet)
07 Şubat 2011 Pazartesi, 19:20 tarihinde Bekir Coşkun yazıları tarafından eklendi
O göbeğini kaşır.
Göbeğinin tombik olması ona mutluluk verir, çünkü bu yaşamın tadını çıkarttığı anlamına da gelir.
Ayağını altına alıp oturur.
Elinde bayraklarla yürüyen kadınları görünce "Ne vınaklıyo bunlar len..." diye kızar.
"Haberleri" sevmez.
O "Ti-Vi eğlence programına"
bakar.
Dünyada neler olup bittiği konusunda, bildiği tek dış politika yorumu "İngiliz yaman olur" görüşüdür.
Kitap okumaz.
Çok da gerekiyorsa "Bi bakıver kitap ne diyor?" diye sorduğu bir "hoca"sı vardır.
Gazete bilmez.
İlgi duyduğu tek gazete, turşu kavanozlarının altına serdiği geçen senenin gazetesidir.
Liderlerle ilgili en kapsamlı düşüncesi "Müslüman adam", demokrasi ile ilgili tek fikri ise "Çalsın ama iş yapsın"dır.
Sonra göbeğini kaşır...
*atsr
İşte; Tayyip Erdoğan’ın bir anda "Her şey için sandık" derken, güvendiği adamdır o...
Büyük kentlerde her partiden, her yaştan, her meslekten, her görüşten, her kesimden milyonlar meydanlara dökülürken... Eski-şimdiki cumhurbaşkanları, üniversiteler, akademisyenler, yüksek mahkemeler, askerler, sivil demokratik örgütler "endişelerini" dile getirirken... Dünya medyası "Türk halkı siyasi İslam’a dur dedi" kanaatine varırken...
Tayyip Erdoğan’ın güvendiğidir o:
Göbeğini kaşıyan adam...
*
Atatürk’ün kızları al bayraklarla yürürken, bu ülkenin aydınlık yüzlü erkekleri meydanları doldururken, çocuklar annelerinin-babalarının elini tutup yarınlarına şimdiden sahip çıkmaya kalkarken...
Göbeğini kaşıyan adam uzakta bıyık altından güler.
Ve sandık ortaya konulduğunda...
Göbeğini kaşıyan adamın dediği olur.
Çünkü demokrasi, bilinçte aşağı-yukarı eşit insanların rejimidir. Bir toplumun çoğunluğu "göbeğini kaşıyan adam" ise, orada demokrasi olmaz, olamaz.
..
Tayyip Erdoğan işte ona güvenir:
Göbeğini kaşıyan adama...
mstfatsr

Göbeğinin tombik olması ona mutluluk verir, çünkü bu yaşamın tadını çıkarttığı anlamına da gelir.
Ayağını altına alıp oturur.
Elinde bayraklarla yürüyen kadınları görünce "Ne vınaklıyo bunlar len..." diye kızar.
"Haberleri" sevmez.
O "Ti-Vi eğlence programına"
bakar.
Dünyada neler olup bittiği konusunda, bildiği tek dış politika yorumu "İngiliz yaman olur" görüşüdür.
Kitap okumaz.
Çok da gerekiyorsa "Bi bakıver kitap ne diyor?" diye sorduğu bir "hoca"sı vardır.
Gazete bilmez.
İlgi duyduğu tek gazete, turşu kavanozlarının altına serdiği geçen senenin gazetesidir.
Liderlerle ilgili en kapsamlı düşüncesi "Müslüman adam", demokrasi ile ilgili tek fikri ise "Çalsın ama iş yapsın"dır.
Sonra göbeğini kaşır...
*atsr
İşte; Tayyip Erdoğan’ın bir anda "Her şey için sandık" derken, güvendiği adamdır o...
Büyük kentlerde her partiden, her yaştan, her meslekten, her görüşten, her kesimden milyonlar meydanlara dökülürken... Eski-şimdiki cumhurbaşkanları, üniversiteler, akademisyenler, yüksek mahkemeler, askerler, sivil demokratik örgütler "endişelerini" dile getirirken... Dünya medyası "Türk halkı siyasi İslam’a dur dedi" kanaatine varırken...
Tayyip Erdoğan’ın güvendiğidir o:
Göbeğini kaşıyan adam...
*
Atatürk’ün kızları al bayraklarla yürürken, bu ülkenin aydınlık yüzlü erkekleri meydanları doldururken, çocuklar annelerinin-babalarının elini tutup yarınlarına şimdiden sahip çıkmaya kalkarken...
Göbeğini kaşıyan adam uzakta bıyık altından güler.
Ve sandık ortaya konulduğunda...
Göbeğini kaşıyan adamın dediği olur.
Çünkü demokrasi, bilinçte aşağı-yukarı eşit insanların rejimidir. Bir toplumun çoğunluğu "göbeğini kaşıyan adam" ise, orada demokrasi olmaz, olamaz.
..
Tayyip Erdoğan işte ona güvenir:
Göbeğini kaşıyan adama...
mstfatsr
30 Ocak 2011 Pazar
Çalık’a hangi kriterlerle kredi verdiniz? Ne aldınız? Yiğit Bulut...28.06.2008
28.06.2008 22:28
Çalık’a hangi kriterlerle kredi verdiniz? Ne aldınız?
Yiğit Bulut - ybulut@gazetevatan.com
Yiğit Bulut
Haftanın son iş gününde gazetelerde okuduk; “Çalık Grubu atv-Sabah için kullandığı kredilerde gerekli teminatları vermiş”...
Evet, yanlış okumadınız. “700 milyon dolar üstünde bir meblağ için geri dönüş bakiyesi üzerinden teminat vermiş”... Neden geri dönüş bakiyesi dedim, bankacılık kurallarına göre aldığınız kredinin “toplam geri dönüş” meblağı kadar “teminat vermeniz” gerekli... Örnekleyeyim; mortgage ile bir ev kredisi dahi alsanız, 20 yıllık aldıysanız, 20 yıllık toplam geri ödeme kadar kesin ipotek koyarlar aldığınız eve...
Ben “Bu işe çok şaşırdım” ve inanın çok güldüm, eminim detayları bilen herkes açıklamada geçen “gerekli” gibi yuvarlak bir ifadeyle geçiştirilen bu cümleye çok güldü...
Peki neden güldük ve yapılan açıklamaya inanmadık? Bu noktada “Çalık Grubu’na” ait hiçbir malı 700 milyon dolar üzerinde kredi kullandığı kamu bankalarına “ipotek” vermeyen sadece ATV-Sabah gibi değerini “tartışabileceğimiz” şirketleri teminat gösteren borçluya ve ona borç verenlere soralım;
1- Devletin parasını “nasıl, hangi kriterler ile verdiniz”?
2- atv-Sabah 1.1 milyar dolar üzerinde bir fiyatla satıldı. Bugün piyasaya bakıyoruz; elinde birkaç Sabah ve birkaç atv olan Doğan Yayın Holding’in piyasa değeri 750 milyon dolar, yine aynı piyasada Hürriyet Gazetesi’nin değeri 520 milyon dolar, borsada işlem gören yerleşmiş markalar olduğu için bu şirketleri seçtim. Peki, piyasa bu değerleri biçerken, kredi verenler yani “kamu bankalarının yöneticileri”, sizler; 700 milyon dolardan fazla bir parayı neye güvenerek sadece atv ve Sabah’a karşılık verdiniz!
3- atv-Sabah’a karşılık vermediyseniz ve “gerekli” teminatları aldıysanız, açıklayın ne aldınız?
4- Almadınız ama varsayalım aldınız; Çalık Grubu’nun 700 milyon doların geri dönüş üzerinden yani milyar dolarlık teminat olacak malı var mı?
Sonuç: İki ATV yanına da iki Sabah koysanız, eldeki piyasa şartları ve değişen dünyada 1.1 milyar dolar etmez! Halkın 700 milyon dolardan fazla parası “teminatsız” bir şekilde Çalık Grubu’na verilmiştir ve bu işlemi yapan kamu bankaları görevlileri bana göre görevi kötüye kullanmışlardır... Bağımsız yargıya duyurulur...
Son söz: Bu krediyi veren kamu bankalarının yöneticilerine sesleniyorum; aldığınız teminatı açıklayın yoksa “korkunç” bir zan altındasınız!
Not: Beni tanıyanlar çok iyi bilirler ama bir kez daha not düşmek istiyorum; bu yazıyı kesinlikle bir “medya rekabeti” olarak algılamayın. Bu rakip olabilecek birine yazılmış bir yazı değil.
Bu “kamu değerlerinin” ister medya, ister başka iş için yok edilmesine karşı çıkmak için yazılmış bir uyarı!
Çalık’a hangi kriterlerle kredi verdiniz? Ne aldınız?
Yiğit Bulut - ybulut@gazetevatan.com
Yiğit Bulut
Haftanın son iş gününde gazetelerde okuduk; “Çalık Grubu atv-Sabah için kullandığı kredilerde gerekli teminatları vermiş”...
Evet, yanlış okumadınız. “700 milyon dolar üstünde bir meblağ için geri dönüş bakiyesi üzerinden teminat vermiş”... Neden geri dönüş bakiyesi dedim, bankacılık kurallarına göre aldığınız kredinin “toplam geri dönüş” meblağı kadar “teminat vermeniz” gerekli... Örnekleyeyim; mortgage ile bir ev kredisi dahi alsanız, 20 yıllık aldıysanız, 20 yıllık toplam geri ödeme kadar kesin ipotek koyarlar aldığınız eve...
Ben “Bu işe çok şaşırdım” ve inanın çok güldüm, eminim detayları bilen herkes açıklamada geçen “gerekli” gibi yuvarlak bir ifadeyle geçiştirilen bu cümleye çok güldü...
Peki neden güldük ve yapılan açıklamaya inanmadık? Bu noktada “Çalık Grubu’na” ait hiçbir malı 700 milyon dolar üzerinde kredi kullandığı kamu bankalarına “ipotek” vermeyen sadece ATV-Sabah gibi değerini “tartışabileceğimiz” şirketleri teminat gösteren borçluya ve ona borç verenlere soralım;
1- Devletin parasını “nasıl, hangi kriterler ile verdiniz”?
2- atv-Sabah 1.1 milyar dolar üzerinde bir fiyatla satıldı. Bugün piyasaya bakıyoruz; elinde birkaç Sabah ve birkaç atv olan Doğan Yayın Holding’in piyasa değeri 750 milyon dolar, yine aynı piyasada Hürriyet Gazetesi’nin değeri 520 milyon dolar, borsada işlem gören yerleşmiş markalar olduğu için bu şirketleri seçtim. Peki, piyasa bu değerleri biçerken, kredi verenler yani “kamu bankalarının yöneticileri”, sizler; 700 milyon dolardan fazla bir parayı neye güvenerek sadece atv ve Sabah’a karşılık verdiniz!
3- atv-Sabah’a karşılık vermediyseniz ve “gerekli” teminatları aldıysanız, açıklayın ne aldınız?
4- Almadınız ama varsayalım aldınız; Çalık Grubu’nun 700 milyon doların geri dönüş üzerinden yani milyar dolarlık teminat olacak malı var mı?
Sonuç: İki ATV yanına da iki Sabah koysanız, eldeki piyasa şartları ve değişen dünyada 1.1 milyar dolar etmez! Halkın 700 milyon dolardan fazla parası “teminatsız” bir şekilde Çalık Grubu’na verilmiştir ve bu işlemi yapan kamu bankaları görevlileri bana göre görevi kötüye kullanmışlardır... Bağımsız yargıya duyurulur...
Son söz: Bu krediyi veren kamu bankalarının yöneticilerine sesleniyorum; aldığınız teminatı açıklayın yoksa “korkunç” bir zan altındasınız!
Not: Beni tanıyanlar çok iyi bilirler ama bir kez daha not düşmek istiyorum; bu yazıyı kesinlikle bir “medya rekabeti” olarak algılamayın. Bu rakip olabilecek birine yazılmış bir yazı değil.
Bu “kamu değerlerinin” ister medya, ister başka iş için yok edilmesine karşı çıkmak için yazılmış bir uyarı!
EVLİLİK YILDÖNÜMÜ.. bekir coskun.0 Ocak 2011
Bu yazıyı, yazarın senede bir gün olsun hakkı vardır diyerek ve okurlarımızdan izin isteyerek, evlilik yıldönümümüzde senin için yazmıştım…
Aslında ne çok şeyin yıldönümü bizim evlilik yıldönümlerimiz…
Kuşların saçaklarımızda ekmek kırıntılarını beklemeye başlayışlarının…
Benekli sokak köpeğinin bizim arka bahçeye doğurmaya karar verişinin…
Çevrede ne kadar kedi varsa toplanıp bizim eve gelişlerinin…
Sabahları mutfak tarafından tıkırtılar gelişinin de yıldönümü…
“Bana kahvaltı hazırlanıyor” diye sevinişimin… Sonra burnu püsküllü damat terliğimle yola çıkıp da sabahın köründe, tabaklara özenle hazırlanmış kedi mamalarını mahalleye dağıtışımın…
Evin içindeki saksılarda en az iki çekirgemizin, bahçede ise bir sürü kirpimizin olduğunu öğrenmemin de yıldönümü, evlilik yıldönümlerimiz…
*
Su tasları gelmişti evimize o gün, kalaylı…
Hatırlıyor musun sevinip “Urfa pilavı için mi” diye sormuştum sana, yanıtlamıştın evlilik yıldönümümüz münasebetiyle:
“Hayır, köpeklerimizin su tasları…”
Bir keresinde evlilik yıldönümümüzü her zamankinden farklı olarak (!) Pako, Gorbi ve Rok ile birlikte geçirmeye karar vermiştik…
Sanki dündü…
O sene senin bana hediye olarak köpek kulübesi için iki torba çimento aldığında da… Yine bir evlilik yıldönümümüzdü…
Peki, Gorbi ayakkabımın tekini yediğinde “dişleri çıkıyor” diye ne kadar sevindiğimizi hatırlıyor musun?..
*
Onları peş peşe kaybettiğimiz yıllar, sessiz ve hüzünlü bir evde hazırladığın kırmızı tabaklı, kırmızı peçeteli, kırmızı güllü, kırmızı mumlu sofralarda birbirimizin elini tutup ağlayarak geçirmiştik evlilik yıldönümlerimizi…
Ne çok şeyin yıldönümü şu evlilik yıldönümlerimiz…
Kısacası şefkatin kapı aralığından içeri süzülüşünün…
Güvenin saçaklara dizilişinin…
Evin pervazlarına merhametin sinişinin…
Mutfak tarafından sevgi tıkırtılarının gelişinin…
Sene-i devriyesi evlilik yıldönümlerimiz…
*
Kaç yıl oldu bilmiyorum…
Her yıl için…
İçine yaşamın en değerli duygularını doldurup da… El ele, omuz omuza taşıdığımız her yıl için…
Sağ ol…
cumhuriyet
Aslında ne çok şeyin yıldönümü bizim evlilik yıldönümlerimiz…
Kuşların saçaklarımızda ekmek kırıntılarını beklemeye başlayışlarının…
Benekli sokak köpeğinin bizim arka bahçeye doğurmaya karar verişinin…
Çevrede ne kadar kedi varsa toplanıp bizim eve gelişlerinin…
Sabahları mutfak tarafından tıkırtılar gelişinin de yıldönümü…
“Bana kahvaltı hazırlanıyor” diye sevinişimin… Sonra burnu püsküllü damat terliğimle yola çıkıp da sabahın köründe, tabaklara özenle hazırlanmış kedi mamalarını mahalleye dağıtışımın…
Evin içindeki saksılarda en az iki çekirgemizin, bahçede ise bir sürü kirpimizin olduğunu öğrenmemin de yıldönümü, evlilik yıldönümlerimiz…
*
Su tasları gelmişti evimize o gün, kalaylı…
Hatırlıyor musun sevinip “Urfa pilavı için mi” diye sormuştum sana, yanıtlamıştın evlilik yıldönümümüz münasebetiyle:
“Hayır, köpeklerimizin su tasları…”
Bir keresinde evlilik yıldönümümüzü her zamankinden farklı olarak (!) Pako, Gorbi ve Rok ile birlikte geçirmeye karar vermiştik…
Sanki dündü…
O sene senin bana hediye olarak köpek kulübesi için iki torba çimento aldığında da… Yine bir evlilik yıldönümümüzdü…
Peki, Gorbi ayakkabımın tekini yediğinde “dişleri çıkıyor” diye ne kadar sevindiğimizi hatırlıyor musun?..
*
Onları peş peşe kaybettiğimiz yıllar, sessiz ve hüzünlü bir evde hazırladığın kırmızı tabaklı, kırmızı peçeteli, kırmızı güllü, kırmızı mumlu sofralarda birbirimizin elini tutup ağlayarak geçirmiştik evlilik yıldönümlerimizi…
Ne çok şeyin yıldönümü şu evlilik yıldönümlerimiz…
Kısacası şefkatin kapı aralığından içeri süzülüşünün…
Güvenin saçaklara dizilişinin…
Evin pervazlarına merhametin sinişinin…
Mutfak tarafından sevgi tıkırtılarının gelişinin…
Sene-i devriyesi evlilik yıldönümlerimiz…
*
Kaç yıl oldu bilmiyorum…
Her yıl için…
İçine yaşamın en değerli duygularını doldurup da… El ele, omuz omuza taşıdığımız her yıl için…
Sağ ol…
cumhuriyet
Direnme Hakkı…Bekir Çoskun 29 Ocak 2011
Direnme Hakkı…/ 29 Ocak 2011
Peki, seçimle gelmiş siyasi iktidar “Beni millet seçti” diye demokrasiyi, hukuku, anayasayı, rejimi, devleti kendi tek kişilik diktatörlüğüne dönüştürmeye başlamışsa…
Onu durdurmak için dört yıl sonra seçim yapılmasını mı bekleyeceksiniz?..
Dört yılda bir ortaya sandık koymak mıdır demokrasi?..
*
İşte; önce Anayasa Mahkemesi’ni yeni üyelerle kendine bağladı, şimdi de Yargıtay ile Danıştay’ı, başkanı iktisatçı olan Anayasa Mahkemesi’ne bağlayacak…
İyi mi?..
*
Dün bu sayfada Oktay Akbal’ın “Sine-i Millete Dönmek!” başlığıyla çok çok önemli bir yazısı yayımlandı…
Seçime daha beş ay var.
Eğer AKP bunu da başarırsa demokrasinin, hukuk devletinin izi bile kalmayacak…
CHP ve MHP milletvekilleri ise her zamanki gibi kürsüye çıkıp eleştirecekler, belki ağır tartışmalar olacak, ama sonuç değişmeyecek… Nasıl Anayasa Mahkemesi ve Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu AKP’nin istediği biçime girdiyse, Yargıtay ve Danıştay da uçup gidecek…
Muhalefetin homurdanarak orada oturması, bu kirli oyunda “muhalefet” rolünü doldurmalarına yarayacak, o kadar…
“Sine-i millete dönmek o kadar zor mu?..”
*
Ya biz?..
Başımıza ne geldiğinin farkında olan sıradan vatandaşlar?..
Demokrasi; nasıl ki alkışlayarak, zıplayarak onaylama hakkı veriyorsa… Uyarma, tepki gösterme, itiraz etme hakkı da tanır, onu yaşayanlara…
Susmamak…
Razı olmamak…
Direnme hakkıdır bu…
*
İktidar bu saçmalıklardan vazgeçmezse… İçindeki kin, nefret ve intikam duyguları ile cumhuriyetimizi tekmelemeye, bir istila kuvveti gibi rejimi yok etmeye devam ederse…
Eli kulağındadır…
Bekliyorum doğrusu; birisi “Bayrağını al da gel” diyecektir…
O zaman ıslığımı da alırım yanıma…
Bu; direnme hakkıdır…
cumhuriyet
Peki, seçimle gelmiş siyasi iktidar “Beni millet seçti” diye demokrasiyi, hukuku, anayasayı, rejimi, devleti kendi tek kişilik diktatörlüğüne dönüştürmeye başlamışsa…
Onu durdurmak için dört yıl sonra seçim yapılmasını mı bekleyeceksiniz?..
Dört yılda bir ortaya sandık koymak mıdır demokrasi?..
*
İşte; önce Anayasa Mahkemesi’ni yeni üyelerle kendine bağladı, şimdi de Yargıtay ile Danıştay’ı, başkanı iktisatçı olan Anayasa Mahkemesi’ne bağlayacak…
İyi mi?..
*
Dün bu sayfada Oktay Akbal’ın “Sine-i Millete Dönmek!” başlığıyla çok çok önemli bir yazısı yayımlandı…
Seçime daha beş ay var.
Eğer AKP bunu da başarırsa demokrasinin, hukuk devletinin izi bile kalmayacak…
CHP ve MHP milletvekilleri ise her zamanki gibi kürsüye çıkıp eleştirecekler, belki ağır tartışmalar olacak, ama sonuç değişmeyecek… Nasıl Anayasa Mahkemesi ve Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu AKP’nin istediği biçime girdiyse, Yargıtay ve Danıştay da uçup gidecek…
Muhalefetin homurdanarak orada oturması, bu kirli oyunda “muhalefet” rolünü doldurmalarına yarayacak, o kadar…
“Sine-i millete dönmek o kadar zor mu?..”
*
Ya biz?..
Başımıza ne geldiğinin farkında olan sıradan vatandaşlar?..
Demokrasi; nasıl ki alkışlayarak, zıplayarak onaylama hakkı veriyorsa… Uyarma, tepki gösterme, itiraz etme hakkı da tanır, onu yaşayanlara…
Susmamak…
Razı olmamak…
Direnme hakkıdır bu…
*
İktidar bu saçmalıklardan vazgeçmezse… İçindeki kin, nefret ve intikam duyguları ile cumhuriyetimizi tekmelemeye, bir istila kuvveti gibi rejimi yok etmeye devam ederse…
Eli kulağındadır…
Bekliyorum doğrusu; birisi “Bayrağını al da gel” diyecektir…
O zaman ıslığımı da alırım yanıma…
Bu; direnme hakkıdır…
cumhuriyet
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Para - borsaile ilgili herşey
sitene html kodları
HTML KODLARI SEÇ BEĞEN
- Sitene Direkt Okunan Süper Fıkra Koy
- Sitene Fıkra Menüsü Koy Ekle
- Güncel Dış haberleri Sitene Ekle
- Sitene Şans Oyunları Sonuçları
- Efekt
- Sitenede Çıkınca Mesaj Verilsin
- Tüm Sayfayı Soldan Sağa Kaydırma
- Resim Slayt
- Haber Kodu Sitene Hber Koy
- Sitende Jennifer Lopez - Get Right Çalsın
- Sitende Beyonce - Naughty Girl Çalsın
- Sitende Celine Dion - My Heart Will Go On (tıtanıc) Çalsın
- Sitende Eminem - Mocking Bird Çalsın
- Sitende Eminem Ass Like That Çalsın
- Sitende Sean Paul - We'll Be Burning Çalsın
- Sitende 50 Cent - Just A Lil Bit Çalsın
- Sitene Canlı TV Ve Radyo Ekleyin
- Sitene Takvim Ekle
- Gelişmiş Arama Motoru
- bilgi.com un Web Arama Motoru
- bilgi.com un Video Arama Motoru
- Google Arama Motorunu Sitene Koy
- Sitene Yahoo Arama Motorunu Ekle
- Sitene LiveSearch Arama Motorunu Koy
- Giriş Sayfası Yapma Kodu
- Sitende Türkçe Tarih Olsun
- Kayarak Açılan Sayfa
- 24 Saat Müzik Kaliteli Radyo
- Sayfanıza Sihay Baloncuk Yağsın
- Sitenize Sağ Tuş Engeli Koyma
- Resmin Kodu
- Resmin Kodu 2
- Resmin Kodu 3
- Boyuna Haber Kodu
- Siteni Animasyonlu Bir Şekilde Aç
- Sitene Canlı Radyo Koy
- Sitende 20 Tane Oyun Yayınla
- Sitene Başka 20 Tane Oyun Koy
- Dünya nın En Çok Ziyaret Edilen Türkçe Web Siteleri Kodu
- Sitene Dünyanı En Çok Ziyaret Edilen Sitelerinin Listesini Koy
- Google ı Sitenin İçine Koy
- Bilgisayara Göz Atma Kodu
- Sitene Kutucuk Koy
- Button Kodu
- Giris Sayfası Yapma Kodu
- Linke Gelince Altta ve Üstte Çizgileri Oluşuyor!
- Döviz Kurları
- Devletim.com Listesi
- Sitene Video Oyun Animasyon
- 8 Tane Güncel Oyun
- Günlük Burç
- Güncel Teknoloji Haberleri
- Sitene Güncel Magazin Haberleri
- Matrix Arka Plan Efekti
- Sayfa Her Yenilendiğinde Arka Planın Rengi Değişir
- Uzay Arka Plan
- Buttonun Üstüne Gelince Kaçıyor
- Mause Efekti Mausenin Etrafında Renkli Pullar Dönüyor
- Mause Arkasından Renkli Renkli Simler Bırakıyor
- Sitene Dıgıtal Saat Koy
- Sitene Açılan Menü Ekleyin
- Resim Efektleri Resme Tıkla Uçsun
- Sitenizde Kilo Hesaplayıcınız Olsun
- Sitenize Gazeteler Köşesi
- Tüm İllerin Hava Durmuları
- Süper Haber Listesi Kodu
- Sitenize TV Dde Bugün Menüsü
- Siten İçin Süper Bir Arama Motoru
- Güncel İnternet Haberleri
- Hergün Güncellenen Spor Haberleri
- Efekt
- Sitenede Çıkınca Mesaj Verilsin
- Tüm Sayfayı Soldan Sağa Kaydırma
- Resim Slayt
- Haber Kodu Sitene Hber Koy
Yabancı Kaynaklar
| <CNN (ABD) New York Times (ABD) Usa Today (ABD) Washington Post (ABD) Der Spiegel (Almanya) Die Welt (Almanya) The Australian (Avustralya) Le Soir (Belçika) Jornais do Brasil (Brezilya) China Online (Çin) Lemonde (Frana) Liberation (Fransa) Dernieres Nouvelles d'Alsace (Fransa) Tous les journaux (Fransa) The Sun (İngiltere) Guardian (İngiltere) Periodicos (İspanya) Giornale (İtalya) Corriere Della Sera (İtalya) Japan Times (Japonya) Ahram (Mısır) Dawn (Pakistan) Jornais Portugueses |
Akşam Gazetesi
Birgün Gazetesi
Bugün Gazetesi
Cumhuriyet Gazetesi
Evrensel Gazetesi
Güneş Gazetesi
Halka ve Olaylara Tercüman
Hürriyet Gazetesi
Kurultay
Milli Gazete
Milliyet Gazetesi
Ortadoğu Gazetesi
Radikal Gazetesi
Sabah Gazetesi
Star Gazetesi
Şok Gazetesi
Takvim Gazetesi
Türkiye Gazetesi
Vakit Gazetesi
Vatan Gazetesi
Yeni Asya Gazetesi
Yeniçağ Gazetesi
Yeni Mesaj Gazetesi
Yeni Şafak Gazetesi
Zaman Gazetesi













.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)



