Bu Blogda Ara

7 Ağustos 2010 Cumartesi

Gırgır son halife

Gırgır son halifeyi açıkladı!

Ciddi bir siyasi ahlak meselesi

leman
Ciddi bir siyasi ahlak meselesi


BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, Aydın’a gitti ve bir miting ile toplu açılışlar yaptı.

Açılışını yaptığı yerlerin bir bölümü daha önce açılmıştı, bir bölümü de açılış yapılmasına rağmen henüz kullanılabilecek durumda değil. Haksızlık etmeyeyim, yeni yapılmış ve hizmete girecek olanlar da vardı.
Başbakan, devlet olanaklarıyla bir siyasi miting yaptı. Törendeki konuşmasının çok büyük bölümü referandumda nasıl oy kullanılması gerektiği ile ilgiliydi.
Başbakan’ın referandum mitinginde vali de konuştu.
Belki de MHP binasındaki pankartı polis zoruyla indiren bir valinin siyasal bir mitingde konuşmasını çok yadırgamamam gerekirdi.
Bununla da kalmadı, Aydın ve ilçelerinde bu mitinge katılmak isteyen kamu görevlilerinin idari izinli sayılacakları da resmi yazılarla duyuruldu.
Öte yandan benzer bir iş de Antalya’da yapıldı. Belediye kentin dört bir yanını “Hayır” afişleriyle donattı ama bu “Hayır”lar orman yangınları, trafik kazaları filan içinmiş!
Hepimizin zekâsına hakaret niteliğinde bir açıklama bu.
Her iki durum da neresinden bakarsanız bakın hem Yüksek Seçim Kurulu’nun açıkladığı yasaklara ve konuyla ilgili yasaların gerçekleştirmek istedikleri şeye aykırı bir iş.
Dün de bu konuyu yazmıştım.
Yasalar, siyasi rekabette eşitlik bozulmasın, vatandaşlar tercihlerini özgürce kullanabilsinler diye yapıldı.
Arkalarından dolanmak, devlet ve belediye olanaklarıyla propaganda yapmak siyasi etiğe uygun bir iş değil.
AKP’nin de CHP’nin de aldıkları Hazine yardımı, bu mitingleri kendisinin düzenlemesine de yetecek kadar büyük ve zaten Hazine yardımı bu amaçla partilere veriliyor. Devlet olanakları istismar edilmesin, siyaset sadece paralı insanların işi olmasın diye!

Bu sözü size kim söyledi?

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, “Bana Menderes’in akıbetini bilmiyor musun diyorlar. Biz bu yola beyaz gömleğimizi giyerek çıktık. Ruhumuzu, canımızı bu uğurda vakfettik” dedi.
Daha önce de yazmıştım. Başbakan, sekiz yıldır iktidarda ve canının istediği her şeyi yapabiliyor ama bu “beyaz gömlek-kefen” metaforundan da bir türlü vazgeçemiyor!
İnternette şöyle bir araştırma yaptım, gazete köşelerinde ya da siyasi parti liderlerinin demecinde, Başbakan’ın kendisine söylendiğini iddia ettiği bir söze ya da imaya rastlamadım.
Birileri bunu söylüyorsa, demek ki Başbakan’ın kulağına bunu özel olarak fısıldıyorlar.
Demek ki Başbakan artık mağdur edebiyatının bunca yıllık iktidardan sonra tutmadığını gördü, “potansiyel mağduru oynamaya” karar verdi.
Her gün düzenlediği mitinglerden birinde bu sözü kimin söylemiş olduğunu açıklasa da hepimiz öğrensek, ne kadar iyi olurdu.
Başbakan, mitingde, “Merhum Menderes, demokrasi dedi, özgürlük dedi, yeter söz milletindir dedi. 12 Eylül Menderes’in vasiyetinin yerine getirileceği tarihtir” diye konuştu.
Menderes’in bir askeri darbe ile görevinden uzaklaştırılması ve idam edilmiş olması elbette herkes için bir utançtır.
Ama Başbakan kusura bakmasın, rahmetli Menderes’in demokrasi anlayışı, bugünün ölçülerine hiç sığmıyor.
Tahkikat komisyonları, basına getirilen kısıtlamalar, hapislerde süründürülen aydınlar, cadı avına dönüştürülen komünist tevkifatları, mahkemelere belli amaçlarla atanan yargıçlar o dönemden tarih kitaplarına kalmış şeyler.
Rahmetli Menderes de ne yazık ki Türkiye’nin sağcı politikacılarının çoğu gibi “kendine göre bir demokrasi” istiyordu.
Başbakan, kendisi ile Menderes arasında bir benzerlik arıyorsa o da işte tam bu noktadır!


m.nuriyılmaz /hurriyet

Komutan adaylarımı açıklıyorum

nuri kurtcebe cizmiş
 
Komutan adaylarımı açıklıyorum


Haber kanalı seyrediyorum...

Duayen bi gazeteciyi çıkardılar.


“N’olacak şimdi?” diye sordular.
“İnanın bilmiyorum” diye başladı.
*
Saat tuttum... 22 dakika anlattı.
*
Ben kendi payıma bildiklerimi bile iki dakka anlatamam, adamı “reklam arası vermemiz lazım” diye susturmasalar, 222 dakka anlatacaktı bilmediklerini!
*
E böyle olmaz tabii...
Yapıcı öneriler lazım.
*
Hilmi Özkök’ü Kara Kuvvetleri Komutanı yapın mesela... Tecrübeli.
*
“Muvazzaf general mi kalmadı kardeşim, emekli generalden komutan olur mu?” derseniz...
Terörle mücadele eden yüzlerce muvazzaf general varken, emekli generali terörle mücadele koordinatörü yapmadınız mı kardeşim? Muvazzaf general mi yoktu?
*
O olmadı, birinci ordu komutanını kuvvet komutanı yapın, boşalan yere, Liman von Sanders’i birinci ordu komutanı yapın... Yapmadınız mı daha önce?
*
(Donanma komutanımız Souchon Paşa, genelkurmay ikinci başkanımız Bronsart Paşa, birinci ordu komutanımız Liman von Sanders Paşa’ydı, malum... Bütün payeler Alman subaylarına verilince, 276 kiloluk top mermisini paşa paşa sırtında taşıma payesi de, Seyit onbaşıya kalmıştı haliyle!)
*
“Almanya’dan general ithalatı memlekete pahalıya maloldu” diye endişe ediyorsanız, sıkmayın canınızı...
“General” mobile var.
Çakma, Çin malı.
Orijinaliyle aynı işi görüyor.
*
Şaka bir yana, üç beş apoletlinin oturup general seçmesi, demokrasiye aykırıdır aslında... Madem hevesi var, illa komutan olmak istiyor, kışlalarda miting yapsın general adayları... Cemselerin üstüne çıkıp, vaatlerde bulunsunlar, “alakart karavana yapıcam, suşi, her gün çarşı izni, her akşam aç aç” filan...
Ona göre karar versin erat.
*
Tabii, kararı onbaşıya çavuşa bırakırsan, gidip en çok sevdikleri astsubaylara oy verirler, benim tercihim öyle olurdu en azından... Astsubayların general olmasını engellemek için, yüzde 10 barajı getirilsin... Eşit oy alanlar “koalisyon komutanı” olsun... Afganistan’da
Irak’ta yok mu koalisyon güçleri
komutanı? Pentagon’dan iyi mi bilicez...
Sırayla yapsınlar.
*
Denizi olmayan başkentte deniz kuvvetleri komutanlığının ne işi var?
TOKİ’ye devredilsin...
Selimiye Kışlası’nın manzarası şahane, yan gelip yatma yeri olmadığına göre, belediye başkanı otursun oraya...
Ve, “Allah’tan bunlarla savaşa girmemişiz” dediğine göre, anlıyor demek ki bu işten, hazır gözleri de yaş’lı, Bülent Arınç olsun genelkurmay başkanı. 

yılmaz özdil hürriyet

31 Temmuz 2010 Cumartesi

Viva ramazante - yılmaz ozdil hurriyet

Viva ramazante


Ramazan kolileri malum; makarna, bulgur, un, şeker, hurma filan olur içinde... Avantadır, güzeldir... Ama, bal istersin, tahin helvası çıkar. Zeytinyağı beklersin, çiçekyağı çıkar.

Alan, ağız burun kıvırır.
Veren, pişman olur.
¡
Bu gerginliği ortadan kaldırmak ve muhterem halkımızın avanta seçeneğini arttırmak için kafa yoran marketçi Diasa, ramazan vesilesiyle “hediye kart” icat etmiş. Kontorlü... Mesela 30 liralık yükleyeceksin, vereceksin, gidecek Diasa’ya, kafasına göre dolduracak kolisini.
¡
Mübarek ramazan için halkımıza bu müjdeyi veren Diasa Genel Müdürü kim biliyor musunuz?
¡
Fernando Gonzales Somoza!
¡
İspanyol’dur kendisi.
¡
AKP’den bi önceki ramazanda, Migros Türk’tü. Şimdi İngiliz... Tansaş özbeöz “gâvur” İzmir’in markasıydı, “dindar” arkadaşları iktidar yaptık, İngiliz oldu. Şok olmayın, Şok da İngiliz... Carrefour Fransız. Metro Alman. (Çünkü, Türkiye’yi inek gibi sağan IMF mekanizması perakendecilik yapmamızı yasakladı... E memleketi yönetenler de “babalar gibi satıcı” ve “pazarlamakla mükellefçi” olunca, ahaliye kala kala, kasiyer, tezgâhtar, sucuk tattırıcısı olmak kaldı.) Gima, Endi Fransız. Kipa, Tesco İngiliz. Real Alman. Diasa İspanyol.
¡
Bakın, inek sucuk İspanyol falan derken, aklıma Del Bosque geldi... Ekonomi gibi futbolu da çok bildiğimiz için “Yeniköy Kasabı” diye kovduk adamı, gitti, Dünya Kupası’nı kazandı.
¡
Ben de gittim, Del Bosque’nin memleketi İspanya’daki “et fiyatlarını” araştırdım... Kuzu pirzola 29 lira, kuzu kıyma 16 lira, dana kıyma 17 lira, dana kuşbaşı 19 lira.
¡
Sonra geldim İstanbul’a, “orijinal Yeniköy Kasabı”nın fiyatlarına baktım... Kuzu pirzola 48 lira, kuzu kıyma 38 lira, dana kıyma 32 lira, dana kuşbaşı 34 lira.
¡
Bu durumu izah eden İspanyol atasözü var, “Los hesabos bilmezos kasape, kıçınos kaçare masate” derler... Türkçesi, “hesabını bilmezse kasap, kıçına kaçar masat!”
¡
Neyse konuyu dağıtmayalım, Allah razı olsun senyor Fernando Gonzales Somoza... Hazır elin değmişken Guti’yi yanına alıp, bi de iftar patlatırsan, sevabın ikiye katlanır valla.

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Çirkin İsrail zor durumda

Çirkin İsrail zor durumda


“Paranın dini, ırkı olmaz, memleket menfaati neyi gerektiriyorsa onu yapıyoruz” diyerek, memleketin sınırını komple İsrail’e vermeye kalktık, kanun çıkardık, Allah’tan Anayasa Mahkemesi “burası Dingo’nun ahırı değil” dedi, iptal etti, böylece sinsi sinsi hareket eden İsrail’in çirkin yüzü bir kez daha ortaya çıktı, dünyaya karşı zor durumda kaldı.

*
Davos’ta höt zöt yaptık, lobi desteğini kestiler, o nedenle ABD’de soykırımcı ilan edildik, böylece İsrail’in çirkin yüzü bir kez daha ortaya çıktı, dünyaya karşı zor durumda kaldı.
*
Tatbikatları iptal edeceğimizi açıkladık, Heronları vermekten vazgeçtiler, Heronlar gelmediği için şakır şakır şehit verdik, zaten sonradan tatbikatları iptal miptal etmediğimiz anlaşıldı, böylece İsrail’in çirkin yüzü bir kez daha ortaya çıktı, dünyaya karşı zor durumda kaldı.
*
İsrailli bakan, bizim büyükelçiyi kapıda ağaç etti, kameraların önünde alçak koltuğa oturttu, büyükelçiyi derhal geri çekeceğimizi açıkladık, ahali üç günde unuttu tabii, çekmedik, bunun üzerine İsrailli bakan “normalde bunlara tabure bile vermemeklazım” dedi, böylece İsrail’in çirkin yüzü bir kez daha ortaya çıktı, dünyaya karşı zor durumda kaldı.
*
Rize’nin AKP’li belediye başkanı, eşiyle birlikte Rize’yi gezmeye gelen ve yumurtalı saldırıya uğrayan İsrail Büyükelçisi’ni fırçaladı, “zihniyetiniz çirkin” dedi (ki, aynı belediye başkanı “Kürt kızlarını kuma alırsak terörü hallederiz” diyen zihniyetteki belediye başkanıdır) böylece İsrail’in çirkin yüzü bir kez daha ortaya çıktı, dünyaya karşı zor durumda kaldı.
*
“Gönderme vururum” dedi, “hele bi dokun” dedik, içinde yüzlerce TC vatandaşının bulunduğu gemimizi uluslararası sularda helikopterle bastılar, canlı yayında takır takır taradılar, insanlarımız jetleri bekleye bekleye öldü, hesapta Somali’de korsan avlıyoruz, gemimizi sürükleye sürükleye götürdüler, armut gibi seyrettik, el koydular, hâlâ vermiyor, böylece İsrail’in çirkin yüzü bir kez daha ortaya çıktı, dünyaya karşı zor durumda kaldı.
*
Cumhurbaşkanımız “İsrail pişman olacak, asla eskisi gibi olmayacağız, affetmeyeceğiz” dedi... Başbakanımız “İsrail’in yaptığı devlet terörüdür, alçaklıktır, cezalandırılmalıdır, İsrail yaptığının bedelini mutlaka ödeyecek” dedi, üç dilde seslendi... Dışişleri Bakanımız “İsrail’in yaptığı korsanlıktır, barbarlıktır, haydutluktur, elinde kan var, bu baskın Türkiye’nin 11 Eylülü’dür, yalnızlaştıracağız, hesap soracağız, bedelini ödeyecek, cezalandıracağız” dedi.
*
Gel gör ki... Bizim Dışişleri Bakanı’yla İsrailli bakanın, otel odasında gizli gizli buluştukları ortaya çıktı, aslında Türkiye’de kimsenin ruhu bile duymamıştı, Türkiye’dekiler uyansın diye İsrail basını gammazladı, haşırt diye manşet yaptı, böylece ağzında bakla ıslanmayan İsrail’in çirkin yüzü bir kez daha ortaya çıktı, dünyaya karşı zor durumda kaldı
yılmaz özdıl



Türkiye ve Suudi Arabistan


Türkiye ve Suudi Arabistan


AMERİKA Birleşik Dev-letleri’nde yaşayan bir okurum çok ilginç bir e-posta gönderdi. Okurum “Atatürk ilkeleri şimdi nerede uygulanıyor?” diye sorduktan sonra, kendisi yanıtlıyor: “Suudi Arabistan’da” diyor...

Birlikte okuyalım:
ŞEYHLER MÜRİTLER YOK
1- Suudi Arabistan’da türbe, yatır yoktur, yasaktır. Ramazan aylarında sözde yatırlara, kısmeti açılsın diye genç kızlar, sağlığı için dua edenler, dallara, ağaçlara bez parçaları bağlayanlar, cahiliye devrinden kalma putperestlik addedilir.
2- Peygamberimize ait olduğu söylenen sakal-ı şerif, hırka-i şerif, dendan-i şerif gibi ziyaretler yoktur. Böyle davranışlar gereksiz ve şirk (Allah’a ortaklık) olarak kabul edilir.
3- Suudi Arabistan’da imam, müezzin gibi din görevlileri ülkemizdeki gibi devlet memuru statüsünde değillerdir. Devlet bütçesinden bu gibi kişilere maaş ödenmez. Allah için yapılan görevin karşılığında para almak ayıp sayılır ve yasaktır.
4- Suudi Arabistan’da biri çıkıp da medyum olduğunu iddia ederse, o kişinin kellesi hemen gider. Medyumlar Türkiye’de açık oturumlarda konuşuyor, sözde şifa(!) dağıtıyorlar.
5- Suudi Arabistan’da Nakşilik, Nurculuk, Fethullahcılık gibi tarikatlar da yoktur. Onların şeyhleri de, müritleri de yoktur. Neden bu (bizim) tarikatların şeyhlerinden birisi bile o şeriat ülkesine gidip yerleşmez? Yoksa kelle korkusu mu?
6- Suudi Arabistan’da kız imam hatip lisesi yoktur. Bu komik bulunur. Çünkü İslamiyet’te kadın imam olmaz.
7- Suudi Arabistan’da nazar boncuğu, okunmuş su, nazara karşı geyik boynuzu, üzeklik, vs, vs gibi şeyler gericilik ve şirk addedilir, yasaktır.
8- Suudi Arabistan’da cami gibi ibadet yeri kompleksleri altında bünyesinde market, dükkan vs bulunmaz. Dinin ticarete alet edilmesi yasaktır.
Bu yazı elbette bir şeriat ülkesinin övgüsü değildir. Sadece, bir şeriat ülkesinde bile yasaklanan bazı şeylerin ülkemizde serbestçe nasıl uygulandığını hatırlatmak, güzel dinimizin nasıl sömürüldüğünü vurgulamak amacını gütmektedir. Yazdıklarımın doğru olup olmadığını Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan sormanız mümkündür.]
HALKIN MADRABAZLARI
Okurumuz laik Türkiye’de serbest olan hurafelerin, şeriat ülkesi olan Suudi Arabistan’da yasak olduğunu yazıyor. Bu, “Biz de şeriatla yönetilsek bunlar olmaz!” anlamına gelmez. Bize şeriat gelse de onun tüccar ve işletmecileri bu abrakadabralardan kesinlikle vazgeçmezler! Cumhuriyet devrimleri “halkın değerleri” olarak sunulan ve savunulan bu türden hurafeleri ortadan kaldırmayı ve halkı özgürleştirmeyi amaçlamıştı. Günümüz Cumhuriyet karşıtı mürtecilerin tamamı bu türden şirklerin ticaretini yapan, halkın değerlerine(!) saygılı madrabazlardır. Adalet, eşitlik, emeğe saygı halkın gerçek değerleridir ama tarikatçı, cemaatçi madrabazın baş düşmanıdır bu değerler!
Tarikatlara, cemaatlere, din tüccarlarına karşın bir başka dünya hâlâ mümkündür!

17 Haziran 2010 Perşembe

recep bey ve ekseni

r.t. e nın eksenı nereden nereye



Sadece işsiz olman yetmiyor, ilaveten keriz olman lazım


Aralık 2000

İşsizlik azaldı, yüzde 5.6''ya geriledi.


İşsiz sayısı 1 milyon 295 bine düştü.

*

Ekim 2001
İşsizlik azaldı, yüzde 8.5''e geriledi.
İşsiz sayısı 1 milyon 567 bine düştü.

*

Eylül 2002
İşsizlik azaldı, yüzde 9.9''a geriledi.
İşsiz sayısı 2 milyon 373 bine düştü.

*

Aralık 2003
İşsizlik azaldı, yüzde 10.3''e geriledi.
İşsiz sayısı 2 milyon 396 bine düştü.

*

Kasım 2004
İşsizlik azaldı, yüzde 10.4''e geriledi.
İşsiz sayısı 2 milyon 428 bine düştü.

*

Ekim 2005
İşsizlik azaldı, yüzde 10.5''e geriledi.
İşsiz sayısı 2 milyon 520 bine düştü.

*

Mart 2006
İşsizlik azaldı, yüzde 10.9''a geriledi.
İşsiz sayısı 2 milyon 611 bine düştü.

*

Şubat 2007
İşsizlik azaldı, yüzde 11.4''e geriledi.
İşsiz sayısı 2 milyon 800 bine düştü.

*

Kasım 2008
İşsizlik azaldı, yüzde 12.3''e geriledi.
İşsiz sayısı 2 milyon 995 bine düştü.

*

Ekim 2009
İşsizlik azaldı, yüzde 13''e geriledi.
İşsiz sayısı 3 milyon 299 bine düştü.

*

Dün “müjde” diye açıkladılar...

*

Mart 2010
İşsizlik azaldı, yüzde 13.7''ye geriledi.
İşsiz sayısı 3 milyon 438 bine düştü.
y.ozdil





Kırgız-Özbek kelaynak mı?


Gazze’nin Şemdinli kırsalında mayın patladı, iki er şehit oldu. Gazze’ye sızan teröristler, Tunceli-Erzincan yolunu kesti.

Gazze’nin Osmaniye mahallesine roket fırlatıldı, balkonda oturan 47 günlük gelin hayatını kaybetti. Gazze’nin sayfiyesi İskenderun Deniz Üssü basıldı. Komşumuz İsrail’den Gazze’nin banliyösü Şırnak’a havanla saldırıldı. Gazze’nin Siirt semtinde minibüs havaya uçuruldu. Batı Şeria varoşu İzmir’de bomba yakalandı.
¡
Bi umuttur... Belki bu şekilde biraz olsun alaka gösterirler diye umuyorum.
¡
Bu arada, soydaşlarımız birbirinin gırtlağına çökmüş vaziyette Kırgızistan’da. Kırgızlar Özbekleri doğruyor, Özbekler Kırgızları deşiyor, kan gövdeyi götürüyor, sokaklar ceset dolu, birbirlerinin evlerini yakıyorlar... Tam insanlık dramı; ben diim 200, siz deyin 1200 ölü var.
¡
Arkadaşlardan çıt yok.
¡
E merak ediyor insan...
“İnsaniyet namına” Hamas’ın, İran’ın avukatlığını yapanlar nerede?
¡
Onlar insan... Ya bunlar?
¡
Barzani kardeşiniz...
Kırgız, Özbek ne?
Dış kapının mandalı mı?
¡
“Aynı ailedensiniz” diye El Fetih’le Hamas’ın arasını yapmaya çalışanlar, Kırgız’la Özbek’i niye barıştırmıyor?
¡
Coni istedi diye “barış misyonu” ayaklarıyla, çocuklarımızı Afganistan’a Lübnan’a bekçiliğe sürenler niye susuyor?
İsrail’e el ense çekmeyi biliyoruz...
Judocu Putin’den mi korkuyoruz?
¡
Asker gönderelim demiyorum...
İki laf etmeye niye tırsıyoruz?
BM’yi filan niye toplamıyoruz?
¡
Aslında haklısınız...
Memlekette “oy değeri” ifade edecek kadar Kırgız ve Özbek kökenli vatandaş yaşamıyor, size ne ama... BM Güvenlik Konseyi üyesiyiz ya, o açıdan yani.

y.ozdil

30 Mart 2010 Salı

Mustafa Kemal’den kurtulmak


Führer ne der?
William Shirer’in “Nazi İmparatorluğu” adlı üç çiltlik ünlü eserinde (İnkılap Yayınları) hukukla ilgili ilginç satırlar bulabilirsiniz. Örneğin Adalet Müşaviri Dr. Hans Frank, yargıçlara görevlerini şöyle anımsatır:
“Nasyonal sosyalizm karşısında hukuk bağımsızlığı yoktur.Vereceğiniz her kararda önce kendinize şunu sorunuz; Benim yerimde Führer olsa nasıl karar verirdi?”(s. 349)
Yine de Alman Yüksek Mahkemesi yargıçları hukuktan vazgeçmiyor. Bunun üzerine Halk Mahkemesi adlı korkunç mahkemeler kuruluyor. Bu mahkemenin 9 üyesinden 4’ü hukukçu... 5 üyesi ise partililerden seçiliyor... Böylece kararlarda hukuk değil Führer öne geçiyor.
Neyse ki o karanlık dönemler çoook geride kaldı!

----------------------


Mustafa Kemal’den kurtulmak


ABD ile AB Mustafa Kemal’den kurtulmak istiyor!

Sadece onlar mı? İslamcılar var, İkinci Cumhuriyetçiler var, eski ve yeni mürteciler var. Kürtçüler var. Var oğlu var!

Var da, Lenin gitti, Stalin gitti, Hitler gitti, Mussolini gitti, Salazar gitti, Franco gitti. Bütün iç ve dış düşmanları gitti. Yenileri geldi ve gidecek, ama Mustafa Kemal var.

YÜZDE YÜZ BİRİ VAR

Tarihimizle yüzleşmemiz istenmiyor mu? Biz de öyle yapalım ve Falih Rıfkı Atay’ın Çankaya’sına (Pozitif Yayınları, s. 283, 284) başvuralım:

1919 yılında bazı Osmanlı aydınları bir uyanış hareketi için önder aramaktadır. Refet Bey’i (Bele’yi) de bir gün toplantıya çağırırlar. Düşüncesini sorarlar. Refet Bey, “Siz düşünün, ben de aradığınız adamın kim olabileceğini araştırayım” der. Aydınlar ertesi toplantıda Rauf Bey’i (Orbay’ı) düşündüklerini söylerler. Refet Bey onları şöyle yanıtlar:

“Yüzde elli bulmuşsunuz. Bende bir yüzde yüz var, bizi kurtarır ama biz ondan nasıl kurtuluruz bilemem” der. (Refet Bey, Mustafa Kemal’in yakın arkadaşıdır.)

“Canım, gâvura kalmaktansa ona kalırız.”

“Mustafa Kemal!”

İttihatçıların daha Selanik’te iken vurdukları damga üstündedir: ‘Haris’tir, hiçbir rütbe ve makama doymaz. İnsanca yaşamayı, eğlenmeyi ve içmeyi sevdiği için o devir anlayışına göre ‘sefih’tir. Ve durmadan tenkit ettiği ve İttihatçıların tutumunu beğenmediği için ‘uzlaşılmaz’ bir adamdır.

ÇANKAYA’YI OKUYUN, OKUTUN

“Mustafa Kemal, Osmanlı düzenini altüst eden devrimler yapılmadıkça bizim Batı medeniyeti toplumu olamayacağımızı ve bunu da, her çeşit yoklamalardan sonra gerçekleştirebileceği inancında idi.

Erzurum ve Sivas kongrelerinde Kâzım Karabekir ve Rauf Orbay gibi kendisine, başımızsın, diyen arkadaşlarının bile başkan olmaması için nasıl çalıştıklarını biliyoruz. Onsuz olmazdı, o olmalı idi, hareket kolektif, Mustafa Kemal bu kolektifin gölgesinde kalmalı idi.”
(s. 284)

Dün bir bugün iki, daha Sivas Kongresi toplanmamış, ona “İçimizde ol, başımızda ol, bizi yönet ama kongre başkanı olma!” diyorlar. Kim diyor? En yakın arkadaşları!

Ağustos 1921 ve Ağustos 1922’de iki Meydan Savaşı kazanmış Başkomutan’dır Mustafa Kemal. Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak anılan Ağustos 1922’den önce, Meclis’te ordunun bir saldırı savaşına girişmesine karşı olanlar vardı. Bunlara göre, artık yumuşamış olan İngilizlerle anlaşma yapılabilirdi. Ama asıl amaçları İstanbul ile birleşmek ve Mustafa Kemal’den kurtulmak idi. (s.355)

En yakın arkadaşlarının bile en büyük korkuları Mustafa Kemal’in Yunan’ı yenmesi idi. Günümüzü anlamak ve anlatmak için Çankaya’yı okuyun, okutun!

27 Şubat 2010 Cumartesi

Yalçın BAYER yazıları

1. Ordu'nun planını çalanlar casusluktan yargılanmalıdır


ÜNAL Olcay, sayın aydınlara hitap ediyor. “37 sene Silahlı Kuvvetler'de görev yapan bir albay eskisiyim. TSK için yapılan konuşmalar yüreğini yaralıyor” diyor.

Bize, orduda harp oyunları nasıl yapılır kısaca bir senaryo halinde anlatmak istiyor.

Özetliyoruz:

Olay 1. Ordu'da gündeme geliyor. Dış tehdit nedir? Bu bölgede bu tehdidi MGK ve hükümet belirler. Şimdi biz Trakya'da Yunanistan ile savaştığımızı düşünelim. Biz saldıralım, tabii hayali. Şimdi plan yapacağız. Yapılacak ilk iş düşman (Yunan), dost (Türkiye) kuvvetlerinin görevlerini tatbikata katılan personele dağıtırız. Düşman kuvvetleri komutanlarını en üsten en alta kadar isim bildirerek tayin ederiz. Oyuncuları belirleriz.

Savaş ikiye ayrılır: cephede ve cephe gerisinde... Taraf Gazetesi'nde yayınlanan yazılar cephe gerisidir. Kuvvetler, cephede savaşırken iki güç de düşman gerisine sızarak kuvvet gönderir. Sızan bu güçlerin görevi düşmanı arkadan vurmaktır. Bu sızan güçlerin komutanları da ismen bellidir. Bu güç cephedeki kuvveti nasıl vurur?

Ünal Olcay, cephe gerisinde neler yapılacağını; örneğin karşı tarafın düşman komutanının neler yapabileceğini anlatıyor:

“Kargaşa çıkarmak için Müslümanlar için önemli olan camileri bombalamak, önemli kişilere suikast yapmak, hükümeti devirmek için halkı isyana zorlamak vs.
Sonra dönerim o bölgenin sorumlu komutanına sen düşmanın yapmayı planladığı bu işlere karşı koymak için neler yaparsın diye sorarım. O da kendince tedbirler belirler. Tatbikattaki diğer subayların da fikirleri alınır. Düşmanın yapabileceği imkân ve kabiliyetler tespit edilir. Buna karşı alınacak tedbirler de tespit edilir ve en uygun hareket tarzı plana girer ve onaylanır.”

Olcay devam ediyor: “İşte o gazete yayınlanan bu plandan başkası değildir. İşte cephe bırakılmış, cephe gerisi planları gazetede yayınlanmaktadır. Mutlaka cephe planı da elindedir.”

SIZDIRANLAR KOMUTAN OLSA BİLE


“Bu planın çalınması TSK için bir züldür. Nasıl çalınmıştır bilemiyorum ama cephe gerisi Türkiye'de, cephesi Yunanistan'ın elinde olabilir. Bu planı sızdıran şahıs kanunlarımıza göre ‘casusluk' suçundan yargılanmalıdır; tabii buna azmettirenler de... Bu plan Yunanistan için bulunmaz bir nimettir. İki ülke arasında kriz bile çıkarabilir. Bir taarruz düşünüyorsak en iyi hal tarzı düşmanın eline geçmiştir. Müsebbipleri bulunarak yayınlayanlar da dahil ‘casusluk' suçundan yargı önüne çıkarılmalıdır. Tabii komutanlar da sorumludurlar, hangi Ordu Komutanı zamanında bu plan çaldırıldıysa sıralı komutanlar da yargılanmalıdır.
Anlattıklarım benim düşüncemdir ve yüzde yüz böyledir. Hiçbir milletin ordusu kendi vatandaşına zarar vermez; bunu düşünmek bile hainliktir. Hele camiyi bombalamak, insanın rüyasına girse herhalde oynatır.”

Cemaatlerden mi, laik Cumhuriyet'ten mi yanasınız

ESKİ Devlet ve Sağlık Bakanı Rifat Serdaroğlu, http://www.egedesonsoz.com 'da çarpıcı ve cesur yazılar yazıyor. Son yazısında “Bir ülkede adalet varsa, cesur insanlara ihtiyaç yoktur. Ya adalet tehlikede ise” dedikten sonra Başsavcı Cihaner'in “Tam can damarına dokunduğunu” yazıyor. Nakşibendi, Menzil, Fethullah Gülen hareketi ile ilgili ilginç bilgiler veriyor.

“Kutsal dinimizi, siyasi amaçları için çekinmeden kullanmaya kalkanların unuttukları şey şudur: Haramın üstüne bina yapılmaz, burası Atatürk Türkiye'sidir” dedikten sonra şöyle diyor:

“Türkiye'nin Hukuk Devleti olarak kalıp kalmayacağını, AKP iktidarının tavrı belirleyecektir. AKP Hükümeti'ni dikkatle izliyoruz.
Bir kez daha seslenmek istiyorum. Herkesin tarafını belirlemesi zamanı geçmek üzeredir. TÜSİAD, TOBB, SANAYİ ve TİCARET ODALARI, MESLEK KURULUŞLARI, SENDİKALAR lütfen tercihinizi yapın ve sesinizi çıkarın. Cemaatlerden yana iseniz onu da söyleyin. Laik Cumhuriyet'ten, Atatürk'ten, çağdaşlıktan, demokrasiden yana iseniz konuşunuz. Bugün seslerinizi Türk milleti olarak duymak istiyoruz.”
Rifat SERDAROĞLU
Eski Sağlık ve Devlet Bakanı

‘Kutlu demokrasi...'

ANAYASA Mahkemesi'nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğuna karar verdiği, AKP'nin tek başına iktidarının 8. yılında, Anayasamıza göre laik Cumhuriyetimizin koruyucu ve kollayıcısı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, kuvvet komutanları dahil olmak üzere komuta kademesinin önemli unsurları, -AKP hükümetini düşürmek için darbe planlamak iddiası ile yakalanarak- gözaltına alındı. Demokrasimize kutlu olsun!

Mazimi feda etmezdim

(TSK'nın) Kendilerine reva görülen muamele karşısında personelinin, ‘sahipsizliğin' yanı sıra, aşağıda ifade edilen ‘pişmanlık' duygusuna kapılmasının önlenmesinin ‘nereye kadar' mümkün olabileceği sorusunu akla getirmektedir.

Bu kadar saibeliğin bu felaket mi sonu? /Biri evvelce söylemiş olsaydı bunu /Çalışıp ömrümü çılgınca heba etmezdim! /Ben bu müstakbele mazimi feda etmezdim!
(Reşit ÇAĞIN'dan)

BİLİYOR MUSUNUZ

- CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, ‘tarikat-ticaret-siyaset' ilişkileri ile ilgili olarak Başbakan'a “Adalet Bakanlığı'nın, Gaziosmanpaşa Adliyesi için kiralanan apartman dairesi kimden, ne zaman, hangi bedelle ve hangi yöntemle kiralanmıştır?” diye sorduğunu...

- İSTANBUL İl Özel İdaresi tarafından ihale edilen ve işadamı Mehmet Çeker tarafından 17 milyon TL'ye alınan Gedikpaşa İlköğretim Okulu'nun (Beyazıt-Laleli yolu üzerinde) ‘semt konağı ve müştemilatı'ndan ‘ticaret alanına' dönüştürülmesi üzerine Şehir Plancıları Odası'nın Bölge İdare Mahkemesi'ne dava açtığını ve mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı verildiğini...

- 4. LEVENT'teki İsrail Konsosolosluğu'nun bulunduğu sokaktan geçen bazı gençleri Mossad ajanlarının kimlik kontrolundan geçirip polise teslim ettiğini, bu nedenle bir keresinde semt karakolundan “Türk vatandaşları niye çeviriyorsunuz” diye tepki aldıklarını...

17 Mart 2009 Salı

RTÜK’ün sitesinde ‘kadın düşmanı’ eğlence

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun çocuklar için hazırladığı sitedeki bilmecelerde kadınlarla ilgili inanılmaz ifadeler var
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) çocuklar için hazırladığı internet sitesinde yer alan fıkralarda kadınlar, erkeğe göre ikinci plana itiliyor. Fıkralarda kadınlar; “evde oturan”, “ev işlerine bakan” ve “huzur bozan” kişiler olarak gösterilirken bir bilmecede de “Eşek sudan gelinceye kadar dövülür” şeklinde yansıtılıyor. “Belirli Günler ve Haftalar” bölümünde ise “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” yer almıyor. Zahit Akman’ın başında bulunduğu RTÜK’ün çocuklara yönelik hazırladığı www.rtukcocuk.org.tr adlı internet sitesinde kurumun kadına bakışını özetleyen fıkralar şöyle: • Vurdumduymaz bir adamın evi yanmış. Komşusu koşarak yanına gelmiş. “Koş efendi, evin yanıyor.” Adam sakince cevap vermiş: “Ev işlerine karım bakıyor.” • Bir gün karı-koca ağız kavgası yapıyorlarmış: “Ben yokken senin neyin vardı be adam” demiş kadın. Kocası da: “Huzurum vardı” demiş. • Ünlü bir sopranonun konserine giden baba oğul ilgiyle konseri dinliyorlardı. Bir ara çocuk merakla babasına sordu: “Baba, öndeki amca elindeki sopayla niye kadını korkutuyor?” Baba; “Korkutmuyor oğlum, yönetiyor!” “Eee, peki o zaman kadın niye avaz avaz bağırıyor.” Yine aynı sitenin “bilmeceler” bölümünde de benzer yaklaşım sergileniyor. “Bir gün adam karısını dövüyormuş, kapı çalmış dayağı kesmiş? Neden? Çünkü eşek sudan gelmiş” yanıtıyla verilen bilmecede, kadının “dayak yemesi “alaycı bir yanıtla” meşru hale getiriliyor. Bir diğer bilmecede de “İki kadınla evlenmenin en kötü tarafı nedir” sorusuna “İki kaynanaya sahip olmak” yanıtı veriliyor. Sitenin “Belirli Günler ve Haftalar” bölümünde “31 Aralık Yeni Yıl”, “15-22 Nisan Turizm Haftası”, “28 Şubat Sivil Savunma Günü”, “01-07 Mart Yeşilay Haftası”, “‘ 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü” gibi gün ve haftalar sıralanırken, “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” görmezden geliniyor. (ALİCAN ULUDAĞ / Cumhuriyet

Para - borsaile ilgili herşey

sitene html kodları

HTML KODLARI SEÇ BEĞEN

arama motoruna ücretsiz kayıt

URL Submitter - URL Kay�t
Google AllTheWeb BuildTurkey
InfoTiger Rediff ScrubTheWeb
EntireWeb ExactSeek Splatsearch
WhatUseek TrueSearch GigaBlast
-------------------------------------------------------------

ARAMA MOTORLARINA DİREK KAYIT

URL KAYDET. 1. http://search.yahoo.com/info/submit.html Yahoo! Search 2. http://search.msn.com/docs/submit.aspx?FORM=WSDD2 MSN 3. http://www.google.com/intl/en/addurl.html Google 4. http://www.about.com/gi/pages/homehc.htm#c4 About 5. http://www.dmoz.org/add.html Open Directory 6. http://www.accoona.com/submit.html Accoona 7. http://www.exactseek.com/add.html ExactSeek 8. http://www.scrubtheweb.com/addurl.html ScrubTheWeb 9. http://www.snap.com/about/site.php?last_link_type=about Snap 10. http://www.searchsight.com/submit.htm SearchSight 11. http://www.searchit.com/addurl.htm SearchIt 12. http://www.buzzle.com/suggest_basic2.asp Buzzle 13. http://www.entireweb.com/free_submission/ EntireWeb 14. http://www.whatuseek.com/addurl-secondary.shtml What U Seek 15. http://www.ezilon.com/ezilon_url_submission.htm Ezilon 16. http://www.gimpsy.com/gimpsy/searche...check_free.php Gimpsy 17. http://www.dirone.com/add_link_m.php dirOne 18. http://www.websquash.com/cgi-bin/sea...l?Mode=AnonAdd WebSquash 19. http://www.abilogic.com/how-to-suggest-a-site.php AbiLogic 20. http://addurl.amfibi.com/ Amfibi 21. http://www.01webdirectory.com/submit.htm 01WebDirectory 22. http://www.netinsert.com/en/insert.html NetInsert 23. http://www.mavicanet.com/ MavicaNET 24. http://www.searchhippo.com/addlink.php SearchHippo 25. http://www.worldsiteindex.com/ World Site Index 26. http://www.dailyorbit.com/add.htm DailyOrbit 27. http://www.nationaldirectory.com/addurl/ NationalDirectory 28. http://www.tygo.com/websites/FreeSubmitURL.aspx TYGO 29. http://www.mixcat.com/addurl.php MixCat 30. http://www.aeiwi.com/submit.html Aeiwi 31. http://www.illumirate.com/add_your_site_exp.cfm IllumiRate 32. http://www.infotiger.com/addurl.html Info Tiger 33. http://www.towersearch.com/addurl.php TowerSearch 34. http://www.splatsearch.com/submit.html SplatSearch 35. http://www.subjex.net/submit_url.html Subjex 36. http://www.qango.com/dir/addurl.html Qango 37. http://www.zeezo.com/Listings/New.aspx Zeezo 38. http://www.canlinks.net/addalink/ CanLinks 39. http://www.webbieworld.com/signup.asp WebbieWorld 40. http://www.searchking.com/add_new.htm SearchKing 41. http://www.amray.com/cgi/amray/addurl.cgi AMRAY 42. http://www.go4.it/listing.asp Go4.it 43. http://www.cipinet.com/addurl.html Cipinet 44. http://www.hedir.com/submit-help.html Hedir 45. http://www.walhello.com/addlinkgl.html Walhello 46. http://www.linketeria.com/submitsite.htm Linketeria 47. http://www.claymont.com/login/login.asp?img=y Claymont 48. http://www.jdgo.com/add.html JDGO 49. http://www.spheri.com/tc143as.php?sid=0 Sphericom 50. http://www.kaspie.com/web.html Kaspie