

![]() |
| leman |
| nuri kurtcebe cizmiş |

| Sadece işsiz olman yetmiyor, ilaveten keriz olman lazım Aralık 2000 İşsizlik azaldı, yüzde 5.6''ya geriledi. İşsiz sayısı 1 milyon 295 bine düştü. * Ekim 2001 İşsizlik azaldı, yüzde 8.5''e geriledi. İşsiz sayısı 1 milyon 567 bine düştü. * Eylül 2002 İşsizlik azaldı, yüzde 9.9''a geriledi. İşsiz sayısı 2 milyon 373 bine düştü. * Aralık 2003 İşsizlik azaldı, yüzde 10.3''e geriledi. İşsiz sayısı 2 milyon 396 bine düştü. * Kasım 2004 İşsizlik azaldı, yüzde 10.4''e geriledi. İşsiz sayısı 2 milyon 428 bine düştü. * Ekim 2005 İşsizlik azaldı, yüzde 10.5''e geriledi. İşsiz sayısı 2 milyon 520 bine düştü. * Mart 2006 İşsizlik azaldı, yüzde 10.9''a geriledi. İşsiz sayısı 2 milyon 611 bine düştü. * Şubat 2007 İşsizlik azaldı, yüzde 11.4''e geriledi. İşsiz sayısı 2 milyon 800 bine düştü. * Kasım 2008 İşsizlik azaldı, yüzde 12.3''e geriledi. İşsiz sayısı 2 milyon 995 bine düştü. * Ekim 2009 İşsizlik azaldı, yüzde 13''e geriledi. İşsiz sayısı 3 milyon 299 bine düştü. * Dün “müjde” diye açıkladılar... * Mart 2010 İşsizlik azaldı, yüzde 13.7''ye geriledi. İşsiz sayısı 3 milyon 438 bine düştü. y.ozdil |

Kırgız-Özbek kelaynak mı?
Gazze’nin Şemdinli kırsalında mayın patladı, iki er şehit oldu. Gazze’ye sızan teröristler, Tunceli-Erzincan yolunu kesti.
Gazze’nin Osmaniye mahallesine roket fırlatıldı, balkonda oturan 47 günlük gelin hayatını kaybetti. Gazze’nin sayfiyesi İskenderun Deniz Üssü basıldı. Komşumuz İsrail’den Gazze’nin banliyösü Şırnak’a havanla saldırıldı. Gazze’nin Siirt semtinde minibüs havaya uçuruldu. Batı Şeria varoşu İzmir’de bomba yakalandı.
¡
Bi umuttur... Belki bu şekilde biraz olsun alaka gösterirler diye umuyorum.
¡
Bu arada, soydaşlarımız birbirinin gırtlağına çökmüş vaziyette Kırgızistan’da. Kırgızlar Özbekleri doğruyor, Özbekler Kırgızları deşiyor, kan gövdeyi götürüyor, sokaklar ceset dolu, birbirlerinin evlerini yakıyorlar... Tam insanlık dramı; ben diim 200, siz deyin 1200 ölü var.
¡
Arkadaşlardan çıt yok.
¡
E merak ediyor insan...
“İnsaniyet namına” Hamas’ın, İran’ın avukatlığını yapanlar nerede?
¡
Onlar insan... Ya bunlar?
¡
Barzani kardeşiniz...
Kırgız, Özbek ne?
Dış kapının mandalı mı?
¡
“Aynı ailedensiniz” diye El Fetih’le Hamas’ın arasını yapmaya çalışanlar, Kırgız’la Özbek’i niye barıştırmıyor?
¡
Coni istedi diye “barış misyonu” ayaklarıyla, çocuklarımızı Afganistan’a Lübnan’a bekçiliğe sürenler niye susuyor?
İsrail’e el ense çekmeyi biliyoruz...
Judocu Putin’den mi korkuyoruz?
¡
Asker gönderelim demiyorum...
İki laf etmeye niye tırsıyoruz?
BM’yi filan niye toplamıyoruz?
¡
Aslında haklısınız...
Memlekette “oy değeri” ifade edecek kadar Kırgız ve Özbek kökenli vatandaş yaşamıyor, size ne ama... BM Güvenlik Konseyi üyesiyiz ya, o açıdan yani.
y.ozdil
Sadece onlar mı? İslamcılar var, İkinci Cumhuriyetçiler var, eski ve yeni mürteciler var. Kürtçüler var. Var oğlu var!
Var da, Lenin gitti, Stalin gitti, Hitler gitti, Mussolini gitti, Salazar gitti, Franco gitti. Bütün iç ve dış düşmanları gitti. Yenileri geldi ve gidecek, ama Mustafa Kemal var.
YÜZDE YÜZ BİRİ VAR
Tarihimizle yüzleşmemiz istenmiyor mu? Biz de öyle yapalım ve Falih Rıfkı Atay’ın Çankaya’sına (Pozitif Yayınları, s. 283, 284) başvuralım:
1919 yılında bazı Osmanlı aydınları bir uyanış hareketi için önder aramaktadır. Refet Bey’i (Bele’yi) de bir gün toplantıya çağırırlar. Düşüncesini sorarlar. Refet Bey, “Siz düşünün, ben de aradığınız adamın kim olabileceğini araştırayım” der. Aydınlar ertesi toplantıda Rauf Bey’i (Orbay’ı) düşündüklerini söylerler. Refet Bey onları şöyle yanıtlar:
“Yüzde elli bulmuşsunuz. Bende bir yüzde yüz var, bizi kurtarır ama biz ondan nasıl kurtuluruz bilemem” der. (Refet Bey, Mustafa Kemal’in yakın arkadaşıdır.)
“Canım, gâvura kalmaktansa ona kalırız.”
“Mustafa Kemal!”
İttihatçıların daha Selanik’te iken vurdukları damga üstündedir: ‘Haris’tir, hiçbir rütbe ve makama doymaz. İnsanca yaşamayı, eğlenmeyi ve içmeyi sevdiği için o devir anlayışına göre ‘sefih’tir. Ve durmadan tenkit ettiği ve İttihatçıların tutumunu beğenmediği için ‘uzlaşılmaz’ bir adamdır.
ÇANKAYA’YI OKUYUN, OKUTUN
“Mustafa Kemal, Osmanlı düzenini altüst eden devrimler yapılmadıkça bizim Batı medeniyeti toplumu olamayacağımızı ve bunu da, her çeşit yoklamalardan sonra gerçekleştirebileceği inancında idi.
Erzurum ve Sivas kongrelerinde Kâzım Karabekir ve Rauf Orbay gibi kendisine, başımızsın, diyen arkadaşlarının bile başkan olmaması için nasıl çalıştıklarını biliyoruz. Onsuz olmazdı, o olmalı idi, hareket kolektif, Mustafa Kemal bu kolektifin gölgesinde kalmalı idi.” (s. 284)
Dün bir bugün iki, daha Sivas Kongresi toplanmamış, ona “İçimizde ol, başımızda ol, bizi yönet ama kongre başkanı olma!” diyorlar. Kim diyor? En yakın arkadaşları!
Ağustos 1921 ve Ağustos 1922’de iki Meydan Savaşı kazanmış Başkomutan’dır Mustafa Kemal. Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak anılan Ağustos 1922’den önce, Meclis’te ordunun bir saldırı savaşına girişmesine karşı olanlar vardı. Bunlara göre, artık yumuşamış olan İngilizlerle anlaşma yapılabilirdi. Ama asıl amaçları İstanbul ile birleşmek ve Mustafa Kemal’den kurtulmak idi. (s.355)
En yakın arkadaşlarının bile en büyük korkuları Mustafa Kemal’in Yunan’ı yenmesi idi. Günümüzü anlamak ve anlatmak için Çankaya’yı okuyun, okutun!
Bize, orduda harp oyunları nasıl yapılır kısaca bir senaryo halinde anlatmak istiyor.
Özetliyoruz:
Olay 1. Ordu'da gündeme geliyor. Dış tehdit nedir? Bu bölgede bu tehdidi MGK ve hükümet belirler. Şimdi biz Trakya'da Yunanistan ile savaştığımızı düşünelim. Biz saldıralım, tabii hayali. Şimdi plan yapacağız. Yapılacak ilk iş düşman (Yunan), dost (Türkiye) kuvvetlerinin görevlerini tatbikata katılan personele dağıtırız. Düşman kuvvetleri komutanlarını en üsten en alta kadar isim bildirerek tayin ederiz. Oyuncuları belirleriz.
Savaş ikiye ayrılır: cephede ve cephe gerisinde... Taraf Gazetesi'nde yayınlanan yazılar cephe gerisidir. Kuvvetler, cephede savaşırken iki güç de düşman gerisine sızarak kuvvet gönderir. Sızan bu güçlerin görevi düşmanı arkadan vurmaktır. Bu sızan güçlerin komutanları da ismen bellidir. Bu güç cephedeki kuvveti nasıl vurur?
Ünal Olcay, cephe gerisinde neler yapılacağını; örneğin karşı tarafın düşman komutanının neler yapabileceğini anlatıyor:
“Kargaşa çıkarmak için Müslümanlar için önemli olan camileri bombalamak, önemli kişilere suikast yapmak, hükümeti devirmek için halkı isyana zorlamak vs.
Sonra dönerim o bölgenin sorumlu komutanına sen düşmanın yapmayı planladığı bu işlere karşı koymak için neler yaparsın diye sorarım. O da kendince tedbirler belirler. Tatbikattaki diğer subayların da fikirleri alınır. Düşmanın yapabileceği imkân ve kabiliyetler tespit edilir. Buna karşı alınacak tedbirler de tespit edilir ve en uygun hareket tarzı plana girer ve onaylanır.”
Olcay devam ediyor: “İşte o gazete yayınlanan bu plandan başkası değildir. İşte cephe bırakılmış, cephe gerisi planları gazetede yayınlanmaktadır. Mutlaka cephe planı da elindedir.”
SIZDIRANLAR KOMUTAN OLSA BİLE
“Bu planın çalınması TSK için bir züldür. Nasıl çalınmıştır bilemiyorum ama cephe gerisi Türkiye'de, cephesi Yunanistan'ın elinde olabilir. Bu planı sızdıran şahıs kanunlarımıza göre ‘casusluk' suçundan yargılanmalıdır; tabii buna azmettirenler de... Bu plan Yunanistan için bulunmaz bir nimettir. İki ülke arasında kriz bile çıkarabilir. Bir taarruz düşünüyorsak en iyi hal tarzı düşmanın eline geçmiştir. Müsebbipleri bulunarak yayınlayanlar da dahil ‘casusluk' suçundan yargı önüne çıkarılmalıdır. Tabii komutanlar da sorumludurlar, hangi Ordu Komutanı zamanında bu plan çaldırıldıysa sıralı komutanlar da yargılanmalıdır.
Anlattıklarım benim düşüncemdir ve yüzde yüz böyledir. Hiçbir milletin ordusu kendi vatandaşına zarar vermez; bunu düşünmek bile hainliktir. Hele camiyi bombalamak, insanın rüyasına girse herhalde oynatır.”
Cemaatlerden mi, laik Cumhuriyet'ten mi yanasınız
ESKİ Devlet ve Sağlık Bakanı Rifat Serdaroğlu, http://www.egedesonsoz.com 'da çarpıcı ve cesur yazılar yazıyor. Son yazısında “Bir ülkede adalet varsa, cesur insanlara ihtiyaç yoktur. Ya adalet tehlikede ise” dedikten sonra Başsavcı Cihaner'in “Tam can damarına dokunduğunu” yazıyor. Nakşibendi, Menzil, Fethullah Gülen hareketi ile ilgili ilginç bilgiler veriyor.
“Kutsal dinimizi, siyasi amaçları için çekinmeden kullanmaya kalkanların unuttukları şey şudur: Haramın üstüne bina yapılmaz, burası Atatürk Türkiye'sidir” dedikten sonra şöyle diyor:
“Türkiye'nin Hukuk Devleti olarak kalıp kalmayacağını, AKP iktidarının tavrı belirleyecektir. AKP Hükümeti'ni dikkatle izliyoruz.
Bir kez daha seslenmek istiyorum. Herkesin tarafını belirlemesi zamanı geçmek üzeredir. TÜSİAD, TOBB, SANAYİ ve TİCARET ODALARI, MESLEK KURULUŞLARI, SENDİKALAR lütfen tercihinizi yapın ve sesinizi çıkarın. Cemaatlerden yana iseniz onu da söyleyin. Laik Cumhuriyet'ten, Atatürk'ten, çağdaşlıktan, demokrasiden yana iseniz konuşunuz. Bugün seslerinizi Türk milleti olarak duymak istiyoruz.”
Rifat SERDAROĞLU
Eski Sağlık ve Devlet Bakanı
‘Kutlu demokrasi...'
ANAYASA Mahkemesi'nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğuna karar verdiği, AKP'nin tek başına iktidarının 8. yılında, Anayasamıza göre laik Cumhuriyetimizin koruyucu ve kollayıcısı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, kuvvet komutanları dahil olmak üzere komuta kademesinin önemli unsurları, -AKP hükümetini düşürmek için darbe planlamak iddiası ile yakalanarak- gözaltına alındı. Demokrasimize kutlu olsun!
Mazimi feda etmezdim
(TSK'nın) Kendilerine reva görülen muamele karşısında personelinin, ‘sahipsizliğin' yanı sıra, aşağıda ifade edilen ‘pişmanlık' duygusuna kapılmasının önlenmesinin ‘nereye kadar' mümkün olabileceği sorusunu akla getirmektedir.
Bu kadar saibeliğin bu felaket mi sonu? /Biri evvelce söylemiş olsaydı bunu /Çalışıp ömrümü çılgınca heba etmezdim! /Ben bu müstakbele mazimi feda etmezdim!
(Reşit ÇAĞIN'dan)
BİLİYOR MUSUNUZ
- CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, ‘tarikat-ticaret-siyaset' ilişkileri ile ilgili olarak Başbakan'a “Adalet Bakanlığı'nın, Gaziosmanpaşa Adliyesi için kiralanan apartman dairesi kimden, ne zaman, hangi bedelle ve hangi yöntemle kiralanmıştır?” diye sorduğunu...
- İSTANBUL İl Özel İdaresi tarafından ihale edilen ve işadamı Mehmet Çeker tarafından 17 milyon TL'ye alınan Gedikpaşa İlköğretim Okulu'nun (Beyazıt-Laleli yolu üzerinde) ‘semt konağı ve müştemilatı'ndan ‘ticaret alanına' dönüştürülmesi üzerine Şehir Plancıları Odası'nın Bölge İdare Mahkemesi'ne dava açtığını ve mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı verildiğini...
- 4. LEVENT'teki İsrail Konsosolosluğu'nun bulunduğu sokaktan geçen bazı gençleri Mossad ajanlarının kimlik kontrolundan geçirip polise teslim ettiğini, bu nedenle bir keresinde semt karakolundan “Türk vatandaşları niye çeviriyorsunuz” diye tepki aldıklarını...
| <CNN (ABD) New York Times (ABD) Usa Today (ABD) Washington Post (ABD) Der Spiegel (Almanya) Die Welt (Almanya) The Australian (Avustralya) Le Soir (Belçika) Jornais do Brasil (Brezilya) China Online (Çin) Lemonde (Frana) Liberation (Fransa) Dernieres Nouvelles d'Alsace (Fransa) Tous les journaux (Fransa) The Sun (İngiltere) Guardian (İngiltere) Periodicos (İspanya) Giornale (İtalya) Corriere Della Sera (İtalya) Japan Times (Japonya) Ahram (Mısır) Dawn (Pakistan) Jornais Portugueses |