Bu Blogda Ara
4 Eylül 2010 Cumartesi
Fevzi / yılmaz özdil
Fevzi
Fevzi Budak.
Erzurum Milli Eğitim Müdürü...
AKP iktidar oldu, 2003’te görevden alındı, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (Bir)
*
Beş gün sonra...
Görevden alındı, Şırnak’a gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (İki)
*
Bir gün sonra...
Görevden alındı, Ankara’ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (Üç)
*
Bir gün sonra...
Görevden alındı, Muş’a gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (Dört)
*
Beş gün sonra...
Görevden alındı, Ankara’ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (Beş)
*
Bir ay sonra...
Görevden alındı, Kütahya’ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (Altı)
*
Bir ay sonra...
Görevden alındı, Çanakkale’ye gönderildi, mahkemeye başvurdu, Erzurum’a geri döndü. (Yedi)
*
Üç ay sonra...
Görevden alındı, İstanbul’a gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri gönderildi. (Sekiz)
*
(Başbakanımızın askerlik arkadaşı olan AKP milletvekili adayı, üç defa, Fevzi Budak’ın yerine Erzurum Milli Eğitim Müdürü yapıldı... Gözünü budak’tan sakınmayan Fevzi, üç defa mahkemeye başvurdu, başbakanımızın askerlik arkadaşını üç defa görevden aldırdı!)
*
(Fevzi Budak, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Necat Birinci’yi şikayet etti. Yargıtay, Necat Birinci’yi görevini kötüye kullanmaktan beş ay hapis cezasına çarptırdı, para cezasına çevrilerek, ertelendi. Necat Birinci, AKP’den
İstanbul Milletvekili yapıldı.)
*
(Fevzi Budak, Milli Eğitim eski Bakanı Hüseyin Çelik’i altı defa manevi tazminata mahkûm ettirdi. Kazandığı tazminat miktarı, faizleriyle birlikte 100 bin lirayı buldu.)
*
Üç ay sonra...
Görevden alındı, Ankara’ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (Dokuz)
*
Beş ay sonra...
Görevden alındı, İstanbul’a gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum’a geri döndü. (On)
*
(Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü, kendisini camiada küçük düşürdüğü iddiasıyla Fevzi Budak hakkında soruşturma açtı. Ancak, mevzuata göre, sicil raporunun altı ay birlikte çalıştığı amiri tarafından hazırlanması gerekiyor... Fevzi Budak altı ay bir yerde kalamadığı için, rapor hazırlanamadı! Meslekten atılamadı!)
*
Üç ay sonra...
Görevden alındı, Ankara’ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, gene haklı bulundu, gene Erzurum’a geri döndü. (On bir)
*
Dün...
Fevzi Budak tutuklandı!
*
Erzincan Başsavcısı’nı içeri tıkan Erzurum Savcısı tarafından ifadesi alındıktan sonra, dolandırıcılık ve yolsuzluk yaptığı gerekçesiyle hapse gönderildi.
(Aha bu da on iki)
yılmaz özdil
-------
Muhtemel takvim
melih asık/04 Eylül 2010
Anayasa Mahkemesi eski Genel Sekreteri Bülent Serim, referandumda “evet” çıkması halinde, Başbakan Erdoğan’ın muhtemel takvimini şu şekilde özetliyor:
- Anayasa değişikliklerinin yürürlüğe girmesiyle yaratılacak yandaş yargı aracılığıyla, son kalan birkaç yazılı ve görsel medya dahil karşıt görüşlüler tümüyle susturulacak ve yol üzerindeki engeller temizlenecektir.
- Ele geçirilen Anayasa Mahkemesi sayesinde, kapatma nedeni olmayacağı için, laiklik karşıtı eylemler artarak sürecek ve seçmen tabanınca istenip de yapılamayan düzenlemeler gerçekleştirilecektir.
- 2011 seçimlerine bu ortamda girilecek; oy satın alma yöntemleri ve bilgisayarlı seçim yöntemi oyunları da kullanılarak seçimler kazanılacaktır.
- AKP yeniden tek başına iktidar; Sayın Erdoğan yeniden Başbakan olacaktır.
- Anayasa’da köklü değişiklikler yapılıp,
* Başkanlık sistemine geçilecek,
* İlk dört madde değiştirilerek, laik Cumhuriyet İslami yapıya kavuşturulacak,
* Federasyona geçiş için gerekli düzenlemeler yapılacak,
* Bugüne kadar örtülü olarak ABD’nin kullandığı ulusal egemenlik, bunun yanında AB’ye devredilecektir.
- Sayın Erdoğan, 2014’te, Cumhurbaşkanı’nın 7 yıllık süresinin bitmesiyle birlikte “Başkan” seçilecek ve (5+5) 10 yıl Devleti tek başına yönetecektir.
Kuşkusuz bu takvimin işlemesi, bu referandumda yapılan değişikliklerin kabul edilmesine bağlıdır. Bu takvim gerçekleşirse, Devlet “tek parti devleti”ne, rejim “İslami Cumhuriyet”e, yönetim “seçilmiş krallığa” dönüşecektir.
- Anayasa değişikliklerinin yürürlüğe girmesiyle yaratılacak yandaş yargı aracılığıyla, son kalan birkaç yazılı ve görsel medya dahil karşıt görüşlüler tümüyle susturulacak ve yol üzerindeki engeller temizlenecektir.
- Ele geçirilen Anayasa Mahkemesi sayesinde, kapatma nedeni olmayacağı için, laiklik karşıtı eylemler artarak sürecek ve seçmen tabanınca istenip de yapılamayan düzenlemeler gerçekleştirilecektir.
- 2011 seçimlerine bu ortamda girilecek; oy satın alma yöntemleri ve bilgisayarlı seçim yöntemi oyunları da kullanılarak seçimler kazanılacaktır.
- AKP yeniden tek başına iktidar; Sayın Erdoğan yeniden Başbakan olacaktır.
- Anayasa’da köklü değişiklikler yapılıp,
* Başkanlık sistemine geçilecek,
* İlk dört madde değiştirilerek, laik Cumhuriyet İslami yapıya kavuşturulacak,
* Federasyona geçiş için gerekli düzenlemeler yapılacak,
* Bugüne kadar örtülü olarak ABD’nin kullandığı ulusal egemenlik, bunun yanında AB’ye devredilecektir.
- Sayın Erdoğan, 2014’te, Cumhurbaşkanı’nın 7 yıllık süresinin bitmesiyle birlikte “Başkan” seçilecek ve (5+5) 10 yıl Devleti tek başına yönetecektir.
Kuşkusuz bu takvimin işlemesi, bu referandumda yapılan değişikliklerin kabul edilmesine bağlıdır. Bu takvim gerçekleşirse, Devlet “tek parti devleti”ne, rejim “İslami Cumhuriyet”e, yönetim “seçilmiş krallığa” dönüşecektir.
3 Eylül 2010 Cuma
K’oyun / yılmaz özdil...02/09/2010
*
(Başbakanımıza Afyon mitinginde “kepenek” hediye edilmesi ve Afyon Belediye Başkanı’nın adıyla sanıyla Burhanettin Çoban olması, tesadüftür, konumuza dahil değildir.)
*
Bakın, hazır laf “koyun”a gelmişken, size bi “koyun” hikayesi anlatayım...
Bu hafta yaşandı.
*
İngiltere Güzellik Kraliçesi seçilecekti...
Önce, şehir şehir, Liverpool’un Londra’nın Manchester’ın filan en güzel kızları seçildi, böylece, yarı finale katılacak 60 aday belirlendi. Sonra, ahali cep telefonundan mesaj attı, en çok mesaj alan 20 aday finale kaldı.
*
20 aday arasında en çok oyu, Cumbria şehrinin güzeli Kirstie aldı. Öbür kızlara 50’şer 100’er mesaj gelirken, Kirstie’ye 12 bin küsur mesaj geldi. Çok ciddi fark atmıştı... Ve, Kirstie, İngiltere’de 500 mağazası bulunan Edinburgh Yün Fabrikası’nın sahibi Philip Day’in kızıydı.
*
İşte bomba o anda patladı...
*
Koyun sırtından servet kazanan ve sterlin milyarderi olan yün patronu, mağazalarında çalışan yüzlerce personeline internet üzerinden mesaj göndermiş, “kızıma oy atmanızı istiyorum” demişti... Gele gele, 800 oy geldi... Ertesi gün, mağaza çalışanlarına bi internet mesajı daha geldi, bu sefer fabrikanın müdürü göndermişti...
“Patron feci hayal kırıklığına uğruyor, her personel günde en az 10 mesaj gönderecek, Kirstie ya seçilecek, ya seçilecek” dedi!
*
“Bertaraf olursunuz” bi nevi.
*
Personel işten atılma korkusuyla şakır şakır mesaj göndermeye başladı tabii... Ancak, aralarından biri, sahte isim kullanarak, hadiseyi basına sızdırdı...
Rezalet, haşırt diye manşet oldu!
*
Gazeteciler detaya girince, Kirstie’nin aslında Cumbria şehrinin güzeli falan olmadığı; oradan da patron babasının tehditleri sonucu atılan cep mesajlarıyla seçildiği ortaya çıktı... Üstelik, şehir güzeli seçilmek için, sosyal yardım şartı vardı... Ve, öbür adaylar anca 100’er 200’er sterlin toplayabilirken, Kirstie 5 bin sterlini şak diye masaya koymuştu!
Satın almıştı alenen.
*
Netice?
*
Tehditle torpille, ittire kaktıra, final podyumuna çıktı Kirstie... Ancak, bu defa cep mesajı yoktu, uzmanlardan oluşan “bitaraf” jüri vardı... Bırak ilk 10’a girmeyi, sondan birinci ilan edildi, “bertaraf” oldu... Nottingham adayı, Allah vergisi güzelliğiyle, Miss England seçildi.
*
Zorla güzellik olmadı yani!
*
Koyun sırtından geçinen patron, ahalinin koyun olmadığını öğrendi.
*
Bakalım, bizim zorla güzellik yarışmasından nasıl bi netice çıkacak...
1 Eylül 2010 Çarşamba
01/09/2010 paylasımları...Chavez demokrasisi / turkler ucuyoo
Chavez demokrasisi / T.Turenc
ÇAĞIMIZIN astığı astık, kestiği kestik liderlerinden biri Hugo Chavez.
Zengin petrol yataklarına sahip Güney Amerika ülkesi Venezüella’nın devlet başkanı.
Ülkesini demir yumrukla yönetiyor, hukuk mukuk tanımıyor.
1954 yılında dünyaya yoksul bir ailenin çocuğu olarak gelen Chavez, ülkesindeki yoksulluğa isyan ederek, 1992 yılında arkadaşlarıyla birlikte Devlet Başkanı Carlos Perez’e karşı bir darbe girişiminde bulundu.
Başarısız oldu ve cezaevine girdi. Ancak Perez azledilince serbest bırakıldı.
Yoksullar için bu yaptıkları onu halk kahramanı haline getirdi.
1997 yılında Beşinci Cumhuriyet Hareketi adı altında bir parti kurarak siyasete soyundu ve hemen büyük bir kampanya başlattı.
Halk onu bağrına bastı. 1998 yılında yapılan başkanlık seçimlerinde oyların % 56’sını alarak seçimin ilk turunda devlet başkanlığını kazandı.
Halkın kahramanı artık yoksul halkın tek umuduydu.
Başlangıçta Chavez’in antiemperyalist çıkışları, neoliberal politikalara karşı sert eleştirileri, Üçüncü Dünya ülkelerinin haklarını savunması, Amerika’nın hegemonyacı politikalarına kafa tutması bütün dünyada sempatiyle karşılandı.
* * *
İsrail’in Filistin halkına karşı orantısız güç kullanmasına karşı sert eleştirileri Chavez’e İslam âleminde de büyük saygınlık ve sevgi kazandırdı.
Yola demokrat, adil, haksever, yoksulluğa karşı savaş veren bir lider olarak çıkan Chavez, zamanla kendisini kahraman yapan bu özelliklerinden uzaklaştı.
Ülkesindeki muhaliflere karşı giderek daha hoşgörüsüz davranmaya başladı.
Kendisini eleştiren bütün muhalif kanatlara karşı savaş açtı.
Onları susturmak için elindeki her türlü gücü kullanmaktan çekinmiyordu.
Önce muhalif medyanın üzerine çullandı.
Yayınlarından hoşlanmadığı televizyonları ve gazeteleri kapattı.
Muhalif politikacıları içeri tıktı.
Yargıyı kendi kontrolüne almak için savcı ve yargıçlar atadı.
Bütün bu antidemokratik uygulamalarını “Tam olarak katılımcı ve vatandaş önderliğinde bir demokrasi” kurma amacıyla yaptığı söylüyordu.
Oysa Chavez çoktaaaan diktatör olmuştu.
* * *
Geçtiğimiz günlerde son numarasını da yaptı.
Kadın yargıç Maria Lourdes Afiuni’yi beğenmediği bir karara imza attı diye tutuklattırarak cezaevine kapattı.
47 yaşındaki Afiuni, Chavez’i neden çılgına çevirmişti?
Olay şöyle gelişti.
Eligio Cedeno adlı Chavez’e muhalif bir işadamı 3 yıl önce kaçakçılık suçundan tutuklandı.
3 yıl içerde yargılanmadan yatan işadamının dosyası 12 temmuzda yargıç Afiuni’nin önüne geldi.
Kadın yargıç, dosyada işadamının tutuklu kalmasını gerektirecek hiçbir suç unsuru olamadığını gördü ve büyük bir yüreklilikle tahliye kararı verdi.
Çılgına dönen Chavez, yarım saat içinde kendisine sadık savcı ve hâkimleri harekete geçirerek Afiuni’yi “yetkisini kötüye kullandı” gerekçesiyle tutuklattı.
Afiuni, kendi verdiği kararlarla hapse giren en azılı kadın mahkûmların bulunduğu cezaevine kapatıldı. Mahkûmlar Afiuni’yi yakarak öldürmeye kalktılar.
Kadın yargıç şimdi yaz sonunda başlayacak yargılamayı bekliyor.
İşte Chavez demokrasisi böyle.
Allah’tan Chavez bize çok çok uzak.
Bilmiyorum, belki de çok yakın.
---------
Türkler uçuyo.../y.özdil
*
Gerçi, ramazan mübarek gün “bar taburesi üstünde sarhoşum, yastayım” şeklindeki üçlük atış, tribünleri kederlendirip, “hazır potayı bulmuşken, iki tek de biz atalım” isteği uyandırdı ama, salonda sadece meyve suyu dağıtılması, ahalinin dağıtmasını önledi.
*
2’şer metrelik “dev” adamlara, “minik” serçeyle konser verdirmek de, önemli olanın “boy değil, soy” açılımını kanıtlar bi görüntüydü.
*
Ancak... Milletin aptesi bozulmasın diye memeleri zincirle zırhlanan dansöze “salla salla, gül memeler çağlasın” nakaratıyla göbek attırılırken, erkek semazenlerin etek giymesi, yabancı seyircilere durumu izah etme noktasında güçlük yarattı.
*
Sezen Aksu’nun “böyle dilber gördün mü, ey meclis-i şahane” lafını duyunca, Meclis Başkanımız kürsüye fırladı... Spor’a sipor dedi. Sonra, spor bakanımız çıktı, süpor dedi. Canlı yayın yaptığımız 172 ülke arasında sadece biz Türkçe konuştuğumuz için, sorun olmadı.
*
LeBron James gelmedi, Yao Ming gelmedi, Ginobili gelmedi, hükümetimizin pivotu olan Başbakanımız da gelmedi... Turnuva öncesinde Arjantin’le yapacağımız hazırlık maçı 9’da başlayacakken, Başbakanımızın iftar programı nedeniyle 9.30’a alınmış, Başbakanımız bekle bekle, gelmemiş, maç 10’a doğru başlatılmıştı... Belki bu sefer gelir, bekleyelim dendi, ancak sahurda bile gelmeyeceği anlaşılınca, mecburen tören başlatıldı, Kanadalı sirk çıkarıldı.
*
Gasol ve Nowitzki gelmeyince, Cumhurbaşkanımız da gelmedi... Ankara’da oturduğu halde, zahmet edip Ankara’daki maçlara da gelmedi... İlla gelsin diye, Bursa gibi basketbol şehri yok sayıldı, Kayseri’ye maç götürüldü. Ama, Kayseri’ye Türkiye maçı götürülmesi unutuldu! Cumhurbaşkanımız, Araplardan kim var demiş olmalı ki, Ürdün maçına gitti.
*
“Hayırcı” Fazıl Say’ı kadroya almayıp, “Evetçi” Sezen Aksu, Müslüm Gürses ve Mustafa Erdoğan ilk 5’te sahaya sürülünce, gözler Kiboş’u aradı... Kiboş’un “Kobe Bryant yoksa, ben de yokum anacım” dediği iddia edildi... Ajdar’ın kapanış törenine Harlem’le birlikte çıkacağı söylentisi ise, Ciguli tarafından yalanlandı.
*
Papyonlu senfoni orkestrası ince ince çalarken, mehter takımının “ya Allahhh” diye salona dalması, FIBA heyetinde panik yarattı... “Kılıç Kalkan çıkmayacak” garantisi verilince, biraz yatıştılar. Truva beygiri çıktı onun yerine... Truvalılar zurna eşliğinde, horon tepti.
*
Bi ara parkede deve kesilecekmiş dedikodusu yayıldı... Türk yıldızlarının tavanda gösteri yapmaması, Genelkurmay’ın memleketin gelişmesinden rahatsız olduğu şeklinde yorumlandı.
*
Ve, Başbakanımız maça geldi... Tanjeviç’in Mehmet Okur’un yokluğunda Başbakan’ı oyuna sokacağı öne sürüldü. Bunca hadiseden sonra olur mu olur dendi, ancak beklenen olmadı.
*
Başbakan geldi diye, alt tarafı mini etek giyen ponpon kızların sahaya çıkması yasaklandı... Böylece, biz kimsenin kılığına kıyafetine karışmıyoruz palavrası, bir kez daha çemberden döndü.
*
Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz sayın basketbolseverler...
31 Ağustos 2010 Salı
İşte Rtük'ün yasakladığı klip
İşte Rtük'ün yasakladığı klip
RÜTK´ün yasakladığı klip Avrupa´da 1 numara ancak
Suçlu ceset çıktı... Yakalanması için aranıyor!
Suçlu ceset çıktı... Yakalanması için aranıyor!
Kırmızı et yiyenler delirerek öldü.
Yetkililerimizin hiç suçu yok!
*
Bebeler kuvözde can verdi.
“Klimadan” dediler.
Üniversiteliler uykuda rahmetli.
“Kombiden” dediler.
*
Uçağı göz göre göre düşürdüler.
“Radardan...”
Dandik trenle sürat, dokuz cenaze.
“Contadan...”
*
(Suçlu conta kayıplara karıştı. Raylar tutuklandı. Şüpheli davranışları görülen cıvata ve somun gözaltına alındı. İngiliz anahtarı, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Lokomotif ameliyat edildi. Vagonlar ayakta tedavi gördü. Neticede, yetkililerin alayı yırttı!)
*
Fabrika havaya uçtu.
“Kazandan...”
Doğalgaz borusunu patlattılar.
“Kepçeden...”
Kuran kursu çöktü.
“Tüpten...”
Çocuklar lağıma düşüp öldü.
“Rögardan.”
Duble yollar kan gölü.
“Mucurdan...”
*
(Sakarya’da bi otomobil, hatalı sollama yaptı, yol kenarındaki ineğe çarptı, direksiyonu kıvırdı, sollamaya çalıştığı otomobile patlattı, arkadan gelen kamyonet de şarampole yuvarlandı, bir kişi öldü, üç kişi yaralandı, inek telef oldu. Dava üstüne dava açıldı, bilirkişi üstüne bilirkişi... İşin içinden çıkılamadı, devlet karar versin denildi, Adli Tıp’a başvuruldu. Adli Tıp uzuuun uzun inceledi. “İnek kusurlu” bulundu iyi mi... Herkes beraat etti!)
*
Evlerimizi su basıyor.
“Yağmurdan...”
Rize’de 12 kişi daha gitti.
“Heyelandan...”
Otoyolun ortasında boğulduk.
“İntikamcı dereden...”
Metronun tavanını deldiler.
“Sondajdan...”
Denizotobüsüyle şilebe girdiler.
“Dalgadan...”
Karaköy İskelesi battı birader!
“Lodostan...”
*
Taşeronun vicdanına terk ettiler, Zonguldak’ta 30 insanımızı diri diri topraağa gömdüler... 28’inin cesedini çıkardılar, sanırsın uzay boşluğunda kaybolan astronottur, ikisini üç aydır bulamadılar... Önce “kader” dediler, sonra baktılar “kader” tek başına günah keçisi olmaya yetmiyor, mecburen bilirkişi raporu hazırladılar. Ve, taaa üç ay sonra sorumluyu buldular.
*
Meğer, cesedi bi türlü bulunamayan iki madenciden biri, aşçı yamağıymış, yemek pişirmek için madene soktuğu piknik tüpü ve kibrit yüzünden grizu patlamasına sebep olmuş.
Yani?
Son sekiz senedir conta kombi filan yerine, ilk kez “sorumlu insan” tespit ettiler, o da, üç aydır bulamadıkları garibanın cesedi... Tutukluların hepsi anında tahliye tabii.
*
Kedi nerede? Ağaca çıktı. Ağaç nerede? Balta kesti. Balta nerede? Suya düştü. Su nerede? İnek içti. İnek nerede? Dağa kaçtı? Dağ nerede? Yandı bitti kül oldu. Kül nerede? Hangi kül?
Kırmızı et yiyenler delirerek öldü.
“Danadan...”
Beyaz ete dönenler gripten öldü.
“Kuştan, tavuktan...”
İyi de, vejetaryenler niye öldü?
“Keneden...”
*
Beyaz ete dönenler gripten öldü.
“Kuştan, tavuktan...”
İyi de, vejetaryenler niye öldü?
“Keneden...”
*
Yetkililerimizin hiç suçu yok!
*
Bebeler kuvözde can verdi.
“Klimadan” dediler.
Üniversiteliler uykuda rahmetli.
“Kombiden” dediler.
*
Uçağı göz göre göre düşürdüler.
“Radardan...”
Dandik trenle sürat, dokuz cenaze.
“Contadan...”
*
(Suçlu conta kayıplara karıştı. Raylar tutuklandı. Şüpheli davranışları görülen cıvata ve somun gözaltına alındı. İngiliz anahtarı, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Lokomotif ameliyat edildi. Vagonlar ayakta tedavi gördü. Neticede, yetkililerin alayı yırttı!)
*
Fabrika havaya uçtu.
“Kazandan...”
Doğalgaz borusunu patlattılar.
“Kepçeden...”
Kuran kursu çöktü.
“Tüpten...”
Çocuklar lağıma düşüp öldü.
“Rögardan.”
Duble yollar kan gölü.
“Mucurdan...”
*
(Sakarya’da bi otomobil, hatalı sollama yaptı, yol kenarındaki ineğe çarptı, direksiyonu kıvırdı, sollamaya çalıştığı otomobile patlattı, arkadan gelen kamyonet de şarampole yuvarlandı, bir kişi öldü, üç kişi yaralandı, inek telef oldu. Dava üstüne dava açıldı, bilirkişi üstüne bilirkişi... İşin içinden çıkılamadı, devlet karar versin denildi, Adli Tıp’a başvuruldu. Adli Tıp uzuuun uzun inceledi. “İnek kusurlu” bulundu iyi mi... Herkes beraat etti!)
*
Evlerimizi su basıyor.
“Yağmurdan...”
Rize’de 12 kişi daha gitti.
“Heyelandan...”
Otoyolun ortasında boğulduk.
“İntikamcı dereden...”
Metronun tavanını deldiler.
“Sondajdan...”
Denizotobüsüyle şilebe girdiler.
“Dalgadan...”
Karaköy İskelesi battı birader!
“Lodostan...”
*
Taşeronun vicdanına terk ettiler, Zonguldak’ta 30 insanımızı diri diri topraağa gömdüler... 28’inin cesedini çıkardılar, sanırsın uzay boşluğunda kaybolan astronottur, ikisini üç aydır bulamadılar... Önce “kader” dediler, sonra baktılar “kader” tek başına günah keçisi olmaya yetmiyor, mecburen bilirkişi raporu hazırladılar. Ve, taaa üç ay sonra sorumluyu buldular.
*
Meğer, cesedi bi türlü bulunamayan iki madenciden biri, aşçı yamağıymış, yemek pişirmek için madene soktuğu piknik tüpü ve kibrit yüzünden grizu patlamasına sebep olmuş.
*
Yani?
Son sekiz senedir conta kombi filan yerine, ilk kez “sorumlu insan” tespit ettiler, o da, üç aydır bulamadıkları garibanın cesedi... Tutukluların hepsi anında tahliye tabii.
*
Kedi nerede? Ağaca çıktı. Ağaç nerede? Balta kesti. Balta nerede? Suya düştü. Su nerede? İnek içti. İnek nerede? Dağa kaçtı? Dağ nerede? Yandı bitti kül oldu. Kül nerede? Hangi kül?
yılmaz özdil
İzleHaber - İşte Rtük ün yasakladığı klip“ATMA” RECEP BEY DİN KARDEŞİYİZ!..
PKK’lılara af ve “Öcalan’la görüşme” tartışmaları nasılsa daha çok su kaldıracak. Ama Başbakan Erdoğan’ın son iki gündür bu konuda söyledikleri görmezden gelinecek gibi değil. Anlatacaklarımız, muhalefet partilerine de yeni bir kıyağımız olsun. Zira son tartışmalar, sadece milletimizin değil, muhalefetin de “hafızayı beşer nisyan ile malul” vaziyetini gözler önüne serdi. (İktidarın, Terörle Mücadele Yasası’nın 6. maddesini Öcalan için değiştirmeye yeltendiğini, ancak Oda Tv yazdıktan sonra hatırladılar. Oysa sadece 2 yıl önce 22 Temmuz seçim kampanyasında, eski Genel Başkan Deniz Baykal 1 ay boyunca, elinde kırmızı dosya, her meydanda AKP’nin, Öcalan’ı nasıl affetmeye çalıştığını anlatmıştı.)
Başbakan Erdoğan dün Ankara’nın Sincan İlçesi’ndeki referandum mitinginde, PKK’yla pazarlık iddiaları konusunda, “Arkadaşlarımın içinde böyle bir pazarlık yapan varsa ki böyle bir şey olamaz, partimde bir saniye yaşatmam. Söz namludan çıkan kurşun gibidir” dedi.
Aynı gün Hürriyet Gazetesi’nde, “AK Parti grubu aftan gıdım vermez, gıdım” şeklindeki demeci yayınlandı. Bir gece önce de Kanal 24’te şunları söyledi:
“Siyasi irade terör örgütüyle konuşmaz ama istihbari örgüt herkesle, her yerde konuşur. Zaman olur Silahlı Kuvvetler’in oradaki görevleri vasıtasıyla, zaman olur Adalet Bakanlığı’nın görevlileri vasıtasıyla bu yapılır. Oradaki sorunları çözmek için yapılabilir. Kimse kalkıp da iktidar bizzat terör örgütü mensuplarıyla görüştü diyemez. Siyasi pazarlık karakterimde yoktur.”
“İstihbarat örgütü benimle kurulmuş bir örgüt değildir. Bizden önceki iktidarlar döneminde de aynı şekilde bu çalışmaları yürütmüştür. Sonuçlar hakkında bizi bilgilendirir. A’dan Z’ye bize gelir diye bir şey yok. Onların dönemlerinde de aynı mekanizma çalışmıştır… Bunlar anormal değildir, her ülkede olağandır. Terörü bitirmeye, asayişi sağlamaya yönelik adımlardır. O görevlilerin hepsi devletin memurudur, siyasi vasfı yoktur.”
“Başbakan olarak söylüyorum, istihbarat örgütünün bu tip açıklamalar yapmasını doğru bulmam. Emekli olanların bile konuşma hakları yoktur. Ama bakıyorsunuz, önüne gelen bir yerlere çıkıp konuşuyor yazıyor. Bunlar doğru adımlar değil. Ama yaptıkları görev doğrudur.”
GÜL’E CEVAT ÖNEŞ’Lİ MESAJ
Erdoğan’ın sözlerinin her birini, kendisi veya AKP ileri gelenlerinin ağzından cevaplandıracağız. Fakat en sondan başlayalım, çünkü buradaki mesajın muhatabı doğrudan Cumhurbaşkanı Gül. Erdoğan’ın, MİT Kanunu’nun açık hükmüne rağmen, gazetelere çarşaf çarşaf “açılım” ve “Öcalan muhatap alınsın” demeçleri veren, PKK’nın siyasi uzantılarının düzenlediği tüm toplantılara katılan emekli MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş’i tarif ettiği çok belli.
Peki Erdoğan’ın, “Öcalan’la görüşmüyor, pazarlık yapmıyoruz” diye neredeyse yemin billah ettiği bir dönemde, daha 3 gün önce Gül neyle meşguldü? Tarabya Köşkü’nde, Pentagon’un “politik psikoloji danışmanı” olduğu öne sürülen Prof. Vamık Volkan başkanlığında bir heyeti kabul edip, “Kürt sorununa çözüm”ü görüşüyordu ve o heyette Öneş de vardı!..
ÖCALAN’IN YENİDEN YARGILANMASINI KİM İSTEDİ?
Başbakan Erdoğan’ın, “namludan çıkan kurşun” gibi olan diğer sözlerinin anlamı özetle şu; “Öcalan’la görüşenler devletin memurdur, beni bağlamaz… Bizden birisi pazarlığa yeltenirse, partimde bir saniye duramaz…”
“Devlet görüşür” kaçamağı yeterincetartışıldı… Sadece neden, “Öcalan’la pazarlığa yeltenen hükümette ve devlette bir saniye duramaz” da demediğini sormakla yetinip, AKP’nin, “hükümet-devlet” ayrımını, çarpıcı bir örnekle renklendirelim.
TSK, (Üstelik Hilmi Özkök Genelkurmay Başkanı’dır) terörle mücadeleden daha etkili sonuç alınabilmesi için Terörle Mücadele Yasası’nın değiştirilmesini, hiç olmazsa İngiltere, İspanya’daki kadar yetki verilmesini talep eder. Adalet Bakanlığı bir taslak hazırlar. Bu taslak hükümet veya Meclis’ten önce AKP Genel Merkezi’nde görüşülür. Bunun için partide bir komisyon oluşturulur, başkanlığına da o dönemde AKP’nin 2 numarası olan Mir Mehmet Dengir Fırat getirilir. Fırat, TSK’nın talepleri konusunda kelimesi kelimesine şunları söyler:
“Hiçbir taslak beni ilgilendirmez. Genelkurmay, MİT veya JİTEM değişiklik isteyebilir. Ama bunlar bizi bağlamaz. Adalet Bakanlığı’nın taslağı beni ilgilendirmiyor. Bakan da beni ilgilendirmiyor. Özgürlüklerden, demokratik kazanımlardan geri adım atılmayacak. Şurası, burası taslak hazırlayabilir, ama iktidar biziz, patron biziz, patron Meclis’tir... Başbakan’ın ağzından bir laf çıkar. Bir tek o laf partiyi bağlar. Bugün Türkiye’de artık sivil otorite vardır. 20 yıl önceydi o devirler. Hesabını vatandaşa ben vereceğim.” (Yasa, TSK’nın değil, AKP’nin istediği şekilde değişir. O kadar ki, tasarıya Öcalan’la ilgili o madde bile girer)
Yegane “patron”un kim olduğu anlaşıldı değil mi?!.. O halde, gündemdeki iddiaların hesabını, vatandaşa kimin vermesi gerekiyor dersiniz?!..
Hafıza tazelemeye devam:
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Öcalan’ın “yeniden yargılanmasını” kararlaştırmış, ancak karar henüz resmen duyurulmamıştır. Başbakan Erdoğan o günlerde (Mart 2005) Vatan Gazetesi’ne, şu açıklamayı yapar:
“Partimin MYK’sı ve Bakanlar Kurulu yeniden yargılamaya sıcak bakmamasına rağmen, biz eğilim yokluyoruz… Medyadan da gümbür gümbür destek istiyoruz…”
İtiraf ettiği gibi, Öcalan’ın yeniden yargılanmasına partinin yetkili organı ve Bakanlar Kurulu “sıcak bakmıyor”,ama Erdoğan nedense “eğilim” yokluyor… Mir Dengir Fırat, “Başbakan’ın ağzından bir laf çıkar. Bir tek o laf partiyi bağlar” derken haksız mıymış? Bu durumda kim takar, “AK Parti Grubu’nun aftan gıdım vermemesini”?..
İMRALI ZİYARETİNİ KİM DESTEKLEDİ?
Geliyoruz 2008’e… “Kürt sorunu”nun çözümünde “Öcalan’ın muhataplığının” gayet olağanlaştırıldığı günlerde DTP, şimdi BDP Diyarbakır Milletvekili olan Akın Birdal, TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyelerinin İmralı’yı ziyaret etmesi için Komisyonun AKP’li Başkanı Zafer Üskül’e bir öneri götürür. Birdal’ın “ısrarına dayanamayıp”, öneriyi kabul eden Üskül, hazırladıkları ziyaret programına CHP ve MHP’li üyelerin de katılması için büyük çaba gösterir. Ancak muhalefet milletvekilleri itiraz eder ve İmralı programı yatar…
AKP’li bir komisyon başkanının, Başbakan ya da Meclis Başkanının bilgisi ve izni olmadan böylesine sansasyonel bir “açılıma” girişmesinin imkan-ihtimali var mıdır?
SAĞ VE SOL KOLLARI 1.5 YILDIR “PARTİDE YAŞIYOR”
Güneydoğu kökenli iki milletvekilinin Erdoğan üzerindeki etkisi (Sadece dün değil, bugün de öyle), tartışmasız kabul edilen bir gerçek. O isimler; 1.5 yıl öncesine kadar AKP’nin 2 numarası, yani Erdoğan’ın yardımcısı olan Mir Dengir Fırat ile Erdoğan’ın halen “o noktadayım” dediği meşhur “Diyarbakır açılımını” organize eden, Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan (Aslan, Gül’e de danışmanlık yaptığını açıklamıştı)’dır.
29 Mart yerel seçimlerinden önce yine PKK’ya “silah bıraktırılması” tartışılmaktadır. Mir Dengir Fırat şunları söyler:
“Bu bir devlet sorunudur, devlet politikasıdır. Kararı verecek olan milletvekilleri, hükümet ve Cumhurbaşkanıdır. Genel kanı olarak sorunun çözümü isteği var. Ben de vatandaş olarak hangi yöntemler uygunsa, biran önce çözülmesini diliyorum. Eğer genel af çıkarsa PKK’lılar dağdan inebilir. Kapsamı tartışılmalı…”
İhsan Arslan ise hem yerel seçimler, hem “Kürt açılımı” öncesinde, “Çözüm sürecine girdik, Öcalan muhatap alınmalı” der. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, “terör örgütü PKK’nın propagandasını yaptığı” gerekçesiyle, Arslan’ın sözleriyle ilgili inceleme başlatır. Başlatır da ne olur; Arslan’ın ifadesiyle, “Başsavcıyla görüşür, bir daha da kimse kendisine bir şey demez”,o kadar!.. Arslan sonrasında da, “İmralı’nın neden muhatap alınması gerektiği” ve hangi adımların atılacağı (Bunların ‘Kürt açılımı’ndan hemen önce söylenmesine dikkat) konusunda öyle şeyler anlatır ki… Anlatmakla kalmaz, “Bunların devlet katında konuşulduğunu” ve “Cumhurbaşkanı’nın zemin hazırlama rolünü üstlendiğini” iddia eder.
Erdoğan bunları, “Öcalan’la pazarlık… PKK’yı muhatap alma”dan saymamış olmalı ki, o isimleri “AKP’de yaşatmaya” devam ediyor!..
İŞTE “GÖREVİ BEN VERDİM” İTİRAFI
Başbakan Erdoğan, İmralı ile görüşüldüğününasıl itiraf etti? Birincisi “devlet işi” kılıfına soktu… İkincisi, bu görüşmeleri “Onların dönemlerinde de aynı mekanizma çalışmıştır” sözleriyle, “olağanlaştırdı”, hatta “A’dan Z’ye bize gelir diye bir şey yok” dedi.
O halde “Kürt açılımı”ndan önceyaptığı şu açıklamayı okuyalım:
“Bir hafta önce MGK üyesi arkadaşlarımla (Dikkat; MGK değil, MGK’daki bakanlarla yapılan bir toplantıdan söz ediyor) bu konuda bir çalışma başlattık ve İçişleri Bakanlığımıza bu görevi verdik. İlgili bakanlıklarla, İçişleri Bakanlığımız görüşmelerini yapıyor, yapacak. Genelkurmay’dı, MİT’ti kurumlarla, bölge milletvekilleriyle görüşmelerini yapacak. Bize olgun, bu noktada hakikaten toparlamanın olduğu bir çalışmayı getirecek. Bizler nihai değerlendirmelerimizi yapacağız ve ondan sonra da bir söylem birliği içerisinde kamuya bunu açıklayacağız…”
Bu da, “tüm devlet kurumları”na kimin “görev” verdiğinin, dahası her adımdan “A’dan, Z’ye haberdar olduklarının” en somut itirafıdeğilse, nedir?!..
Müyesser Yıldız
Odatv.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Para - borsaile ilgili herşey
sitene html kodları
HTML KODLARI SEÇ BEĞEN
- Sitene Direkt Okunan Süper Fıkra Koy
- Sitene Fıkra Menüsü Koy Ekle
- Güncel Dış haberleri Sitene Ekle
- Sitene Şans Oyunları Sonuçları
- Efekt
- Sitenede Çıkınca Mesaj Verilsin
- Tüm Sayfayı Soldan Sağa Kaydırma
- Resim Slayt
- Haber Kodu Sitene Hber Koy
- Sitende Jennifer Lopez - Get Right Çalsın
- Sitende Beyonce - Naughty Girl Çalsın
- Sitende Celine Dion - My Heart Will Go On (tıtanıc) Çalsın
- Sitende Eminem - Mocking Bird Çalsın
- Sitende Eminem Ass Like That Çalsın
- Sitende Sean Paul - We'll Be Burning Çalsın
- Sitende 50 Cent - Just A Lil Bit Çalsın
- Sitene Canlı TV Ve Radyo Ekleyin
- Sitene Takvim Ekle
- Gelişmiş Arama Motoru
- bilgi.com un Web Arama Motoru
- bilgi.com un Video Arama Motoru
- Google Arama Motorunu Sitene Koy
- Sitene Yahoo Arama Motorunu Ekle
- Sitene LiveSearch Arama Motorunu Koy
- Giriş Sayfası Yapma Kodu
- Sitende Türkçe Tarih Olsun
- Kayarak Açılan Sayfa
- 24 Saat Müzik Kaliteli Radyo
- Sayfanıza Sihay Baloncuk Yağsın
- Sitenize Sağ Tuş Engeli Koyma
- Resmin Kodu
- Resmin Kodu 2
- Resmin Kodu 3
- Boyuna Haber Kodu
- Siteni Animasyonlu Bir Şekilde Aç
- Sitene Canlı Radyo Koy
- Sitende 20 Tane Oyun Yayınla
- Sitene Başka 20 Tane Oyun Koy
- Dünya nın En Çok Ziyaret Edilen Türkçe Web Siteleri Kodu
- Sitene Dünyanı En Çok Ziyaret Edilen Sitelerinin Listesini Koy
- Google ı Sitenin İçine Koy
- Bilgisayara Göz Atma Kodu
- Sitene Kutucuk Koy
- Button Kodu
- Giris Sayfası Yapma Kodu
- Linke Gelince Altta ve Üstte Çizgileri Oluşuyor!
- Döviz Kurları
- Devletim.com Listesi
- Sitene Video Oyun Animasyon
- 8 Tane Güncel Oyun
- Günlük Burç
- Güncel Teknoloji Haberleri
- Sitene Güncel Magazin Haberleri
- Matrix Arka Plan Efekti
- Sayfa Her Yenilendiğinde Arka Planın Rengi Değişir
- Uzay Arka Plan
- Buttonun Üstüne Gelince Kaçıyor
- Mause Efekti Mausenin Etrafında Renkli Pullar Dönüyor
- Mause Arkasından Renkli Renkli Simler Bırakıyor
- Sitene Dıgıtal Saat Koy
- Sitene Açılan Menü Ekleyin
- Resim Efektleri Resme Tıkla Uçsun
- Sitenizde Kilo Hesaplayıcınız Olsun
- Sitenize Gazeteler Köşesi
- Tüm İllerin Hava Durmuları
- Süper Haber Listesi Kodu
- Sitenize TV Dde Bugün Menüsü
- Siten İçin Süper Bir Arama Motoru
- Güncel İnternet Haberleri
- Hergün Güncellenen Spor Haberleri
- Efekt
- Sitenede Çıkınca Mesaj Verilsin
- Tüm Sayfayı Soldan Sağa Kaydırma
- Resim Slayt
- Haber Kodu Sitene Hber Koy
Yabancı Kaynaklar
| <CNN (ABD) New York Times (ABD) Usa Today (ABD) Washington Post (ABD) Der Spiegel (Almanya) Die Welt (Almanya) The Australian (Avustralya) Le Soir (Belçika) Jornais do Brasil (Brezilya) China Online (Çin) Lemonde (Frana) Liberation (Fransa) Dernieres Nouvelles d'Alsace (Fransa) Tous les journaux (Fransa) The Sun (İngiltere) Guardian (İngiltere) Periodicos (İspanya) Giornale (İtalya) Corriere Della Sera (İtalya) Japan Times (Japonya) Ahram (Mısır) Dawn (Pakistan) Jornais Portugueses |
Akşam Gazetesi
Birgün Gazetesi
Bugün Gazetesi
Cumhuriyet Gazetesi
Evrensel Gazetesi
Güneş Gazetesi
Halka ve Olaylara Tercüman
Hürriyet Gazetesi
Kurultay
Milli Gazete
Milliyet Gazetesi
Ortadoğu Gazetesi
Radikal Gazetesi
Sabah Gazetesi
Star Gazetesi
Şok Gazetesi
Takvim Gazetesi
Türkiye Gazetesi
Vakit Gazetesi
Vatan Gazetesi
Yeni Asya Gazetesi
Yeniçağ Gazetesi
Yeni Mesaj Gazetesi
Yeni Şafak Gazetesi
Zaman Gazetesi