Bu Blogda Ara

9 Ağustos 2007 Perşembe

satılık emlak,mecidiyeköy kelepir ofis








hasmet
gsm:05357134939



7 Ağustos 2007 Salı

güzel sözler

Mahatma Gandi
'Dünyada değişmesini istediğiniz ilk şey kendiniz olmalıdır.
'


****Jim Stovall
' Başkalarının neler yaptığının farkında olmanız, çabalarını alkışlamanız, başarılarını takdir etmeniz ve arayışlarında onlara yardımcı olmanız gerekir. Hepimiz birbirimize yardım edersek herkes kazanır.'**

Prof. Dr. Hikmet Özdemir tarafından yazılan "Komutan ve Evlatları".

Bülent çiziyor




emin çölaşan

SEVGİLİ okuyucularım, bugün size mutlaka okumanız gerektiğine inandığım çok güzel ve çok ilginç bir kitaptan daha söz edeceğim.

Prof. Dr. Hikmet Özdemir tarafından yazılan "Komutan ve Evlatları".

Bu kitabı, haberlerini her gün medyadan izlediğimiz ANKA Ajansı, bir kültür yayını olarak çıkarmış. (www.ankaajansi.com.)

Kitap, Çanakkale cephesinde önce 19. Tümen komutanı, sonra da Kolordu düzeyinde Anafartalar Grubu Komutanı olarak görev yapan Yarbay Mustafa Kemal’i belgelerle, Türk ve yabancı kaynaklardan alıntılarla anlatıyor.

O Çanakkale cephesi ki, Birinci Dünya Savaşı’nda dört yıl boyunca yenilmediğimiz tek cephe olarak tarihte yerini almış durumda.

Galiçya, Kafkas, Doğu Anadolu, Suriye, Irak, Filistin cephelerinin tümünde yenildik ve 1918 yılında teslim anlaşmasını imzaladık. Düşman orduları sadece Çanakkale’yi geçemeyip geri çekildi.

Yarbay Mustafa Kemal, Çanakkale cephesinde sadece düşman ordularıyla değil, kendi çıkarları için Mehmetçiği harcamaya kalkışan müttefikimiz Alman komutanlarla da boğuştu ve emirlerine karşı çıktı.

* * *

İsmi düşman ülkelerin raporlarında, düşmanlarının kitaplarında sık sık yer aldı. Sir Winston Churchill, 1923 yılında yayınlanan kitabında şöyle diyordu:

"Mustafa Kemal 9 Ağustos günü Anafartalar’daki başarılı harekátından sonra geceyi, bu paha biçilmez sırtı alma hazırlığı içinde büyük çaba harcayarak geçirmiştir. Bizzat yönettiği şiddetli baskın hücumu ile bu dar bölgede yerleşmiş olan bin kişilik İngiliz kuvvetini yok etmiştir. Türkler Conkbayırı’nı aşmışlar ve zaferin sonuna kadar da orada kalmışlardır.

Bu başarı, perdeyi kapatan olaydır."

Cumhuriyet kurulmuş ve Atatürk Cumhurbaşkanı olmuştu. O zaman bile geçmişin düşmanları makamına geliyor ve Çanakkale olayı masalara haritalar serilerek tartışılıyordu.

* * *

Yıl 1934. İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, düşman askerlerinin 162 bin ölüsüne karşın bizim yaklaşık 110 bin şehit verdiğimiz Çanakkale savaşlarının yıldönümü için yöreye gidecek ve dünyaya hitap eden bir nutuk söyleyecek. Atatürk bu olayı önemsiyor...

Ve Şükrü Kaya’yı yanına çağırıp direktif veriyor:

"Orada güzel bir nutuk vereceksin. Aziz şehitlerimizi de ziyaret edeceksin. Yalnız, nasıl bir nutuk söyleyeceksin? Ben söyleyeyim. Mehmetçik abidesinin başında dilinin bütün talakatıyla (açıklığı ile) konuşacaksın. Siz göğüslerinizi çelik kalelere siper etmeseydiniz bu doğa aşılır, İstanbul işgal edilir, vatan toprakları istilaya uğrardı diyeceksin. Hayır, hayır... Sen dünyaya da hitap edeceksin. Çanakkale’de yalnız bizim şehitlerimizi değil, bu toprak üstünde kanlarını döken insanları da, o kahraman savaşçıları da hürmetle, saygıyla anacaksın..."

Ve Atatürk, Şükrü Kaya’ya bizzat el yazısıyla hazırladığı bir not iletti ve ekledi:

"Bunu orada aynen okuyacaksın."

El yazılı notunu İçişleri Bakanı’na verdi ve bir zamanlar savaştığı düşman askerleri için yazdığı bu sözler Atatürk adına Çanakkale’de okundu, tarihe altın harflerle geçti:

"Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz.

Sizler Mehmetçiklerle koyun koyunasınız.

Uzak diyarlardan (İngiltere, Fransa, Hindistan, Nepal, Afrika, Yeni Zelanda, Avustralya) evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır.

Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."

Prof. Dr. Hikmet Özdemir dört dörtlük, belgelerden ve yerli yabancı devlet arşivlerinden oluşan bir kitap yazmış, Çanakkale cephesinde komutan Atatürk ve onun evlatları olan Mehmetçiği anlatmış.

Ellerine sağlık.

Bu kitabı lütfen okuyunuz.

6 Ağustos 2007 Pazartesi

Hiroşima'nın 62. yıldönümü



Hiroşima'nın 62. yıldönümü II. Dünya Savaşı sırasında ABD Japonya'ya attığı atom bombalarıyla toplamda 360 binden fazla kişinin ölümne neden olmuştu.

İnsanlık dramının yıldömünden çarpıcı fotoğraflar

Bundan 62 yıl önce bugün yerel saatle 08.15'te, ABD Hava Kuvvetlerine ait "Enola Gay" adlı B-29 bombardıman uçağı, Japonya'nın Hiroşima kentine "little boy" (küçük çocuk) adı verilmiş bir atom bombası attı. İnsanlık tarihi boyunca ilk kez Hiroşima'da kullanılan ve 15 bin tonluk TNT’nin patlayıcı gücüne eşdeğer bu atom bombası, resmi kaynaklara göre 140 bin kişinin ölümüne, onbinlerce insanın da radyasyondan ağır şekilde etkilenmesine neden oldu. Kentin yüzde 60'ı haritadan silindi, kent üzerinde 13 kilometrekarelik bir radyasyon bulutu oluştu.

Hiroşima'ya bomba atılmasından üç gün sonra, 9 Ağustos 1945'te, bu kez Nagazaki kentinin insanları atom bombası ile tanıştı. Amerikan “Bockscar” isimli B-29 Superfortess uçağı, "Fatman" (Şişman Adam) adlı ikinci nükleer bombayı Nagazaki semalarından kentin üzerine bıraktı. Patlama gücü 21 bin tonluk TNT’ye eşit olan "Şişman Adam", ilk anda 100 bin kişiyi öldürdü.

ABD tarafından Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombaları, 360 bin kişinin ölmesine, onbinlerce insanın da kalıcı yaralar edinmesine neden oldu. ABD, atom bombalarını Japonya’nın Pearl Harbor Limanı'na yaptığı baskının intikamını almak ve İkinci Dünya Savaşı'na son vermek için kullandığını açıkladı. Japonya, Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombalarının ardından 14 Ağustos 1945'te Müttefik ülkelere teslim olduğunu açıkladı.

Hiroşima, 6 Ağustos 1945'ten sonra, bir "barış şehri" olarak yeniden inşa edildi. Bombanın yıktığı alanda, ayakta kalan ilk bina "Hiroşima Barış Anıtı" olarak seçildi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da, Hiroşima'da yaşamını yitirenler için anma töreni düzenlendi. Bombanın düştüğü yer yakınında kurulan Barış Parkı'nda binlerce insan biraraya gelerek, bombalamada yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşunda bulundu.

NASA'ya göre Türkiye'nin büyük bölümü 2040 yılında çöl olacak


Nasa'ya göre Türkiye'nin, kara yüzeyinin yüzde 90’ında çeşitli şiddetlerde erozyon görülüyor ve verimli topraklar da hızla kaybediliyor.

Türkiye’de son 40 yılda Van Gölü’nün 3 katı, Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü’nün 25 katı oranında sulak alan yok olurken, kara yüzeyinin yüzde 90’ında çeşitli şiddetlerde erozyon görülüyor ve verimli topraklar da hızla kaybediliyor.

AA muhabirinin Doğal Hayatı Koruma Vakfı-Türkiye ve TEMA’dan aldığı bilgilere göre, küresel ısınma ve bilinçsiz tarımsal sulama yüzünden Türkiye’nin sulak alanları ve birbirini tetikleyen sorunlar yüzünden verimli toprakları kaybediliyor.

Türkiye’de kaybedilen sulak alanların boyutu küçümsenmeyecek kadar büyük... Yaklaşık 1 milyon 250 bin hektarlık kuruyan alan, Marmara Denizi’nin yüzölçümüne eşit. Sözkonusu kaybın Van Gölü’nün 3 katı, Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü’nün 25 katı, ülkenin en önemli göllerinden olan Tuz Gölü’nün ise 9 katından fazla olması dikkat çekiyor.

BÖYLE GİTMEMELİ...

NASA’nın yaptığı araştırmaya göre, erozyonun şiddetlenerek devam etmesi ve etkili tedbirler alınmaması halinde Türkiye’nin büyük bir bölümü 2040 yılında çöl olacak.
Erozyonla baraj göllerinin dibine yığılan topraklar, barajların doğal ömrünü yüzde 50 oranında azaltabiliyor. Bunun sonucunda yüksek değerde hidrolojik enerji ve kullanma suyu kayıpları meydana geliyor. Örneğin, dünya barajlarına erozyonla getirilip depolanan topraklar, enerji ve kullanma suyu bakımından yılda 6 milyar dolarlık bir zarara neden oluyor. Türkiye’de bunun tipik örneği Keban Barajı’nda görülüyor.
Türkiye’de 15 barajın (Altınapa, Bayındır, Buldan, Çaygören, Selevir, Çubuklu, Demirköprü, Hirfanlı, Karamanlı, Kartalkaya, Kemer, Kesikköprü, Seyhan, Sürgü, Yalvaç) ömürlerinin tahmin edilenden önce dolmuş ya da dolmak üzere olduğu vurgulanıyor. Bunlara ek olarak ülke ve bölge için büyük önem taşıyan Keban, Karakaya ve Atatürk barajlarında da tehlike çanları çalıyor.

-GERİ KAZANMAK KOLAY OLMUYOR...

Kaybedilen sulak alanlar ve verimli topraklar ekonomik açıdan büyük çapta zarara yol açarken, geri kazanımları kolay olmuyor.
Sulak alanları geri kazanmak, kuruyan gölleri eski haline getirmek için yüzlerce yıl gerekiyor. Örneğin Konya’da yeraltı su seviyesi giderek düşüyor. İçilebilir özellikteki temiz yeraltı suyu ile Tuz Gölü arasında kot farkı 15 metreye kadar indi.
Önceden 50 metrenin üzerindeki farkın 15 metreye kadar inmesi tehlikeyi beraberinde getiriyor. Böyle giderse 5-6 yıl sonra Tuz Gölü’nden yer altı suyuna doğru akış başlayacak ve temiz su tamamen bozulacak. Bu durumda da hayatın biteceği Konya Kapalı Havzası’nda yeraltı suyunun temizlenmesi için 1400 yıl gerekecek.
Aynı şekilde üretilemeyen bir kaynak olan verimli toprağın 1 santimetresi ortalama 500 yılda oluşuyor. Tarım yapılabilmesi için gereken minimum 40 santimetrelik toprağın oluşması ise ortalama 20 bin yılda gerçekleşiyor.
1 ton buğday elde edilmesi için bin ton, 1 porsiyon bonfilenin yenecek
halde sunulabilmesi için (hayvanın büyümesi, beslenmesi vb.) 9 bin 800 litre, 1 pilicin yenebilir hale gelmesi için 1200 litre, 1 kilo ekmek için 400-1200 litre suya gereksinimin duyulduğu günümüzde kaybedilen ülke suyu ve toprağı için harekete geçmenin önemine işaret ediliyor.. Yıllardır sulak alanların kuruduğu ülkede bilinçlenmenin, büyük kentlerde su kesintilerine gidilmesiyle başladığını belirten WWF-Türkiye ve Tema Vakfı yetkilileri, "40 yılda 1,25 milyon hektar alanı kaybettik. Halen kayıplar sürüyor. Kişi başına düşen su azaldı, topraklarımız verimini kaybetti. Artık ülkede daha ciddi önlemlerin alınması gerekiyor" dedi.
Haber: AA

2 Ağustos 2007 Perşembe

Oy halkım oy!




Oy halkım oy!melih aşık /alıntı..milliyet

Akşam'dan Ali Ekber Ertürk seçim sonuçlarına ilişkin ilginç bir araştırma yapmış. Seçim öncesi ortaya çıkan yolsuzluk ve yolsuzluk iddialarının sonucu nasıl etkilediğini incelemiş.
Hatay: AKP Hatay Milletvekilleri Fuat Geçen ve Mehmet Eraslan, son üç yılda bu ildeki 300'ye yakın ihalenin 271'inin AKP yöneticilerine verildiğini... İhalelerin paylaşımını AKP Grup Başkanvekili Sadullah Ergin'in yaptığını ileri sürdüler. Buna rağmen Sadullah Ergin'e bir şey olmazken Fuat Geçen partiden ihraç edildi. Sonuç: AKP'nin 2002'de yüzde 29.88 olan oyu bu seçimde yüzde 40.8'e yükseldi.
Nevşehir: AKP Nevşehir Milletvekilleri Mehmet Elkatmış ve Osman Seyfi, belediyede ihale yolsuzluğu yapıldığını belgelediler. Her iki milletvekili listeye alınmadı, AKP'nin bu ildeki oy oranı yüzde 43.63'ten yüzde 55.7'ye çıktı.
Çorum: İçişleri Bakanlığı müfettişleri, belediyenin rüşvet karşılığı kat artırım hakkı verdiği iddiasıyla soruşturma açtı. Belediye Başkan Yardımcısı Selim Sever'in odasındaki kasada 'AKP İl Başkanlığı' yazılı zarf içinde toplam 372 bin YTL'lik çekler bulundu. AKP'nin bu ildeki oyu yüzde 48.43'ten yüzde 57.3'e yükseldi.
Ağrı: AKP Ağrı Milletvekili Cemal Kaya, yolsuzluk yaptığı, haksız olarak ihale aldığı iddiaları üzerine milletvekilliğinden istifa etmek zorunda kaldı. Yargılandı, mahkûm oldu ancak cezası ertelendi. Kaya bu seçimde yeniden milletvekili seçildi. Partisinin oyu yüzde 17.70'ten 63'e fırladı.
Sinop: AKP Sinop Milletvekili Cahit Can, İl Başkanı Dursun Demirel'i ihale komisyonculuğu yapmakla suçladı. Demirel yeniden il başkanı seçilirken Cahit Can listeye alınmadı. Partinin oyu yüzde 32.46'dan yüzde 44'e çıktı.
Samsun: Ortaya çıkan yolsuzluklardan dolayı çok sayıda üst düzey belediye görevlisi yargılandı, bazıları tutuklandı. AKP'nin bu ildeki oyu yüzde 44.84'ten yüzde 57.9'a fırladı...
NOT: AKP'nin oy artışı elbet birebir yolsuzluklara bağlı değildir. Ama sonuç en azından yolsuzlukların oy kaybettirmediğini gösteriyor.


Soru: AKP merkez sağın yeni partisi midir?
Yanıt: Eskilere oranla halkı nasıl sağacağını görmeden kesin bir şey söylenemez...
Haldun Ertem

31 Temmuz 2007 Salı

Atatürk - Jefferson/melih aşık milliyet

Melih AŞIK Açık Pencere


Atatürk - Jefferson
Amazon.com adlı kitap sitesinde, "Jefferson and Ataturk: Political Philosophies" adlı kitap, okurumuz Ahmet Parasız'ın gözüne ilişmiş.
Türkçe çevirisi "Jefferson ve Atatürk: Siyasi filozoflar"... Yazarı: Garrett Ward Sheldon...
Kitabın tanıtımında:
"Bu kitap Amerika'nın kurucularından Thomas Jefferson ile modern Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün siyaset teorilerinin karşılaştırmalı incelemesidir" deniyor. Bu iki tarihi ismin, ulusal bağımsızlık savaşı, cumhuriyet, din özgürlüğü, halk eğitimi ve ekonomi konularındaki düşünce ve uygulamalarındaki benzerlikler üzerinde duruluyor. Batı ve Ortadoğu üzerindeki etkileri anlatılıyor.
Tanıtım sayfasında Dr. J. E. Botton adlı bir okurun mektubu dikkati çekiyor. Bu okur diyor ki:
"Kitabı okumakla birlikte Atatürk'e daha az yer verilmesine üzüldüm.
Atatürk, Jefferson gibi sadece İngiltere'ye karşı değil, onun yanında Fransa, İtalya, Rusya ve Yunanistan'a karşı da savaşmıştır. Ülkeyi Osmanlı Sultanı ve Halife'den kurtarmıştır. 15 yıl gibi kısa bir sürede eğitimde devrim yapmış, Latin alfabesine geçmiş, din ve devlet işlerini ayırmıştır.
Atatürk, George Washington'un askeri başarısını, John Adams'ın siyasi maharetini ve Jefferson'un Rönesans kalitesini sergilemiştir. Bir zamanlar düşmanı olan Venizelos'un O'nu Nobel Ödülü'ne aday göstermesi de hatırlanmalıdır..."
* * *
Eloğlu, Atatürk'ü böylesine yüceltmeye çalışırken... Bizde de Atatürk'ü Anayasa'dan çıkarma kampanyası başlatıldı. Bedhah mı arıyorsunuz?


AKP hükümeti bu yıl 1.8 milyon aileye ücretsiz kömür dağıtmış. Bu da en az 3.5 milyon "demokratik oy"a tekabül ediyor...
Haldun Ertem


Mesrob
Bodrum'da Diyanet İşleri Başkanlı'ğından bir okurumuz:
- Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül neden Diyanet İşleri Başkanı'nı Bodrum'da ağırlamıyor, diye soruyor...
Ne alaka? Okur devam ediyor:
- Bu haftaki Agos gazetesinde çıktı. Mustafa Sarıgül, Ermeni Patriği ll. Mesrob'u 17 - 19 Temmuz tarihleri arasında Bodrum'da Anemon adlı yatta ağırlamış... Biz neden böyle davetler almıyoruz?
Davet beklentisini böylece Sarıgül'e iletmiş olalım...




Salih'in hali!..
'Meclis'e yeni giren milletvekilleri içinde 70 işadamı olmasına karşılık sadece 5 işçi temsilcisi yer alabilmiştir. Bu dengesiz durum sendika camiasını üzmüştür. İşçi kesiminin Meclis'te yeterince temsil edilmemesi sebebiyle parlamentodan çalışanlar aleyhine yasalar geçebileceğinden kaygılıyız.'
Kime mi ait bu sözler? Hemen söyleyelim; seçim öncesi, "Hangi partiden olursa olsun, sendikacı, işçi ve sendika uzmanı adayları etkin bir şekilde destekleyeceğiz" diye açıklama yapan... Bizim de bu açıklamasını 23 Mayıs günkü köşemizde, "Yani... Kim sendikacıya koltuk verirse o desteklenecek. Partilerin sağcı, solcu olması, programlarında emekçilere ağırlıp verip vermemesi önemsenmeyecek. Solu desteklememek ve oyları partiler arasında dağıtmak için zekice bir buluş!" diyerek eleştirdiğimiz Türk - İş'in Genel Başkanı Salih Kılıç'a...
* * *
Geçmiş ola Salih Bey. Sayenizde atı alan Üsküdar'ı geçti. Meclis'te işveren var, doktor var, hırsız var, katil var, sporcu var, hoca var... Var oğlu var. Ama işçi yok.
Artık eserinizle övünebilir!.. Bu arada da zevahiri kurtarmak için bol bol timsah gözyaşı dökebilirsiniz. Tekrar geçmiş ola!

28 Temmuz 2007 Cumartesi

mektup/ Kıymet Nadir BİNDEBİR-(tamamı)

GÜLÜT...




ANKARA- Evladım, sen artık Türk değil ��Türkiyeli��sin. 16 milyon kişinin oyuyla yeniden iktidar olan parti öyle buyuruyor. Biz artık Türk Milleti değil, hepimiz Türkiyeliyiz.

Kendinden bahsederken de sakın �vatansever� kelimesini kullanma, çete mensubu olmakla suçlanabilirsin, başın derde girebilir. Milliyetçilik, ulusalcılık gibi söylemlerde de bulunma ırkçılıkla suçlanabilirsin. Ülkeyi ne kadar sevdiğinden, ülkeye bağlılığından kimseye sözetme, ��bu topraklar edebiyatı�� yapmakla suçlanırsın, ciddiye alınmazsın. Zaten vatan dediğin nedir ki, imara açılabilir Hazine arazisi, satılabilir liman, para karşılığı devredilebilir nehir, maden falan demektir. Ha unutmadan, büyükdedenin Çanakkale, Suriye, Kafkas cephelerinde çekilmiş subay üniformalı resimleriyle Atatürk takvimini de indir duvardan. Kendini suçlu hissetmemen açısından söylüyorum yani. Bakışlarından rahatsız olabilirsin.

Bundan sonra PKK�lılar haraç almaya geldiğinde onlara iyi davran. Ödemelerini yap, bir de yemek ısmarla. Öcalan posteri, PKK bayrağı verirlerse kabul et. Artık Meclis�te ��PKK ile aramıza mesafe koyamayız�� diyen, Türkçeyi kabız konuşabilen milletvekilleri tarafından alenen temsil ediliyorlar. Bölünmüş, Güneydoğusu�nda Kürdistan yazan Türkiye haritası açarlarsa itiraz etme. ��Büyük Ortadoğu Projesi böyle bir harita gerektirmektedir�� de ve kabullen.

Yavrum, artık kibar, zarif, efendi, çelebi, dürüst, namuslu olmana da gerek yok. İstediğin zaman argo konuşabilir ve hatta küfredebilirsin. Kendini tutamadığında ya da etrafta seni durduracak birileri olmadığında karşındakine tekme tokat da girişebilirsin. Karşı çıkanı ez, döv, parçala, hayatı zindan et. Emin ol hiçkimse yaptıklarının hesabını sormayacaktır. Yasalar ancak onlara uyanlar için vardır. Türkiye�de yasalar kişinin maddi gücüne bağlı olarak esnetilebilir, değiştirilebilir. Yapabilirsen kendine hemen bir silah edin, gücün daha da �tartışılmaz� hale gelir.

Sana rüşvet, komisyon, bahşiş teklif edildiğini anlarsan sakın direnme, biraz pazarlıkla fiyatını arttırmaya bak ve verilen avantayı hemen kabul et. İnan ki hiç bir sakıncası yok. Tersine, rüşvet almak, çalmak artık insana saygınlık kazandıran, gücüne güç katan faziletler. Bu ülkenin yarısı sadece maddiyata tapınıyor artık. Maddiyatın kaynağı önemli değil. Servetini uyuşturucu, silah, kadın satarak, rüşvet alarak edinmiş olabilirsin. Bundan utanma. İnsanların dini inançlarını kullanarak büyük miktarda paralar da toplamış olabilirsin, bunu da vicdan meselesi yapma. Hiç sorun değil. Bütün yapman gereken bir banka kurarak �kara� paranı aklamak olacaktır. Hesap sormaya cesaret eden olamaz. Olursa eğer ��Ben soyguncu değilim�� dersin, ��Banka soymadım, banka kurdum��. Namustu, dürüstlüktü, boşver bunları. Turgut Özal�dan beri para etmiyor bu hasletler.

Küreselleşmeye, özelleştirmelere, yabancılara satışlara karşı çıkma. Ülkenin bankaları, petrol yatakları, madenleri, nehirleri, limanları, barajları satıldı zaten. Biraz yakılacak orman, biraz da imara açılabilecek kamu arazisi kaldı ki; buraların satışı konusunda da spekülatif hareketlerde bulunabiliyorsan bulun, bulunamıyorsan yabancılara satışına aracılık et. ��Komisyonculuk bana göre iş değil�� diyorsan biraz kredi bul bir gemi al, deniz nakliyatına el at. ��Rant�� konusunda yaratıcı ol. Farzet ki bu toprağın üzerindeki herşey yabancılara satıldı, şunu bil ki hala satılacak birşeyler vardır. Dön toprağın altına bak. Tarihi eserleri satabilir, müzeleri özelleştirebilirsin. O da mı bitti? Ülkeyi işgal eden bunca emperyalistin köleye/hizmetçiye, başka ülkelerde kırdıracak askere ihtiyacı olacaktır. İnsan pazarla.

Her tercih bir vazgeçiştir oğlum. 16 milyon seçmen yanılıyor olamaz. Vardır bir bildikleri. 16 milyon kişi dinin insan gırtlağına bastığı bir hayat tarzı istiyor. 16 milyon kişi kadınların eve kapatılıp aksesuar niyetine kullanıldığı bir hayat istiyor. Gümbür gümbür ezan sesleriyle, içkisiz, müziksiz, eğlencesiz, tesettürlü yaşamak istiyor. Gittikçe karararak yaşamak istiyor. Uymak zorundasın oğlum. Bundan böyle bira yerine elma suyu iç, biraz da namaz figürü öğren. Takıyye yapmanda bir sakınca yok. Elma suyu içer gibi yapıp bira içmen, figürleri doğru yapıp kulağında ipodla namaz kılman da mümkün. Önemli olan dışarı verdiğin resimdir, kafanın içinde ne var, yeteneklerin nedir, bilgin ne düzeydedir, uzmanlığın ne derecedir bunların önemi yok artık. Güç sahiplerine yanaş, onlardan bulaşacak güçle kendini daha da güçlendir.

Hiçbir zaman ��Ben torpil, tavassut istemem�� demek gibi bir enayilik yapma. Herzaman kendin için ayrıcalık talep et. Güçlü yakınların olduğunu iddia et. Güçlünün önünde eğil, bükül.

Ben Yeni Zelanda�da bir çocuk bakıcılığı işi buldum, oraya gidiyorum. Dolapta zeytinyağlı fasulya var, kavrulmuş kıyma buzlukta. Yol parası için senin okul taksitini de bankadan çekmek zorunda kaldım, kusura bakma. Sen de kendine bir iş bul artık. Son iki ayın kirası ödenmemişti bir icabına bakıver. Hukuk okumayı bırakıp iş hayatına atılsan daha pragmatik bir seçim olabilir diye düşünüyorum.

Ben kadınların kıçındaki selülitin, kimin kimle yattığının haber olduğu tv programlarına daha fazla dayanamayacağım. Ucuz, tapon Çin mallarına, adam yerine soyguncuya, magandaya alıştırılmış ahalinin yeni Meclis�i oluşturma tercihine sonsuz saygı duyuyorum. Sen de benim kaçma hakkıma saygı duy lütfen. Tencerede biraz musakka var, bozulmasın. İktidar partisine git, �yardıma muhtaç seçmen� kaydı yaptır. Oradan biraz yiyecek kolisi falan gelir idare edersin.

İşimi yoluna koyunca davetiye gönderir seni de aldırırım Yeni Zelanda�ya, ama sen en iyisi bul bi hacı kızı evlen. Sırtın yere gelmez. Baktın olmadı, ya memlekette cirit atan Hristiyan misyonerlere yanaş kilise sana baksın, ya da bir proje üretir gibi yap AB�den, Soros vakıflarından biraz para kap. Benim aklımda yıllardır ��Bok kenefe düştüğünde su sıçramasını engelleyecek köpük icadı�� projesi vardır mesela, bu projeyi hayata geçirebilir, paraya tahvil edebilirsin. Her işin başı maddiyat evladım.










dış rüzgarlar...melih aşık/milliyet

Batı'da kimi gazeteciler "Türkiye'de demokrasi kazandı" yorumunu yapıyor. Ama başka yorumlar da var... Örneğin Kanada'da yayımlanan "Ottowa Citizen" gazetesinde yazan David Warren, "Atatürk'ü Özlemek" başlıklı yazısında "Türkiye'de laik sürecin sona ermekte olduğuna ilişkin her türlü belirti mevcuttur" derken sonunu şöyle noktalamakta: "Gerçekçi olalım, İslam ülkelerinde bizimki gibi bir demokrasi kurulacağını hayal etmekten vazgeçelim."
* * *
İsrailli Türkiye uzmanı bir akademisyen olan Barry Rubin de benzer görüşü paylaşıyor. Radikal'de yayımlanan son yazısında Rubin şöyle diyor:
"AKP'nin yankı uyandırıcı zaferi, Atatürk'ün 1920'lerde laik bir devlet olarak şekillendirdiği Türkiye Cumhuriyeti'nin sonu anlamına geliyor."
* * *
Lübnan'da çalışan Hollandalı gazeteci Harold Doornbos da benzer görüşler içinde. Diyor ki:
- Türkiye'de seçmenin yüzde 46'sı oyunu İslamcılara verdi. Anlamı Atatürk'e elveda ve laikliğin sonudur... Türkiye dünyada ezilen milyonlarca Müslüman için örnek ülke olabilirdi. Artık olmayacak... Bana din ve siyasetin birbirine karıştırıldığı Afganistan, İran, Somali, Pakistan, Suda, Lübnan gibi ülkelerden bir tekinin başarılı olduğunu söyleyebilir misiniz?


Abdullah Gül'ün adaylığı piyasa için riskmiş.
Laik Anayasa için de öyle ama önemli değil, önemli olan piyasa...
Haldun Ertem

Para - borsaile ilgili herşey

sitene html kodları

HTML KODLARI SEÇ BEĞEN

arama motoruna ücretsiz kayıt

URL Submitter - URL Kay�t
Google AllTheWeb BuildTurkey
InfoTiger Rediff ScrubTheWeb
EntireWeb ExactSeek Splatsearch
WhatUseek TrueSearch GigaBlast
-------------------------------------------------------------

ARAMA MOTORLARINA DİREK KAYIT

URL KAYDET. 1. http://search.yahoo.com/info/submit.html Yahoo! Search 2. http://search.msn.com/docs/submit.aspx?FORM=WSDD2 MSN 3. http://www.google.com/intl/en/addurl.html Google 4. http://www.about.com/gi/pages/homehc.htm#c4 About 5. http://www.dmoz.org/add.html Open Directory 6. http://www.accoona.com/submit.html Accoona 7. http://www.exactseek.com/add.html ExactSeek 8. http://www.scrubtheweb.com/addurl.html ScrubTheWeb 9. http://www.snap.com/about/site.php?last_link_type=about Snap 10. http://www.searchsight.com/submit.htm SearchSight 11. http://www.searchit.com/addurl.htm SearchIt 12. http://www.buzzle.com/suggest_basic2.asp Buzzle 13. http://www.entireweb.com/free_submission/ EntireWeb 14. http://www.whatuseek.com/addurl-secondary.shtml What U Seek 15. http://www.ezilon.com/ezilon_url_submission.htm Ezilon 16. http://www.gimpsy.com/gimpsy/searche...check_free.php Gimpsy 17. http://www.dirone.com/add_link_m.php dirOne 18. http://www.websquash.com/cgi-bin/sea...l?Mode=AnonAdd WebSquash 19. http://www.abilogic.com/how-to-suggest-a-site.php AbiLogic 20. http://addurl.amfibi.com/ Amfibi 21. http://www.01webdirectory.com/submit.htm 01WebDirectory 22. http://www.netinsert.com/en/insert.html NetInsert 23. http://www.mavicanet.com/ MavicaNET 24. http://www.searchhippo.com/addlink.php SearchHippo 25. http://www.worldsiteindex.com/ World Site Index 26. http://www.dailyorbit.com/add.htm DailyOrbit 27. http://www.nationaldirectory.com/addurl/ NationalDirectory 28. http://www.tygo.com/websites/FreeSubmitURL.aspx TYGO 29. http://www.mixcat.com/addurl.php MixCat 30. http://www.aeiwi.com/submit.html Aeiwi 31. http://www.illumirate.com/add_your_site_exp.cfm IllumiRate 32. http://www.infotiger.com/addurl.html Info Tiger 33. http://www.towersearch.com/addurl.php TowerSearch 34. http://www.splatsearch.com/submit.html SplatSearch 35. http://www.subjex.net/submit_url.html Subjex 36. http://www.qango.com/dir/addurl.html Qango 37. http://www.zeezo.com/Listings/New.aspx Zeezo 38. http://www.canlinks.net/addalink/ CanLinks 39. http://www.webbieworld.com/signup.asp WebbieWorld 40. http://www.searchking.com/add_new.htm SearchKing 41. http://www.amray.com/cgi/amray/addurl.cgi AMRAY 42. http://www.go4.it/listing.asp Go4.it 43. http://www.cipinet.com/addurl.html Cipinet 44. http://www.hedir.com/submit-help.html Hedir 45. http://www.walhello.com/addlinkgl.html Walhello 46. http://www.linketeria.com/submitsite.htm Linketeria 47. http://www.claymont.com/login/login.asp?img=y Claymont 48. http://www.jdgo.com/add.html JDGO 49. http://www.spheri.com/tc143as.php?sid=0 Sphericom 50. http://www.kaspie.com/web.html Kaspie