Bu Blogda Ara

26 Haziran 2007 Salı

apple Mac OS X Downloads..Apple,Safari’yi ücretsiz hemen yükle


Tiger Mac OS X Update 10.4.10

Delivers overall improved reliability for Mac OS X v10.4

dl Download: Intel, PPC
iTunes icon iPod + iTunes

The latest iTunes and iPod software for Mac and Windows.

Download

Apple,Safari’yi ücretsiz hemen yükle



Apple, Microsoft’un Explorer’ı ve Mozilla’nın Firefox’u ile rekabet edecek kendi web tarayıcısı Windows için Safari’yi çıkardı.


Apple şirketinin Başkanı Steve Jobs, hedeflerinin büyük olduğunu ve Safari’nin pazarın yüzde 4.9’unu ele geçirmesini amaçladıklarını belirterek, Safari’nin Windows’un en hızlı tarayıcısı ve İnternet Explorer’dan iki kat hızlı olduğunu söyledi. Mac’ler ve Windows işletim sistemleri için aşırı popüler olan iTunes’un başarısını Safari için tekrarlamak isteyen Apple’ın Windows XP, Vista ve OSX işletim sistemi ile çalışan Apple Mac’ler için çıkardığı yeni web tarayıcısını Apple’ın web sitesinden indirmek mümkün. 300 kadar yeni özelliği bulunan web tarayıcısı Safari, masaüstü için Stacks adı verilen yeni bir organizasyon sistemine ve müzik tutkunlarının iTunes’da albüm kapaklarına göz atabilmeleri gibi özellikleri bulunuyor.

Safari 3 Public Beta

7/24 açil karı kilitaçma multlock srevis

Günün Sözü
Kaybedecek bir şeyi olmayan insandan korkulur.

25 Haziran 2007 Pazartesi

Farkında mısınız Türkiye hızla kan kaybediyor

Tufan TÜRENÇ


Farkında mısınız Türkiye hızla kan kaybediyor


1- Bankacılıkta yabancı payı yüzde 42’ye yükseldi. 14 banka yabancıların oldu.

Acaba öteki ülkelerde durum nasıl? Oralardaki bankacılık sistemindeki yabancı payı ne kadar?

Liste şöyle:

Almanya’da yüzde 5, İtalya’da yüzde 8, Hollanda’da yüzde 11, İspanya’da yüzde 10, Danimarka’da yüzde 17, Avusturya ile Fransa’da yüzde 19.

Avrupa Birliği’nin bütün uyarılarına karşın Avrupa’nın gelişmiş ülkeleri bankacılıkta yabancıların payının yüzde 20’yi geçmesine izin vermiyor.

2- Borsa’da işlem gören hisse senetlerinin yüzde 70’i yabancıların elinde.

Yabancılar ellerindeki dövizleri Türkiye’ye getirip Türk parasına çeviriyorlar ve borsaya yatırıyorlar. Elde edilen kazanç tekrar dövize çevrilip yurtdışına çıkıyor.

3- Yabancı yatırımcılar hazine bono ve tahvillerinin yüzde 23’üne sahip.

Türkiye dünyanın en yüksek faiz veren ülkesi. Yabancı yatırımcı bu yüksek faizlerden büyük kárlar sağlıyorlar. (Ekonomide bunlara sıcak para deniyor.)

4- Sigorta şirketlerinin de yarıdan fazlasını yabancı şirketler satın aldı. Bu piyasada yabancıların payı yüzde 40’ı geçti.

* * *

Devam edelim.

Güngör Uras’ın verdiği şu liste de çok ilginç:

Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşunun toplam satışının yüzde 42.5’ini yabancı sermayeli şirketler yapıyor.

Toplam kárın yüzde 44.4’ünü yabancı sermayeli şirketler elde ediyor.

Toplam ihracatın yüzde 49’unu yabancı sermayeli şirketler yapıyor.

Bu rakamlar bazı şeylerin doğru olmadığını gösteriyor.

Türk insanının bin bir emekle ve özveriyle yarattığı kuruluşlar tek tek elden çıkıyor.

Şimdi de Migros ve Tansaş sırada.

Hiç kuşkusuz yabancı sermayenin Türkiye’ye yönelmesi sevindirici.

Kalkınmamız için de gerekli.

Ancak yabancıların bizim en kárlı, en verimli şirketlerimizi satın almalarında tıpkı öteki ülkelerin koyduğu gibi bazı sınırlar olması gerekir.

Yabancı sermaye sadece hazıra konmamalı, yeni yatırımlar için gelmeli. Yeni işgücü ve ihracat potansiyeli yaratmalı.

Ama AKP iktidarı böyle bir duyarlılık içinde görünmüyor, günü kurtarmaya bakıyor.

* * *

AKP lideri bu konularda ekonomistlerin uyarılarına aldırmıyor.

353 milletvekiliyle cumhurbaşkanı seçtirememenin öfkesiyle meydanlarda halkı tehdit ediyor.

"Bana 367’nin üzerinde bir rakamla yetki verin yoksa seçimden sonra cumhurbaşkanlığı seçiminde kriz çıkar" diyor.

Halkı krizle korkutan Başbakan şunu söylemek istiyor:

"Ben seçimden sonra da uzlaşma aramayacağım. Öteki partiler benim adayımı desteklemezse kriz çıkar. Bundan da onlar sorumlu olurlar."

Oysa Anayasa cumhurbaşkanlığı seçiminde uzlaşma mantığı arıyor.

Ama AKP bu mantığı kabul etmiyor.

"İlle dindar bir cumhurbaşkanı seçeceğim" inadını sürdürüyor.

Anlaşılan seçimlerden sonra yine gergin ve tatsız günler yaşayacağız.

Yine kısır tartışmalarla havanda su döveceğiz.

Bu arada varımız yoğumuz yabancılara satılıyormuş...

Ülkenin büyük emeklerle yaratılan bankaları, ticari ve sanayi kuruluşları tek tek elimizden çıkıyormuş...

Kimin umurunda.

kara çarşaflı ampul..yorumsuz

BİR KORKAK ORDUYU BOZAR.YİGİT BULUT ./YORUM
Oyak Bank'ın satışına örnek verip 'ulusalcılar demek ki yanlış yapıyormuş' diyenler, 'Tüpraş’ı 1.6 milyar dolara satmayın, en az 6.5 milyar eder' dediğimiz zaman 'ulusalcı kafa diyerek, en fazla 2 milyar dolar eder' dediğinizi neden şimdi hatırlamıyorsunuz?

Yedek Subay Okulu’nun kapısından ilk girdiğimde gözüme çarpan cümle “bir korkak orduyu bozar” oldu. Bu ifadeyi hep düşündüm. Bir adam koca orduyu nasıl bozar diye. Bozması mümkün değil, bozduğu sadece imajı, daha doğrusu dışarıdan görünümü. Savaş alanından kaçan birkaç kişi, karşı tarafı yanlış düşüncelere sevkedebilir.

Bu noktada son günlerde çok tartışılan ve bizim de bu köşede ele aldığımız Oyak Bank'ın satışına dönmek ve bu satış sonrası Ulusoy’u eleştirir görünüp aslında özellikle ekonomide ulusal ağırlıklı modeli savunanlara ve özellikle kavramlara; köşelerinde ve miting konuşmalarında saldıranlara seslenmek istiyorum:

1- Herşeyden önce şunu bilin ki, Coşkun Ulusoy, ben ve benim gibi düşünenler için asla ve asla bu modelin savunucusu, örneği hatta parçası bile olamaz.

Tüpraş unutulmamalı

2- Ulusoy üzerinden “ulusal ekonomi modelini” dövme çabalarınız nafiledir. Bu yapının gerçek temsilcilerinin fikirleri, görüşleri ve yaptıkları ortadadır. Bizden olmayanların icraatları ile “işte herşey çöktü” mantığını zorlamanız abestir.

3- Oyak Bank'ın satışına örnek verip “ulusalcılar demek ki yanlış yapıyormuş” diyorsunuz. Peki “Tüpraş’ı 1.6 milyar dolara satmayın, en az 6.5 milyar eder” dediğimiz zaman “ulusalcı kafa diyerek, en fazla 2 milyar dolar eder” dediğinizi neden şimdi hatırlamıyorsunuz? Sizin para bile etmez dediğiniz Tüpraş, ilk ihale bedelinin 4 katı fiyatla satılmadı mı?

4- Sizin savunduğunuz “laissez faire, laissez passer” modelinin dünya üzerinde gelişmiş hiçbir ülkede kullanılan bir örneği var mı? Bankacılıkta sonsuz yabancı payını savunuyorsunuz, o zaman bu noktada soruyorum: Merkez Avrupa Birliği ülkelerinde neden bankacılıkta yabancı payı yüzde 20'nin altında? Neden Yunanistan bile yüzde 20’nin geçilmesine izin vermiyor?

AB'de yabancı payı düşük

Değerli dostlar, Bankacılık sektöründe yabancı sermaye payı günümüz itibarıyla yüzde 45’in hatta büyüme de dikkate alınırsa yüzde 50’nin üzerine çıkmış durumda. Satışa çıkarılan bankaların (Ziraat Bankası'nın tamamı, Halkbank ve Vakıfbank'ın yüzde 51'i) yabancıların eline geçmesi halinde, sektördeki yabancı sermaye oranının yüzde 70’ler üstüne çıkacak. Yukarıda da örnek verdiğim gibi; gelişmiş Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde oranlar oldukça düşük.

Örneklemek gerekirse; Avrupa Birliği ülkelerinden Almanya'da yabancı sermaye payı yüzde 5, İtalya'da yüzde 8, İspanya'da yüzde 10, Hollanda'da yüzde 11, Danimarka'da yüzde 17, Avusturya ve Fransa'da yüzde 19, Yunanistan'da yüzde 20'nin dahi altında. Peki “anti ulusal modeli” savunanların övdüğü hangi ülkelerde yüksek? Yabancı payının yüksek olduğu ülkeler Avrupa Birliği'nin ve Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) kontrol ettiği daha doğrusu sömürdüğü ülkeler. Bunları da örnekleyelim: Estonya'da yüzde 100, Çek Cumhuriyeti'nde yüzde 95, Slovakya'da yüzde 93, Meksika'da yüzde 82, Macaristan ve Polonya'da yüzde 65, Arjantin'de yüzde 48, Peru'da yüzde 47, Şili'de yüzde 42.

Sonuç: Hayatlarında bankamatiklerden para dahi çekmeyi bilmeyen, hisse senedi ile kese kağıdını ayıramayan bazı köşe yazarları birkaç gündür yabancıya satışın ne kadar büyük bir mucize olduğunu yazıp, ulusal ekonomik modeli topa tutuyorlar, Sezen Aksu’nun yalısının balkonunda rakı içip ülkeyi kurtaranlar; “Türk Silahlı Kuvvetleri Barzani’yi gerekirse alır, gelir” dedim diye beni “cahil” olarak nitelendirip, Barzani’ye dokunmamın bedelini kesmeye çalışıyorlar.

Bu noktada konuyu uzatmadan Türk halkına sadece bir cümle söylemek istiyorum: Bana yapılan saldırı hiç önemli değil, ben ne deediğimi, ne yaptığımı biliyorum. Yalnız bir detay var ki; hepimizin içi yanmalı, finansal entellektüel ve ağır endüstriyel dinamiklerini kaptırmış, finansal oyunlar ile üretim refleksleri yok edilmiş hiçbir yapı bağımsız değildir ve varoluşu sınırlıdır.

hürriyet usa






Kıbrıs Rum Başpiskoposu Hrisostomos, 16 Haziran’da Vatikan’da Papa 16. Benedict ile görüşmeden saatler önce ziyaret ettiği Napoli Katedralinde Aziz Gennaro’nun kurumuş kanının sıvılaştığını ve bu mucizenin Türklerin adadan çıkarak kiliselerin kurtulmasına alamet olduğunu savundu.



24 Haziran 2007 Pazar

Türkiyeyi sevmek için bir kaç neden..

Olgun bir adamı dost edinmek isterseniz eleştirin, basit bir kimseyi dost edinmek isterseniz övün.
Nelson

türkiyeyi sevmek için bir kaç neden..


Atatürk
Onun hakkında uzun uzun yazmaya gerek yok. Yukarıda sıraladığımız Türkiye'yi sevmek için 49 nedene ve aklımıza gelip de yazamadığımız daha binlercesine onun sayesinde sahibiz... Her şeyi sana borçluyuz.

Sarı tabelalar
İnsana, bir ömrüm daha olsa... Yok yok, bir fazlası bile yetmez... Birkaç ömrüm olsa... Beni asıl hedefime ulaştıran ana yoldan sapsam... Şu sarının vaat ettiklerine uzansam... Eski hayatlara ilişsem. Zenginleşsem... Hayal kursam... Öğrensem... Tekrar kapayınca arabamın kapısını derin bir oh çeksem... Toprağa daha farklı baksam..." dedirten sarı tabelalar, bitmek bilmez bu ülkede. Rize'de, Mardin'de, Ankara'da, Ege'de, güneyde... Sınırsızca karşımıza çıkar... Binlerce yıldır mesela Amasya'da bir kral mezarını işaret eder, ya da dünyanın en eski mumyalanmış askerini... Çok hikâyeleri saklar...

İstiklal Caddesi
Bağırış, çağırış, aşk ilanları, aşk kavgaları, koşuşmalar, kaçışmalar, uyanıklar, şaşkınlar, sokak çalgıcıları, tramvay kovalayanlar, kilise çanları, kitapçılar, kafeler, barlar, müzik dükkânları, sinemalar, tarih kokulu binalar, sarhoşlar, seyyarlar, polisler, gösteriler, kalabalıklar, yalnızlar, mutlular, mutsuzlar... İstiklal'de zamanın akışı, o an yaşadıklarınızdan başka şeylere konsantre olma olasılığınızı oldukça azaltır. Bu enerjiyi dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız.

Nazım Hikmet
Memleketimi seviyorum
Çınarlarında kolan vurdum, hapishanelerinde yattım./Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı/memleketimin şarkıları ve tütünü gibi./Memleketim./Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya,/kurşun kubbeler ve fabrika bacaları/benim o kendi kendinden bile gizleyerek/sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir./.../Memleketim./Ankara Ovası'nda keçiler/kumral, ipekli, uzun kürklerin pırıldaması./Yağlı, ağır fındığı Giresun'un./Al yanakları mis gibi kokan Amasya elması,/zeytin/incir/kavun/ve renk renk/salkım salkım üzümler/ve sonra karasaban/ve sonra kara sığır/ve sonra ileri, güzel, iyi/her şeyi/hayran bir çocuk sevinciyle kabule hazır,/çalışkan, namuslu, yiğit insanlarım/yarı aç, yarı tok/yarı esir...


Rakı
Tekerlekten sonraki en yararlı ve yaratıcı, en eşitlikçi buluş... Bir içecek, el kadar yeşilliğin üstündeki gazete kâğıdına da, süt beyazı kolalı keten örtüye de bu kadar mı yakışır? Balığa da, maviye de, camsız meyhaneye de... Dilleri bülbül eder, milleti şair eder, alfabemizin az kullanışlı harfini abad eder... Aman saki... Canım saki... Doldur doldur da verr...

İzmir'in kızları

Diyor ki Cahit Külebi:
İzmir'in denizi kız
Kızı deniz
Sokakları hem kız
Hem deniz kokar!
Peki nedir İzmir'in kızlarını ayrıcalıklı kılan? Hemen söyleyelim: Her daim bakımlıdırlar ama sadece dışı güzel değildir İzmir kızlarının, içleri de güzeldir. Akdeniz'in hemen dibinde yaşarlar; ama ne ani öfkelenir, ne hemen unuturlar. Bir de İzmir'in kızları hayattan alabildikleri kadar keyif almak ister. Alamazlarsa... "Ziyanı yok bugün olmaz belki yarın" derler... Hayal gibidir biraz da İzmirli kızlar; her aradığında bulamazsın onları; her bulduğunda da alamazsın...



Hababam Sınıfı
Nostaljik tutkumuz. Defalarca okunan masallara doymayan çocuklar gibi, biz de doyamayız Hababam Sınıfı'na. Yavaşladığında ağlatan, hızlandığında güldüren efsane müziği; Tarık Akan, Halit Akçatepe, Adile Naşit, Kemal Sunal, Şener Şen ve Münir Özkul'a ne çok yakışır... Okul otoritesini bize, yaramazlığı otoriteye sevdirir Hababam Sınıfı. Yeni versiyonları ise ancak eskilerine sevgimizi artırır.

İnsan
"Ben Tanrı Misafiriyim"
Kapı tık tık tıklatılır. Tanrı misafiri gelmiştir. Galiba bir tek Türkiye'ye Tanrı misafiri gelir. Türkler, bu dünyada misafir olduklarını iyi bilir. En azından bilmeleri gerekir. Mevlânâ'dan Müslüm Gürses'e, hepsinin söylediği bu değil midir? Rakı kebap efsanesi kadar, Türk misafirperverliği de bilinir. Beş çayı misafirine börek açan anneden Şeker Bayramı şekeri reklam ailesine, güney ellerinde yüzünü güneşe vermiş kahve köşesi dedesinden "bozuk yoksa kalsın abla" minibüs şoförüne, dar sokaklarda hâlâ gazoz kapak oynanan mahallelerinden Doğu sokaklarında şiir şiir bakan veletlerine ve de Ferrari'sine LPG takan bilgelerine tabii... "Bir başkadır benim memleketim insanı" diyerek, seviyor insan Türkiye'yi...

Hamsi
"Hamsi balık değil, ayrı bir mahlukattır."
Karadeniz'de bu sözü sık sık duyarsınız. Hamsi sadece sofraları süslemekle kalmaz. Şarkılar, türküler, fıkralar, atasözleri onunla doludur. Hamsisiz bir öğün düşünülemez. Kahvaltıda yenir, reçeli bile vardır... Buğulamasını, kızartmasını, pilavını, dolmasını yemeğe doyamazsınız. Artık çiftlik çuprası ve çiftlik levreğinin işgal ettiği İstanbul ve Ankara'da da, lüks lokantalarda bile deniz tadını veren ender balıklardan biridir... Sonbaharın başında denizin soğumasıyla birlikte sahile eder. Şölen marta kadar sürer. Ucuzdur, fakir yemeğidir... Ama zenginin sofrasından da eksik olmaz.

Türk kahvesi
Üç vakte kadar gelecek umutlarımız saklıdır telvesinde. Aşkımız, paramız bir Türk kahvesi içimi sonrası beliriverecektir fincanın içinde. Aslında adı Türk kahvesidir ama Yemen'den gelmiştir bilindiğine göre. Dini ortamlarda, gece zikirlerinde uyarıcı olarak kullanılmıştır ilk önce. Kahve, 1550'li yıllarda İstanbul'a geldiğinde, Tahtakale'de hemencecik bir de kahvehane açtırır kendine. Türk kahvesi denilmesinin nedeni aslında pişirme yöntemidir. Pişirilip servis edilen Türk kahvesinin tortusu fincanın dibinde kalır. Zaten çok sevdiğimiz, hiç değilse ahir hayatta bir kere de olsa baktırdığımız kahve falının oluşması da bundan, bu "bizim" olan ritüelden değil midir?

Bayramlar
Bayramlar eskiden tekdüze hayatlarımızda bir keyif; siyah beyaz yaşamlarımıza renk; yoksulluğumuza bir avuntuydu. O yüzden eski bayramlar çocukluğu hatırlatır; hüzünlüdür biraz. Şimdi, bayramlar eski ihtişamından yoksun. Ama onun da çaresini bulduk: Tatiller... Hele ki 9 günlükleri... Söylesenize kuzum, böyle tatil kaç millete nasip ki?


Mardin
Müslüman'ından Süryani'sine, Yakubi'sinden Yezidi'sine farklı mezheplerin yıllardır bir arada yaşadığı, Mezopotamya ile Anadolu arasındaki köprü Mardin. Onu özel yapan ise, hem başta saydıklarımız hem de binlerce yıllık tarihi taş evleri, hanları, medreseleri, cami ve kiliseleriyle açık hava müzesi oluşu. Zaten yalnızca biz değil, kenti "Dünya Mirası Listesi"ne alan UNESCO da böyle düşünüyor.


Şarap
Ne Kaliforniya, ne Fransa bağları... Mağrur olmasınlar... "Hep bir halli Turhallıyız/ Biz bize benzeriz/ Yüz bin kerre tövbe eder/ Gene şarap içeriz..." Hangi dilde var? Kapadokya'dan Tokat'a, Midyat'tan Akhisar'a bağlar ve bağbanlar... Hem çok şehirli, hem her yerli... Rafine beylere, utangaç hanımlara...

Hamam
Hamamı ikiye ayırmak gerekir: Erkek ve kadın hamamı... Osmanlı'da, genç kızlar nazardan korunsun diye, ellerinin sandal ağacı yağlarıyla ovulduğu gizli, sırlı bir alandır kadınlar hamamı. Erkekler hamamında ise ortam farklıdır. Burada, hamamın altında yanan ateşi tutan külhanbeylerinin ve tellakların sözü geçer. Şimdilerde turistik meze kıvamında sunulsa da, yüzyıllarca aşka, sabra, sırlara, şakalara ev sahipliği yapmıştır. Hamamlar aynı zamanda entrikaların, hırsın, dedikodunun, yani günahların da ev sahibidir.


Mizah dergileri
Makro Paşa, Merhum Paşa, Malum Paşa, Akbaba'yla başlayan Türkiye'nin muhalif mizah serüveni, Oğuz Aral'ın Türk halkına güzelliği Gırgır'la sürdü. Aral, Türk mizah dergiciliğini sokaktan topladığı yeteneklerle tekrar sokağa saldı, mizahı Türkiye'de yeniden bir mesele yaptı. Rivayet odur ki, ölmez eseri Gırgır'ın piyasaya sürüldüğü cuma günleri, tüm İstanbul derginin renklerine bürünürmüş. Bir zamanlar haftalık yarım milyon tirajı bulan bu dergi, hayattayken Mikrop ve Limon'un tahkimiyle; sonrasında Leman'ın yaşattığı anısıyla literatürü tayin etmiştir. Bugünse minimalist mizahıyla Penguen ve yeni parıldamaya başlayan Fermuar da siyasi iktidarın adım atamayacağı sanat kuleleri haline geldi.


İstanbul'un kuleleri
Bizim için en yüksek bina 1980'ler ortasında gösterilen "Kartallar Yüksek Uçar" dizisindeki Karayolları'nın 12 katlı binasıydı. İstanbul Zincirlikuyu'da yükselen bu bina, artık Levent-Maslak hattında yer alan gökdelenler içinde ufacık kalıyor. Hızla "modernleşmeye" başladığımız, 1990'ların ortasından beri, sıra sıra onlarca gökdelen yükseldi İstanbul semalarına. Yeni gökdelenler, yeni alışveriş merkezleri ve bütün bunlar yeni insanlar yarattı. Belki de Türkiye'nin son 20 yılda geçirdiği değişimi, ekonomik büyümeyi görmek için istatistiklerdeki renkli grafiklere değil, şehrin modern mahallesi Levent'teki gökdelenlerin yüksekliğine bakmamız gerekiyor.



Çarşı Tempo'ya karşı
Maç günleri Beşiktaş Çarşı için şenlik günüdür. Dillerde eski yeni tezahüratlar. Akar İnönü'ye coşkulu kalabalık. Pankartları ise gündeme kayıtsız kalmaz: Kah ırkçılığa karşı "Hepimiz Et'oyuz" kah gelecek için "Çarşı nükleer sanrale karşı" derler. Her ne kadar erkek adam renkli takım takım tutmaz deseler de, futbol kültürümüze büyük renk katarlar. F.Bahçe-G.Saray derbisi onların Türkiye'yi sevmesi için bir neden değildir. Yani Çarşı, Tempo'nun 44. maddesine de karşı.


Çay simit
Taşfırından yeni çıkmış, meşe odunuyla pişirilmiş, buharıyla elimizi, ağzımızı yakan simitlerin yanında semaverlerde demlenmiş kıpkırmızı bir çayı reddeden muhtemelen Türk değildir. Bir yerlerde çay demliyse, yakınından mutlaka bir de simitçi geçiyordur. Eğer geçmiyorsa, orası da Türkiye değildir.

Şehir hatları vapuru
Bir İzmir ve İstanbul ayrıcalığı... İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin, yeni modeline tek başına karar vermekten ürktüğü... Katılımcı hemşerilerin çokluğuna bakan bir yabancının "Ne aktif bir halk... Seçimler böyle demek..." yanılgısına düşeceği narin kuğular onlar... Gelin gibi süzülürler... Kordon Boyu'ndan Karşıyaka'ya geçerken, karaya kurumla bakarlar... Güzel İzmir artık kendileridir çünkü... Adalara, Modalara, Kavaklara, Fenerlere götürürler... Elli yaşını aşmış koca bebekleri hâlâ heyecanlandırarak... "Taa uzaktan bak bak Paşabahçe... Bu da Fenerbahçe..." dedirtir, soylu burunlarından tanınırlar... Oyun gibidir yolculuk, çay, tarak ve toka satışları... Düdüklerini kıskanan martılar korosu eşliğinde, hep güzel yerlere götürürler

Para - borsaile ilgili herşey

sitene html kodları

HTML KODLARI SEÇ BEĞEN

arama motoruna ücretsiz kayıt

URL Submitter - URL Kay�t
Google AllTheWeb BuildTurkey
InfoTiger Rediff ScrubTheWeb
EntireWeb ExactSeek Splatsearch
WhatUseek TrueSearch GigaBlast
-------------------------------------------------------------

ARAMA MOTORLARINA DİREK KAYIT

URL KAYDET. 1. http://search.yahoo.com/info/submit.html Yahoo! Search 2. http://search.msn.com/docs/submit.aspx?FORM=WSDD2 MSN 3. http://www.google.com/intl/en/addurl.html Google 4. http://www.about.com/gi/pages/homehc.htm#c4 About 5. http://www.dmoz.org/add.html Open Directory 6. http://www.accoona.com/submit.html Accoona 7. http://www.exactseek.com/add.html ExactSeek 8. http://www.scrubtheweb.com/addurl.html ScrubTheWeb 9. http://www.snap.com/about/site.php?last_link_type=about Snap 10. http://www.searchsight.com/submit.htm SearchSight 11. http://www.searchit.com/addurl.htm SearchIt 12. http://www.buzzle.com/suggest_basic2.asp Buzzle 13. http://www.entireweb.com/free_submission/ EntireWeb 14. http://www.whatuseek.com/addurl-secondary.shtml What U Seek 15. http://www.ezilon.com/ezilon_url_submission.htm Ezilon 16. http://www.gimpsy.com/gimpsy/searche...check_free.php Gimpsy 17. http://www.dirone.com/add_link_m.php dirOne 18. http://www.websquash.com/cgi-bin/sea...l?Mode=AnonAdd WebSquash 19. http://www.abilogic.com/how-to-suggest-a-site.php AbiLogic 20. http://addurl.amfibi.com/ Amfibi 21. http://www.01webdirectory.com/submit.htm 01WebDirectory 22. http://www.netinsert.com/en/insert.html NetInsert 23. http://www.mavicanet.com/ MavicaNET 24. http://www.searchhippo.com/addlink.php SearchHippo 25. http://www.worldsiteindex.com/ World Site Index 26. http://www.dailyorbit.com/add.htm DailyOrbit 27. http://www.nationaldirectory.com/addurl/ NationalDirectory 28. http://www.tygo.com/websites/FreeSubmitURL.aspx TYGO 29. http://www.mixcat.com/addurl.php MixCat 30. http://www.aeiwi.com/submit.html Aeiwi 31. http://www.illumirate.com/add_your_site_exp.cfm IllumiRate 32. http://www.infotiger.com/addurl.html Info Tiger 33. http://www.towersearch.com/addurl.php TowerSearch 34. http://www.splatsearch.com/submit.html SplatSearch 35. http://www.subjex.net/submit_url.html Subjex 36. http://www.qango.com/dir/addurl.html Qango 37. http://www.zeezo.com/Listings/New.aspx Zeezo 38. http://www.canlinks.net/addalink/ CanLinks 39. http://www.webbieworld.com/signup.asp WebbieWorld 40. http://www.searchking.com/add_new.htm SearchKing 41. http://www.amray.com/cgi/amray/addurl.cgi AMRAY 42. http://www.go4.it/listing.asp Go4.it 43. http://www.cipinet.com/addurl.html Cipinet 44. http://www.hedir.com/submit-help.html Hedir 45. http://www.walhello.com/addlinkgl.html Walhello 46. http://www.linketeria.com/submitsite.htm Linketeria 47. http://www.claymont.com/login/login.asp?img=y Claymont 48. http://www.jdgo.com/add.html JDGO 49. http://www.spheri.com/tc143as.php?sid=0 Sphericom 50. http://www.kaspie.com/web.html Kaspie