Bu Blogda Ara

5 Ocak 2011 Çarşamba

Dün Gece Vicdan...BEKİR COŞKUN / CUMHURİYET

Dün Gece Vicdan...

Yani şimdi Cumhuriyeti savunanları
hapishanede tutmaya karar verdiler... Ama domuz bağı ile insanları boğup villaların bodrumuna gömen Hizbullahçıları serbest bıraktılar...
Öyle mi?..
...
İnsanlara yaşam veren, bir tek hastanın sancısı varsa ranzanın dibinde uyuyan, bilim adamı, doktor, cerrah, insan, adam, hoca Mehmet Haberal mahkûm olmadan 10 sene tutuklu kalabilecek...
Bir kişinin burnu kanasa, kelimeleri, cümleleri, satırları ağlayan Mustafa Balbay...
Tuncay Özkan...
Dili "Laik, çağdaş cumhuriyet yaşasın" diyen nice Atatürkçü aydını, mahkûm olmadıkları halde cezaevlerinde tutabilecekler...
Ama "dinsiz" saydıkları kim varsa kaçırıp domuz bağı ile öldürüp mahzenlere gömenleri dün gece salıverdiler...
*
AKP'nin yine bir gece değiştirdiği yasa ile gerçekleşti bu...
O yasa yılbaşında yürürlüğe girdi ve böyle oldu...
* Dün gece vicdan sızladı...
Eğer sızlayan vicdanların sesi duyulsaydı, eminim gökyüzü çığlık çığlığaydı dün gece...
Vurulan duygular, akıl, izan, mantık, ahlak, merhamet... Boşuna kanat çırparak ve çırpınarak yuvarlandılar karanlıkta...
Ve tüm yarasalar uçtu...
Hukuk, hukuksuzluğun ve zulmün kendisi oluverdi...
Birer kör kurşun gibi her şeyi delip geçti...
Hukuk adına...

Eğer dinci iktidarın istilasına karşı çağdaşlığın yanında yer almak, insanları domuz bağı ile boğup gömmekten daha büyük bir suç sayılmaya başlanmışsa...
Ve infaz aleti hukuk olmuşsa...
Taş dayanmaz...

Hâlâ umursamaz, hâlâ aldırmaz, hâlâ sessiz kalacak var mı?..
Yine de tüm bu olanları görmezlikten gelecek bir millet, taştan beter, topraktan sessiz...
Olabilir mi?..
Sızlamamış olabilir misin dün gece ey vicdan?..



BEKİR COŞKUN / CUMHURİYET

ADALETİNİZ BATSIN..e.çölasan


ADALETİNİZ BATSIN

BU nasıl adalettir? Olaya iki ayn yönden bakalım. İlki, cezaevlerinde on binlerce tutuklu var. Bunlar hakkında henüz hüküm verilmemiş. Adalet çarkı geç dönüyor, insanlar mahkemelerden karar bekliyor... Ve kararlar bir türlü çıkmıyor.
İkincisi, yeni yılla birlikte bazı tutuklular bırakılıyor.
Özellikle Hizbullahçdar, mafyacılar, PKK'lılar...
Adam yedi kişiyi öldürmüş, bırakıldı.
Adamlar şeriatçı. Din devleti kurmak için bir sürü insanı işkence yaparak öldürmüşler... Onlar şimdi serbest. PKK'lılar da öyle.
Özellikle Ergenekon'dan yargılanan Türkiye'nin aydın insanlan ise Silivri'de. Önlann asla bırakılmayacağı anlaşılıyor.
Bu nasıl adalettir? Bu nasıl hukuktur? Anlayan var mı?
Anayasa değiştirdiler, yargının tamamını ele geçirdiler. Referandum öncesinde yırtındık...
"Ey milletim, bu anayasa değişikliğinin bütün amacı, AKP'nin yargıyı ele geçirmesidir. Gerisi palavra, göz boyamacadır. Bu tuzağa düşmeyin..."
Nitekim yüzde 58 evet oyu ile başardılar. Tuzağa düşmeyenlerin oranı yüzde 42'de kaldı.
Referandumdan bu yana dört aya yakın bir süre geçti. Hani o palavralar nerede şimdi?..
Kadınlara, gazilerimize bir sürü haklar vereceklerdi!.. Özgürlükler artacaktı!..
Hani nerede? Bir düşünün bakalım, -nerede?
Olsun varsın, yargı artık AKP'nin eline geçti, Anayasa Mahkemesi, HSYK zaptedildi ya!.. Şimdi sırada iki kurum kaldı: Yargıtay ve Danıştay.
Onların da işini yakında bitirecekler.
• • •
Referandum öncesinde bağırıyorlardi:
"Adalet, hak, hukuk!.."
Mahkemeler tıkanmış, dava dosyalan milyonlara ulaşmıştı. Hakimler ve savcılar bunalıyor, davalar anormal gecikiyordu.
Bunlara bir çözüm getirmeyi asla düşünmediler. Tek düşündükleri, yargıyı ele geçirmekti ve başardılar!
Evet, şimdi tahliyeler başladı. Cezaevlerinden öncelikle Hizbullah boşaltılıyor. Tahliye edilen Hizbullah takımı büyük gösterilerle, tekbirler getirilerek karşılanıyor.
Katiller, uyuşturucu baronları, tecavüzcüler, PKK'lılar tek tek bırakılıyor. Önümüzdeki günlerde pek çoğu tahliye edilmiş olacak.
Silaha ve teröre bulaşmamış, işkencelerle adam öldürmemiş yurtsever aydınlarımız ise tahliye edilmeyi daha çoook bekleyecek!
Bu nasıl adalet, bu nasıl hukuk?
Adaletiniz batsın.

ENFLASYON DÜŞERKEN CİĞERCİ NACİ NE DİYOR!!!


YİNE yaşadınız ey memurlar, işçiler ve emekliler!.. Her türlü malın fiyatı düşüyor, dolayısıyla enflasyon eksi çıkıyor! Baksanıza, aralık ayında fiyatlar yine düştü, yıllık enflasyon yüzde 6 olarak belirlendi.
Bu rakamları belirleyen kim? Tayyip'in emrindeki TUİK. (Türkiye İstatistik Kurumu.)
Bu kurum her ay çeşitli maddelerin fiyatlannı inceler, onları yılın başında açıklanan tahmini enflasyon rakamlarına göre uyarlar. Örneğin özellikle son aylarda keçiboynuzu, epilasyon aleti, göz lensleri, dikenli tel, sönmüş ve sönmemiş kireç fiyatlannda gözlenen fiyat düşüşleri milletimize son derece yararlı oldu, parasal açıdan rahatlattı.
Enflasyon böyle düşük çıkınca, maaşlara da ister istemez az zam gelecek.
Yapılacak zammın az veya çok olması hiç önemli değil. İşçi, memur, emekli kesimi zaten rahat yaşadığı için, fazla bir şey değişmez.
Bu dünyada uyanık olacaksın kardeşim, uyanık!
Enflasyon rakamlarını öyle bir düşük göstereceksin ki, maaş artışları düşük olsun. İşte, şimdi binde 2 zam verilecek.
Yetmez mi? Yeter de artar bile.
• • •
Dün Ankara'nın Tunalı Hilmi caddesinde bir ses arkamdan bağırıyor:
- Emin Bey, şu ciğer fiyatlarını da bîr yazsanız.
Arkaya döndüm, karşımda Ankara'nın ünlü seyyar ciğercisi Naci.
- Emin Bey lütfen yazın bunu. Ciğerin kilosu 29 liraya çıktı, haberiniz var mı?
- Vaîla yok Naci Bey. Peki geçen yıl kaç para idi?
- Geçen yıl sekiz liraya aldığımız kuzu ciğeri bu yıl 29 lira oldu, dana ciğeri 24 oldu. Yani enflasyon düşüyormuş, öyle diyorlar da!
Naci ilginç adamdır. Kamyoneti ile seyyar ciğercilik yapar, bembeyaz, tertemiz giysileriyle karısının pişirdiği Arnavut ciğerini ekmek arası satar. Cep telefonu vardır, isteyen Naci'yi çağırıp nefis ciğerini yer.
Aynlırken kartını verdi:
"Arnavut ciğercisi Naci. Alo Naci neredesin. Ciğeri Naci'den yiyeceksin. 532/ 367 38 77."
(Burada gariban bir seyyar ciğercinin reklamını yaptığım için kızmayın. Büyük patronlann, gazetecilere avanta sağlayanların reklamını yapacak değilim ya!)
Naci yakınıyordu:
- Böyle artış olur mu Emin Bey. Ciğer fiyatı artınca ben de ister istemez zam yapıyorum, müşterilerim kızıyor. Zannediyorlar ki ben onlara kazık atıyorum.
• • •
Sevgili okuyucularım, ben bu enflasyon rakamlarının gerçek ve dürüst bir biçimde hesaplandığına asla inanmadım. Ne yazık ki bu karmaşık konuda, elimizde hiçbir kanıt yok. Fiyatlar artar ama endeksler ya çok düşük, ya da eksi çıkar.
Yılın başında açıklanan hedeflere yıl sonunda mutlaka ulaşılır]
TUİK bir devlet kurumu. Doğrudan Başbakanlığa bağlı bir yer. Bu kurumun gerçek enflasyonu açıklayıp hükümetin şimşeklerini üzerine çekmesi mümkün müdür?
Genel müdür birkaç kez kulağı çekildikten sonra aynı dürüstlüğü sergilerse derhal görevden alınır ve işi bitirilir. Zaten oraya iktidara en yakın, iktidar açısından en güvenilir adamlar getirilir.
Ey vatandaşım şunu iyi bil, enflasyonu düşük göstermekle, yılın başında yapılacak maaş zamlarını azaltıyorlar.
Örneğin enflasyon bir puan yüksek çıksa, memura ve emekliye verilecek zamların tutarı yüzlerce trilyona ulaşacak. Dolayısıyla, rakamların üzerinde oynanması son derece normal!
Nitekim iki gün önce açıklanan rakamlarla, Tayyip'in bütçesine en büyük destek sağlanmış oldu.
Vatandaşım, sen rahat ol! Epilasyon aleti, sönmüş ve sönmemiş kireç, keçiboynuzu, telörgü al.
Onlar ucuzlamış, afiyetle yersin!

EMİN ÇÖLAŞAN / SÖZCÜ
Obama'ya yapılan kirli teklifin altyapısını açıklıyorum!


WİKİLEAKS dedikleri bu yeni tür "sızdırma" gazeteciliği yapanlar, çok yaşasın, kalemleri keskin, bahtlan açık olsun.

Paradigmalan çözecek, gözleri açacak, ufuktan genişletecek bilgiler açıklıyorlar.

Örtüyü kaldınyorlar. Perdeleri yırtıyorlar.
Büyük ABD'nin seçkin büyükelçilerinin merkeze yazdıktan özel ve gizli yazışmalan (kriptolar) sızdırmışlar, parça parça açıklıyorlar.

Bizim Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "İsviçre Bankaları'nda 8 ayrı hesabı var" diye yazdılar.

Alçaklar!
Şerefsizler!
Haysiyet cellatlan!
Denildi.
Orada kaldı.

Bizim Başbakan, bizim Maliye Bakanı'na rica edip "Bu Amerikan Büyükelçisi benim için "gizli hesabı var" diye kripto yapmış. Sen İsviçre Bankaları'nda hangi Türk'ün ne kadar parası var listesini Türkiye Cumhuriyeti adına isteme yetkisine sahip bir bakansın. Lütfen iste ve listeyi basma ver, Türk halkı öğrensin" diyemedi.
Acaba niçin diyemedi?

Sızıntı ise devam ediyor.
Yeni bir sızma bilgi açıklandı.

•••

Yeni yayınlanan kriptoda yazıldığına göre, bu kez de bizim Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ABD Başkanı Obama'ya bir mektup yazmış ve "Biz Amerikan Şirketi Boeing'ten THY için 19 yolcu uçağı alalım, siz de bir Türk'ü uzaya astronot olarak gönderin" isteğinde bulunmuş. Hoş olmayan bir teklif!

Yakışıksız, kir kokuyor.

Ama asıl kirli olan teklifin devamı ve orada AKP iktidannm maliye bakanı (şimdiki değil bir önceki) "Biz THY için ABD Şirketi Boeing'ten 20 uçak satm alalım siz de şu işadamını (kriptoda işadamının adı; Mr... xxx diye gizli tutuluyor) Boeing'in İstanbul temsilcisi yapın..." önerisinde bulunuyor. Her uçak 300 milyon dolar.
Her 300 milyon dolann en az yüzde 10'unu belki de 20'si temsilciye pay olarak veriliyor.

Bu çok kirli bir teklif!

Bu nedenle ben de "bu avanta kokulu kirli teklifin alt yapısı nasıl hazırlandı?" onu açıklayayım.

••*

THY, Türkiye'nin bayrağıdır.
78 yıllık devlet şirketidir.

THY sadece bu iktidar döneminde değil önceki dönemlerde; "müşteri eksenli-kâr eden-piyasa payını artıran" yönetimlere sahip oldu. Yolcu sayısı 20 milyonu geçti. AKP iktidara gelince Başbakan Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Belediye Başkanı iken kadrosunda yer almış tanıdık-bildik partidaşlan (Rizeli Hamdi Topçu- Rizeli Temel Kotil- Almanya Kombasan'dan Candan Karlıtekin) THY'nin en tepe yönetimine getirildiler.

Ve THY aniden özelleşti.
Devlet şirketi olmaktan çıkartıldı.

•••

Anlatayım, şöyle oldu.
Ankara'da Başbakan Tayyip Erdoğan'ın başkanı olduğu "Özelleştirme Yüksek Kurulu"nda 2006 yılının ilk yansında alınan bir kararla THY'nin devlet malı hisse senetleri, borsada özel kişilere satıldı.

Bu satış sonunda THY'de devletin (kamunun) payı yüzde 49.12'ye, borsadaki alıcılann payı ise yüzde 50.88'e çıktı.

Lütfen dikkatinizi toplayın.
Paylara odaklanın.

Aradaki fark yüzde 1 bile değil.

Bu kadar küçük bir pay farkıyla özelleşen THY'de; Yüksek Denetleme Kurumu, Meclis KİT Komisyonu, Kamu İhale Kurumunun "kamu adına 3 koldan yapılan gözetim ve denetimleri" kalktı.

50 yıldır THY'deki uçak alımlan dahil önemli harcamalara 9 kişilik "Satın Alma Komisyonu" karar veriyordu, özelleşmeden sonra yılda ortalama 1.5 milyar dolan bulan alımlara sadece 3 kişilik "Alım Komisyonu" karar verir oldu.

•••

Alımlarda denetim de yok.
THY özel şirket olmuş.
Kamu denetimi yapılamıyor.

Fakat iktidar partisi, THY sanki devlet şirketi gibi yönetime partidaşlannı yerleştiriyor ve ABD'nin başkanına "Biz uçaklan Amerikan Boeing'ten alalım, siz de şirketin İstanbul temsilciliğini bizim adamımız Mr... xxx' e verin..." diyor.

Bu tekliften kir fışkınyor!


NECATİ DOĞRU / SÖZCÜ

1 Ocak 2011 Cumartesi

celal güzelses 18 yasındasarkı sözü

Bir güzel ki on yaşına girince
Gonca güldür henüz açılır
Onbirinde gonca diye koklarlar
Onikide elma deyip saklarlar
Onüçünde cevrü cefa çekerler
Ondördünde hamre şeker benzer

Onbeşinde güzelliğin çağıdır
Onaltıda gören aklın dağıdır
Onyedide göğsü cennet bağıdır
Uzanır kameti selviye benzer

Onsekizde hem artırır zarını
Ondokuzda terkeylemiş arını
Yirmisinde gözetir şikarını
Zincirinden kopmuş aslana benzer

Yirmibeşte bıyıkları burulur
Otuzunda akan sular durulur
Otuzbeşte hep günahlar sorulur
Yalana karışmış irfana benzer

Kırk yaşında gazel dökülür bağlar
Kırkbeşinde günahlarına ağlar
Ellisinde insanlara bel bağlar
Dağbaşına çökmüş dumana benzer

Ellibeşte sızı iner dizine
Altmışında duman çöker gözüne
Altmışbeşte hiç bakılmaz yüzüne
Ahireti görmüş Sübhan'a benzer

Altmışbeşten sonra beller bükülür
Bütün damarlardan kanlar çekilir
Gel gel diye toprak çağırır
Geldi geçti şimdi yalana benzer
Beni ağlatma ki sen de gülesin
Leyli leylim ha leylim
Hem muradan hem maksudan eresin
Yavru yavru yavru ha yavrum

OYSA YERDE KAN VARDI...Bekir COŞKUN

OYSA YERDE KAN VARDI...

04 Aralık 2010 Cumartesi,
Biliyorsunuz, her sene tam bu günler geleneksel “Turgut Özal öldürüldü” günleridir…
Çankaya Köşkü’nün içinde, kapıda muhafız alayı, iki yüz nöbetçi, yanında doktoru, elli görevlinin arasında, ambulans, Hacettepe Hastanesi’nin yığınla raporları…
Yine de “öldürüldü” diyorlar…
Ama herkesin önünde, evinin kapısında, bedeninde kurşunlarla vurulan emekçilerin lideri Kemal Türkler’in “öldürüldüğü” kanıtlanamadığı için önceki gün dava zamanaşımına uğradı ve düştü…
*
Mesela; Adnan Kahveci; trafik kazası ile öldürüldü…
Muhsin Yazıcıoğlu; telefon sinyali ile öldürüldü…
Bülent Ecevit; yanlış teşhis ile öldürüldü…
Turgut Özal; zehirli börek ile öldürüldü…
Ama Kemal Türkler, kurşunlarla, yolun ortasında, kanı oluk gibi aka aka vuruldu da “öldürüldüğü” belirlenemedi…
Tam 26 yıl sürdü mahkeme…
Dava düştü…
*
Aslında Türkiye’nin nasıl bu günlere geldiğinin uzun ve hazin hikâyesidir bu…
Emperyalizme karşı duran bu ülkenin yiğit çocukları işte böyle bir bir yok edildiler. Böylece dün liberal (!) işbirlikçileri ile Türkiye’yi yağmalayan sömürgeciler, bugün de dinci ortakları ile aynı yağmayı-talanı aralıksız sürdürebiliyorlar…
Bu yüzdendir:
Yaşlı ve hasta bedenleri yapılan eziyete dayanamayan İlhan Selçuk da, Türkan Saylan da öldürülmedi… Bombalarla paramparça edilen Uğur Mumcu’dan Ahmet Taner Kışlalı’ya kadar daha nicelerinin öldürüldüğü de ortada kaldı…
Kemal Türkler’in kızı babasının öldürüldüğünü gördü, vurulmuş bir beden ve yerde kan vardı…
Ama “öldürüldüğü” kanıtlanamadı…
Dava önceki gün düştü…

03.12.2010 - Bekir COŞKUN

ÜNİVERSİTELİLER...bekir coskun

ÜNİVERSİTELİLER...

10 Aralık 2010 Cuma,
Onlar köşe yazarı değil…

Susturamazsınız…
Kovdurtamazsınız, patronları yok, patronların ihale mihale işi yok…
İkiyüzlü ve yalaka değiller…
Cumhurbaşkanı’nın uçağına binme dertleri olmaz, dolmuşa biner garibim, olmadı yürür de gider…
*
Üniversitelileri susturamazsınız…
İşadamı değil üniversiteliler…
Yatırımları ceplerindeki buruşuk yirmilik, bilemediniz elliliktir… Mülkleri bir çanta, bir yurt dolabındaki iki tişört, bir pantolon…
Diyelim ki üzerlerine vergi müfettişlerini gönderseniz, çıkamazlar o çaresizliğin, umutsuzluğun içinden, ağlayarak dönerler…
*
Onları susturamazsınız…
YÖK başkanı değiller…
Himmet beklemezler, ki minnet duysunlar…
Ne rektördür onlar, ne dekan…
Kibirli ve mağrurdurlar… Gururları boylarından büyüktür… Eh, doğal olarak dilleri de ayakkabılarından…
*
Susmazlar…
Bürokrat değiller…
Mesela makam mevki sahibi… Masa okulun malı, birisi alıp götürmesin diye bank yere çakılı…
Lojman; bir odada dört kişi…
Makam aracı; bir çift eski spor ayakkabı, teki dikişli…
*
Üniversitelileri susturamazsınız…
Hani olsalardı milletvekili…
Ne yeniden aday olmak için baş sallama zorunlulukları var, ne geveze genel başkan her konuştuğunda alkışlama, ne talimatla el kaldırıp indirme dertleri…
Ne de kurşun askerlerdir üniversiteliler…
*
Bakımsız bedenleri vardır ve koca yürekleri…
Hayal kurarlar ve hayalleri değişir her gün…
Afrika’daki açları konuşurlar, çoğu yuvalarından uzak, anne yemeklerinin kokusunu özlerken… Küresel sömürüyü dert ederler, otobüs duraklarında beklerken, soğuktan iki büklüm…
Dürüst ve mertler bize göre, korkutmak faydasız…
Bir millet sustu ya…
Üniversitelileri susturamazsınız…

10.12.2010- Bekir COŞKUN


SAĞOL YABANCI..bekir coskun

İki genç; birisi Balıkesir’in Havran ilçesinde, tam bir Atatürk kızı Tuğba Şık, öbürü Kayseri’de genç bir yazar Mehmet Tanrıverdi.

Belki de birbirlerini tanımadan ama aynı yurt sevdası ile Facebook’ta “İnadına Cumhuriyet” sayfası açmışlardı. Paylaşım sayfalarından birisi de “Bekir Coşkun ve yazıları”. Dün baktım orada 43 bin 300 kişi var…
*
Öte yanda bir Başbakan…
O da bizi susturmak için yapmadığını bırakmadı…
“Çek git” diyerek ülkeden kovmaktan, “Köpekleri ile yatıyorlar” diye aşağılamaktan, “Size göbeğini kaşıyan adamlar diyor” diyerek saf insanlara hedef göstermeye kadar… Olmadı; çalıştığımız gazeteleri cezalandırarak, tehdit ederek, kamuoyunun önünde patronlara, “Maaşını sen veriyorsun” diye yol göstererek, susturabildiği kadar susturdu bizi…
*
Yazgıdır, bu ikisinin kesiştiği yere bakın:
Time’nin önceki gün açıklanan ünlü internet anketinde, o Başbakan birinci sıradaydı. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg ise onuncu sırada…
Birisi bizi susturmak isteyen…
Öbürü buluşuyla bizi okuyucularımızla buluşturan…
Ve Time yönetimi, birinci sıradaki bizim Başbakan’ı oradan indirdi, Facebook’u kuran adamı birinci sıraya koyarak dünya kamuoyuna açıkladı:
“İşte yılın adamı…”
*
Bu iki boyutu üst üste koyup baktım ve düşündüm:
Beni susturmaya çalışan, insanlarla buluşmamı yasaklayan ülkemin Başbakan’ının “Yılın adamı” seçilmemesine hiç de üzülmedim.
Öte yanda; tek başıma kaldığım o bitmeyen geceler, bilgisayarımı açıp ulaşabildiğim, ellerini sıkmamış olsam bile, sevgilerini, sıcaklıklarını, dostluklarını hissettiğim insanlara beni ulaştıran dünyanın ta öbür ucundaki yabancı için…
İçimden “Sağol yabancı” dedim…
*
İşte; uygarlık ile ilkellik arasındaki farktı bu…
Çağdaşlık ile çağdışılık arasında…
Birincisi her zaman kazanacaktır…
İkincisi ise her zaman kaybetmeye mahkûm…

Bekir Coşkun - Cumhuriyet

CUMHURİYET.. bekir coskun

Aslında anlamıyorum:
AKP Türkiye’nin altını üstüne getiriyor, devlet yerlerde sürünüyor, kirli işler havalarda uçuşuyor…
Ama CHP karışıyor…
Medya, tarihinin en berbat günlerini yaşıyor, her gün bir iktidara yamanma-yanaşma kepazeliği ortaya dökülüyor…
Ama Cumhuriyet gazetesi karışıyor…
*
Cumhuriyet’in en yeni mensubuyum.
Henüz palto asacağının yerini öğrenemediğimde ve gazetenin arabası niyetine gidip komşunun arabasına oturduğumda… Başımın üzerinde uçuştu açıklamalar, iddialar, laflar…
Doğrusunu isterseniz Türkiye bu haldeyse, tabii ki irili ufaklı günahlarımız var…
Söylenecek sözler olmalı…
İyi ama zamanı mı?…
Laik cumhuriyeti silip süpürmeye karar vermiş istilacı, kuşatmayı daraltmaya devam ediyor…
Altı ay sonra seçim var…
Ve bu seçim, savaş alanını kimin temizleyeceği seçimidir…
Zaman dar…
*
Cumhuriyet gazetesi ise laik cumhuriyetin sembollerinden birisidir.
Bu gazetenin çalışanları her sabah, o sembollere ruh vermek uğruna kendi varlıklarını feda etmiş insanların duvarlardaki fotoğraflarının önünden geçip giriyorlar.
En yeni tanığıyım; genç gazeteciler çoğu haberleri gözleri dolu dolu yazıyorlar… Toplum, medyadaki densizliklere, yalana, kirli ilişkilere prim verirken, çağdaş insanların kendilerini yalnız bıraktığının burukluğunu duya duya…
Sırası mı?..
*
Cumhuriyet, kişiler üstüdür ve bir kurumdur, adı üzerinde…
Ne yapabiliriz; Cumhuriyet’in arkasında işadamı patron yok, iktidarın nimetleri yok, tarikat yok…
Sadece okurlarının aldıkları o birer gazetenin gücü var…
İktidarın gazeteleri promosyonlarla beşer yüz bin, tarikatın gazeteleri gönüllü dağıtıcılarla neredeyse birer milyon satarken… Çağdaşlığı savunan her sayfaya, her satıra, her kelimeye, her harfe ihtiyacımız var…
Cumhuriyet’e kıymayın…

BİR KÜÇÜK KUŞ , UÇUP DURUR BAŞINIZDA. bekir coskun

İriyarı, kocaman ayaklı, kolay gülmeyen bir adamdı. Onunla konuşurken “Acaba bana kızdı mı” duygusuna kapılırdınız.
O gece aradı, ağlıyordu…
“Kuşum öldü” dedi…
Onun bir kuşunun olabileceğini hiç düşünmemiştim. “Adı neydi” diye sordum, hıçkırıklar içinde yanıtladı:
“Kuşumun adı Kuşum’du…”
Bunu da hiç aklıma getiremezdim…
Bir kuşu vardı, kuşunun adını “Kuşum” koymuştu…
*
Kocaman adamın yalnızlık günlerinde, küçük kuş onun dostuydu. Eve gelince kuşu onun omzunda, evin içinde dolanırlardı. Sofranın bir köşesine de o konar, verilen küçük ekmek kırıntılarını yerdi.
Küçük kuş o evde yokken hiç ötmezdi, akşamları daha kapıya takılan anahtarın sesi ile şarkılarına başlardı. Kocaman dostunun omzuna konduğunda “Seni özledim” der gibi kulaklarından öperdi.
O gece bir anda ölmüştü. Kocaman adam bir süre onun kalkıp uçmasını bekledi. Sonra anladı, dizlerinin üzerinde yere kapandı… Bir süre sonra küçük bir mukavva kutunun içine serdiği beyaz örtünün üzerine yatırdı küçük dostunu, renkli tüylerini okşadı, başını düzeltti… Bütün gece uyumadı, küçük mukavva kutunun başında bekledi kocaman adam…
Durmadan ağladı…
Sabahleyin güneş doğarken küçük kuşun şarkılarına başladığı saatte, mukavva kutuyu alıp, kuşunun dolandığı evin her köşesinde gezdirdi.
“Kuşum”u evin bahçesindeki gül ağacının altına gömdü.
Sonra beni aradı sordu:
“Şimdi ben ne yapacağım?..”
*
Hiç…
Kocaman adamın yapacağı hiçbir şey yoktur, sadece içindeki dayanılmaz özlemi susturmaya çalışacaktı ama beceremeyecekti…
Ben ise küçük bir canlının dahi, en sert yüreklerde açtıkları sevgi dehlizlerini bilirim… O dehlizlerden gidilince “insan” çıkar karşınıza…
Bazen bir küçük kuş için ağlıyordur “insan”…
Böyle bir şeydir işte hayvan sevgisi…
Normal hayatta dost olamayacağınız, varlığının farkına bile varamayacağınız “insanın” boynuna çok uzaklardan sarılıp ağlarsınız…
Bir küçük kuş başınızın üzerinde uçuşup dur

22 Aralık 2010 Çarşamba

ÇİLLER DÖNÜYOR

Çiller dönüyor!Tansu Çiller, Demokrat Parti başkanlığına dönecek, şeklinde haberler geliyor. Çiller deyince bendenizin aklına ilk olarak laiklere attığı çalım gelir. Cumhuriyetçi, laik, Atatürkçü kesimin oylarını almış, seçimden sonra Erbakan’la koalisyon yaparak laiklerin oylarını Erbakan’a teslim etmişti. Tansu Hanım deyince sempatik gaflarını hatırlamadan olmaz. Biraz da onlara değinelim.
Tansu Çiller 7 Temmuz günü Yalovalılara 77’nci il oldukları müjdesini vermeye çalışıyor:
- Yedi yedi daha ne edeeeer?
- Ondöööört...
- Hayııır ... Yedi yedi daha ne edeeeer?
- Kırkdokuuuz...
- Hayııır bugün günlerden ne?
- Cumartesiii
- Hayııır bugün ayın kaçııı?
- Yedisiii...
- Aylardan neee?
- Temmuzzz?
- Yedi yedi daha ne edeeeer?
- ???
* * *
Belediye zabıtalarına: Merhaba asker.
* * *
Miting konuşması sırasında
ezan okununca susmayan Çiller’i dürtükleyip susturuyorlar, ezan bittikten sonra konuşuyor:
“İşte bu ramazan sesleri semalarımızdan hiç gitmesin bize oy verin...”
* * *
“Bu hükümet açıkça bir halüsü... hasülü... halasü... hasüsü... Yani Türkçesini ifade etmekte zorlanıyorum... Demek istiyorum ki hükümet bir halüsü... hasasü...” (Halüsinasyon demeye çalışıyor)
* * *
NATO’nun olağan bir toplantısında yanındaki bürokrata sorar:
-
Rusya temsilcisini göremiyorum neden katılmadılar?
- Efendim NATO zaten Rusya’ya karşı kuruldu.
* * *
Zeytinburnu’nda halka hitap ediyor:
“Sevgili zeytinburunlular...” 
* * *
Trabzon mitinginde:
“Trabzon’u
Akdeniz
’in incisi yapacağızzzz...”
* * * Haydar Aliyev’e: “Haydar Ali Bey...”
M.SIK KÖSESİ

Para - borsaile ilgili herşey

sitene html kodları

HTML KODLARI SEÇ BEĞEN

arama motoruna ücretsiz kayıt

URL Submitter - URL Kay�t
Google AllTheWeb BuildTurkey
InfoTiger Rediff ScrubTheWeb
EntireWeb ExactSeek Splatsearch
WhatUseek TrueSearch GigaBlast
-------------------------------------------------------------

ARAMA MOTORLARINA DİREK KAYIT

URL KAYDET. 1. http://search.yahoo.com/info/submit.html Yahoo! Search 2. http://search.msn.com/docs/submit.aspx?FORM=WSDD2 MSN 3. http://www.google.com/intl/en/addurl.html Google 4. http://www.about.com/gi/pages/homehc.htm#c4 About 5. http://www.dmoz.org/add.html Open Directory 6. http://www.accoona.com/submit.html Accoona 7. http://www.exactseek.com/add.html ExactSeek 8. http://www.scrubtheweb.com/addurl.html ScrubTheWeb 9. http://www.snap.com/about/site.php?last_link_type=about Snap 10. http://www.searchsight.com/submit.htm SearchSight 11. http://www.searchit.com/addurl.htm SearchIt 12. http://www.buzzle.com/suggest_basic2.asp Buzzle 13. http://www.entireweb.com/free_submission/ EntireWeb 14. http://www.whatuseek.com/addurl-secondary.shtml What U Seek 15. http://www.ezilon.com/ezilon_url_submission.htm Ezilon 16. http://www.gimpsy.com/gimpsy/searche...check_free.php Gimpsy 17. http://www.dirone.com/add_link_m.php dirOne 18. http://www.websquash.com/cgi-bin/sea...l?Mode=AnonAdd WebSquash 19. http://www.abilogic.com/how-to-suggest-a-site.php AbiLogic 20. http://addurl.amfibi.com/ Amfibi 21. http://www.01webdirectory.com/submit.htm 01WebDirectory 22. http://www.netinsert.com/en/insert.html NetInsert 23. http://www.mavicanet.com/ MavicaNET 24. http://www.searchhippo.com/addlink.php SearchHippo 25. http://www.worldsiteindex.com/ World Site Index 26. http://www.dailyorbit.com/add.htm DailyOrbit 27. http://www.nationaldirectory.com/addurl/ NationalDirectory 28. http://www.tygo.com/websites/FreeSubmitURL.aspx TYGO 29. http://www.mixcat.com/addurl.php MixCat 30. http://www.aeiwi.com/submit.html Aeiwi 31. http://www.illumirate.com/add_your_site_exp.cfm IllumiRate 32. http://www.infotiger.com/addurl.html Info Tiger 33. http://www.towersearch.com/addurl.php TowerSearch 34. http://www.splatsearch.com/submit.html SplatSearch 35. http://www.subjex.net/submit_url.html Subjex 36. http://www.qango.com/dir/addurl.html Qango 37. http://www.zeezo.com/Listings/New.aspx Zeezo 38. http://www.canlinks.net/addalink/ CanLinks 39. http://www.webbieworld.com/signup.asp WebbieWorld 40. http://www.searchking.com/add_new.htm SearchKing 41. http://www.amray.com/cgi/amray/addurl.cgi AMRAY 42. http://www.go4.it/listing.asp Go4.it 43. http://www.cipinet.com/addurl.html Cipinet 44. http://www.hedir.com/submit-help.html Hedir 45. http://www.walhello.com/addlinkgl.html Walhello 46. http://www.linketeria.com/submitsite.htm Linketeria 47. http://www.claymont.com/login/login.asp?img=y Claymont 48. http://www.jdgo.com/add.html JDGO 49. http://www.spheri.com/tc143as.php?sid=0 Sphericom 50. http://www.kaspie.com/web.html Kaspie