Bu Blogda Ara

4 Eylül 2007 Salı

eger/alıntı


"Eğer
Bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
Ve bunun sebebini senden bildikleri zaman,
Eğer sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;
Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir
Ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;
Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan
Veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen,
Ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan,
Bütün bunlarla beraber ne çok iyi nede çok akıllı görünmezsen;
Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,
Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen,
Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
Ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;
Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından
Ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen,
Ya da Ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür
Ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;
Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
Ve bir yazı tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen;
Ve kaybedip yeniden başlayabilir
Ve kaybın hakkında bir kelimecik olsun bir şey söylemezsen;
Eğer kalp, sinir ve kaslarını eskidikten çok sonra bile işine yaramaya zorlayabilirsen
Ve kendinde "Dayan" diyen bir iradeden başka bir güç kalmadığı zaman
dayanabilirsen;
Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,
Ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen;
Eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitemezse;
Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı, almış saniyede koşarak doldurabilirsen;
Yeryüzü ve üstündekiler senindir
Ve dahası, sen bir İNSAN olursun oğlum."
Rudyard Kipling

2 Eylül 2007 Pazar

Cumhuriyet filmi

Cumhuriyet filmi
İnternette bir film sahnesi dolaşır dururdu... Belki o zaman fazla bir şey ifade etmezdi. Ama şimdi durum değişti. Cumhuriyet filmine ait olan bu parçada iki kişi konuşuyor. Biri ötekine diyor ki:
- Yeni anayasayı okudun mu? Devlet şeklinin cumhuriyet olduğunu belirten maddenin değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecekmiş. Artık cumhuriyeti yasal olarak değiştirmek mümkün değil.
Öteki kişi cevap veriyor:
- Biz de cumhurbaşkanını değiştiririz...

malezya /ılımlı islam



'Ilımlı İslam'a model olarak gösterilen Malezya'da hükümet, hukuk reformu kapsamında şeriat hükümlerine yer verilmesini öngören bir plan üzerinde çalıştığını açıkladı. Anayasadaki laiklik ilkesi de kaldırılıyor


Amerikalı diplomat Richard Holbrooke'un Türkiye ile birlikte "ılımlı İslam ülkesi" kategorisinde gösterdiği Güneydoğu Asya ülkesi Malezya'da şeriat düzenine geçilmesi tartışılmaya başlandı.
Daily Telegraph'ın haberine göre, önceki gün, İngiliz yönetimine son verilip bağımsızlık ilan edilmesinin 50. yıldönümü kutlamaları yapılan Malezya'da hükümet hukuk sisteminde büyük değişiklik yaratacak bir dizi reform yapmaya hazırlanıyor. Bu kapsamda açıklamalarda bulunan Başbakan Abdullah Bedevi, ülkenin İngiliz sömürgesi olduğu dönemden kalma anayasasında yazılı olan "Malezya laik bir devlettir" maddesinin değişebileceğini kabul etti.
Başkent Kuala Lumpur'da yapılan bir konferansta konuşan Malezya Yüksek Mahkemesi Başyargıcı Ahmed Fayruz da bağımsızlığın kazanılmasından bu yana geçen 50 yıl içinde Malezya'nın sömürgeciliğin kıskacından çıkamadığını savunarak, şeriatın hukuki boşlukları doldurmak amacıyla mevcut huhuk sistemine aşılanması gerektiğini bildirdi. Ahmed Fayruz, şeriat hükümlerinin özellikle örf ve adete dayanan hukuksal düzenlemelere monte edilmesini istedi.

Bazı bölgelerde uygulanıyor

Şeriat hükümleri Malezya'nın bazı bölgelerinde halen uygulanıyor. Şeriat çok sık olmasa da ara sıra Müslüman olmayanların davalarında da geçerli oluyor. Örneğin geçen temmuzda 21 senedir evli olan 6 çocuklu Müslüman-Hindu çiftin birliktelikleri yerel yetkililer tarafından şeriat hükümlerine dayanılarak hukuksal yoldan sonlandırıldı.
Malezya'da nüfusun çoğunluğunu oluşturan Malaylar anayasal olarak Müslüman kabul ediliyor ve din değiştirmeleri yasaklanmış bulunuyor. Nüfusun yüzde 40'ını da Çin ve Hint kökenliler oluşturuyor. Ayrıcalıklı vatandaş sayılan Malaylar daha kolay iş bulup, kredi olanaklarından yararlanabiliyor. Ev sahipleri, Malaylardan daha düşük kira talep ediyor. Radikal İslamlaşma yönündeki son gelişmelerin Çin ve Hint kökenli Malezya vatandaşlarını alarma geçirdiği belirtiliyor.



Bağımsızlığının 50. yılını kutladı

Malezya'nın İngiltere'den bağımsızlığını kazanmasının 50. yıldönümü kutlamaları önceki gün başkent Kuala Lumpur'un Merdeka Meydanı'nda yapılan resmi geçitle son buldu. Tören kıtası geçişini, Sultan Mizan Zeynel Abidin (ortada), Kraliçe Nur Zahirah ve İngiltere Prensi Andrew (solda) birlikte izledi.

Bir Atatürk daha lazım olacak!/rahmi turan



Bir Atatürk daha lazım olacak!


HİÇ kimse düşmansız değildir ama bizim düşmanımız çok. Neden kızıyorlar?

Borçlarımız hızla artıyor, ürkütücü boyutlarda cari açık veriyoruz, "Bu borçlanmanın sonunda toprak bütünlüğümüz tehlikeye girecek" diye uyarıyoruz ya... Bu yüzden bize düşman oluyorlar. Öfke ve tehdit mesajları, borçlarımızı azaltmaz ki...

Biz gerçekleri anlatmaya devam edeceğiz. Her köpeğin havlamasında duracak olursanız, yolunuzun sonu hiç gelmeyecek demektir.

Ülkemiz adına beni en korkutan olay, borçlarımızın hızla artmaya devam etmesidir. Oysa tatlı vaatler, aptalları mutlu kılıyor, borçlara kimse aldırmıyor!

Biz tarihte borç yüzünden koca imparatorluğu kaybetmiş bir ulusuz. Bu yüzden, borca karşı daha hassas olmamız ve borçtan korkmamız gerekir ama nerede o basiret?

Dünyanın en borçlu ülkelerinden olan Türkiye, borçla bulduğu kaynakları "hovardaca harcayan" ya da kaynaklarını "insafsızca hortumlatan" ülkeler sınıfında yer alıyor.

* * *

Osmanlı Devleti’nde ilk borçlanma 1854 yılında başladı. Sonra çöküş hızla gerçekleşti.

Yeminli Mali Müşavir Hüseyin Perviz Pur’un "Türkiye’nin Borç Prangası" adlı eserinde Osmanlı döneminde dış borçların dökümü şöyle gösteriliyor:

1854 Borçlanması 5 milyon İngiliz Sterlini

1855 Borçlanması 5 milyon İngiliz Sterlini

1858 Borçlanması 5 Milyon İngiliz Sterlini

1860 Borçlanması 40 milyon Fransız Frangı

1862 Borçlanması 200 milyon Fransız Frangı

1863 Borçlanması 200 milyon Fransız Frangı

1865 Borçlanması 150 milyon Fransız Frangı

1869 Borçlanması 125 milyon Fransız Frangı

1871 Borçlanması 5.7 milyon İngiliz Sterlini

1872 Borçlanması 12 milyon Osmanlı Altını

1873 Borçlanması 22 milyon Osmanlı Altını

1874 Borçlanması 19 milyon Osmanlı Altını

1877 Borçlanması 5 milyon İngiliz Sterlini

1886 Borçlanması 6.5 milyon Osmanlı Altını

1888 Borçlanması 30 milyon Alman Markı

1890 Borçlanması 5 milyon Osmanlı Altını

1894 Borçlanması 40 milyon Fransız Frangı

1896 Borçlanması 3.2 milyon Osmanlı Altını

1903-1905-1908-1909-1910-1911-1913-1914-1915-1920-1922 borçlanmaları (Toplam 80 milyon Osmanlı Altını).

O tarihte IMF yoktu ama ona benzeyen Düyun-u Umumiye vardı. Yabancıların yönetimindeki Düyun-u Umumiye ile Osmanlı Devleti’nin tüm egemenlik haklarına el konularak devlet sadece ismen bırakılmıştı.

Sonunda yurdumuz yabancılar tarafından paylaşıldı. Kurtuluş Savaşımız zaferle bittikten sonra Düyun-u Umumiye belasından kurtulduk. Borçları Cumhuriyet idaresi ödedi. Allah razı olsun Atatürk’ten.

Aradan yüz yıla yakın zaman geçtikten sonra şimdi Türkiye yine sürekli borçlandırılıyor.

2003 yılında 258 milyar dolar olan devletin tüm borcu, bugün toplam 410 milyar dolara yükseldi. Rakamlar ortada. Hem kanımız emiliyor, hem de borçlarımız artıyor. Bu gidişle bir Kurtuluş Savaşı daha yapmamız gerekecek ama... Bir Atatürk daha nereden bulacağız?

Dünyada, refahını artıramayan tek ülke Türkiye. Ve pembe tablolar çizilmeye devam ediliyor, halkımız da çektiği sıkıntılara rağmen buna inanıyor.

Ben bu işten bir şey anlamadım!

pazar nesesi

Temel ve aslan

TEMEL, hayvanat bahçesinde gezerken açık bulduğu bir kafesten içeri dalmış.

- Hoop dur ne yapıyorsun? Orası aslan kafesi

diye bağırmışlar. Temel geri dönmüş;

- Sanki aslaninuzu yeduk!..



Hasta Fenerbahçeli

HASTA FB’li olan kocasının, kendisine karşı ilgisizliğinden yakınan kadın, psikiyatra gitmiş.

- Eşimin gözü, Fenerbahçe’den başka bir şeyi görmüyor. Hafta sonu maçlarına gidiyor. Akşamları TV’de ya spor saatlerini izliyor ya da gazetelerin spor sayfalarını okuyor. Sonra da yatıp uyuyor. Ben var mıyım, yok muyum hiç farkında değil. Bana ne tavsiye edersiniz?

- Çözümü gayet basit. Akşam yatağa girdiğinizde, rakip takımın formasını giyin ve eşinizi bekleyin...

Aradan bir ay geçmiş, aynı kadın yine morali bozuk şekilde, psikiyatra gitmiş;

- Öneriniz üzerine, dediğinizi yaptım. Rakip takımın formasını gören eşim, aniden canavarlaştı. İlgisi, tahmin edemeyeceğiniz kadar arttı. Sabaha kadar beni perişan ediyor. Bu kez de aşırı ilgisinden şikayetçiyim. Bana ne tavsiye edersiniz?

- Bunun çözümü de çok basit. Akşam yatağa girerken, Fenerbahçe formasını giyin.

Kadın akşam yatağa girerken FB formasını giymiş. Eşi yatak odasına girdiğinde, bir de bakmış ki eşinin üzerinde FB forması var. Gülümseyerek konuşmuş;

- Gördün mü; biz işte adamı, böyle Fenerbahçeli yaparız...

Beşiktaş-Galatasaray

ADAM Beşiktaş-Galatasaray maçına zar zor bilet bulmuş, kalabalık seyirci arasından tribünde yerine oturmuş. Aradaki boş koltuğu görünce, onun yanında oturan adama sormuş;

"Afedersiniz burası boş mu?"

"Maalesef boş" demiş adam, "Orası rahmetli karıma ait, 1980’den beri her derbiye birlikte gelirdik..."

"Vah vah çok üzüldüm. Bari yer boş kalmasaydı, bir arkadaşınızı, yakınınızı getirseydiniz hiç olmazsa..."

"Mümkün değil... Şu anda hepsi karımın cenaze töreninde..."


Üç çeşit dost

BAKİ’ye dostları, "kaç çeşit dost olduğunu" sorarlar. Baki "üç çeşit dost vardır" der;

1- Bir dost vardır, gıda gibidir, sen onu her gün ararsın.

2- Bir dost vardır, ilaç gibidir, gereğinde ararsın.

3- Bir dost daha vardır, hastalık gibidir, o seni arar!..

Günün Sözü

Hayatı yaşamanın iki yolu var. Biri hiçbir şey mucize değilmiş gibi yaşamak. Diğeri her şey mucizeymiş gibi yaşamak...

Albert Einstein

27 Ağustos 2007 Pazartesi

şiir resim

Aldıklarımızla hayatımızı kazanırız... Hayatı hayat yapan ise verdiklerimizdir...
Arthur Ashe
******
"Yarınlarımız karanlık olmasın" , Fotoğrafçı : SERDAR ÖNAL


bir dost bulamadım
Sokrates bir ev yaptırmış nasılsa;
Eş dost başlamış kusur bulmaya:
Kimi içini beğenmemiş:
Kızmayın ama demiş;
Şanınıza layık değil odaları.
Kimi cephesine çatmış:
Karşıdan görünüş berbatmış.
Hepsine göre de çok darmış bu ev.
Kim sığarmış bu kulübeye?
Koca Filozof,
Ah demiş, keşke bu evin alabileceği kadar
Gerçek dostum olsa!

Sokrates'in sözü yerinde;
Bir ev dolusu gerçek dost nerede?
Sözde herkes dost, ama gel de inan.
Dosttan bol şey de yok dünyada,
Dosttan az şey de
La Fontaine

"İŞ'te Hayat" , Fotoğrafçı : HAKAN YAŞAR




"Silifke'de Gün Batarken.." , Fotoğrafçı : Egemen ERKANLı



25 Ağustos 2007 Cumartesi

AKP'den 1200 yıl önceBir
























Metin MÜNİR




AKP'den 1200 yıl önceBir ankette "Dünyayı ve evreni anlayabilmek için din kitapları mı, bilimsel buluşlar mı önemli?" diye sorulduğunda AKP seçmenlerinin yaklaşık yüzde 60'ı "Din kitapları" demiş.Bu, aklıma birkaç ay önce okuduğum bir kitabı getirdi. Kitap, insanlığın ağrıya çare bulmak için verdiği mücadelenin tarihini hikâye ediyordu.* İçinde İslam bilim adamlarının tıbba, özellikle ağrı kesici ilaçlara ve yöntemlere sekizinci yüzyıldan itibaren yaptığı katkıyı anlatan bir bölüm de vardı.Abbasi Halifesi Harun Reşid'in (763-809) saltanatı esnasında Bağdat dünyanın en büyük ve uygar kenti haline gelmişti. Batı Roma İmparatorluğu yıkılmıştı. Cermen, Keltik, Frank, Slav ve Moğol aşiretleri Avrupa'da Klasik çağlardan insanlığa kalan eserleri tahrip etmek için adeta bir yarış içindeydiler. Bu arada Avrupa sahnesinde Müslüman gezginler belirdi. Bunlar Reşid'in barbarların elinden kurtulan eski klasik elyazması kitapları satın almaları için yolladığı bilginlerdi. Büyük bir inatla aranan eserler Bağdat'a taşındı. Orada özel eğitim görmüş çevirmenler tarafından Arapçaya çevrildiler. Çevrilen kitaplar arasında sadece bilim, tıp ve mühendislikle ilgili eserler değil, şiir ve felsefe yazmaları da vardı.Bilimden kopmak...Büyük İslam âlimleri bu devirde ortaya çıkmaya başladı. İslam tıbbının altın çağı da tıbbın babası olarak bilinen Hipokrates'e (MÖ 460-370) kadar dayanan bilgilerin Arapçaya çevrilmesiyle açıldı.Arap uygarlığı Moğolların 1258'de Bağdat'ı talan etmesiyle çöküşe geçti ve bir daha canlanmadı. Daha sonra gelen Osmanlılar kendi sanat ve mimarilerini yarattılar ama bilime önem vermediler. Kitapta bunlar yazıyordu.Demek ki 1200 yıl önce Müslümanlar Türkiye'deki insanların çoğunluğunun hâlâ anlayamadığı bazı gerçeklerin farkındaydılar. Dünyayı ve evreni anlayabilmek için bilim kitapları din kitaplarından önemlidir. Para gibi, bilginin de dini yoktur. Bilimden kopmak yarıştan kopmaktır. O zamanlar, Peygamber'in "İlim Çin'de bile olsa arayınız" demesinin üzerinden çok zaman geçmemişti. Müslüman olmak geri kalmış olmakla eşanlamlı değildi.AKP milletvekillerinin ve müstakbel kabine üyelerinin yüzde 60'ı da dünyayı ve evreni anlayabilmek için din kitaplarının bilimsel buluşlardan önemli olduğuna inanıyorlarsa karanlık çağlara hazır olmamız gerek demektir.* The Worst of Evils The Fight Against Pain (Kötülüklerin En Belası Ağrıyla Savaş) Thomas Dormandy.



22 Ağustos 2007 Çarşamba

Sıkmabaş nedir?.. Ne değildir?..

Bir defa adını doğru koyalım.. Türban değil.. Çünkü türban başka bir şey ve yüz yıllardır var.. Nedir türban?..
Bir Hint dini inanışı Sih (Sikh) erkeklerinin baş bağlama şekli.. Dikkat buyurun erkeklerinin. Kadınlarının değil. Sih kadınları, bizim sıkmabaşı andıran çift örtü ile kaparlar başlarını.. İçte saçlarını saran sıkı örtü, dışta, bizim Anadolu usulü bağlanmış ikinci örtü. Boyna dolanmış, sıkılmış değil, boyunda gevşek düğümlenmiş..
Yüzyılın başlarında, o zaman dünya modasını yöneten Paris, Sih erkeklerinin serpuşunu stilize ederek bir kadın başlığı yaptı, adına da "Tulip/ Lale"den türeyen Türban dediler. Paris sosyetesi türbanlandı.
Türkiye o zamanlar, Fransa'yı yakından izliyordu. Türban İstanbul sosyetesine de geldi. Ankara da sevdi. Üst düzey yönetici ve bürokrat hanımları kullanmaya başladılar.
Türban Köşk'e de çıktı. Mevhibe Hanımı zarif türbanı ile hatırlıyorum. Köşk davetlerine katılan türbanlı hanımları da..
O Paris modası türbanın herhangi bir dinle uzaktan yakından ilgisi yoktu. Bir kadın başı olarak, Sih de değildi çünkü..
Bizde, yakında Köşk'e çıkması beklenen ve kim ne derse desin ülkeyi karıştıran siyasal İslam simgesi örtünün adı, sıkmabaş..
Mucidi Şule Yüksel Şenler adlı ünlü kadın yazar.. Çıkış noktası, Ege adalarındaki Ortodoks Yunan kadınlarının başlarından esinlenen, Lübnan kökenli küçük bir İslam tarikatının baş örtüsü.. Şule Yüksel görüşleriyle birlikte başlığını da yaydı. Giderek belirli bir tarikatın simgesi oldu. Siyasete girdi. Erbakan'ın Milli Görüşçü kadınlarının üniformasına dönüştü.. Sıkmabaş üzerine giydikleri yere kadar uzanan mantolar, ya da cübbeler, siz adını ne koyarsanız koyun, renkleri ile tarikat, cemaat farklarını belirlediler.. Yeşil, gri, pembe ve saire..
Sıkmabaş yayılırken, manto ve cübbeler önce kısalmaya, sonra tümden yok olmaya başladılar.. Çünkü artık sebep dini tarikat ve cemaat mensubiyeti değildi.
Sıkmabaşlıların yaş ortalaması düştü.. İyice gençleştiler.. Ve günün birinde sıkmabaş genç kızlar arasında, bir dini inancın ötesinde, bir moda, tam tersine, bir dikkat çekme, kendine baktırma yöntemi olarak kullanılmaya başlandı.
Bakınız, dini örtünmenin sebebi belli.. Erkeğin dikkatini çekmemek, onu tahrikten kaçınmak, kadınlığını mümkün olduğu kadar saklamak için örtüneceksin.. Kadın saçı bile cinsel öge kabul edildiğinden, onun da örtülmesi gerek..
Şimdi soruyorum..
Ayakta Gucci papuçlar, elde Ralph Loren çanta, daracık belde markası 40 metreden okunan Dona Caran kemerli bir genç kızın kafasındaki parlak, ışıltılı Hermes eşarp nasıl bir örtünme, dikkatten kaçma olur söyler misiniz?..
Buna bir de yüzdeki pahalı ve abartılı makyajı, alttaki daracık pantolon ve üstündeki rengârenk bluz veya ceketi ekleyin..
Hemen her gün Ortaköy'de Ertekin'de oturuyoruz.. Önümüzden yüzlerce, hele tatil günüyse binlerce insan geçiyor..
Minilisi var.. Beli bir karış çıplak olanı var. Pantolon diye tayt giymiş, nerdeyse çıplak havasında dolaşanı var.. Ama millet bunlara alıştı. Bakmıyor bile.. En çok dikkat çekenler, bu üzerinde her parlak rengi taşıyan Hermes eşarplı teenagerlar.. Yani lise üniversite çağındaki kızlar.. Onlara bakılıyor, onlar yanlardakine işaret ediliyor..
Neden?..
Çünkü bugün için onlar farklı ve yeni!..
Moda da bu değil mi zaten.. Farklı ve yeni olarak dikkati çekmek..
Okuyoruz.. Hayrünnisa Hanım'ın başlıklarını modacı Atıl Kutoğlu hazırlayacakmış. Sebep dinsel inançsa, modacı elinin ne işi var, First Lady'nin başında?.. Çünkü, kadın ve moda at başı gitmiş, tarih boyu..
Amacı fark yaratmak ve dikkat çekmek olan bir genç kızın, kadının dini sebeplerle örtündüğüne inanabilir misiniz?..
Bugün Hermes eşarplarını takıp, Bağdat Caddesi, Ortaköy, Bebek, Nişantaşı'nda piyasaya koşan genç kızların durumu bu..
Peki ya, eşler?..
Üst düzey siyasetçiler, yöneticiler ve bürokrat eşleri neden sıkmabaşlı?..
Çünkü gerçek.. Eşi sıkmabaşlı olmak, günümüzde yükselmenin önemli sebeplerinden biri.. Meclis'e girmenin de hatta.. AKP'de en önemli tercih sebebi, kimse inkâr etmesin. Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığı'nı eşinin sıkmabaşına borçlu.. Köksal Toptan Meclis Başkanı olunca, "Artık Köşk'e de sıkmabaşlı çıksın" denmedi mi?.. Söyleyin denmedi mi?..
Peki ama "Sıkmabaş bir siyasal simgedir. Gamalı haç gibidir. Sorun örtünmekse bin yıllık Anadolu kadını gibi baş örtüsü kullansana" kıyametlerine rağmen, Emine ve Hayrünnisa hanımlardan da işte bu teenagerlara kadar niye ısrarla Hermes markalı sıkmabaşta direniliyor?.
İşte en önemli noktaya geldik..
Çünkü klasik baş örtüsü, köylü kadınların, kenar mahallelilerin, eve ve işe gelen hizmetçi sınıfının başlığı kabul ediliyor... Onlardan ayrılmak, farklı olmak gerek ki, gören karıştırmasın..
Hele de markalı sıkmabaş, kentli, üst sosyal sınıf, sosyetik kadın başlığı.. Farkı hemen ortaya koyuyor ve "Ben kent soylu, okumuş ve ekonomik üst sınıftanım. Beni köylüler, kenar mahalleliler ve domestiklerle karıştırmayın" anlamına geliyor.
Yani sıkmabaş, baş örtülülerle sınıf farkının simgesi aslında, Siyasal İslamın sembolü olmanın da ötesinde..
Anlatabildim mi?..

hollwood türü islam

ılımlı islam
radikal islam
hollwood türü islam


Gül'e Guardian önerisi

Hayrünnisa Gül'ün first lady olması halinde nasıl giyineceği tartışmasına İngiliz The Guardian gazetesi de katıldı.
The Guardian gazetesi, "first lady" olması halinde Hayrünnisa Gül'ün türbanına "çağdaş" bir yorum getirmesi beklenen modacı Atıl Kutoğlu'nun "Sophia Loren tarzı"ndan esinlenebileceğini yazdı.
Gazete, "Ancak, geleceğin dindar 'first lady'sinin, Loren'inki gibi saçlarının bir kısmının gözükmesine izin verip vermeyeceği belli değil" yorumunu yaptı.
Gül'ün başörtüsünün, Abdullah Gül'ün ilk adaylığından bu yana siyasi bir tartışmaya neden olduğunu vurgulayan haberde, Türkiye'deki yasalara göre türbanın hükümet binaları ve üniversitelerde yasak olduğu, hatta Hayrünnisa Gül'ün bu nedenle AİHM'ye gittiği de hatırlatıldı.

Osmanlı motifi

Reuters haber ajansının Atıl Kutoğlu'yla yaptığı röportajda da Kutoğlu, Hayrünnisa Gül için, "çok şık ve modern bir gardırop hazırladığını" belirterek, "Kıyafetlerin taslak çizimlerinde şu andaki trendler ve çağdaş modayı, Hayrünnisa Gül'ün gelecekteki rolüne uygun bir şekilde bir araya getirmeye çalıştım" dedi. Gül için, "Pantolon takımından akşam kıyafetlerine kadar 10'dan fazla model tasarladığını" belirten Kutoğlu, bu tasarımlarda Osmanlı ve Türk motiflerinden esinlendiğini söyledi.

benim değill

Abdullah Gül benimde cumhurbaşkanım değil

kendisi (bütün oylar onun cumhur başkanlıgı için bile verilmiş olsa )%47 nin cumhurbaşkanı ,bu oylarla iktidar olunabilir ,bakan başbakan olunabilir ,vatandaşı oldugunuz toplum,bakanı oldugunuz devlet show için AİHM'ye bile şikayet edilir ve bakanı oldugunuz devletle mahkemelik bile olunur.
Fakat %100 uzlaşma isteyen bir makama CUMHURBAŞKANI OLAMAZSINIZ!
ZORLAMA İLE ANCAK %47 NİN OLURSUNUZ.
HANİ UZLAŞMACIİDİNİZ,
DEMOKRATTINIZ,
cumhuriyet DEGERLERİNE ÖZDE BAĞLI İDİNİZ,
BUNA SİZ BİLE İNANMIYORSUNUZ Kİ TÜSİAD'LA YAPTIĞINIZ TOPLANTIDA KONUŞMA YAPARKEN ROL YAPMIYORUM /HERKESİN BAŞKANI OLACAGIM DEME GERĞİ DUYDUNUZ,
BUGUNE KADAR HANGİ ADAY KAPI KAPI DOLAŞIP ATATÜRK İLKELERİNE VE LAİKLİĞE BAĞLI KALACAGINI YEMİN LERLE ANLATMA YOLUNU SECTİ,
ZATEN BİRADERİNİZ R.T.ERDOGAN DEMEOKRASİYİ ,CUMHURİYET DEĞERLERİNİ NE KADAR BENİMSEDİĞİNİZİ ,VE HEPSÖYLEDİĞİNİZ GİBİ NE KADAR DEĞİŞTİĞİNİZİ AŞŞAGIDAKİ CÜMLEDE BELLİ ETTİ
Senin değilse o zaman çık buranın vatandaşlığından."
İŞTE BUKADAR AMA UNUTTUĞUNUZ SİZ %47 SİNİZ ŞİMDİLİK( BUNUN İÇİNDE HER DEVRİN ADAMI,YAGDANLIKLAR,ŞAKŞAKCILAR YALNIZCA PARA VE ŞAHSİ MENFAATLERİNİ DÜŞÜNEN İŞADAMLARI VAR)ÜLKEYİ VE 100 SENE GERİYE GÖTÜRMEYE ÇALIŞIYORSUNUZ !
AMA BİZ BURDAYIZ GİTMESİ GEREKENLER AMERİKADA ÇOCUKLARI ÇALIŞANLAR,
BURSLA OKUYUP GEMİCİK ALANLAR ,
MUHASEBECİLİKTEN MİLYONLARCA DOLAR SERVETE SAHİP OLANLAR
ÜLKEYİ AVRUPAYA ŞİKAYET EDENLER
İŞTE NİHAYET GERCEK YÜZÜNÜZÜ GÖSTERMEYE BAŞLADINIZ!!!
***************
Ya beğen ya terk et
Melih AŞIK Açık Pencere
Bekir Coşkun Hürriyet'te: "Türban için Türkiye Cumhuriyeti'ni AİHM'ye veren Abdullah Gül benim cumhurbaşkanım değildir..." demişti. Başbakan Erdoğan bu sözleri Uğur Dündar'la röportajında yanıtladı:
"Maalesef edep adap bilmeyenler de var. Onu diyebilen insanın önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkması lazım. Çünkü bu ülkede cumhurbaşkanı kim olursa olsun hepimizin cumhurbaşkanıdır. Senin değilse o zaman çık buranın vatandaşlığından."
* * *
Seçim gecesi verilen "Herkesi kucaklayacağız" sözü buraya kadar. Ya bizi beğen ya vatandaşlığı terk et. Yeni slogan bu... Vatandaşlıktan öncelikle çıkması gereken ise Fikret Otyam'dır. Ne demişti bir zamanlar:
"Duvarıma resmini asabileceğim, göğsümü gere gere işte bu benim cumhurbaşkanım diyebileceğim bir cumhurbaşkanı istiyorum."
Otyam, hiç kuşku yok Gül'e bakarken de aynı şeyleri düşünmektedir. Vatandaşlıktan atılmalıdır! Ne demokrasi değil mi? Kaldı ki Cumhurbaşkanı Sezer'den sabah akşam yakınan, meydanlarda onu halka şikâyet eden ve o muhterem adamın yuhalanmasına sebep olan kişi de Tayyip Erdoğan'ın kendisidir. Sezer'den hiç "Benim cumhurbaşkanım" diye söz ettiği duyulmamıştır. Şimdi şu talebe bakın; Abdullah Gül'e "Benim cumhurbaşkanım" demeyen vatandaşlıktan çıksınmış... Ne diyelim? Tramvay demokratlığı işte buraya kadar...

Para - borsaile ilgili herşey

sitene html kodları

HTML KODLARI SEÇ BEĞEN

arama motoruna ücretsiz kayıt

URL Submitter - URL Kay�t
Google AllTheWeb BuildTurkey
InfoTiger Rediff ScrubTheWeb
EntireWeb ExactSeek Splatsearch
WhatUseek TrueSearch GigaBlast
-------------------------------------------------------------

ARAMA MOTORLARINA DİREK KAYIT

URL KAYDET. 1. http://search.yahoo.com/info/submit.html Yahoo! Search 2. http://search.msn.com/docs/submit.aspx?FORM=WSDD2 MSN 3. http://www.google.com/intl/en/addurl.html Google 4. http://www.about.com/gi/pages/homehc.htm#c4 About 5. http://www.dmoz.org/add.html Open Directory 6. http://www.accoona.com/submit.html Accoona 7. http://www.exactseek.com/add.html ExactSeek 8. http://www.scrubtheweb.com/addurl.html ScrubTheWeb 9. http://www.snap.com/about/site.php?last_link_type=about Snap 10. http://www.searchsight.com/submit.htm SearchSight 11. http://www.searchit.com/addurl.htm SearchIt 12. http://www.buzzle.com/suggest_basic2.asp Buzzle 13. http://www.entireweb.com/free_submission/ EntireWeb 14. http://www.whatuseek.com/addurl-secondary.shtml What U Seek 15. http://www.ezilon.com/ezilon_url_submission.htm Ezilon 16. http://www.gimpsy.com/gimpsy/searche...check_free.php Gimpsy 17. http://www.dirone.com/add_link_m.php dirOne 18. http://www.websquash.com/cgi-bin/sea...l?Mode=AnonAdd WebSquash 19. http://www.abilogic.com/how-to-suggest-a-site.php AbiLogic 20. http://addurl.amfibi.com/ Amfibi 21. http://www.01webdirectory.com/submit.htm 01WebDirectory 22. http://www.netinsert.com/en/insert.html NetInsert 23. http://www.mavicanet.com/ MavicaNET 24. http://www.searchhippo.com/addlink.php SearchHippo 25. http://www.worldsiteindex.com/ World Site Index 26. http://www.dailyorbit.com/add.htm DailyOrbit 27. http://www.nationaldirectory.com/addurl/ NationalDirectory 28. http://www.tygo.com/websites/FreeSubmitURL.aspx TYGO 29. http://www.mixcat.com/addurl.php MixCat 30. http://www.aeiwi.com/submit.html Aeiwi 31. http://www.illumirate.com/add_your_site_exp.cfm IllumiRate 32. http://www.infotiger.com/addurl.html Info Tiger 33. http://www.towersearch.com/addurl.php TowerSearch 34. http://www.splatsearch.com/submit.html SplatSearch 35. http://www.subjex.net/submit_url.html Subjex 36. http://www.qango.com/dir/addurl.html Qango 37. http://www.zeezo.com/Listings/New.aspx Zeezo 38. http://www.canlinks.net/addalink/ CanLinks 39. http://www.webbieworld.com/signup.asp WebbieWorld 40. http://www.searchking.com/add_new.htm SearchKing 41. http://www.amray.com/cgi/amray/addurl.cgi AMRAY 42. http://www.go4.it/listing.asp Go4.it 43. http://www.cipinet.com/addurl.html Cipinet 44. http://www.hedir.com/submit-help.html Hedir 45. http://www.walhello.com/addlinkgl.html Walhello 46. http://www.linketeria.com/submitsite.htm Linketeria 47. http://www.claymont.com/login/login.asp?img=y Claymont 48. http://www.jdgo.com/add.html JDGO 49. http://www.spheri.com/tc143as.php?sid=0 Sphericom 50. http://www.kaspie.com/web.html Kaspie