Bu Blogda Ara

16 Nisan 2008 Çarşamba

Muro için infaz kararı kurtlar vadisi

Muro için infaz kararı
Memati zor durumda. Uyuşturucu kıskacından çıkamıyor. Muro için örgüt yeni planlar kuruyor

Sadık bir izleyici kitlesi tarafından ilgiyle izlenen “Kurtlar Vadisi Pusu”nun bu haftaki bölümünde; “Muro’nun örgütle çelişkisi nereye varacak?”, “Polat, gazeteci cinayetiyle ilgili düğümü çözebilecek mi?”, “İskender’in hangi adamı Polat’la iş birliğine gidecek?” ve “Memati, uyuşturucudan kurtulacak gücü kendisinde bulacak mı?” gibi merak edilen sorular yanıt bulacak.
*

**

13 Nisan 2008 Pazar

Rejim hiç bu kadar tehdit altında olmadı 14/04/2007 habertürk blog bir yazı

Rejim hiç bu kadar tehdit altında olmadı
GM 14.04.2007 12:58:47

rejimimiz ve cumhuriyetimiz büyük tehlike altındadır..ve biz bunun hala farkında degiliz

ILIMLI İSLAM İRTİCANIN BİRİNCİ ADIMIDIR.TÜRKİYEYİ BÖLÜP PARCALAMAK,YÖNETMEK İSTEYENLERİN DERLEDİĞİ BİR OYUNUN İLK PERDESİDİR.ILIMLI İSLAMLA ÜLKE BÖLÜNEBİLDİĞİ COK PARCALARA AYRILARAK ZENGİNLİKLER KONTROL EDİLMEK İSTENİYOR,VE EGİTİMSİZ KALAN TOPLUM UMUTSUZLAŞTIRILIYOR,SÖMÜRGE DURUMUNA GETİRİLİYOR,UYUŞTURULUYOR.

FİKİR ÜRETEMEYEN TOPLUM CARESİZLİKLE ÖNÜNE KONAN YEMEGİ YEMEGE ZOLANIYOR.

VE BUNLAR YAVAS YAVAS OLUYOR .TOPLUM ÜLKEDEKİ YANDAŞLAR SAYESİNDE BAZI ŞEYLERE ALIŞTIRILIYOR .GELİNCİKLER COGALIYOR .VE BİR GÜN UCAKTAN BİRİSİ İNİYOR ..TOPLUM UYANIYOR AMA İŞ İŞTEN GECMİŞTİR..REJİM ELDEN GİTMİŞTİR.

BU KİMİN İŞİNE YARAR VEYA BU OYUNU KİM SAHNELİYOR.

OYUNUN BAŞ AKTÖRÜ

ABD VE İNGİLTERE .

ÇÜNKÜ ÜLKEMİN EN BÜYÜK 3 VARLIGI .

1-REJİMİ ..DEMOKRASİ VE LAİKLİK

2- GÜNEYDOGU (PETROLKAYNAKLARINA HAKİM BİR BÖLGE)

3-BOGAZLAR

BAŞ AKTÖRLER BURDA ILIMLI İSLAM FİKRİNİ YERLEŞTİRMEYEYE CALIŞIP ORTA VADEDE İRAN TİPİ BİR YÖNETİME GECMEYİ PROGRAMLIYORLAR .BÖYLECE TOPLUM ÖNCE LAİK VE İSLAMCI DİYE ÖNCE İKİYE BÖLÜNÜYOR DAHA SONRA ETNİK GRUPLAR VE HAKLARI ADI ALTINDA KACA BÖLÜNÜRSE .VE SON PERDE BÖLÜNMÜŞ BİR ÜLKE (KAÇA BELLİ DEĞİL) İSLAMCI BİR REJİM ...

ESAS HAYAL ..

ABD RUSYANIN ETRAFINA SARDIGI ZİNCİRİ KİLİTLEYE BİLMESİ İÇİN KARADENİZE CIKMASI LAZIM ..TABİİKİ BOGAZLARA İHTİYACI VAR, BUNU BUGÜNE KADAR BECEREMEDİ..TÜRKİYE VE RUSYA BUNA ENGEL OLDU..

ORTADOGUDAKİ PETROL KAYNAKLARININ BİR BÖLÜMÜ İCİN IRAKTA SADDAM GİBİ BİR SEBEP YARATIP MÜDAHALEDE BULUNARAK BİR PROVA YAPAN ABD VE İNGİLTERE BUNU BAŞARMAK ÜZERE..

SİMDİ DÜŞÜNÜN:

DÜNYANIN EN ÖNEMLİ NOKTALARINDAN BİRİNDE BULUNAN TÜRKİYEDE .

İSLAMCI BİR REJİME GEÇMİŞ MOLLA KÜLTÜRÜ İLE YÖNETİLEN BİR ÜLKE. AYNI ZAMANDA ETNİK BİR KARGAŞA VAR VE BÖLÜNME SANCILARI ÇEKİYOR.DEMOKRASİ RAFA KALKMIŞ .

İŞTE BEKLENEN AN

BÜTÜN BUNLARI HAZIRLAYANLAR..

ŞİMDİ DE ÜLKEYE DEMOKRASİ GETİRMEK İÇİN .. BURADAKİ HALKIN İYİLİGİ VE REFAHI İÇİN...BU ÜLKEDEKİ REJİMİ DEVİRMEK İÇİN MÜDAHALE ETMEZMİ??? (SADDAMA IRAKA NÜKLEER SİLAH ÜRETİYOR DİYE ..LADİNİ DESTEKLİYOR DİYE. MÜDAHALE ETMEDİMİ .. SONRADA BUNLARIN GERCEK DISI OLDUGUNU İTİRAF ETMEDİLERMİ...IRAN A DA HEMEN HEMEN AYNI SENARYO İLE MÜDAHALE ETMEYİ DÜŞÜNMÜYORMU?..)

VE SONUÇ

DEMOKRASİ İÇİN MÜDAHALE EDİLİR ..ÜLKENİN BÖLÜNMESİ TAMAMLANIR..

BOGAZLARIN VE ÖNEMLİ MADENLERİN,GÜNEYDOGUDAKİ OLUŞUM SAYESİNDE ORTADOU VE PETROLLERİN DENETİMİ ELE GEÇİRİLİR..

BÖYLECE ÇİN ,HİNDİSTAN ,JAPONYA nın ihtiyacı olan enerjiyi ve yakıtı saglayan kaynaklar elinize gecer ve oraya hükmeder hale gelirsiniz. EN ÖNEMLİSİ ARTIK KARADENİZ KONTROL ALTINA ALINMIŞ RUSYA YA KİLİT VURULMUŞDUR

İŞTE BİR ÜLKEYE DEMOKRASİ GETİRMEK İÇİN YAPTIGINIZ MÜDAHALENİN KAZANÇLARI..

AMA HİÇ BİR ŞEY İÇİN GEÇ DEĞİL..

ÜLKEMİZE DEMOKRASİMİZE DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM..

gm.

neseli birseyler

Günün sözü

İyi görüneceğine, iyi ol.Sallust


Dilek


GÖZLERİ görmeyen, bekar ve fakir Kayseriliye bir cin çıkagelmiş. "Benden bir şey dile yerine getireceğim" demiş. Kayserili düşünmüş, gözlerini mi istesin, zenginlik mi istesin, evlenmek mi istesin.

Sonunda cine;

"Oğlumu altınlarımı sayarken görmek istiyorum" demiş.


Kız ve annesi

KADIN ruh doktoruna sorar:

- Kızım 15 yaşına bastı, onunla cinsel konularda konuşabilir miyim?

Doktor :

- Elbette hanımefendi. Ayrıca, ondan öğrenemediklerinizi de gelip bana sorabilirsiniz.

Temel ve sigara


- Temel sigarasını bir metre uzunluğundaki ağızlığa takıp içiyormuş. Niçin?

- Doktoru sigaradan uzak durmasını söylediği için...

Ticari yalanlar

Giyince açılır, merak etmeyin.

Bu renk sizi çok açtı.

İmkansız, daha ucuza bulamazsınız.

En geç haftaya hepsini öderim.

Kurtarmıyor abla, bak inan zararına satıyorum.

Her bedene uyar.

Hayır efendim, bu kumaşlar çekmez.

Orijinal yedek parçası.

Dünyanın en şişmanı


Dünyanın En Şişman Erkeği: 1941 yılında doğan Jon Brower Minnoch’tur. 1978 yılında hastaneye kaldırıldığında 635 kilo olan Minnoch, 1983’te 42 yaşında hayatını kaybetti.

Dünyanın En Şişman Kadını: 1972 yılında ölen Percy Pearl Washington’dur. Hastaneye kaldırıldığında 400 kiloydu.(Teşekkürler Reyhan YILDIZHAN)

Kaleciye kızmak ve siyasi partiler

TUTTUĞU takımın kalecisi gol yedikçe, adam yedek kulübesindeki kaleciye dönerek, bağırıp küfür ediyormuş. Yanındaki arkadaşı dayanamayıp sormuş;

- Yedek kaleciye niye kızıp küfür ediyorsun. Golleri o mu yiyor?

- Adam olsaydı ve çalışsaydı da kaleye geçseydi. O zaman bu golleri yemezdik. Onun için yedek kaleciye kızıyorum!..

Sigarayı bırakmak

BİR
tanıdığı Mark Twain’e sorar;

- Sigarayı bırakmak istiyorum, zorlanır mıyım?

- Tam aksi, çok kolay. Ben şimdiye kadar 47 defa bıraktım.

Maliyeci


ADAMIN biri, dünyada büyük iyilikler yapmış. Fakirlere yardım etmiş, kimsesiz çocukların okumasına yardımcı olmuş, çevresindeki herkese iyi davranmış, ibadetini yapmış, yol, okul, çeşme yaptırmış. Öbür dünyaya gidince de cennette güzel bir villa vermişler. Son derece mutlu olmuş.

Bir sabah uyandığında, hemen yanı başında, kendisininkinden daha görkemli büyük bir villa görmüş. Dikkatle baktığında, bir ayının uzanmış vaziyette, armut yediğini fark etmiş.

Merak etmiş ve yanına gidip, dünyada ne gibi iyilik yapıp da böylesine ödüllendirildiğini sormuş. O da armudunu ısırdıktan sonra;

- Doğrusunu söylemek gerekirse, ne gibi iyilik yaptığımı hatırlamıyorum ama bir defasında, ormandan geçen bir adamı yemiştim. O da Maliyeci miymiş neymiş!..

vanda gün batıyor htto://oanlar.net.tc


12 Nisan 2008 Cumartesi

Atatürk'ün unutulmuş mezar vasiyeti

atatürk vasiyet resimleri mustafakemal ata resim pictures time cnn worlds mateserAtatürk'ün unutulmuş mezar vasiyeti

türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk de her canlı gibi bir gün ölümü tadacağını çok iyi biliyordu. Atatürk için de kaçınılmaz bir sondu ölüm… Dünyadaki hayatın sonlanması anlamındaki ölüm, zaman zaman Atatürk'ün de aklına gelirdi.
Ölümü iç dünyasında hissettiği anlarda, düşünceleri sonsuzluğa yelken açardı. Tüm bedenini yine böylesi duyguların kapladığı bir sonbahar günü Atatürk, Ankara Orman Çiftliği'nin yanından geçerken, en yakın arkadaşı, Münir Hayri Egeli'ye; hayata gözlerini kapattığı zaman defnedilmek istediği yeri vasiyet etti.
Atatürk, sadece ebedi istirahatgahının yerini değil, aynı zamanda nasıl bir mezar istediğini de vasiyet etti. Atatürk'ün vasiyeti, şimdiki Anıtmezarının bulunduğu Anıttepe değildi. Arzuladığı mezar, büyük ,üstü kapalı bir mezar da değildi. Yüce Atatürk, daha mütevazi, üstü açık ve gelen geçenin yoğun olduğu Orman Çiftliği'ne defnedilmek istemişti.
Atatürk'ün vasiyetini en yakın arkadaşlarından Münir Hayri Egeli'den dinleyelim: “Mevsim sonbahardır. Ankara'da Orman Çiftliği'nde idare ortasındayız. Çiftlik müdürü Tahsin Bey, yanında Alman mimarı ile birçok yeni inşaat projeleri hakkında izahat veriyorlar…
Çiftliğin büyütülmesi plânları ele alınıyor, sıra karşıdaki bir tepeciğe geldi. Orada bilmem hangi cinsi tavuklar için bir tesis yapılması düşünülmüş, Atatürk durdu, sonra 'olmaz, bu tepe için benim başka bir düşüncem var' dedi. Sonra bana döndü 'benim için nasıl bir mezar düşünüyorsunuz?' diye sordu.
Hepimizin dili tutulmuştu, zannedersem Afet Hanım söze atıldı 'böyle güzel bir günde, böyle şeyler nasıl aklınıza geliyor?' gibi bir cümle söyledi.
Atatürk, güldü. O gün bilhassa neşeli, yüzü sıhhat ışıklarıyla nurlanmıştı. 'ölüm beşeriyetin değişmez kaderidir, marifet unutulmamaktır' dedi.
Sonra uzun bir süre pencereden dışarı bakarak ilâve etti, 'şu tepeye bana küçük ve güzel bir mezar yapılabilir, dört yanı ve üstü kapalı olmasın, esen rüzgârlar bana yurdumun her yanından haber getirir gibi kabrimin üzerinde dolaşsın, kapısına Gençliğe Hitabe'm yazılsın, o tepenin olduğu yer yol uğrağıdır, her geçen, her zaman dua okusun!...'
Orada bulunan herkes susuyordu…
Kimsenin bir kelime söyleyecek mecali kalmamıştı. Alman mimar da önüne bakıyordu…
Atatürk 'Mamafih bütün bunlar benim fikrim… Türk milleti elbet bana münasip göreceği şekilde bir yer yapar' diyerek hüzünlü konuşmayı bitirdi.
Aradan yıllar geçti o tepenin adı Hâtıralar Tepesi olarak öylece bomboş kaldı. Türk milleti ebedî atasına lâyık olduğu Anıtkabir'i dikti (…) İnsan ihtiyatsız… Acaba diyor, Hâtıra Tepesi'nde de bir taş dikilip üstüne Gençliğe Hitabe'si yazılsa.”
Atatürk'ün vefatından sonra, nasıl bir anıt mezar tartışması başladı
Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk vefat edince nereye defnin edileceği tartışma konusu oldu. Atatürk'ün aziz hatırasına yakışan bir anıtmezar yapılabilmesi için hükümet özel bir komisyon oluşturdu. Mezarın yeri ve biçimi konusunda karar verecek komisyon, yerli ve yabancı mimarlar, özel ve tüzel kurumların düşüncelerini aldı.
Bu arada, o sıralarda yurdumuzda çalışan ve Ankara'nın ilk bayındırlık projesini yapan ünlü şehircilik uzmanı Prof. Jansen'e, yeni Büyük Millet Meclisi'nin mimarı Prof. Holzmeister'e, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi mimarı Prof. Taut'a ve Güzel Sanatlar Akademisi'nde Prof. Belling'e de başvuruldu.
Yapılacak anıt mezar için, Çankaya, Etnografya Müzesi, Büyük Millet Meclisi'nin arkasındaki tepe (Kabatepe), Ankara Kalesi, Bakanlıklar (Milli Eğitim Bakanlığı için ayrılan arsa), Eski Ziraat Mektebi, Gençlik Parkı, Altındağ (Hıdırlıktepe), ve Gazi Orman Çiftliği gündeme geldi.
Gazi Orman Çiftliği
Atatürk, Gazi Orman Çiftliğine defnedilmek istiyordu. Atatürk'ün vasiyetini bilenler, Anıtmezar'ın Gazi Orman Çiftliği'ne yapılmasını savundular. Çiftliğin yeşilliğini, gezi yeri oluşunu ve Atatürk'ün, kendisi tarafından kurulan bölgeye defnedilmesi halinde, yaşadığı zamana ait anılarının içinde mutlu olacağı savunuldu.
Ancak, bu görüşe karşı olanlar da vardı. Karşı görüştekiler, Gazi Orman Çiftliğinin, gazinoları, bahçeleri ve türlü eğlence yerleri ile Ankara halkının belli başlı bir gezi yeri olduğuna dikkat çekerek; “Atatürk'ü buraya gömmek, burada kaynayan neşeli hayatı söndürebilir. Gerçekten bir hayat kaynağı olan ve ölmüş sanılan bir ulusu canlandıran Atatürk'ün ölüsü, daha sessiz bir yere yatırılmalı. Çünkü Ata, Orman Çiftliği'ni bir mezarlık değil, bir dinlenme ve eğlence yeri olarak yaptırmıştı.” görüşünü savundu.
Altındağ
Atatürk için düşünülen diğer bir yer ise bölgenin en yüksek tepesi olan Altındağ'dı. Tepe, şehrin her yerinden ve çok uzaklardan görünmesi bakımından bir anıt yapmaya elverişliydi. Ancak, Altındağ'ın çok dik tepe olması ve vatandaşın bu tepeye çıkmasının zorluğu göz önüne alınarak, Altındağ'dan da vazgeçildi. Atatürk gibi bir büyük devlet adamının şehrin ortasındaki bir tepeye gömülmesi, gelenek dışı görülerek Altındağ fikri de elendi.
Ziraat Mektebi
Atatürk'ün anıtmezarı için Ziraat Mektebi de düşünüldü. Ancak, yapılacak anıt¬, ne kadar büyük olursa olsun, tepeler arasında istenilen gösteriş, ululuk sağlanamayacağı düşüncesiyle sıcak bakılmadı. Tek sebep de bu değildi. Şehre de uzaktı. Ziraat Mektebi'ni isteyenler, Atatürk'ün Ankara'ya gelişini bir başlangıç olarak düşünmüştü. Oysa, ölümü, bir “son” değildi. Çünkü Atatürk, yeni Türkiye'yi ölmez değerler, düşünceler üzerine kurmuştu. Ölen, Atatürk'ün sadece 'fani vücudu' idi. O'nun ortaya koyduğu ilkeler, ölümsüzdü.
Kabatepe
Anıtkabir için, yeni Büyük Millet Meclisi'nin arkasındaki Kabatepe de teklif edilmişti. Burayı ileri sürenlerin başında Büyük Millet Meclisi'ni yapan ünlü Mimar Prof. Holzmeister geliyordu. Bu ünlü mimar, Atatürk'ün sağlığında Çankaya Köşkü'nü yapan sanatçılardan biriydi. Fakat Kabatepe fikri, komisyonda tutulmadı.
Bakanlıklar
Anıtmezar için o zamanlar, şimdiki Milli Eğitim Bakanlığı'nın bulunduğu arsa da düşünüldü. Komisyona, Anıtkabir'in bu arsaya kurulması da teklif edildi. Fakat bu yer, şehrin ortasında ve günlük hayatın en işlek bir alanı olduğu için uygun görülmedi.
Ankara Kalesi
Atatürk'ün anıtmezarı için, Ankara Kalesi de komisyonun üzerinde düşündüğü yerlerdendi. Burada yapılacak anıt, çok uzaklardan da görülebilirdi. Kale, başkentin sembolüydü. Kurtuluş Savaşı'nda Ankara Kalesi, halk türkülerine bile girmişti. Bundan başka, kale, şehrin tarih bakımından ünlü bir anıtıydı. Atatürk'ü bu tarih hazinesine yatırmak, O'nun yüce kişiliğine çok uygun düşerdi.
Karşı düşüncede olanlar, Türk Ulusunun kurtarıcısı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu olan Atatürk'ün, yeni bir çağ açmış olan bir başkan olduğunu ileri sürüp; “O, Türk Ulusunun geçmişinden çok geleceğini temsil eder. O'nun koyduğu ilkeler, gelecekte daha mutlu olmamız için yapacağımız işlerde bize ışık tutar. Bundan ötürü Atatürk'ü görevini tamamlamış tarihî, eski bir anıtın içine gömmek doğru değildir. O, tek başına bir değerdir. Başka bir tarihî desteğe ihtiyacı yoktur.” düşüncesini savundu.
Çankaya
Atatürk için düşünülen diğer bir yer ise, Atatürk'ün, uzun yıllar oturduğu Çankaya'ydı. Çankaya, O'nun anıları ile doluydu. Ata, Çankaya'yı da çok severdi. O, “Benim hatıralarımın yaşayacağı yer Çankaya'dır.” sözünün bir vasiyet sayılmasını bile istedi.
Çankaya'yı isteyenler, Türk Ulusunun Kurtuluş Savaşı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu, daha sonraki inkılâpların plan ve programlarının burada hazırlandığına vurgu yaptı. “Anıtkabir Çankaya'da yapılmalı; Ata'nın anıları canlı tutulmalıdır” görüşü dile getirildi. Bu teklifi, birçok fikir adamları ve bu arada birçok yazar destekliyordu. Anıtkabir'in Çankaya'da yapılmasına karar verilmek üzereydi.
Mithat Aydın, Rasattepeyi önerdi
Anıtkabir'in kurulacağı yerin kesin olarak tespiti için Büyük Millet Meclisi'nde 17 kişilik bir üst komisyon kurulmuştu. Başbakanlıktaki komisyona, bu konuda gelen teklifler, dosyalar hâlinde düzenlenmiş, Büyük Millet Meclisi'ne gönderilmişti. Komisyon üyeleri, dosyaları incelemişti.
Anıtkabir'in ya Çankaya'da ya da Etnografya Müzesi'nin bulunduğu yerde kurulmasına karar verilmek üzereydi. Toplantıda Komisyon Başkanı “Teklif edilen yerleri incelediniz. Üye arkadaşlar başka yerler de arayabilirler” dedi. Anıtkabir Komisyonu üyelerinden Mithat Aydın, ileri sürülen yerlerin hiçbirini uygun bulmuyordu. Ertesi gün Ankara'nın birçok yerlerini bu amaçla gezdi, inceledi.
Aydın Milletvekili olan Yüksek Mühendis Mithat Aydın, otomobili ile çıkamadığı yerlere yayan tırmanıyordu. Etlik, Keçiören, Cebeci, Altındağ'ı gezdi. En son, o zamanlar üzerinde birkaç küçük yapı bulunan Rasattepe'ye çıktı. Bu tepe, şehrin ortasındaydı. Çevresi boştu. Burada yapılacak Anıtkabir, çok uzaklardan görülebilirdi.
Mithat Aydın, komisyonun son toplantısında, Anıtkabir yeri olarak Rasattepe'yi önerdi. Tepenin özelliklerini anlattı. Fakat daha önce Çankaya üzerinde düşünce birliğine varmış olan üyeler, kararlarından dönmüyordu.
Özgeevren'in, “Türkiye'nin başkenti olan Ankara şehri, kollarını açmış Atatürk'ü kucaklamış olacaktır” sözleri komisyonu ikna etti Aynı gün yapılan ikinci toplantıda, birçok üyeler söz aldı.
En son Süreyya Özgeevren söz aldı. Rasattepe'nin Anıtkabir için çok elverişli özelliklerini anlattı ve sözlerini şöyle bağladı:
“Rasattepe'nin bunlardan başka bir özelliği daha vardır ki, hayali genişçe olan her kişiyi derin bir şekilde ilgilendirir sanırım. Rasattepe, bugünkü ve yarınki Ankara'nın genel görünüşüne göre, bir ucu Dikmen'de, öteki ucu Etlik'te olan bir hilal (yarımay)'in tam ortasında, bir yıldız gibidir. Ankara, hilalin gövdesidir. Anıtkabir'in burada yapılması kabul edilirse, şöyle bir durum ortaya çıkacaktır; Türkiye'nin başkenti olan Ankara şehri, kollarını açmış Atatürk'ü kucaklamış olacaktır. Atatürk'ü böylece bayrağımızdaki yarımayın (hilal) ortasına yatırmış olacağız.
Atatürk, bayrağımızla sembolik olarak birleşmiş olacaktır! Ben bu açıklamayı, birçok aydın kişilere ve bu arada Hüseyin Cahit Yalçın'a da yaptım. Bu büyük fikir adamı, Atatürk'ün yatacağı yerin böyle açıklanmasında, gelecek nesilleri teşvik etmek bakımından büyük faydaların olacağını söyledi. Atatürk Anıtkabir'i için Rasattepe'ye oy verecek olanlar, Atatürk'e olan minnet borçlarını ödeme yolunu tutmuş olurlar!”
Süreyya Özgeevren'den sonra İçel Milletvekili Emin İnankur söz aldı ve bir anısını anlattı. Emin İnankur, eski bir öğretmendi. Atatürk, onu çok severdi. Ata çok defa O'nu yanına alır, şehri birlikte gezerlerdi. Gene bir gezide yolları Rasattepe'ye düşmüştü. Atatürk, şehrin buradan seyrettikten sonra Emin İnankur'a dönmüş ve: “Bu tepe ne güzel bir anıt yeri…” demişti.
Emin İnankur'un ve Süreyya Özgeevren'in bu açıklamalarından sonra, Rasattepe'yi beğenenler çoğunluğu sağladı. Anıtkabir'in Rasattepe'de yapılması, büyük çoğunlukla kararlaştırıldı. Karar, hükümete bildirildi. Rasattepe 15.6.1939'da bedeli ödenerek kamulaştırıldı.
Kaynak: Kırmızı Çizgi Dergisi

6 Nisan 2008 Pazar

en iyi fıkralar

Başkalarının bilgisi ile bilgin olabilsek bile ancak kendi aklımız ile akıllı olabiliriz. Montaine

“Ne kadar şanssızım!”

Üzgün ve pısırık görünüşlü bir adam barda tünemiş oturuyormuş. Önünde bir türlü içemediği bir içki bardağı, suratı asık.. O sırada barın kapısı açılmış. İri yarı, külhanbeyi tavırlı bir adam, sert adımlarla barın tezgahına doğru yürümüş ve pısırık adamı iteleyerek tabureye oturmuş. Hiç soru sormadan adamın önündeki içki kadehini alıp başına dikmiş. Elinin tersiyle ağzını kuruladıktan sonra, “Ne o, neden böyle surat asıyorsun, gemilerin mi battı?” diye sormuş. “Sorma, ben çok talihsiz bir adamım” demiş pısırık. “Neden?” diye sormuş adam tekrar. Şöyle cevaplamış pısırık, “Bu sabah karımla kavga ettik, beni evden kovdu. O sinirle işe geç kaldım. Patronum zaten bahane arayıp duruyordu, beni işten attı. İşten çıktım, yolda yürürken araba çarptı. Eve gideyim, belki karımla barışırız dedim, eve gittim ve karımı başka bir erkekle yatakta yakaladım. Bu kadarı da fazla artık dedim, kendimi öldürmeye karar verdim. Tabancayla vuracaktım, silah tutukluk yaptı. İple asmaya kalktım, ip koptu. Doğalgazla öleyim dedim, faturayı ödemediğim için gaz kesikti. Eczaneden fare zehiri aldım, buraya geldim, içki bardağıma koydum. Onu da geldin sen içtin. Of görüyorsun ne kadar şanssız olduğumu değil mi?”

*****

İşte ulemadan yeni fişler

İlkokullarda öğretmenler okuma yazma öğretirken üzerinde çok basit cümleler yazılı fişler asarlar sınıflara. “Ali Topu At, Emel Eve Gel” gibi cümlelerle çocuklar hem kelimeleri seçmeyi hem de bir tam cümle görmeyi öğrenir.

Eğer iktidar amacına ulaşır ve Türkiye bir “İslam Devletine” dönüşürse acaba bu okuma fişleri nasıl olur?

- Börtegül başını ört, ört börtegül ört.

- Bak Berkecan ne güzel sarık, sende sar Berkecan.

- Hedenur yakanı kapa, kapa yakanı kapa.

- Cemile mevlüte pilav yap.

- Işık ılık zemzem iç.

- Oruç aç Ali.

- Sadık hoca iftar topunu patlat.

- Mülayim minareye çık.

- Tayyip Amca yasa çıkar.

- Onayla Abdullah Amca onayla.

- Tayyip Amca tabana oyna

- Kömür dağıt oy topla

- Tayyip Amca Atatürk’ün resimlerini indir.

- İndir Tayyip Amca indir

- Dağıt ihale dağıt

- Sat sat sat

- İpek başını ört

- Tayyip Amca seni çok severiz.

- Gül Abdullah gül.

- Kapat başını kapat

*****


Geyik muhabbeti

* Atalarımız zamanında Orta Asya’dan çıkıp da ters yöne gitselerdi, şimdi Japon olurduk.

* Aşk bir pencere gibidir. Fazla açarsan havanı alırsın.

* Kaynanamı kaybettim görenlerin görmemezlikten gelmeleri rica olur.

* Aşk sözle başlar, dudak ile beslenir, dokuz ay sonra da “baba” diye seslenir.

* Offff... Çok sıkıldım bu hayatın ikinci kanalı yok mu?

* İnsanlar Ay’a benzer. Kimseye göstermedikleri karanlık bir yüzleri muhakkak vardır.

* Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine deli ol dünya senin kahrını çeksin.

* Oturarak başarıya ulaşan tek varlık tavuktur.

* Türküm, Doğruyum, Çalışkanım, iyi gelirli bir bayanla evlenmek istiyorum.

* Ben seni bir zamanlar eşşek gibi sevmiştim lakin sende benim aşkımı inek gibi tepmiştin.

* Bir zencinin koluna düşen karınca ne der? Cevap: Eyvah! Yine karakola düştüm.

* Hayat battaniye gibidir; yukarı çekersin ayak parmakların isyan eder, aşağı çekersin ayakların titrer. Benden sana tavsiye, dizlerini karnına çek de rahat uyu.

*****


31 Mart 2008 Pazartesi

Sağlık ocağında türban manzaraları

En büyük kötülük direnme yoksunluğundan gelir.,Groce

Groce

İSTANBUL Milliyet

Kamudaki türbanlıların sayısı hızla artıyor. İstanbul’un birçok mahallesinde, Sağlık Bakanlığı’na bağlı olarak hizmet veren sağlık ocaklarında türbanlı doktorlar ve hizmetliler çalışıyor

Sağlık Bakanlığı’na bağlı devlet hastanelerinde çok sayıda doktor ve sağlık personelinin yasalara aykırı olduğu halde türbanla görev yapmasının yanı sıra birçok sağlık ocağında da aynı görüntüler dikkat çekiyor. İstanbul’da Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık ocaklarında çok sayıda doktor ve sağlık görevlisi türbanla hizmet veriyor.
Türkiye’nin son yıllardaki en önemli gündem maddelerinden biri olan türban, iktidar partisi AKP’nin kapatılması için açılan davanın da önemli dayanaklarından birini oluşturuyor. Devlet hastanelerinde, aralarında doktorların da bulunduğu çok sayıda kadın personelin türbanla görev yaptıklarını ortaya koyan Milliyet gazetesinin haberi kapatılma davası iddianamesine yansımıştı. Devlet hastanelerindeki bu görüntülerin benzerlerine sağlık ocaklarında da rastlanıyor. İstanbul’un birçok mahallesinde Sağlık Bakanlığı’na bağlı olarak hizmet veren sağlık ocaklarında türbanlı doktorlar ile sağlık personeli çalışıyor.
Bağcılar Yüzyıl Mahallesi Kışla Caddesi’ndeki Yüzyıl Sağlık Ocağı türbanlı personelin en yoğun olduğu yerlerden biri. Sağlık Ocağı’nda görev yapan üç doktordan biri erkek, diğer iki kadın doktor ise türbanlı. Doktorlar mesai saatleri içinde türbanlarını çıkarmıyor.

Uzman doktor türbanlı
Güngören’deki Haznedar Sağlık Ocağı’nda ise türbanı ağırlıklı olarak sağlık personeli kullanıyor. Sağlık Ocağı’nın laboratuvarında

görev yapan görevlinin yanı sıra biri hemşire iki personel de türbanıylahizmet veriyor.
Türbanlı doktorun görev yaptığı bir diğer sağlık ocağı da Esenler 100. Yıl Sağlık Ocağı. Aynı zamanda semt polikliniği olarak hizmet veren kuruluşta çocuk hastalıkları uzmanı doktor görevini türbanıyla yapıyor. Aynı merkezde, türbanlı sağlık görevlileri de dikkat çekiyor.
Fatih’teki Merkez Sağlık Ocağı’nın 6 numaralı polikliniğinde hasta bakan doktor da türbanlı. Bu merkezde sağlık personelinin birçoğu da başlarında beyaz bonelerle hizmet veriyor.

ve sağlık personelinin yasalara aykırı olduğu halde türbanla görev yapmasının yanı sıra birçok sağlık ocağında da aynı görüntüler dikkat çekiyor. İstanbul’da Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık ocaklarında çok sayıda doktor ve sağlık görevlisi türbanla hizmet veriyor.
Türkiye’nin son yıllardaki en önemli gündem maddelerinden biri olan türban, iktidar partisi AKP’nin kapatılması için açılan davanın da önemli dayanaklarından birini oluşturuyor. Devlet hastanelerinde, aralarında doktorların da bulunduğu çok sayıda kadın personelin türbanla görev yaptıklarını ortaya koyan Milliyet gazetesinin haberi kapatılma davası iddianamesine yansımıştı. Devlet hastanelerindeki bu görüntülerin benzerlerine sağlık ocaklarında da rastlanıyor. İstanbul’un birçok mahallesinde Sağlık Bakanlığı’na bağlı olarak hizmet veren sağlık ocaklarında türbanlı doktorlar ile sağlık personeli çalışıyor.
Bağcılar Yüzyıl Mahallesi Kışla Caddesi’ndeki Yüzyıl Sağlık Ocağı türbanlı personelin en yoğun olduğu yerlerden biri. Sağlık Ocağı’nda görev yapan üç doktordan biri erkek, diğer iki kadın doktor ise türbanlı. Doktorlar mesai saatleri içinde türbanlarını çıkarmıyor.

Uzman doktor türbanlı
Güngören’deki Haznedar Sağlık Ocağı’nda ise türbanı ağırlıklı olarak sağlık personeli kullanıyor. Sağlık Ocağı’nın laboratuvarında

görev yapan görevlinin yanı sıra biri hemşire iki personel de türbanıylahizmet veriyor.
Türbanlı doktorun görev yaptığı bir diğer sağlık ocağı da Esenler 100. Yıl Sağlık Ocağı. Aynı zamanda semt polikliniği olarak hizmet veren kuruluşta çocuk hastalıkları uzmanı doktor görevini türbanıyla yapıyor. Aynı merkezde, türbanlı sağlık görevlileri de dikkat çekiyor.
Fatih’teki Merkez Sağlık Ocağı’nın 6 numaralı polikliniğinde hasta bakan doktor da türbanlı. Bu merkezde sağlık personelinin birçoğu da başlarında beyaz bonelerle hizmet veriyor.



Ercan Akyol


27 Mart 2008 Perşembe

Rektörden şok iddia: Türkiye 2 yıl içinde bölünür

Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, ''Türkiye'de şu an devleti ve toplumu bir arada tutan bütün ayaklara yönelik direkt bir saldırı var'' dedi.

Görev yaptığı üniversitenin yatırım programıyla ilgili olarak Erzurum'da bulunan Prof. Dr. Arıboğan düzenlediği basın toplantısında, son dönemde yaşananlarla Türkiye'nin bir kaosa sürüklendiğini iddia etti.

AK Parti'nin kapatılma davası karşılığında Ergenekon operasyonu gibi görünen devlet içi çatışmanın aslında olayın sadece görünen kısmı olduğunu öne süren Arıboğan, ''Bunların olayın özünü sakladığı inancındayım. Önümüzdeki dönemde Türkiye çok temel bir sorunla karşı karşıya kalacaktır. Önümüzdeki dönemde Kürt sorununun çok ciddi bir şekilde Türkiye'nin gündemine gireceğini düşünüyorum'' dedi.

'DEVLETİN BACAKLARI KIRILDI'

Türkiye'nin çok zor bir dönem geçirdiğini ifade eden Arıboğan, şu iddialarda bulundu:

''Genel görünüme baktığımızda Türkiye'de bir devleti oluşturan bütün bacakların kırıldığını görebiliriz. Türkiyede yargı sistemi iflas etmiştir. Yargı erklerin en kuvvetlisi olarak tanımlanmaktadır. Yargı şu an şaibe altındadır. Yargı şu an siyasallaşmıştır. Yasama, yani Meclis iradesinin üzerinde kapatma gölgesi vardır. Bunun dışında da AK Parti'nin yürütmesi açısından Başbakan ve onunla birlikte partinin en önemli kadrolarının tasfiyesi söz konusudur. Lider potansiyeli olanlar bu 71 kişilik listesinin içindedir. Devletin hukuk sistemi iflas ettiğinde, devletin Meclisi, devletin hükümeti iflas ettiğinde ordusunun ne vaziyette olduğuna bakmak gerekir. Orduyu kıpırdayamaz duruma getirmiş durumdalar şu anda.''

DİNE 'İRTİCA' YAFTASI

Ülkenin en önemli yapıştırıcılarından birisi olan dinin, tamamen irtica ve şeriatla örtüştürüldüğünü de öne süren Arıboğan, ''Türkiye'de şu an devleti ve toplumu bir arada tutan bütün ayaklara yönelik direkt bir saldırı var. Devlet çökmek üzeredir'' iddiasında bulundu.

'ASKERİ DARBE YAŞANABİLİR'

Böyle bir çöküşten kaos veya askeri darbenin çıkmasının bekleneceğini savunan Arıboğan, ''Her iki durumda da ortaya çıkacak görüntü çok nettir. Türkiye'de askeri bir yönetim iktidara gelirse, istikrarlı ve demokratik bir yönetim sağlasalar bile, uluslararası kamuoyu gözünde bu bir askeri yönetim olacaktır. Bir Kürt devletinin kurulması anormal derecede kolaylaşacaktır'' görüşünü öne sürdü.

ADIM ADIM 'KÜRT DEVLETİ'NE DOĞRU

Arıboğan, ''Eğer devlet kendi içinde çatışmaya giderse Türkiye'nin bölünmesi ve Kürt devletinin ortaya çıkması 2 yıl sürmez. Şu gidiş ne devletin içinde temizlik, ne AK Parti'nin kapatılması, ne de laik anti laik çatışmasıdır; bu Kürt devletinin kuruluş aşamalarıdır. Türkiye'de çok ciddi bir uluslararası bir operasyon var şu anda. Adım adım Kürt devletine doğru gidiliyor'' diye konuştu.

'DTP KAPATILIRSA İLLEGALİTE MEŞRULAŞIR'

Yaşanan sorunların önümüzdeki günlerde tamamen Kürt sorununa bağlanacağını öne süren Arıboğan, ''Nevruz hadiseleri basit bir şey değil. Türkiye'nin artık bunlarla uğraşması lazım'' dedi.

DTP'nin kapatılmasının da çok olumsuz etkileri olacağını öne süren Arıboğan, ''Legal yöntemler kapatıldıktan sonra illegalite meşruiyet kazanacaktır. 'Bakın görüyorsunuz partimizi kapatıyorlar' deyip bunu da provoke edeceklerdir'' şeklinde konuştu.


26.03.2008

24 Mart 2008 Pazartesi

Dehşet duygusu Zülfü Livaneli (22.03.2008)



Bu ülkenin aydınlık insanları. Size Cumhuriyet yakışır.


İlhan Selçuk�un sabaha karşı gözaltına alındığını duyduğum zaman bir dehşet duygusu uyandı içimde. Basın üzerindeki baskı inanılmaz boyutlara ulaştı. Ülkedeki mücadelenin ne kadar keskinleştiğinin ve nerelere kadar ilerleyebileceğinin bir kanıtını gördüm adeta. Bazıları, kendilerine karşı olan herkesi �Ergenekon� diyerek odaklaştırmak peşinde. Çılgınlık aklın yerini alıyor. Kutuplaşma bir iç çatışma yolunda ilerliyor.

Üç örnek

Bir kadın bakan vardı. Göz dolduran, geleceğin büyük lideri ve başbakanı olarak bakılan, son derece sevilen genç bir siyasetçi.
Bir gün işinden çıkıp evine giderken alışveriş yapmak için süper markete girdi. Çocuğuna küçük bir çikolata aldı. Çantasını karıştırırken telaş içinde özel kredi kartı yerine, devlet işlerinde harcaması için verilen kartı kullandı.
Yanlışlığı fark etmemişti ama ödemeler gelince iş ortaya çıktı.
Ve o parlak politikacı, yaptığı hatadan dolayı halktan özür diledi, bakanlıktan istifa etti; siyasetten tamamen çekildi.
Üç kuruşluk bir çikolata, geleceğin başbakan adayı genç kadının kaderini değiştirmişti.
Bu olay İsveç�te geçti.

***


Genç bir milletvekiliydi.
Partisinde çok seviliyor, siyasette hızla yükseliyor ve her gün basında övgüler alıyordu.
Göçmen kitlesine mensup olmasına rağmen ülkenin en etkili politikacılarından birisi haline gelmişti. Bakan olması konuşuluyordu.
Ama tam o sırada bir yanlışlık yaptığı ortaya çıktı.
Resmi görevle uçtuğu zaman kazandığı havayolu millerini, yakınlarına bilet almak için kullanmıştı.
Büyük bir ihtimalle kendisi farkında bile değildi bunun.
Sekreteri, ona ve ailesine bir seyahat ayarladığı zaman, herkesin yaptığı gibi birikmiş millerini soruyor ve onları kullanıyordu.
Ama olay ortaya çıkınca bu genç siyasetçi halktan özür diledi, siyasetten çekildiğini açıkladı, seçimlere girmedi ve yıllarca köşesinde oturdu.
Bu olay da
Almanya�da geçti.

***


Belediye başkanları, meclis üyeleri, bakanlar, milletvekilleri vardı.
Yapılan her ihaleden pay aldılar, imar izinlerini büyük paralara sattılar, inşaatlara daha fazla kat izni vererek �hava�dan para kazandılar, ulaştırma, gaz, iletişim, elektrik, inşaat, metro işlerini yapan yerli-yabancı şirketlere ortak oldular. Milyarlarca doları oldu. Bunları başka isimlerle, gizli hesaplarla Lichtenstein, Cayman Adaları gibi yerlerdeki bankalara yatırdılar.
Türkiye�nin ulusal servetlerini yabancılara
peşkeş çekerken, kendileri de başka isimler altında hisse sahibi oldular.
Sonra kiminin yargılanmasına Danıştay izin vermedi, kimi Meclis�e kapağı atıp dokunulmazlık zırhına kavuştu... Kısacası kimsenin burnu bile kanamadı.
Halk da onları �Seninle gurur duyuyoruz!� diye alkışladı.
Partileri ANAP, CHP, SHP, AKP vs. gibi değişik isimler taşıyordu ama yolsuzluk söz konusu olduğunda aralarında hiçbir fark yoktu.
Bu olay Türkiye�de geçti.

***


Bizde bir atalar sözü vardır �ört ki ölem!� diye, hatırlıyor musunuz?
Halk bu işten son derece rahatsız olup, yolsuzlukların hesabını sormaya karar verene kadar bu iş böyle gidecek.

Para - borsaile ilgili herşey

sitene html kodları

HTML KODLARI SEÇ BEĞEN

arama motoruna ücretsiz kayıt

URL Submitter - URL Kay�t
Google AllTheWeb BuildTurkey
InfoTiger Rediff ScrubTheWeb
EntireWeb ExactSeek Splatsearch
WhatUseek TrueSearch GigaBlast
-------------------------------------------------------------

ARAMA MOTORLARINA DİREK KAYIT

URL KAYDET. 1. http://search.yahoo.com/info/submit.html Yahoo! Search 2. http://search.msn.com/docs/submit.aspx?FORM=WSDD2 MSN 3. http://www.google.com/intl/en/addurl.html Google 4. http://www.about.com/gi/pages/homehc.htm#c4 About 5. http://www.dmoz.org/add.html Open Directory 6. http://www.accoona.com/submit.html Accoona 7. http://www.exactseek.com/add.html ExactSeek 8. http://www.scrubtheweb.com/addurl.html ScrubTheWeb 9. http://www.snap.com/about/site.php?last_link_type=about Snap 10. http://www.searchsight.com/submit.htm SearchSight 11. http://www.searchit.com/addurl.htm SearchIt 12. http://www.buzzle.com/suggest_basic2.asp Buzzle 13. http://www.entireweb.com/free_submission/ EntireWeb 14. http://www.whatuseek.com/addurl-secondary.shtml What U Seek 15. http://www.ezilon.com/ezilon_url_submission.htm Ezilon 16. http://www.gimpsy.com/gimpsy/searche...check_free.php Gimpsy 17. http://www.dirone.com/add_link_m.php dirOne 18. http://www.websquash.com/cgi-bin/sea...l?Mode=AnonAdd WebSquash 19. http://www.abilogic.com/how-to-suggest-a-site.php AbiLogic 20. http://addurl.amfibi.com/ Amfibi 21. http://www.01webdirectory.com/submit.htm 01WebDirectory 22. http://www.netinsert.com/en/insert.html NetInsert 23. http://www.mavicanet.com/ MavicaNET 24. http://www.searchhippo.com/addlink.php SearchHippo 25. http://www.worldsiteindex.com/ World Site Index 26. http://www.dailyorbit.com/add.htm DailyOrbit 27. http://www.nationaldirectory.com/addurl/ NationalDirectory 28. http://www.tygo.com/websites/FreeSubmitURL.aspx TYGO 29. http://www.mixcat.com/addurl.php MixCat 30. http://www.aeiwi.com/submit.html Aeiwi 31. http://www.illumirate.com/add_your_site_exp.cfm IllumiRate 32. http://www.infotiger.com/addurl.html Info Tiger 33. http://www.towersearch.com/addurl.php TowerSearch 34. http://www.splatsearch.com/submit.html SplatSearch 35. http://www.subjex.net/submit_url.html Subjex 36. http://www.qango.com/dir/addurl.html Qango 37. http://www.zeezo.com/Listings/New.aspx Zeezo 38. http://www.canlinks.net/addalink/ CanLinks 39. http://www.webbieworld.com/signup.asp WebbieWorld 40. http://www.searchking.com/add_new.htm SearchKing 41. http://www.amray.com/cgi/amray/addurl.cgi AMRAY 42. http://www.go4.it/listing.asp Go4.it 43. http://www.cipinet.com/addurl.html Cipinet 44. http://www.hedir.com/submit-help.html Hedir 45. http://www.walhello.com/addlinkgl.html Walhello 46. http://www.linketeria.com/submitsite.htm Linketeria 47. http://www.claymont.com/login/login.asp?img=y Claymont 48. http://www.jdgo.com/add.html JDGO 49. http://www.spheri.com/tc143as.php?sid=0 Sphericom 50. http://www.kaspie.com/web.html Kaspie