Bu Blogda Ara

13 Eylül 2007 Perşembe

efendi

Efendi adlı kitabı geldiğimiz noktada bir daha okudum


Referans Gazetesi( Yarının Habercisi )
Referans Gazetesi ( Yarının Habercisi )

Efendi adlı kitap Türkiye'nin en önemli kaynaklarının yabancıların eline nasıl geçtiği konusunda önemli ipuçları veriyor. Türkiye'nin ne yönde ilerlediği ile ilgili soru işaretlerinin doğduğu bu günlerde kitaptaki bazı saptamaları ele almak istedim.

Bir dönemin çok tartışılan, hakkında “komplo”, “işte gerçek”, “saklanan düzen” gibi uç noktalara varan tespitler yapılan kitabı. Soner Yalçın tarafından kaleme alınan Efendi, son günlerde elime bir daha geçti ve “Türkiye nereye gidiyor” sorusu aklımın bir köşesindeyken, hızlı bir şekilde bir daha okudum. Bugün, Efendi'nin içinde geçen bazı ekonomik saptamaları ele almak ve bazı bölümleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Araştırılmaya değer

Bu kitaptan daha önce de bir alıntı yapmıştım, fakat son dönemde yaşadıklarımız ile daha anlamlı hale gelen saptamalar var.

Detaya geçmeden bir not düşmek istiyorum, aynı çekincemi daha önceki alıntımda da paylaşmıştım. Kitap hakkında ne düşünüyorum? Soğukkanlı ve olabildiğince objektif bir gözle okumaya çalıştım ve bazı çıkarımlara vardım. Birkaçını sizlere aktarmak istiyorum. Kitabın yazılışındaki amaç; Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş başarısını Sabetayist bir grubun girişimi ile özdeşleştirmekse tek kelimeyle anlamsız. Selanik'in tasvirini yaparak Atatürk'e de yakıştırmalar yapmak ise tek kelimeyle aşırı cüret ve haddini aşma.

Türkiye'nin yaşadığı zorluklarda birilerinin ülkenin kaynaklarını kullanmada halka rağmen etkili olduğunu ve bu örgütlenmenin Osmanlı'nın da sonunu hazırladığını anlatmaya çalışmak, bizleri uyandırmak ise araştırılmaya ve sahiplenmeye fazlasıyla değer.

Osmanlı'da yaşananlar

Bu noktada “kitap ile son çıkarımı” sizlere bırakıyor ve ekonomik durumu anlatan bölümlere geçiyorum:

“...16 Ağustos 1838 Sadrazam Reşid Paşa, samimi dostu İngiliz elçisi Lord Stratford ile ticaret anlaşmasını imzaladı. Anlaşma aynı yıl Avrupa'nın diğer devletleriyle de imzalandı. Bu anlaşma ile Osmanlı, devletçi ekonomiyi rafa kaldırdı ve gümrük vergilerini İngiltere ile birlikte saptamayı kabul etti. Osmanlı, ucuz mallar cenneti haline gelirken, üretmediğini tüketen bir toplum haline de geldi. En verimli alanlar yabancı sermayenin eline geçti. Bu durumun Osmanlı ekonomisine yansıması uzun sürmedi. 1814 yılında bir sterlin 23 kuruş iken, 1839'da 104 kuruş oldu. Bir sonraki adım ne oldu dersiniz? Avrupa devletleri, mali sorunlarına çözüm arayan Osmanlı'ya 'Hemen dış borçlanmaya gitmelisiniz' diyerek baskı yapmaya başladı. Osmanlı Avrupa piyasasına tahvil satarak borçlanmaya başladı. Londra, Paris, Viyana, Frankfurt borsaları bayram ediyordu. Nasıl etmesin? Zenginleşmeye başlayan Avrupa orta sınıfı, tasarrufları için kendi ülkelerinde yüzde 3-4 gibi düşük faiz gelirleri yerine, yüzde 11-20 oranında yüksek faiz gelirleri ile İstanbul'a yöneliyorlardı."

Komprador bürokrasi doğdu

"Alınan borç paralar, sarayların yapımına, dekoruna gidiyordu. Ekonomideki yapısal dönüşüm kültürel değişime de neden olmuştu. Osmanlı bürokrasisinin günlük yaşamı değişmeye başladı. Bürokrasi, daha fazla tüketebilmek için daha fazla kirleniyordu; yani rüşvetsiz iş yapılmıyordu. Reşid Paşa yeni tip devlet adamlığının da yolunu açtı. Eskiden nüfuslu paşaların himayesine girerek koltuk makam kapılırken Reşid Paşa yabancı devletlere dayanarak kariyer yapma dönemini başlattı. Sadrazam ve paşalar, İngilizci, Fransızcı, Rusçu gibi isimlerle anılır oldu. Osmanlı aydını, spekülasyoncuların, büyük bankaların ve Avrupa devletlerinin elinde şaşkına dönüvermişti. Yabancı ticarethaneler ile bankalar tarafından yönlendirilen çoğunluğu yerli olan tüccarlar, Avrupa sanayi mamullerinin kırsal alana girişinin kolaylaştırılması için aracılık ediyorlardı. Avrupa'nın sermaye grupları, Osmanlı topraklarında komprador tüccardan sonra komprador bürokrasi inşa ediyorlardı.”

Sonuç: Geldiğimiz noktada soralım; "Türkiye’de kimler, neler inşa ediyor” ve “Türkiye sizce nereye gidiyor?”

5 Eylül 2007 Çarşamba

Abra kadabra.../yılmaz özdil

Abra kadabra...


1+1 kaç eder?

2 diyenler yanıldı.


Bundan sonra 11...

*

Çünkü, Sanayi Bakanımız Zafer Çağlayan’ın, hayata geçireceği projeler için bulduğu slogan bu:

"1 + 1 = 11..."

*

Bana sorarsanız, AKP’nin en başarılı bakanı, o olacak...

Belli ki, hükümetimizin "aritmetik şaheserleri"ni en iyi o etüt etmiş.

*

Mesela, dolar...

1 milyon 300 bin liraydı.

At 6 sıfırı...

1.3 lira.

Düştü mü?

Düştü.

*

Veya işsizlik...

Yeni moda çıkardılar, "iş bulma umudun var mı?" diye soruyorlar işsizlere...

"Hálá var" dersen, işşizsin.

"Yok abi, nerdeee" dersen, seni işsiz sayısından düşüyorlar.

Bu sayede ne olmuş oluyor?

İşsiz sayısı artarken, işsizlik oranı azalan tek ülke, burası olmuş oluyor.

*

Milli gelir desen...

Rahmi Koç’un maaşıyla senin maaşı topla, sonra da bulduğun rakamı 2’ye böl... Senin kişi başına düşen milli gelir işte o!

Arttı mı?

Arttı.

Rahmi Koç düşünsün...

*

Peki ya AB?

1 defa girdik.

1 sefer daha girdik.

Ne etti birader?

2 kere!

Yazın kar lastiğini...

Kışın plaj şemsiyesini hesapla...

Enflasyon, tek hane!

Faiz haram, de...

Dünyanın en yüksek faizini ver.

*

İHRACATI BÖYLE SÖYLE.

İthalatı böyle söyle.

*

Mandrake, değil il başkanı, muhtar bile olamaz bunların yanında, muhtar bile... Bakın onun yardımcısı Abdullah, hálá şapkadan tavşan çıkarıcam diye uğraşıyor; bunların yardımcısı Abdullah, Cumhurbaşkanı oldu bile!

*

"Nüfusun yüzde 84’ü oy kullandı. Yüzde 16’sı kullanmadı. AKP bu yüzde 84’ün yüzde 47’sini aldı. Yüzde 100 üzerinden hesap yaparsanız, bizim oyumuz yüzde 55.4’e tekabül eder... Kusura bakmasınlar, biz bu hesapları iyi biliyoruz."

Kim dedi bunu?

Başbakan...

AKP’yi istemeyenlerin oranı?

Yüzde 53.

Geçti mi yüzde 53’ü?

Geçti.

*

Onun için AKP’nin en başarılı bakanı olacak Zafer Çağlayan...

1 + 1 = 111 demediğine şükredin.

Aptallığa çare yoktur!/rahmi turan..hürriyet


Aptallığa çare yoktur!


"DÜNYA, kötülükler yapanlar yüzünden değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir" demiş Albert Einstein...

Doğru bir söz bu... Biz de kötülüklere seyirci kalmak istemediğimiz için kötü kişi oluyoruz. Akıntıyla karşı çıkmayıp da, o akıntıya kendimizi bıraksak, belki de dünyanın en rahat insanları arasında yer alacağız ama bunu yapamıyoruz. Ülkemizi sevdiğimizden, insanlarımıza yararlı olmak istediğimizden yapamıyoruz bunu...

Ve bu nedenle, uzun süredir iktidarın kara listesinde yer almaktayız. Fakat bizim için bunun fazla önemi yok.

"Zafer"lerin ardından şımarıklık gelir ya... Bunlar da "Arkamızda yüzde 47 halk desteği var" diye zafer sarhoşu olup ağızlarına geleni söylüyorlar... Bana gelen mesajlara bakıyorum da, utanıyorum. Sanki düşman ülkenin insanlarından geliyor bu mesajlar... Neler neler demiyorlar! Allah hepsine akıl fikir versin!

Oyları yüzde 47 değil, yüzde 97 olsa ne fark eder? Çoğunluk her zaman haklı değildir ki... İnsanlık tarihine yön verenler azınlıkta kalan insanlardır.

* * *


Her neyse... İktidar mensupları "Şunu yapacağız, bunu yapacağız" diye demet demet, paket paket, çuval dolusu vaatlerde buluyorlar.

İyi, güzel de... Geldiğimiz nokta ne?

Bugün dünyadaki bütün ülkeler hızlı bir gelişme içindeyken, en az, en yavaş gelişen ülke Türkiye... Diğer ülkeler üç ilerliyorsa, biz sadece bir ilerliyoruz.

"Şunu yapacağız, bunu yapacağız" demek iş değil...

Marifet "Ülkeye bunu bunu yaptık, şunları sağladık" demek.

Yüzde 47’ye rağmen, içerideki sıkıntılar büyüyor. Dışarıda ise itibarımız malum. Sıfırın altında değil ama sıfırın belki biraz üstünde.

Avrupa Birliği yöneticileri bizi hep küçümsüyor, hakarete varan ifadeler kullanıyor ve adeta suratımıza tükürüyor ama biz büyük bir pişkinlik içinde "Yarabbi şükür" diyoruz.

"Stratejik ortak" dediğimiz Amerika, başımıza çuval geçirmenin dışında, bizi açıkça tehdit ediyor ve:

"Kuzey Irak’ta herhangi bir askeri operasyon yapamazsınız. Aksi halde bozuşuruz ha!" diye posta koyuyor.

Biz de büyük bir tevekkülle "Yağmur yağar taş üstüne, her ne dersen baş üstüne" diyoruz, Kuzey Irak’ta yuvalanan PKK’lı teröristlere hiçbir şey yapamıyoruz.

Sırtlarını Amerika’ya dayayan PKK’lılar ise sık sık sınırlarımızdan içeri sızıp kan akıtmaya devam ediyorlar.

Bu kadar pasif ve kişiliksiz bir dış politikaya rağmen hálá "Dışarıda itibarımız arttı" diyebilir miyiz? Diyorlar işte!

Söylemler hep "Yapacağız, edeceğiz!" şeklinde... Bir de yapılanları görsek...

* * *

Halep’i ziyaret eden biri, köyüne döndüğü vakit, orada neler yaptığını anlatıyormuş:

"Ben Halep’te iken, on beş metre genişliğinde bir hendekten atladım!"

"Ben Halep’te iken üç metre yüksekliğindeki duvarı bir sıçrayışta aştım!"

"Ben Halep’te iken şunu yaptım, bunu yaptım..."

Adamın patavatsızlığından canı sıkılan bir köylü:

"Bak ahbap" demiş "Bunların doğru olduğuna eminim. Elbette ki, dediklerini yapmışsındır ama... Şimdi bütün bunlarla çeneni yoracağına büyük marifetlerinden birini bize de göstersen daha iyi olmaz mı? Halep orada ise arşın burada!"

Bilmem ki zafer sarhoşları, bu kıssadan bir hisse çıkarabilir mi?

4 Eylül 2007 Salı

eger/alıntı


"Eğer
Bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
Ve bunun sebebini senden bildikleri zaman,
Eğer sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;
Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir
Ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;
Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan
Veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen,
Ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan,
Bütün bunlarla beraber ne çok iyi nede çok akıllı görünmezsen;
Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,
Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen,
Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
Ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;
Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından
Ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen,
Ya da Ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür
Ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;
Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
Ve bir yazı tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen;
Ve kaybedip yeniden başlayabilir
Ve kaybın hakkında bir kelimecik olsun bir şey söylemezsen;
Eğer kalp, sinir ve kaslarını eskidikten çok sonra bile işine yaramaya zorlayabilirsen
Ve kendinde "Dayan" diyen bir iradeden başka bir güç kalmadığı zaman
dayanabilirsen;
Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,
Ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen;
Eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitemezse;
Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı, almış saniyede koşarak doldurabilirsen;
Yeryüzü ve üstündekiler senindir
Ve dahası, sen bir İNSAN olursun oğlum."
Rudyard Kipling

2 Eylül 2007 Pazar

Cumhuriyet filmi

Cumhuriyet filmi
İnternette bir film sahnesi dolaşır dururdu... Belki o zaman fazla bir şey ifade etmezdi. Ama şimdi durum değişti. Cumhuriyet filmine ait olan bu parçada iki kişi konuşuyor. Biri ötekine diyor ki:
- Yeni anayasayı okudun mu? Devlet şeklinin cumhuriyet olduğunu belirten maddenin değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecekmiş. Artık cumhuriyeti yasal olarak değiştirmek mümkün değil.
Öteki kişi cevap veriyor:
- Biz de cumhurbaşkanını değiştiririz...

malezya /ılımlı islam



'Ilımlı İslam'a model olarak gösterilen Malezya'da hükümet, hukuk reformu kapsamında şeriat hükümlerine yer verilmesini öngören bir plan üzerinde çalıştığını açıkladı. Anayasadaki laiklik ilkesi de kaldırılıyor


Amerikalı diplomat Richard Holbrooke'un Türkiye ile birlikte "ılımlı İslam ülkesi" kategorisinde gösterdiği Güneydoğu Asya ülkesi Malezya'da şeriat düzenine geçilmesi tartışılmaya başlandı.
Daily Telegraph'ın haberine göre, önceki gün, İngiliz yönetimine son verilip bağımsızlık ilan edilmesinin 50. yıldönümü kutlamaları yapılan Malezya'da hükümet hukuk sisteminde büyük değişiklik yaratacak bir dizi reform yapmaya hazırlanıyor. Bu kapsamda açıklamalarda bulunan Başbakan Abdullah Bedevi, ülkenin İngiliz sömürgesi olduğu dönemden kalma anayasasında yazılı olan "Malezya laik bir devlettir" maddesinin değişebileceğini kabul etti.
Başkent Kuala Lumpur'da yapılan bir konferansta konuşan Malezya Yüksek Mahkemesi Başyargıcı Ahmed Fayruz da bağımsızlığın kazanılmasından bu yana geçen 50 yıl içinde Malezya'nın sömürgeciliğin kıskacından çıkamadığını savunarak, şeriatın hukuki boşlukları doldurmak amacıyla mevcut huhuk sistemine aşılanması gerektiğini bildirdi. Ahmed Fayruz, şeriat hükümlerinin özellikle örf ve adete dayanan hukuksal düzenlemelere monte edilmesini istedi.

Bazı bölgelerde uygulanıyor

Şeriat hükümleri Malezya'nın bazı bölgelerinde halen uygulanıyor. Şeriat çok sık olmasa da ara sıra Müslüman olmayanların davalarında da geçerli oluyor. Örneğin geçen temmuzda 21 senedir evli olan 6 çocuklu Müslüman-Hindu çiftin birliktelikleri yerel yetkililer tarafından şeriat hükümlerine dayanılarak hukuksal yoldan sonlandırıldı.
Malezya'da nüfusun çoğunluğunu oluşturan Malaylar anayasal olarak Müslüman kabul ediliyor ve din değiştirmeleri yasaklanmış bulunuyor. Nüfusun yüzde 40'ını da Çin ve Hint kökenliler oluşturuyor. Ayrıcalıklı vatandaş sayılan Malaylar daha kolay iş bulup, kredi olanaklarından yararlanabiliyor. Ev sahipleri, Malaylardan daha düşük kira talep ediyor. Radikal İslamlaşma yönündeki son gelişmelerin Çin ve Hint kökenli Malezya vatandaşlarını alarma geçirdiği belirtiliyor.



Bağımsızlığının 50. yılını kutladı

Malezya'nın İngiltere'den bağımsızlığını kazanmasının 50. yıldönümü kutlamaları önceki gün başkent Kuala Lumpur'un Merdeka Meydanı'nda yapılan resmi geçitle son buldu. Tören kıtası geçişini, Sultan Mizan Zeynel Abidin (ortada), Kraliçe Nur Zahirah ve İngiltere Prensi Andrew (solda) birlikte izledi.

Bir Atatürk daha lazım olacak!/rahmi turan



Bir Atatürk daha lazım olacak!


HİÇ kimse düşmansız değildir ama bizim düşmanımız çok. Neden kızıyorlar?

Borçlarımız hızla artıyor, ürkütücü boyutlarda cari açık veriyoruz, "Bu borçlanmanın sonunda toprak bütünlüğümüz tehlikeye girecek" diye uyarıyoruz ya... Bu yüzden bize düşman oluyorlar. Öfke ve tehdit mesajları, borçlarımızı azaltmaz ki...

Biz gerçekleri anlatmaya devam edeceğiz. Her köpeğin havlamasında duracak olursanız, yolunuzun sonu hiç gelmeyecek demektir.

Ülkemiz adına beni en korkutan olay, borçlarımızın hızla artmaya devam etmesidir. Oysa tatlı vaatler, aptalları mutlu kılıyor, borçlara kimse aldırmıyor!

Biz tarihte borç yüzünden koca imparatorluğu kaybetmiş bir ulusuz. Bu yüzden, borca karşı daha hassas olmamız ve borçtan korkmamız gerekir ama nerede o basiret?

Dünyanın en borçlu ülkelerinden olan Türkiye, borçla bulduğu kaynakları "hovardaca harcayan" ya da kaynaklarını "insafsızca hortumlatan" ülkeler sınıfında yer alıyor.

* * *

Osmanlı Devleti’nde ilk borçlanma 1854 yılında başladı. Sonra çöküş hızla gerçekleşti.

Yeminli Mali Müşavir Hüseyin Perviz Pur’un "Türkiye’nin Borç Prangası" adlı eserinde Osmanlı döneminde dış borçların dökümü şöyle gösteriliyor:

1854 Borçlanması 5 milyon İngiliz Sterlini

1855 Borçlanması 5 milyon İngiliz Sterlini

1858 Borçlanması 5 Milyon İngiliz Sterlini

1860 Borçlanması 40 milyon Fransız Frangı

1862 Borçlanması 200 milyon Fransız Frangı

1863 Borçlanması 200 milyon Fransız Frangı

1865 Borçlanması 150 milyon Fransız Frangı

1869 Borçlanması 125 milyon Fransız Frangı

1871 Borçlanması 5.7 milyon İngiliz Sterlini

1872 Borçlanması 12 milyon Osmanlı Altını

1873 Borçlanması 22 milyon Osmanlı Altını

1874 Borçlanması 19 milyon Osmanlı Altını

1877 Borçlanması 5 milyon İngiliz Sterlini

1886 Borçlanması 6.5 milyon Osmanlı Altını

1888 Borçlanması 30 milyon Alman Markı

1890 Borçlanması 5 milyon Osmanlı Altını

1894 Borçlanması 40 milyon Fransız Frangı

1896 Borçlanması 3.2 milyon Osmanlı Altını

1903-1905-1908-1909-1910-1911-1913-1914-1915-1920-1922 borçlanmaları (Toplam 80 milyon Osmanlı Altını).

O tarihte IMF yoktu ama ona benzeyen Düyun-u Umumiye vardı. Yabancıların yönetimindeki Düyun-u Umumiye ile Osmanlı Devleti’nin tüm egemenlik haklarına el konularak devlet sadece ismen bırakılmıştı.

Sonunda yurdumuz yabancılar tarafından paylaşıldı. Kurtuluş Savaşımız zaferle bittikten sonra Düyun-u Umumiye belasından kurtulduk. Borçları Cumhuriyet idaresi ödedi. Allah razı olsun Atatürk’ten.

Aradan yüz yıla yakın zaman geçtikten sonra şimdi Türkiye yine sürekli borçlandırılıyor.

2003 yılında 258 milyar dolar olan devletin tüm borcu, bugün toplam 410 milyar dolara yükseldi. Rakamlar ortada. Hem kanımız emiliyor, hem de borçlarımız artıyor. Bu gidişle bir Kurtuluş Savaşı daha yapmamız gerekecek ama... Bir Atatürk daha nereden bulacağız?

Dünyada, refahını artıramayan tek ülke Türkiye. Ve pembe tablolar çizilmeye devam ediliyor, halkımız da çektiği sıkıntılara rağmen buna inanıyor.

Ben bu işten bir şey anlamadım!

pazar nesesi

Temel ve aslan

TEMEL, hayvanat bahçesinde gezerken açık bulduğu bir kafesten içeri dalmış.

- Hoop dur ne yapıyorsun? Orası aslan kafesi

diye bağırmışlar. Temel geri dönmüş;

- Sanki aslaninuzu yeduk!..



Hasta Fenerbahçeli

HASTA FB’li olan kocasının, kendisine karşı ilgisizliğinden yakınan kadın, psikiyatra gitmiş.

- Eşimin gözü, Fenerbahçe’den başka bir şeyi görmüyor. Hafta sonu maçlarına gidiyor. Akşamları TV’de ya spor saatlerini izliyor ya da gazetelerin spor sayfalarını okuyor. Sonra da yatıp uyuyor. Ben var mıyım, yok muyum hiç farkında değil. Bana ne tavsiye edersiniz?

- Çözümü gayet basit. Akşam yatağa girdiğinizde, rakip takımın formasını giyin ve eşinizi bekleyin...

Aradan bir ay geçmiş, aynı kadın yine morali bozuk şekilde, psikiyatra gitmiş;

- Öneriniz üzerine, dediğinizi yaptım. Rakip takımın formasını gören eşim, aniden canavarlaştı. İlgisi, tahmin edemeyeceğiniz kadar arttı. Sabaha kadar beni perişan ediyor. Bu kez de aşırı ilgisinden şikayetçiyim. Bana ne tavsiye edersiniz?

- Bunun çözümü de çok basit. Akşam yatağa girerken, Fenerbahçe formasını giyin.

Kadın akşam yatağa girerken FB formasını giymiş. Eşi yatak odasına girdiğinde, bir de bakmış ki eşinin üzerinde FB forması var. Gülümseyerek konuşmuş;

- Gördün mü; biz işte adamı, böyle Fenerbahçeli yaparız...

Beşiktaş-Galatasaray

ADAM Beşiktaş-Galatasaray maçına zar zor bilet bulmuş, kalabalık seyirci arasından tribünde yerine oturmuş. Aradaki boş koltuğu görünce, onun yanında oturan adama sormuş;

"Afedersiniz burası boş mu?"

"Maalesef boş" demiş adam, "Orası rahmetli karıma ait, 1980’den beri her derbiye birlikte gelirdik..."

"Vah vah çok üzüldüm. Bari yer boş kalmasaydı, bir arkadaşınızı, yakınınızı getirseydiniz hiç olmazsa..."

"Mümkün değil... Şu anda hepsi karımın cenaze töreninde..."


Üç çeşit dost

BAKİ’ye dostları, "kaç çeşit dost olduğunu" sorarlar. Baki "üç çeşit dost vardır" der;

1- Bir dost vardır, gıda gibidir, sen onu her gün ararsın.

2- Bir dost vardır, ilaç gibidir, gereğinde ararsın.

3- Bir dost daha vardır, hastalık gibidir, o seni arar!..

Günün Sözü

Hayatı yaşamanın iki yolu var. Biri hiçbir şey mucize değilmiş gibi yaşamak. Diğeri her şey mucizeymiş gibi yaşamak...

Albert Einstein

27 Ağustos 2007 Pazartesi

şiir resim

Aldıklarımızla hayatımızı kazanırız... Hayatı hayat yapan ise verdiklerimizdir...
Arthur Ashe
******
"Yarınlarımız karanlık olmasın" , Fotoğrafçı : SERDAR ÖNAL


bir dost bulamadım
Sokrates bir ev yaptırmış nasılsa;
Eş dost başlamış kusur bulmaya:
Kimi içini beğenmemiş:
Kızmayın ama demiş;
Şanınıza layık değil odaları.
Kimi cephesine çatmış:
Karşıdan görünüş berbatmış.
Hepsine göre de çok darmış bu ev.
Kim sığarmış bu kulübeye?
Koca Filozof,
Ah demiş, keşke bu evin alabileceği kadar
Gerçek dostum olsa!

Sokrates'in sözü yerinde;
Bir ev dolusu gerçek dost nerede?
Sözde herkes dost, ama gel de inan.
Dosttan bol şey de yok dünyada,
Dosttan az şey de
La Fontaine

"İŞ'te Hayat" , Fotoğrafçı : HAKAN YAŞAR




"Silifke'de Gün Batarken.." , Fotoğrafçı : Egemen ERKANLı



25 Ağustos 2007 Cumartesi

AKP'den 1200 yıl önceBir
























Metin MÜNİR




AKP'den 1200 yıl önceBir ankette "Dünyayı ve evreni anlayabilmek için din kitapları mı, bilimsel buluşlar mı önemli?" diye sorulduğunda AKP seçmenlerinin yaklaşık yüzde 60'ı "Din kitapları" demiş.Bu, aklıma birkaç ay önce okuduğum bir kitabı getirdi. Kitap, insanlığın ağrıya çare bulmak için verdiği mücadelenin tarihini hikâye ediyordu.* İçinde İslam bilim adamlarının tıbba, özellikle ağrı kesici ilaçlara ve yöntemlere sekizinci yüzyıldan itibaren yaptığı katkıyı anlatan bir bölüm de vardı.Abbasi Halifesi Harun Reşid'in (763-809) saltanatı esnasında Bağdat dünyanın en büyük ve uygar kenti haline gelmişti. Batı Roma İmparatorluğu yıkılmıştı. Cermen, Keltik, Frank, Slav ve Moğol aşiretleri Avrupa'da Klasik çağlardan insanlığa kalan eserleri tahrip etmek için adeta bir yarış içindeydiler. Bu arada Avrupa sahnesinde Müslüman gezginler belirdi. Bunlar Reşid'in barbarların elinden kurtulan eski klasik elyazması kitapları satın almaları için yolladığı bilginlerdi. Büyük bir inatla aranan eserler Bağdat'a taşındı. Orada özel eğitim görmüş çevirmenler tarafından Arapçaya çevrildiler. Çevrilen kitaplar arasında sadece bilim, tıp ve mühendislikle ilgili eserler değil, şiir ve felsefe yazmaları da vardı.Bilimden kopmak...Büyük İslam âlimleri bu devirde ortaya çıkmaya başladı. İslam tıbbının altın çağı da tıbbın babası olarak bilinen Hipokrates'e (MÖ 460-370) kadar dayanan bilgilerin Arapçaya çevrilmesiyle açıldı.Arap uygarlığı Moğolların 1258'de Bağdat'ı talan etmesiyle çöküşe geçti ve bir daha canlanmadı. Daha sonra gelen Osmanlılar kendi sanat ve mimarilerini yarattılar ama bilime önem vermediler. Kitapta bunlar yazıyordu.Demek ki 1200 yıl önce Müslümanlar Türkiye'deki insanların çoğunluğunun hâlâ anlayamadığı bazı gerçeklerin farkındaydılar. Dünyayı ve evreni anlayabilmek için bilim kitapları din kitaplarından önemlidir. Para gibi, bilginin de dini yoktur. Bilimden kopmak yarıştan kopmaktır. O zamanlar, Peygamber'in "İlim Çin'de bile olsa arayınız" demesinin üzerinden çok zaman geçmemişti. Müslüman olmak geri kalmış olmakla eşanlamlı değildi.AKP milletvekillerinin ve müstakbel kabine üyelerinin yüzde 60'ı da dünyayı ve evreni anlayabilmek için din kitaplarının bilimsel buluşlardan önemli olduğuna inanıyorlarsa karanlık çağlara hazır olmamız gerek demektir.* The Worst of Evils The Fight Against Pain (Kötülüklerin En Belası Ağrıyla Savaş) Thomas Dormandy.



Para - borsaile ilgili herşey

sitene html kodları

HTML KODLARI SEÇ BEĞEN

arama motoruna ücretsiz kayıt

URL Submitter - URL Kay�t
Google AllTheWeb BuildTurkey
InfoTiger Rediff ScrubTheWeb
EntireWeb ExactSeek Splatsearch
WhatUseek TrueSearch GigaBlast
-------------------------------------------------------------

ARAMA MOTORLARINA DİREK KAYIT

URL KAYDET. 1. http://search.yahoo.com/info/submit.html Yahoo! Search 2. http://search.msn.com/docs/submit.aspx?FORM=WSDD2 MSN 3. http://www.google.com/intl/en/addurl.html Google 4. http://www.about.com/gi/pages/homehc.htm#c4 About 5. http://www.dmoz.org/add.html Open Directory 6. http://www.accoona.com/submit.html Accoona 7. http://www.exactseek.com/add.html ExactSeek 8. http://www.scrubtheweb.com/addurl.html ScrubTheWeb 9. http://www.snap.com/about/site.php?last_link_type=about Snap 10. http://www.searchsight.com/submit.htm SearchSight 11. http://www.searchit.com/addurl.htm SearchIt 12. http://www.buzzle.com/suggest_basic2.asp Buzzle 13. http://www.entireweb.com/free_submission/ EntireWeb 14. http://www.whatuseek.com/addurl-secondary.shtml What U Seek 15. http://www.ezilon.com/ezilon_url_submission.htm Ezilon 16. http://www.gimpsy.com/gimpsy/searche...check_free.php Gimpsy 17. http://www.dirone.com/add_link_m.php dirOne 18. http://www.websquash.com/cgi-bin/sea...l?Mode=AnonAdd WebSquash 19. http://www.abilogic.com/how-to-suggest-a-site.php AbiLogic 20. http://addurl.amfibi.com/ Amfibi 21. http://www.01webdirectory.com/submit.htm 01WebDirectory 22. http://www.netinsert.com/en/insert.html NetInsert 23. http://www.mavicanet.com/ MavicaNET 24. http://www.searchhippo.com/addlink.php SearchHippo 25. http://www.worldsiteindex.com/ World Site Index 26. http://www.dailyorbit.com/add.htm DailyOrbit 27. http://www.nationaldirectory.com/addurl/ NationalDirectory 28. http://www.tygo.com/websites/FreeSubmitURL.aspx TYGO 29. http://www.mixcat.com/addurl.php MixCat 30. http://www.aeiwi.com/submit.html Aeiwi 31. http://www.illumirate.com/add_your_site_exp.cfm IllumiRate 32. http://www.infotiger.com/addurl.html Info Tiger 33. http://www.towersearch.com/addurl.php TowerSearch 34. http://www.splatsearch.com/submit.html SplatSearch 35. http://www.subjex.net/submit_url.html Subjex 36. http://www.qango.com/dir/addurl.html Qango 37. http://www.zeezo.com/Listings/New.aspx Zeezo 38. http://www.canlinks.net/addalink/ CanLinks 39. http://www.webbieworld.com/signup.asp WebbieWorld 40. http://www.searchking.com/add_new.htm SearchKing 41. http://www.amray.com/cgi/amray/addurl.cgi AMRAY 42. http://www.go4.it/listing.asp Go4.it 43. http://www.cipinet.com/addurl.html Cipinet 44. http://www.hedir.com/submit-help.html Hedir 45. http://www.walhello.com/addlinkgl.html Walhello 46. http://www.linketeria.com/submitsite.htm Linketeria 47. http://www.claymont.com/login/login.asp?img=y Claymont 48. http://www.jdgo.com/add.html JDGO 49. http://www.spheri.com/tc143as.php?sid=0 Sphericom 50. http://www.kaspie.com/web.html Kaspie