Bu Blogda Ara

27 Aralık 2007 Perşembe

Kelimenü " Postmodern Yakıştırmalar "

[kelimenu.jpg]
hakan yaman'ın yazdığı elma yayınevi’nden çıkan "kelimenü postmodern yakıştırmalar" adlı kitaptır. yaman, tarsus amerikan lisesi ve boğaziçi ekonomi mezunu olduğunu, ekonomi ve insan kaynakları yazıları yazdı, son olarak ford otosan’da yönetici olarak çalıştı ve daha sonra bu kitabı yazdı. maalesef kanser sonucu aramızdan ayrılmıştır. kitaptan alıntılar,

albert aday-nştayn İyi okullardan parlak derecelerle mezun olduğu ve çevresinin dolduruşuna geldiği için kendisini üstün zekalı zanneden, bu havayla iş aramaya başladığında, görüşme yaptığı şirkete-yöneticilere yukarıdan bakan çokbilmiş, ukala ve tuzu kuru aday.

pozitif dayırımcılık bir şirketin organizasyonundaki "dayı kontenjanı" veya "torpil kotası".

İstifdam şirketlerin iş başvurusu yapan adaylar arasında beğendiklerini, o an için açık kadro bulunmasa bile işe alıp uyduruk bir pozisyonda, ihtiyaç duyulana kadar bekletmeleri, istiflemeleri.

kaçak elektrik kullanmak organizasyon şemasına bir tel atarak kendini doğrudan genel müdüre bağlamak. bu eğilim, müşteri memnuniyeti, kalite veya insan kaynakları gibi bölümlerin başına getirilen kişilerde sık görülür.

katvizit bebeği çok hatırlı kişilerden torpil getirdiği için işe alınmak zorunda kalınan, müdürlerin kendi bölümlerinde istemediği, elemanların evlilik dışı bebek muamelesi yaptığı vasıfsız kimse.

(k)ırkçılık bir şirketin insanların profesyonel niteliklerini yaş kriterine indirgemesi. gençlerin her konuda yaşlılara üstün olduğu tezini savunarak kırkını aşmış hiç kimseyi işe almaması.

koşu bandı sendromu (kbs) bir pozisyonun size "çok yoruluyorum, terliyorum; demek ki kariyerinde büyük mesafeler kaydediyorum" hissi verip yerinizde saymanıza neden olması. bu durum genellikle, çalışan, yeteneklerine ve kişiliğine uymayan bir alana geçtiğinde görülür.

menopozisyon sittin sene olarak ifade edilebilecek uzun bir süredir şirkette çalıştığı için işten çıkarılmayan sadık çalışanın emekliliğini beklerken oyalandığı, yetkileri ve fonksiyonları azaltılmış pozisyon.

motivasyola getirmek klasik yöneticinin elemanı işten çıkarmakla tehdit ederek otoritesine karşı gelmemesi yönünde ikna etmesi, hizaya getirmesi.

terfi diyar etmek bir çalışanın aldığı terfi veya güzel bir iş teklifi nedeniyle uzun süredir yaşadığı büyük şehri terk edip taşraya yerleşmesi. pozisyonun hatırına düzenini bozması.

çalışanı tefe koymak İşverenin sadece enflasyon oranında zam vererek ücretleri reel olarak sabit tutması. bu yöntemle, çalışanla bir nevi alay etmesi.

perforşans değerlendirmesi çağdaş insan kaynakları yöntemlerini bir tarafa bırakan şirketin çalışan performansını patronun gelişigüzel ve subjektif gözlemlerine dayanarak ölçmesi. kariyerinizin şansa bırakılması.

pijama yakalı mavi veya beyaz yakalıyken işini kaybedip evde oturmak zorunda kalan kimse.

torpeeling bir kurumun torpille işe girdikleri için yan gelip yatan yeteneksiz, deneyimsiz, eğitimsiz ve ölü kadrolarından arındırılması, tazelenmesi canlandırılması işlemi.

yönetim dadı-nışmanı uzun yıllardır şirketlerde önemli görevler alıp deneyim kazandıktan sonra kendi danışmanlık firmasını kuran ve başka şirketlerin genç, atak, gözü kara yöneticilerine birikimini aktararak, hata yapmamaları için onlara göz kulak olarak ve eğiterek para kazanan olgun ve emekli kimse.

zamorti yıllık enflasyon oranında yapıldığı için sadece fiyat artışlarını karşılayabilen, hayat standardınızı yükseltmeye yetmeyen zam.

geyik fırtınası ofis insanlarının bir odaya tıkılıp saatler boyunca akıllarına gelen her şeyi konuştukları, hazırlık yapılmadan gelindiği için de hiçbir sonuç veya karar alınamadan biten, litrelerce çay ve kahvenin tüketildiği plansız, programsız toplantılar.

bak-siyona geçmek maaş, prim iyileştirmesi, bölüme adam alınması veya yeni donanım gibi maliyetli şeyler istediğinizde, yöneticinizin "bakarız bir ara" diyerek not alması, aksiyona geçiyor gibi yapıp kulağının üstüne yatması.

ceotokrasi şirketin üst düzey yöneticisinin bütün gücü tek başına elinde bulundurduğu, herkesi astığı, kestiği yönetim biçimi.

esne(k) çalışma elemanlarını gece geç saatlere kadar ofiste çalıştırıp garibanları esneye esneye çalıştıran hain şirketlerin benimsediği modern çalışma düzeni.

aile şirreti amerika’da dandik bir paralı üniversite bitirdikten sonra yurda dönüp, aile şirketinde üst pozisyona geçen, patronun şımarık ve huysuz kızı.

büroletarya ofis emekçilerinden oluşan sosyal sınıf.

takım ruhu uyumsuz ve ilgisiz bir grup insanın hiyerarşi, kıskançlık, önyargı ve bencillik gibi nedenlerle ölümüne sebep oldukları varlığın hayaleti.

şirket lassie’si şirkette herkesin yardımına koşan, fazla iyi niyetli insan.

titryaki unvan bağımlısı profesyonel.

İşgüveysi hanımın ailesinin sahibi olduğu şirkette çalışan damat.

guru kalabalık yapacak daha iyi işleri olmadığı için, o guru konferansı senin bu guru konferansı benim gezen; genellikle üst düzey yöneticilerden oluşan insan topluluğu.


bunlari okuyunca bende bİr İkİ katkida bulunayim dİye aşağidakİlerİ ürettİm. devamini da sİz getİrİn

soykurum bağlı bulunulan kurumda komple soyu, sopu, sülaleyi entegre ederek dışarıdan katılan yabancı personele kıyım uygulanması

hamili kat patronun akrabası, hemşerisi, bilcümle ahbabı olarak gelen asalağın bir kattaki tüm çalışanların başına getirilmesi.

orgeneralizasyon planı üst düzey yöneticileri vasıfsız gören yada hamili katcıların basiretsizliği sebebiyle yetki ve devir vermekten korkan ceo nun tüm yetkileri kendine bağlaması

26 Aralık 2007 Çarşamba

Yıla damgasını Facebook vurdu

2007'nin gündeminde önemli bir yer kaplayan Facebook sitesinden yansıyan fotoğraflar Milliyet.com.tr'de de en yoğun ilgi gören konu başlıkları arasına girdi.






Cumhuriyet Gazetesi
Tasarim Resimleri
Aşk Resimleri
Çiçek Resimleri
Eğitim

Victoria's Secret defilesi her zamanki gibi günlerce konuşuldu


Alp Alper'in 1000 feet'ten çektiği Türkiye fotoğrafları 2007'nin unutulmazları arasına girdi..

Plajda fotoğraf makinesini unutan genç kızın özel kareleri internete düşünce ortalık karıştı..

Cumhuriyet Gazetesi
Tasarim Resimleri
Aşk Resimleri
Çiçek Resimleri
Eğitim

Monica Belluci, 44 yaşında soyundu

Monica Belluci, 44 yaşında soyundu

http://worldpicture.net.tc

CicekSiparisi.com
6 yıldır Türkiye'nin her şehrine aynı gün çiçek gönderiyoruz
www.ciceksiparisi.com

en komik reklam fotoğrafları

http://worldpicture.net.tc


25 Aralık 2007 Salı

Nur Suresi, 31. ayet (24:31)

Nur Suresi, 31. ayet (24:31)


KİŞİSEL olarak ne başörtüsü ile ne de türban ile herhangi bir sorunum var. Ama örtünmeyle ilgili yalan, safsata ve hurafe yayanlarla kavgam var. Türbancılar, bu örtünme tarzının Kuran’ın tartışılmaz buyruğu olduğunu ileri sürüyorlar. Ama Azháb Sûresi’nin 59. ayeti; Nûr Sûresi’nin 30, 31 ve 60. áyetleri dışında Kuran’da bir başka hüküm yoktur ve türban şaklabanlığı Kutsal Kitap’da yer almamaktadır.

İKİYÜZLÜLER

Bunu öğrendiğim için: Faiz ve kredi kartının İslam’a aykırı olmasına karşın türbancılar tarafından kullanıldığını; türbancıların, İslám’a ters düşmesine karşın, Cumhuriyet’in yapı ve kurumlarına, yasalarına ve özellikle Devrim Yasaları’na uymak zorunda kaldıkları halde nasıl olup da dinden çıkmadıklarını soruyorum. Bu işte bir ikiyüzlülük var!

İkiyüzlülük sadece türbancılarda değil! İkiyüzlülüğün en tepesinde Kuran çevirmen ve yorumcuları bulunuyor. Bunun en çarpıcı kanıtını, Mustafa Sağ, "Evrensel Çağrı, Kur’an Meáli" (Final Pazarlama Yayını) çevirisine yazdığı önsöz ve açıklamalarda veriyor. Mustafa Sağ’a göre geleneksel çevirmen ve yorumcular Nûr Sûresi’nin 31. ayetini geleneğe uyarak ve birbirlerini taklit ederek yanlış çeviriyorlar. Müthiş bir iddia! Mustafa Sağ’ın açıklamasını olduğu gibi aktarıyorum.

HIMAR = ÖRTMEK

"Kuran ayetinde ’başörtüsü’ diye bir kelime geçmemektedir. Buna rağmen tüm Kuran tefsirlerinde ve çevirilerinde Kuran ayeti ’başörtüsü’ olarak çevrilmiştir. Halbuki ayette geçen "HIMAR’ kelimesi ’Baş örtmek’ anlamında değil, sadece ’örtmek’ anlamına gelmektedir. Eğer, herhangi bir şey örtülecek ise. O şeyin vurgulanması gerekir. Örneğin masa örtüsü derken, örtmek kelimesinin yanına masa kelimesinin gelmesi gibi, başörtüsü dendiği zaman da "örtmek" ("hımar") kelimesinin yanına "baş" ("re’s") kelimesinin ’hımarü-re’s’ şeklinde gelmesi gerekir. Ayetteki ’hımar’ (’örtü’) kelimesinin yanında geçen ve vurgulayan kelime ’cuyub’ kelimesidir ki, ’yaka’ veya ’göğüs’ anlamına gelir. Çünkü, aynı kelime ’cuyub’ bir başka ayette (28:32) Hz. Musa’nın ’göğsüne/koynuna elini soktuğu’ şeklinde geçer. Yani, ’cuyub’ kelimesi, ’hımar’ örtmek kelimesi ile kullanıldığı zaman ’bihumûrihinne ala cuyubihinne’ başını örtmek değil, ’göğsünün üzerini örtmek’ anlamına gelmektedir. Geleneksel tüm yorumcular, Kur’an ayetini bilimsel bakışla değil de, birbirlerini taklit edip, ’Başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler’ diyerek ’Felyedribne’ fiilini de ’örtsünler’ diye tercüme etmişlerdir. Bu geleneksel yorumcular ’DaRaBe’ kökünden gelen bu kelimeyi burada, ’Başörtülerini örtsünler’ derken, bir başka yerde aynı ’DaRaBe’ kelimesini ’Kadınları DÖVÜN’ (Bak. 4:34) diye çevirmişlerdir. Özetle, Kuran’ın orijinal ayeti tüm açıklığı ile ortadayken, elverişli bir siyasal kullanım malzemesi olarak, sürekli gündemde tutulan başörtüsü, Kuran’ın değil, geleneklerin, kişisel görüşlerin dinleşmesinden kaynaklanmaktadır." (S. 373)

GERİSİ ALİMLERİN İŞİ

Mustafa Sağ’
ın iddialarını Arapçadan denetleyecek durumda değilim. Ancak Nûr Sûresi’nin 31. áyetinin Fransızca ve İngilizce çevirileri onun iddialarını desteklemektedir.

Ben bu çok önemli iddiayı sütunuma aktararak kamusal-toplumsal görevimi yerine getiriyorum. Gerisi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ve İslam alimlerinin işi!..

Özdemir İNCE7hürriyet

23 Aralık 2007 Pazar

hayattan hikayeler

(Gerçek bir hikâye) Hızlı bir çalışma temposunun ardından saatin beş olduğunu kat nöbetini devretmeye gelen hemşire arkadaşlar sayesinde fark etmiştik. Yoğun bir servisti çalıştığım servis, çocuk servisleri hastanelerin en yoğun ve gürültülü olan servisleridir. Artık günün yoğunluğu geçmiş servis sessiz bir hal almıştı aksam tedavilerini henüz bitirmiş ofiste cay içmeye gitme telasındaydım Çünkü o günün ilk çayını içme fırsatı yakaladım diye kendi kendime düşünüyordum. Kep dağılmış saç bas karışmış yorgun bitkin bir haldeydim tedavi odasından çıktığımda. Aynada kendimi tanıyamadım ofise geldiğimde hemşire odasının telefonu çalıyordu. Oturduğum yerden büyük bir güçlükle ayağa kalktım ve telefona gittim karsıdaki ses acilde trafik yaralılarının olduğunu içlerinde çocuklarında bulunduğunu damar bulamadıklarından dolayı acile yardıma gelmemi söylüyordu. Tüm yorgunluğumu unutmuş hızla acil servisine yönelmiştim ki diğer telefonda nöbetçi hekimin icapçı beyin cerrahi hekimiyle gelip gelmeme konusundaki tartışmasını duydum. Nöbetçi hekimin sesi ortalığı çınlatıyordu: - Ne yapalım? Bırakalım olsun mu bu insanlar? Gelmek zorundasınız! - Gittiğiniz davet beni ilgilendirmez! Nöbet değiştirseydiniz çok önemli bir davetti madem. - Siz Hipokrat yemini etmediniz mi Konuşma böyle sürüp giderken gelen asansöre binerek koşarak acil servisine gittim Her yer kan revan içinde ağlayan koşuşturan yakınını bulmaya çalışan bir yığın insan vardı bu kalabalıkta sağlıklı bir is nasıl yapılırdı bilmiyordum ama her kez elinden geleni birilerine bakma gayretini gösteriyordu. Acil serviste yatak kalmamış sedyelere insanlar yatırılıp ilk müdahale yapılıncaya kadar bekletiliyor yetersiz kalan personel yerine hastaları yukarı sevk edilen servise aileleri çıkartıyordu. Onca kazazede içinde başında kimsesi olmayan ama durumu da oldukça ağır 15-17 yas arası bir genç vardı gerekli müdahalesi yapılmış fakat sevk edildiği beyin cerrahi hekimi henüz görev yerine gelmediği için orada bekletiliyordu. Kendime ait serum ve tedavileri uyguladıktan sonra o çocuğun basına giderek ilgilenmeye çalıştım şuuru yerindeydi konuştuklarımı anlıyor fakat cevap veremiyordu. Hayatinin son anlarını yasadığını görüyor ve yalnız olduğu için korkunç derecede üzülüyordum onu orada yalnız bırakamıyordum. Zaten ben onunla ilgilenirken acil servis boşalmış tüm hastalar gerekli servislere dağıtılmıştı. Genç iyice kotu olmuştu ellerimi sımsıkı tutuyordu bırakma dercesine gözlerinden yaslar süzüldükçe kendimi bende tutamaz hale gelmiştim eğildim yanaklarından öptüm. Bırakmayacağım seni sakin ol, üzülme sakin diyordum hiç tanımadığım daha önce hiç görmediğim bu insana anlatılmaz bir yakınlık hissediyor sanki onun acısının aynisini çekiyordum. Çok acı çekiyordu hem yalnızlığından hem de geçirmiş olduğu beyin travmasından .Ne kadar süre daha onunla kaldığımı hatırlamıyorum o artık aramızda değildi bu dünyayı terk etmişti ve ben gelmeyen doktoru suçluyor içimden lanetler yağdırıyordum. Derken beyin cerrahi hekimi gelmişti. Hastanın daha doğrusu henüz ölmüş gencin üzerindeki çarşafı almamı söyledi. çarşafı kaldırdığımda doktorun hiç bir şey söyleme fırsatı olmadan yere düştüğünü gördüm. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum yemekli bir davetten gelmişti acaba çok mu sarhoştu ya da kalp krizimi geçiriyordu diye düşünürken diğer hekim arkadaşları olaya müdahale etmişlerdi bile. Ölen o gencecik insanin babasıydı bu doktor ve kendi evladının tedavisi için çok geç kalmıştı ne yazık ki. Kötü günde oğlunun acısıyla felç geçirmiş ve görevine yeniden dönememişti Seni yeniden andım KEREM ruhun şad olsun hayattaki bir saatlik dost bana yıllardır yaşattığın tecrübeyle dost kalan dost . 1986 MUTLAKA 2,3 Ayda bir bu yazıyı okurum ben. Size de tavsiye ediyorum.

gizli yüz,hayattan hikayeler.

Yıllar önce çalışkan bir adam,ailesini avantajlı bir iş imkanı sağlamak için Newyork'tan Avusturalya'ya götürdü.Adamın ailesinden biri, sirke trapez artisti olarak katılmak veya aktör olma tutkusu olan genç ve yakışıklı oğluydu.Bu genç adam zamanını bir sirk işi yada herhangi bir sahne işi gelene kadar kasabanın sınırındaki batı bölümünde yerel bir tersanede çalışarak geçirdi. Bir akşam, işten eve gelirken ,onu soymak isteyen beş haydut tarafından saldırıya uğradı.Genç adam, parasından vazgeçmek yerine onlara karşı koydu.Bununla birlikte onu kolayca alt ettiler ve onu feci şekilde dövmeyi sürdürdüler.Botlarıyla yüzünü parçaladılar ve tekmelediler,vücuduna sopalarla acımasızca vurdular ve onu ölüme terk ettiler.Aslında polisler,onu yolda uzanmış bir şekilde bulduklarında, onun öldüğünü sanmışlardı. Morg yolunda, polislerden biri, adamın zorlukla nefes aldığını duydu ve onu hemen hastanedeki acil bölümüne götürdüler.Acil bölümünde yatarken,bir hemşire korku içinde bu genç adamın uzun süre bir yüze sahip olamayacağını fark etti.Göz yuvaları parçalanmış,kafatası,bacakları ve kolları kırılmış, burnu askıda kalmış, bütün dişleri kırılmış ve çenesi hemen hemen kafatasından ayrılmıştı. Yaşama imkanı az olmasına rağmen,bire yıla yakın zamanını hastahanede geçirmişti.Sonunda hastahaneden ayrıldığında, vücudu iyileşmişti fakat yüzü bakılamayacak kadar biçimsiz ve iğrençti.Artık herkesin imrenerek baktığı yakışıklı genç değildi. Genç adam,yeniden iş aramaya başladığında,herkes tarafından geri çevrildi.Bir iş veren,ona,sirkte "Yüzü Olmayan Adam"adında tuhaf bir şov önerdi ve bir süre bu işi yaptı.Bu olanlar boyunca o, hala herkes tarafından reddediliyor,işyerinde hiç kimse onunla görünmek istemiyordu.Genç adam intiharı düşünmüştü.Bütün bunlar beş yılda gelişmişti. Bir gün, kiliseye uğradı ve bir teselli aradı.Kiliseye girerken onu, kilisenin sırasına diz çökmüş,hıçkıra hıçkıra ağlarken gören bir rahiple karşılaştı.Rahip ona acıdı ve onu uzun uzadıya konuştukları odasına götürdü.Rahip büyük ölçüde etkilenmişti,onun yaşamını ve gururunu tekrar kazanabilmesi için elinden gelen herşeyi yapabileceğinin mümkün olduğunu söyledi.Ama genç adam,iyi bir katolik olabileceğine söz verecek ve olacaktı. Genç adam hergün ibadet için kiliseye gidiyor ve ibadet ediyordu ve Allah'a onun hayatını bağışladığı için dua ettikten sonra,beyin huzurunu sağlamasını istiyor ve onun gözünde,iyi bir insan olması için şükran duasını ediyordu. Rahip, kişisel ilişkileri sayesinde, Avusturalya'daki en iyi plastik cerrahla görüştü.Genç adam hiçbir ücret ödemeyecekti.Çünkü; doktor, rahibin en yakın arkadaşıydı.Doktor genç adamdan çok etkilenmişti.Onun hayata bakış açısı,tüm kötü tecrübelerine karşı mizah ve sevgi doluydu. Cerrah harika bir şey başardı.En iyi diş ameliyatlarını onun için yaptı.Genç adam,Tanrı'ya söz verdiği her şeyi yerine getirdi..Tanrı da onu harika ve çok güzel bir eş,yedi çocuk ve ileride kariyer için düşündüğü iş hayatındaki başarı ile ödüllendirdi.Eğer Allah'a şükretmezsen ve sana değer veren insanları sevmezsen,toplumda kabullenilemezsin. Bu genç adam................... Mel Gibson 'dı .... Onun hayatı "Yüzsüz Adam" filminin prodüksiyonuna ilham oldu. O hepimizi kendine imrendirdi.Cesareti olan her insana örnek oldu.. .

fıkra gibi..oanlar

Barbaros bulvarında olmuş bir olay... Arkadaşlarla öyle Barbaros bulvarında yürüyorduk. Bir anda yanımızdan son sürat bir minibüs geçti. Biz 'Freni patladı' filan demeye kalmadan, minibüs kafadan elektrik direğine bindirdi. Hemen koştuk, yardım edelim diye. Minibüse ulaştığımızda manzara şuydu: Yolcuların kiminin kası açılmıs, kiminin dudağı patlamış... Dağılmış vaziyetteler yani. Ama bir tuhaflık var. Çünkü o hallerine rağmen, gözlerinden yaşlar gelecek şekilde gülüyorlar. Biz ne yapacağımızı şaşırdık. 'Ne oldu?' diye sorduk. Bir iki tanesi, güçlükle 'Şoför, şoför...' diyebiliyor ama yine gülmeye başlıyorlar. Bu şaşırtıcı manzaranın aslını öğrenebilmek için 2
-3 dakika geçmesi gerekti. Meğer şoför, tükürürken minibüsten düşmüş. Hani, bizim şoförlere özgü, giderken kapıyı açıp dışarı tükürme hareketi vardır ya. Baba, dengeyi tutturamamış, tükürükle beraber, gümbürt aşagı düşmüş. Minibüs de kontrolden çıkıp direğe bindirmiş.

fıkra gibi,o anlar

Tüketici hakları konusunda "Müşteri her zaman haklı mı?" sorusunu irdelerken çeşitli ülkelerdeki mahkemelik olayları araştırmışlar ve buldukları belgelerden birisi. Olay gerçek... WorldPerfec (Bilmeyenler için yazıyorum, bilgisayar, elektrikli daktilo gibi aletler için program yapımcısı)... Bu Şirketin müşteriye yardım hattında banda alınmış bir telefon konuşmasını okuyacaksınız. Bu konuşma sonrası WorldPerfect görevlisi işinden kovuluyor. Kovulan görevli WorldPerfect'i kendisini "Gerekçesiz" işten çıkardığı için mahkemeye veriyor. İşte bu konuşmanın deşifresi.
-WorldPerfect yardım hattı, buyrun, nasıl yardımcı olabilirim.
-WorldPerfect`te bir sorun oldu.
-Nasıl bir sorun?
-Yazı yazıyordum, birden bütün kelimeler gitti.
-Gitti mi?
-Yokoldu!
-Ekranda şu anda ne görüyorsunuz?
-Hiç bir şey.
-Hiç bir şey mi?
-Yazdığım hiç bir şey ekrana çıkmıyor.
-Hala WorldPerfect programında mısınız yoksa programdan çıktınız mı?
-Bunu nereden bileyim.
-Ekranda bir "C" harfi görüyormusunuz?
-Bir "hece" mi..
-Boşverin. Ekranda yanıp sönen bir çizgi var mı?
-Söyledim ya hiç bir sey yazmıyor.
-Monitör üstünde yanan bir lamba var mi?
-Monitor ne?
-Ekranı olan yer, televizyon gibi... Çalıştığınızı gösteren küçük bir lamba var mı?
-Bilmiyorum.
-Monitorün arkasına bakın, oraya bir elektrik kablosu giriyor olması lazım. Görebiliyor musunuz?
-Evet.
-Harika, o kabloyu takip edin duvarda elektriğe bağlımı bana söyleyin.
-Bağlı.
-Harika. Monitorün arkasına bakınca bağlı olan tek kablo mu gördünüz, yoksa iki tane mi?
-Görmedim.
-Tekrar bakar mısınız, ikinci bir kablonun da bağlı olması lazım.
-Evet buldum.
-Tamam, şimdi onu takip edin bilgisayara bağlı mı diye bakın.
-Kabloya ulaşamıyorum.
-Ulaşmayın, bağlı mı diye bakabilir misiniz?
-Olmuyor.
-Bir seyden destek alıp eğilip bilgisayarın arkasına baksanız...
-Eğilmek dert değil, karanlık olduğu için bakamıyorum.
-Karanlık?
-Ofisin ışıkları kapalı, pencereden gelen ışık yetmiyor.
-Ofisin ışıklarını yakın.
-Yanmaz.
-Neden?
-Elektrikler kesik.
-Elektrikler mi kesik. Tanrım..! (kısa bir sessizlik) Bilgisayarın kutusu, kitapları her şeyi duruyor mu?
-Evet dolapta.
-Şimdi bilgisayarı sökün, aynen aldığınızdaki gibi paketleyin ve aldığınız dükkana iade edin.
-Durum bu kadar kötü mü?
-Korkarım öyle!
-Peki tamam. Onlara ne diyeceğim?
-"Ben bilgisayar kullanamayacak kadar aptalım" diyeceksiniz...

----

** Malum servis söförümüz trafikte hareket edemez halde beklerken (gayetde haklıydı çünkü önündeki arabalar kuyruk olmustu) arkadan kornaya abanan araç sahibine camdan sarkarak "Pokemon'muyum lan ben arabaların üzerinden uçayım" diye bağırarak tüm servisi yere yıkmıştı..

---------

Bir Taksinin içerisinde geçen bir konuşma !
- Küpe mi takıyosun sen ? (dikiz aynasından zorlukla görüyor.)
- Ha evet.
- Baban kızmıyor mu ?
- yok kızmıyor.
- Benim oğlan yapıcak bi tarafına sokarım o kupeyi..
- Hmm ben sağda iniyim.

-------

Olay, bir arkadaşımın annesinin gözetmen olarak bulunduğu ilkokulu dışardan bitirme sınavlarından birinde gerçekleşiyor. Dışardan bitirme sınavı ya, yağlı ballı adamlar da var sınavda. Gözetmenler sınav sırasında sıraların arasında dolaşıyorlar. Tam o sırada gözetmen bakıyor, adamın biri soruların hiçbirine cevap verememiş; acıyor dama. "Maddenin üç halini yazınız" sorusunu parmağıyla işaret ediyor ve adamın kulağına eğilip cevabı fısıldıyor: " Katı, Sıvı, Gaz." Sınav kurulunu dumura uğratan an cevap kagıtları okunurken gerçekleşiyor. Sorunun cevabı, kagıtların birinde aynen şöyle yer alıyor:
- Katır, Sığır, Kaz

---------

Sene 1992, üniversite yılları. Anneannemin haç parasıyla zar zor bir bilgisayar kapatmışız ama printer'a para kalmamış. Akşam vakti printer'i olan bir arkadaşa gidip aleti ödünç aldım, eve dönüp proje çıktısı alacağım.Ankara'da her kış olduğu gibi yerler yine buz. Kayıp düşer de alete bir zarar veririm korkusuyla bir taksiye bindim. Daha iki dakka olmadan polis çevirdi, taksici kenara çekti, sonra arabadan indi, kimliğini gösterdi. Ben kucağımdaki cihazın inmemek için uygun bir bahane olduğu düşüncesiyle elde kimlik arabada bekledim. Polis abi geldi, kapıyı açtı, ve aramızda şöyle bir diyalog geçti:
- O ne len ööle?
- Printer (yanindaki öteki polise dönerek) Ecnebi oğlum bu. Sonra gülümseyerek kapıyı kapattı. Güle güle manasına ikisi birden el salladılar, tekrar yola koyulduk. 500 metre kadar gittikten sonra söför gene kenara çekti, çünkü gülmekten arabayı kullanamıyordu.

-------

Sene 1968, İstanbul Bahçelievlerde Skip tükenmez kalemlerinin fabrikası var ve önünde de 98 no lu otobüslerin durduğu otobüs durağı. Bu durak Bahceli evlerden sonraki ilk durak ve anlatacağım olay gerçekten yaşanmış olay. Otobüsle Bakırköyden Güngörene giderken Bahcelievler durağında otobüse çok güzel bir bayan bindi. Tam biletini alacağı zaman otobüs hareket etti. Bayan biletçiye bir şirinevler bileti verirmisiniz diye sordu. Biletçi bu otobüs Şirinevlere gitmez deyince bayan durdurun otobüsü ineceğim dedi. Biletçinin cevabı hayli ilginç oldu.
- Hanım, hanım kalktı birkere sikip te indirecegiz. Bu lafı duyunca kadının yüzündeki ifadeyi görmenizi isterdim ( bu arada skip otobüs durağının adı

pazartesi fıkraları

Kadınlar için ideal erkek

ÜNLÜ erkek dergisi FHM 12 bin kadına "Nasıl bir erkek istersiniz" diye sordu. Sonuçlara göre;

- Kadınların yüzde 99’u sakalsız erkek tercih ediyor.

- Yüzde 51’i çok az sakalı erkekte hoş karşılıyor.

- Yüzde 61’i erkekte ayakkabının önemli bir aksesuvar olduğunu söylüyor.

- Yüzde 10’u tamamıyla kafası sıfıra vurulmuş kel erkeklerden hoşlanıyor.

İlişkiler ve tatlı yalanlar

Senden başka hiç kimseyi sevmedim.

Sen her şeyin en iyisine layıksın.

Şimdi seni düşünüyordum.

Bütün bunları seni sevdiğim için yapıyorum.

Ben mi onu seviyormuşum!..

Kırk altının yarısını biliyor musunuz?

Bu
sorunun yanıtını bilen yok!..

Soruyorsunuz "Kırk altının yarısı kaç?"

Yanıt : 23

- Bilemediniz kırk altının yarısı 20 altın eder.

Peki... Karşınızdaki 20 derse... O zaman da;

"- Bilemediniz kırk altının yarısı 23 eder" dersiniz.

Özetle, bu sorunun yanıtını kimse bilemez.
----------

Fark etmemiş

BİR kavgadan sonra, kadın kocasına bağırır:

- Seninle evlendiğimde tam bir aptalmışım.

Adam cevap verir:

- Evet, çok aşıktım, fark edemedim.

-------

Bunu ona asla yapmayın

Patronunuz Oğlak ise:
Her şeyi yapın ama asla zam istemeyin.

Karınız Oğlak ise: Bayramlarda ailesine ziyaret konusunda problem çıkarmayın. Onun lafından çıkmayın.

Kocanız Oğlak ise: "Bana para bırak" demeyin, sakın ola savurganlık yapmayın. Ekonomik olun, daha da ekonomik olun.

Temel ve bayram namazı

BİR gün Temel’in abisi ölür. Cenaze namazı kılınırken Temel namazı kılmaz bir köşede oturur. Bunu gören Dursun, Temel’e; "Ula Temel sen niye cenaze namazı kılmaysun?" der.

Temel ise; "Ben cenaze namazı kılmayi bilmeyrum" der.

Aradan 2 hafta geçer. Temel’in kaynanası ölür. Cenaze namazında cemaat Temel’i en ön safta görür. Namaz sonunda Dursun Temel’e:

- Ula Temel sen hani cenaze namazı kılmayi bilmeydun?

Temel ise şöyle der:

- Haçan bu cenaze namazi değildur ki bayram namazidur.



Yazı-tura

BULUT,
yakın arkadaşı Arda’ya sorar:

- Okula mı gidelim yoksa maça veya sinemaya mı?

- Yazı-tura atalım. Yazı gelirse sinemaya, tura gelirse maça, dikine gelirse okula gidelim!..

Ev müsait

Temel ile Dursun eve dönerken yolda iki hayat kadınıyla karşılaşır ve "Bizim eve gidelim mi?" diye sorarlar. Kadınlardan biri;

"Ama biz dönmeyiz!" dediğinde, Dursun hazır cevap bir şekilde "Olsun ev müsait bizde kalırsınız" der.

-------

Kadın ve erkek

Erkekler hiçbir zaman hatırlamaz, kadınlar hiçbir zaman unutmaz.

Anonim

Bir erkek, az ve sık sık sever. Bir kadın çok, ama nadiren sever.


Basta

Başarılı bir adam, karısının harcayabildiğinden daha fazlasını kazanan adamdır. Başarılı kadın, böyle bir adamı bulabilen kadındır.


Lana Turner

Günün sözü

- Geçmişi değiştiremezsin ama gelecek daha avucunun içindedir.

Hugh White

Para - borsaile ilgili herşey

sitene html kodları

HTML KODLARI SEÇ BEĞEN

arama motoruna ücretsiz kayıt

URL Submitter - URL Kay�t
Google AllTheWeb BuildTurkey
InfoTiger Rediff ScrubTheWeb
EntireWeb ExactSeek Splatsearch
WhatUseek TrueSearch GigaBlast
-------------------------------------------------------------

ARAMA MOTORLARINA DİREK KAYIT

URL KAYDET. 1. http://search.yahoo.com/info/submit.html Yahoo! Search 2. http://search.msn.com/docs/submit.aspx?FORM=WSDD2 MSN 3. http://www.google.com/intl/en/addurl.html Google 4. http://www.about.com/gi/pages/homehc.htm#c4 About 5. http://www.dmoz.org/add.html Open Directory 6. http://www.accoona.com/submit.html Accoona 7. http://www.exactseek.com/add.html ExactSeek 8. http://www.scrubtheweb.com/addurl.html ScrubTheWeb 9. http://www.snap.com/about/site.php?last_link_type=about Snap 10. http://www.searchsight.com/submit.htm SearchSight 11. http://www.searchit.com/addurl.htm SearchIt 12. http://www.buzzle.com/suggest_basic2.asp Buzzle 13. http://www.entireweb.com/free_submission/ EntireWeb 14. http://www.whatuseek.com/addurl-secondary.shtml What U Seek 15. http://www.ezilon.com/ezilon_url_submission.htm Ezilon 16. http://www.gimpsy.com/gimpsy/searche...check_free.php Gimpsy 17. http://www.dirone.com/add_link_m.php dirOne 18. http://www.websquash.com/cgi-bin/sea...l?Mode=AnonAdd WebSquash 19. http://www.abilogic.com/how-to-suggest-a-site.php AbiLogic 20. http://addurl.amfibi.com/ Amfibi 21. http://www.01webdirectory.com/submit.htm 01WebDirectory 22. http://www.netinsert.com/en/insert.html NetInsert 23. http://www.mavicanet.com/ MavicaNET 24. http://www.searchhippo.com/addlink.php SearchHippo 25. http://www.worldsiteindex.com/ World Site Index 26. http://www.dailyorbit.com/add.htm DailyOrbit 27. http://www.nationaldirectory.com/addurl/ NationalDirectory 28. http://www.tygo.com/websites/FreeSubmitURL.aspx TYGO 29. http://www.mixcat.com/addurl.php MixCat 30. http://www.aeiwi.com/submit.html Aeiwi 31. http://www.illumirate.com/add_your_site_exp.cfm IllumiRate 32. http://www.infotiger.com/addurl.html Info Tiger 33. http://www.towersearch.com/addurl.php TowerSearch 34. http://www.splatsearch.com/submit.html SplatSearch 35. http://www.subjex.net/submit_url.html Subjex 36. http://www.qango.com/dir/addurl.html Qango 37. http://www.zeezo.com/Listings/New.aspx Zeezo 38. http://www.canlinks.net/addalink/ CanLinks 39. http://www.webbieworld.com/signup.asp WebbieWorld 40. http://www.searchking.com/add_new.htm SearchKing 41. http://www.amray.com/cgi/amray/addurl.cgi AMRAY 42. http://www.go4.it/listing.asp Go4.it 43. http://www.cipinet.com/addurl.html Cipinet 44. http://www.hedir.com/submit-help.html Hedir 45. http://www.walhello.com/addlinkgl.html Walhello 46. http://www.linketeria.com/submitsite.htm Linketeria 47. http://www.claymont.com/login/login.asp?img=y Claymont 48. http://www.jdgo.com/add.html JDGO 49. http://www.spheri.com/tc143as.php?sid=0 Sphericom 50. http://www.kaspie.com/web.html Kaspie