İnsan paranın sahtesini yapar, para da insanın.
Benjamin Franklin
1939 - İlk kez Kumkapı'da bir meyhanede içki içerken "noolacak bu memleketin hali" sorusu soruldu. Birkaç dakika sonra da ilk kez rakı masasında memleket kurtarıldı.
1233 Ğ Sahanda yumurta keşfedildi.
1942 Ğ Gazeteler satmakta zorlanınca kupon icat oldu mertlik bozuldu.
1962 Ğ Bir grup medyum eğlenmek için gittikleri Kulüp 12'ye alınmadı. Medyumlar olayı "Laila mı lan burası?" diyerek kınadılar. Kapıdaki görevliler birbirlerine boş boş baktılar.
1072 Ğ Uyuya kalan bir grup Türk Anadolu'ya ancak giriş yaptı.
1943 Ğ Avrupa Su Topu Şampiyonası'nda sonuncu olan 12 saf adamımızın yüzme bilmedikleri anlaşıldı.
1901 - Çizgili pijama ilk defa bir piknikte giyildi.
1003 - Basurlular daha fazla ayakta kalmaya dayanamayarak yıkıldılar. Kral II. Hemoroid son Basur kralı oldu.
1947 - "İlk defa bir yolcu yanındaki yolcuya hemşerim memleket nere?" diye sordu.
1525 - İlk bilim kurgu eseri Hamlet beklenen ilgiyi görmedi.
1994 - İlk kez ticari bir taksinin dikiz aynasına CD asıldı.
1878 - İlk kez bir faytonun dikiz aynasına taş plak asıldı.
1923 - "Gıda işinde iyi para var abi" cümlesi ilk defa kuruldu.
1333 - İlk defa bir ressama 333 denerek poz verildi.
1957 - Fethiye'de ilk kez bir Vita tenekesinin içine fesleğen ekildi.
1971 - Televizyon üzerine konulmak üzere örülen ilk örtü tamamlandı.
1743 - İlk kez "kız meselesi" yüzünden kavga çıktı
1981- İlk defa bir diskoya damsız girmek için "abi valla bi arkadaşa bakıp çıkıcam" yalanı söylendi.
1997 Ğ Türkiye'de kopyalanarak dünyaya gelen ilk koyun birinci yaşını doldurdu. Bu büyük başarı şerefine, kopyalanan koyun kesildi.
1453 - Bir baba ilk defa oğlunu misafirlerin yanına çağırıp "göster amcalara pipini" dedi.
0832 - Türkler yine bir nüfus sayımı yüzünden günü çadırlarında geçirdiler. Oba beyi bir sonraki sayımın çayıra çıkma yasağı olmadan yapılacağı sözünü bir kere daha verdi.
1958 - Kamyon lastiği içiyle denize ilk defa girildi.
1000 - "Yeni Milenyuma girdik... Hayır seneye giricez" şeklinde süren kavga nihayet bitti. Konu 1000 yıl sonra açılmak üzere kapandı.
1523 - Elektrik bulundu. Ay sonunda fatura gelince elektrik bulunduğu yere geri bırakıldı.
1876 Ğ Talihsiz Henry isimli bir İngiliz Graham Bell'den sadece 5 dakika sonra telefonu icat etti. Hemen bir numara çevirdi. Telefon meşgul çalınca bunalıma girip intihar eti.
1957 - Gazetede kağıdından ilk defa kabak çekirdeği külahı yapıldı.
1625 - İlk kez bir toz şeker kaşığının üzerinde biriken şeker parçaları, bardaktaki çaya sokularak temizlendi.
1908 - Hamamdan çıkan birine ilk defa "sıhhatler olsun" yerine "saatler olsun" dendi.
1925 - Evreşe yollarındaki yol genişletme çalışmaları başladı.
1990 -12 Eylül 1990 tarihinde başlayan "10 yıl oldu darbe olmadı" kutlamaları sona erdi.
1983 Ğ Daha evvel Bülent Ecevit'e ait olan çeyizine en çok mavi gömlek konan damat unvanı Konyalı bir damat tarafından bir gömlek farkla kırıldı.
1930 Ğ İslamköy'de çobanlık yapan Sülü bir an için koyunlarına vaatte bulunmayı bırakıp etrafına baktı ve etrafta da baya koyun olduğunu farketti ve siyasete atılmaya karar verdi.
********
Erkek mi kadın mı?
Öğretmen öğrencilerine sormuş; - Bilgisayar erkek mi dişi mi sizce?
Kız öğrenciler diyor ki;
- Bilgisayar erkektir. Çünkü bilgisayarlar aslında sorunları çözmek için yaratılmalarına rağmen, ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler. Daha da önemlisi, bunlardan bir tane aldığınız an, biraz daha sabretmiş olsaydınız çok daha gelişmiş bir modeline sahip olabileceğinizi görüp pişman olursunuz.
Erkekler diyor ki;
- Bilgisayar dişidir. Çünkü onun mantığını yaratıcısından başka kimsenin anlaması mümkün değildir.
Yaptığınız en ufak hatayı bile hafızasına kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar ve bir bilgisayar aldıktan sonra fark edersiniz ki, asıl parayı ona gereken aksesuarlar için harcamak zorundasınız.
************
*Kulağıma Küpe
Beni daha az övseydin, seni daha çok överdim.
Louis XIV
*Bir şeyin söylenmesini istiyorsanız erkekten, yapılmasını istiyorsanız kadından isteyin.
Sessizliğin faziletlerine öyle inanırım ki, susmak üzerine saatlerce konuşabilirim.
Altıncı katta oturan Temel'e postacı her gün bir mektup getiriyormuş. Cemal gıpta ile,
- Ne şanslı adamsın, her gün bir mektup geliyor.
- Bildiğin gibi değil, postacıya kızdım, her gün kendime bir mektup atıyorum.
*Abilerim Ne Demiş
Aşkın gelişi aklın gidişidir. Antoine Bret
Torna tezgâhının ustabaşısı işçinin karısına telefon etmiş..
"Size bir iyi, bir kötü haberim var.. İyi haber..
Kocanız bu sabah torna tezgâhına kapıldı.
Hastaneye gitti. Hayati tehlike yok..
İki günde çıkacak ve işine devam edebilecek, buna rağmen patron ona 50 milyar lira tazminat ödeyeceğini açıkladı.."
"Harika" demiş, kadın..
"Bunun kötü haber neresinde?.." "Bekleyin, daha neresinin koptuğunu söylemedim.."
| |
Röportaj: Ezgi BAŞARAN, Fotoğraflar: Sebati KARAKURT
Tartışmanın başlangıcı, Richard Holbrooke’un "Türkiye ve Malezya gibi hem Müslüman olup hem de seküler olunabiliyor" sözüydü belki.
Ne Malezyası dedik, biz laik bir devletiz, onlar değil ki! Bu cahil bir ifade, dedik. Fakat bir yandan AKP’nin 22 Temmuz’daki zaferi, Anayasa’daki türban ve laiklik değişikliği tartışmaları... Diğer yandan Malezya’dan gelen "Polis ramazanda oruç tutmayanları cezalandırıyor" haberleri... Başbakan Abdullah Bedevi’nin "Malezya bir İslam devletidir" sözleri... Her şey üst üste gelince, "Eyvah! Türkiye Malezya olabilir mi?" sorusu doğdu. Bazı yazarlara göre bu suni bir tartışma, bazılarına göre bunu konuşmanın tam zamanı. Şerif Mardin’e göre böyle bir ihtimal gerçekten var. "Türkiye Malezya olur mu" sorusunun cevabını bulmak için ilk önce Malezya’da gerçekten neler oluyor onu öğrenmeye çalıştık. Bunu için de, Malezya’da yoğun bir İslamlaşma var mı, iktidar ne diyor, güçlü İslam partisi PAS’ın tutumu ne, STK’lar ne yapıyor, liberal seküler kanadın fikri nedir, anlamak gerekiyordu. Sebati Karakurt ile Kuala Lumpur’a geldik, gözlerimizle görelim istedik. Bu yazı dizisinde, 3 gün boyunca gördüklerimizi okuyacaksınız.
İkİ Müslüman avukat Malik İmtiaz (37) ve Haris Bin Muhammed (47), 2006’da "11. Madde Hareketi" adlı bir sivil hareket başlattı. Hareketin adı, Malezya Anayasası’ndaki "Herkes istediği dini seçmekte ve yaşamakta özgürdür" maddesinden esinlenilmiş. Bu maddenin artık uygulanmadığını savunuyor ve Malezya’daki İslamlaşmaya, "şeriat"ın anayasanın üstünde tutulmaya başlanmasına karşı, 11 sivil toplum kuruluşunu aynı çatı altında buluşturuyorlar. Bütün bunlar yüzünden, aynı zamanda Ulusal İnsan Hakları Derneği’nin başkanı da olan Malik İmtiaz hakkında Ağustos 2006’da "İslam’ı aşağılıyor, katli vaciptir" yazan posterler Malezya’nın her köşesine dağıtıldı. Fakat o ve arkadaşı Haris Bin muhammed yılmadı, 11. Madde Hareketi olarak mitingler ve forumlar düzenlemeye çalıştı. Son iki miting polis tarafından engellendi, artık forum düzenlemeleri de yasak. "Şimdilik davamızı internet üzerinden yürütüyoruz, çünkü başbakan bu sivil hareketten hiç hoşlanmıyor" diyor. Malik ve Haris’le Malezya’daki İslamlaşma sürecinde kimlerin rol oynadığını, geçmişini ve geleceğini konuştuk. İşte anlattıkları:
İKİLİ HUKUK Malezya’da ikili hukuk sistemi var. Müslümanların evlilik, boşanma, miras gibi medeni konuları Şeriat Mahkemesi’nde görüşülür. Gerçi sivil mahkemelerde de 1970’lerin sonundan beri İslam’ı baz alan kurallar ve yasalar hep vardı. Örneğin "3 kez üst üste cuma namazına gitmeyen ya da oruç tutmayan bir Müslüman para cezasına çarptırılır" diyordu. Ama bu tamamiyle kağıt üstündeydi, hiç uygulanmıyordu. Çünkü 1980’lerde İngiliz eğitimi görmüş akıllı avukatlar ve hákimler vardı.
İSLAMCI RETORİK 1988’de, eski Başbakan Mahathir bin Muhammed, İslam partisi PAS’ı çok ciddi bir tehdit olarak görmeye başladı. Oylarını onlara kaptıracağını düşündü. Partisinin başına Enver İbrahim’i getirdi ve İslamlaşma trendini başlattı. Biz de iyi Müslümanlarız demek istiyordu. 2001’e geldiğimizde ise "Malezya İslam devletidir" deyiverdi.
METAMORFOZ OLDU Son 10 yıl içinde, İslam baz alınarak yazılan ve aslında hukukçuların umursamadığı yasalar, metamorfoz geçirip küçük böcekler halinde toplum hayatımıza sızdı. Gerçekten uygulanmaya başlandı. 10 yıl önce farklı dinden kişilerin evlenmesinde sorun yoktu. İsteyen din değiştirebiliyordu. Şimdi ise bir Müslüman’ın bir Budist ile evlenmesine, din değiştirmesine imkan yok.
MÜSLÜMANLAR HARİÇ Malezya Anayasası’nın 11. maddesi şöyle der: "Herkes istediği dine inanmakta ve ibadet etmekte özgürdür." Fakat 1999’da Yüksek Mahkeme bu maddedeki "herkes" kelimesinin anlamını değiştirdi: "Herkes ama Müslümanlar hariç." Müslümanlar din değiştirmek istiyorlarsa şeriat mahkemesine gidecek bundan böyle dediler. O yıl din değiştirip bir Hıristiyanla evlenmek isteyen Lina Joy’un hüsranla biten hukuk savaşı bunun ilk örneğidir.
HÁKİMLER YAPIYOR Nüfus kağıdına, "Dini İslam’dır" ibaresi eklendi. Müslümanların yaşam biçimini etkileyen konularda sivil mahkemeler bir anda ortadan kayboldu, yetkiyi Şeriat mahkemelerine devretti. Anayasa resmen çarpıtılmaya başlandı. Bazı hákimlerin şöyle dediğini duyuyoruz: "Önce Müslüman’ım sonra hákim."
YAVAŞ VE DERİNDEN İslamlaşma programı, hem devlet hem de başsavcı ve hukuk adamları tarafından yürütülüyor. Yavaş ve derinden, yeraltından ilerliyorlar. Anayasa değişmedi, ama onu yorumlayanların ve uygulayanların kafa yapısı değişti. Şimdi de toplum hayatına sızdı.
ARAPLAŞMA YAŞANIYOR İslamlaşmanın ötesinde Araplaşma yaşıyoruz. Ahlak polisi daha görünür hale geldi, hayata müdahale etmeye başladı. Artık türban takmayan Müslüman kadınlar garipseniyor. Geçen sene dini ne olursa olsun kadın polislerin türban takması zorunlu hale geldi.
ASLINDA AZINLIK AMA Aslına bakarsanız radikal İslamcıların azınlık olduğunu düşünüyorum. Ama sesleri çok gür çıkıyor. Sessiz çoğunluk ise dışlanmamak için onlara uyuyor. Şehirdeki aydınlar, "İslamcılık asla Malezya’ya hákim olamaz" deyip gülüp geçiyorlar. Ama böyle şeyler hız kazandıktan sonra durdurulamıyor.
Türban 10 yılda yüzde 80’e ulaştı
ÜLKENİN yüzde 50’ı Malay, yüzde 30’u Çinli, yüzde 8’i Hintli. Yüzde 61’i Müslüman, yüzde 19.2’si Budist, yüzde 9.1’i Hıristiyan, yüzde 6.3’ü Hindu. Başkent Kuala Lumpur’da, Malezya’nın farklı etnik yapılarının hepsi, kendi kimliğini, kültürünü ve dinini yaşıyor. Malezya’da türbanlı kadınların sayısı, son 10 yıl içinde yüzde 10’dan 80’e ulaşmış. Metroda karşılaştığımız genç kız Surinia, türban takma gerekçesini şöyle açıklıyor:
"Çünkü normal olan bu. Biz Malayların yaptığı böyle, ailem, arkadaşlarım, komşularım hepsi türbanlı."
Fakültede bacılar ve erkekler
Üniversite "Brothers-Sisters" yani "erkek kardeşler" ve "kız kardeşler" diye ikiye ayrılmış. Kütüphanedeki, kantindeki, bilgisayar odasındaki masaların üstünde kimin nereye oturacağı yazıyor, yani bir kız "Brothers" yazısı yapıştırılmış masaya oturamaz. Üniversitenin girişinde kıyafet kurallarını anlatan büyük bir afiş var. Erkekler gömleği pantolonun içine sokacak, kadınlar türban takıp bol kıyafetler giyecek, ağır makyaj yapmayacak, açık ayakkabı giymeyecek.
ORUÇ POLİSİ
Malezya’da kadın polislerin türban takması zorunlu. "Oruç Polisi" adıyla tüm dünyada haber olan ekip ise, polisin dinden sorumlu bir birimi. Oruç tutmayanları ve iftar vaktinden önce Müslümanlara servis veren lokantaları tespit etmekle görevliler.
SOKAK İZLENİMLERİ
Petronas’tan uzaklaşınca İslami baskı hissediliyor
BAŞKENT Kuala Lumpur’un en kalabalık yeri olan Bugit Pintag’taki ışıklarda 3 türbanlı kadının yanında, süper minisi ve göbeğini açıkta bırakan dar bluzuyla duran Çinli kızın belki konuşacak fazla ortak konusu yok. Ama aynı kenti rahatlıkla paylaşıp yan yana yeşil ışığın yanmasını bekliyorlar. Ramazan olmasına rağmen gün içinde sokakta yemek satılıyor, Müslüman olmayanlar hapur hupur yiyor. Kendilerine ayrılmış özel restoranlarda içki içebiliyor, sarmaş dolaş oturabiliyor.
İKİNCİ SINIF Fakat şehrin vitrini haline gelen Petronas Kuleleri’nden uzaklaşıp, turistik olmayan bölgelerine doğru ilerledikçe işin rengi değişiyor. Son birkaç yıldır İslam’ın bir devlet politikası olduğunun vurgulanması, Çinli ve Hindu vatandaşların kendilerini ikinci sınıf hissetmesine neden olmuş. Açıkça söylenmese de Malezya Anayasası’ndaki "Malezya’nın resmi dini İslamdır" ibaresi de Malay’ların ülkenin gerçek sahipleri olduğunu bir şekilde hissetmeleri, bunun teminatını Anayasa’da görmek istemelerinden kaynaklanıyor. Özellikle Çinli nüfusun ekonomik olarak güçlenmesine karşı da, Malaylara pozitif ayrımcılık uygulanıyor.
PET ŞİŞENİ SAKLA Şehrin devasa reklam panolarında hep türbanlı kadın kullanılıyor. Afişlerde Malayca’nın altında bir de Arapçası da yazılı. Bütün alışveriş merkezlerinde mescid bulunması zorunlu. Şehrin diğer ucundaki Malay İslam Üniversitesi’ni ziyaret ettiğimizde elimdeki su şişesini saklamam öğütleniyor. Ramazanda oruç tutmadığımı ima eden bütün ipuçlarını yok ediyorum ki rahatça dolaşabilelim.
DAVUTOĞLU’NUN KIZLARI Başbakan Tayip Erdoğan’ın eski Başdanışmanı Ahmet Davutoğlu’nun kızlarını okuttuğu bu üniversitede çalışan, adını vermek istemeyen yabancı bir hocanın söylediğine göre burası Malezya’nın İslamlaşma sürecinde önemli rol oynuyor, bir sürü genç mümin yetiştirip topluma servis ediyor. Karşılaştığımız erkek öğrenciler, kadın olduğum için elimi sıkmaktan kaçınıyor.
| <CNN (ABD) New York Times (ABD) Usa Today (ABD) Washington Post (ABD) Der Spiegel (Almanya) Die Welt (Almanya) The Australian (Avustralya) Le Soir (Belçika) Jornais do Brasil (Brezilya) China Online (Çin) Lemonde (Frana) Liberation (Fransa) Dernieres Nouvelles d'Alsace (Fransa) Tous les journaux (Fransa) The Sun (İngiltere) Guardian (İngiltere) Periodicos (İspanya) Giornale (İtalya) Corriere Della Sera (İtalya) Japan Times (Japonya) Ahram (Mısır) Dawn (Pakistan) Jornais Portugueses |